COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ENGĐN – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no. 6194/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
ENGĐN – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 6194/04 no’lu davanın nedeni Ezgin Engin adlı  
T.C. vatandaının (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 5 Ocak 2004  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin (“AĐHS”)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından M. A. Kırdök ve M. Kırdök  
tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVA KOULLARI  
Bavuran 1975 doğumludur ve halen Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde tutukludur. 7 Mayıs  
1997 tarihinde yasadıı DHKP-C örgütünün faaliyetlerinde yer aldığı üphesiyle yakalanarak  
gözaltına alınmı, 10 Mayıs 1997 tarihinde Đstanbul DGM hakimi tutuklanmasına karar  
vermitir.  
20 Mayıs 1997 tarihinde Đstanbul DGM savcısı bavuranı baka bir sanıkla birlikte, eski  
TCK’nın 146/1 maddesi uyarınca Anayasal düzeni bozmaya teebbüsle suçlayan bir  
iddianame sunmutur.  
27 Eylül 2001 tarihinde Đstanbul DGM bavuranı suçlandığı üzere mahkûm etmive  
ölüm cezasına çarptırmıtır.  
14 Mayıs 2002 tarihinde Yargıtay, ilk derece mahkemesi kararını bozmu, karar yeniden  
görüülmek üzere DGM’ye gönderilmitir.  
25 Aralık 2003 tarihinde Đstanbul DGM bavuranı ikinci kez aynı suçtan mahkûm etmiꢀ  
ve ömür boyu hapis cezasına çarptırmı, karar 5 Temmuz 2004 tarihinde Yargıtay tarafından  
tekrar bozulmutur.  
5190 sayılı ve 16 Haziran 2004 tarihli yasanın 30 Haziran 2004 tarihinde Resmi  
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte devlet güvenlik mahkemeleri  
kaldırıl, bavuran hakkındaki dava dosyası Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne  
gönderilmitir.  
Dava dosyasında yer alan bilgilere göre, dava halen Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde  
derdesttir.  
Yargılama boyunca ilk derece mahkemeleri bavuranın tutukluluk halini her duruma  
sonunda, kendi gerek görmeleri ya da bavuranın talebi üzerine incelemi, ancak delillerin  
durumu ve dava dosyası içeriğini dikkate alarak tutukluluğun devamına karar vermilerdir.  
1
ENGĐN – TÜRKĐYE KARARI  
HUKUK  
I. AĐHS’nin 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS'nin 5/3 maddesine dayanarak hakkında yürütülen yargılama süresinin  
haddinden fazla olduğunu öne sürmütür.  
Hükümet bavuranın görüüne karı çıkmıve bavurunun AĐHS'nin 35/1 maddesi  
uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmemiolması nedeniyle reddedilmesini talep etmitir.  
Hükümet bu bağlamda, bavuranın tutukluluk halinin devamına itiraz etmediğini  
savunmutur.  
Bavuran, etkisiz olduğunu düündüğü için sözkonusu yola bavurmadığını ifade  
etmitir.  
AĐHM ayrıca daha önce benzer davalarda Hükümetin sözkonusu itirazını inceleyip  
reddettiğini kaydeder (bkz. özellikle Koti vd. – Türkiye, no. 74321/01; Mehmet ah Çelik –  
Türkiye, no. 48545/99; Tamamboğa ve Gül – Türkiye, no. 1636/02). AĐHM sözkonusu davada  
bu içtihadından ayrılmasını gerektirecek özel koullar tespit etmemitir. Dolayısıyla  
Hükümetin itirazını reddeder.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun açıkça dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, bavurunun baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
Bavurunun esasına ilikin olarak Hükümet, özellikle bavuranın kaçma ve baka suçlar  
ileme tehlikesi göz önüne alındığında bavuranın tutuklu yargılanma süresinin makul  
olduğunu savunmutur.  
Bavuran iddialarında ısrarcı olmutur.  
AĐHM, sözkonusu davada üç tutukluluk dönemi bulunduğunu gözlemler. Birinci dönem  
bavuranın gözaltına alındığı 7 Mayıs 1997 tarihinde balayıp Đstanbul DGM’nin 27 Eylül  
2001 tarihli mahkûmiyet kararıyla sona ermitir. Sözkonusu tarihten Yargıtay’ın 14 Mayıs  
2002 tarihli bozma kararına kadar olan süreyi bavuran, AĐHS’nin 5/1 (a) maddesi  
bağlamında “yetkili bir mahkemece mahkûm edildikten sonra” hükümlü olarak geçirmitir.  
Buna göre birinci dönem yaklaık 4 yıl 5 ay sürmütür. Đkinci dönem Yargıtay’ın ilk derece  
mahkemesi kararını bozduğu 14 Mayıs 2002 tarihinde balayıp Đstanbul DGM’nin bavuranı  
ikinci kez mahkûm ettiği 25 Aralık 2003 tarihinde sona ermitir. Buna göre ikinci dönem  
yaklaık 1 yıl 7 ay sürmütür. Üçüncü tutukluluk dönemi Yargıtay’ın ilk derece mahkemesi  
kararını tekrar bozduğu 5 Temmuz 2004 tarihinde balamıolup, dava dosyasındaki bilgilere  
göre bavuran halen tutuklu durumdadır. Buna göre üçüncü dönem hâlihazırda 5 yıl 2 aydan  
fazla sürmütür. Dolayısıyla bavuranın toplam tutukluluk süresi 11 yıl 2 ayı geçmitir.  
AĐHM, somut bavurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz. Tutar – Türkiye, no. 11798/03;  
Solmaz – Türkiye, no. 27561/02).  
2
ENGĐN – TÜRKĐYE KARARI  
Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AĐHM, somut davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı  
kanaatindedir. Konu ile ilgili içtihadını dikkate alarak somut davada bavuranın tutuklu  
yargılanma süresinin aırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3 maddesine aykırı olduğu görüündedir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat ve yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran 20,000 Euro manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmutur. Ayrıca  
avukatlık ücreti olarak 5,900 TL (yaklaık 2,680 Euro) ve AĐHM önündeki davada yapılan  
kırtasiye, tercüme ve posta gibi giderlere karılık olarak 260 TL (120 Euro) talep etmitir.  
Temsilcisine yaptığı ödemenin faturasını ibraz etmi, ancak diğer masraf ve harcamaları  
belgelendirmemitir.  
Hükümet taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM, bavuranın sadece ihlal tespiti ile yeterli olarak tazmin edilemeyecek manevi  
zarara uğradığını kabul etmektedir. Dava koulları ve içtihadını dikkate alarak bavurana  
9,200 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun bulmaktadır.  
Ayrıca, taraflarca sunulan bilgilere göre bavuran hakkında yürütülen yargılama halen  
devam etmektedir. Bu koullar altında AĐHM, tespit ettiği ihlale son verilmesi için uygun  
yolun, adaletin düzgün iletilmesinin gerekleri dikkate alınarak bavuran hakkında devam  
eden yargılamanın mümkün olan en ivedi ekilde sonuçlandırılması ve/veya bavuranın  
sözkonusu yargılamada karar verilene kadar tahliye edilmesi olacağı kanaatindedir (bkz.  
mutatis mutandis, Yakıan – Türkiye, no. 11339/03; Batmaz – Türkiye, no. 34497/06).  
Yargılama masraf ve giderlerine ilikin olarak AĐHM, içtihadına göre bir bavuranın,  
ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢀ  
ise bunları geri almaya hak kazandığını kaydeder. Sözkonusu davada elindeki bilgileri göz  
önünde bulundurarak bavurana bu balık altında 1,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.  
B. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
3
ENGĐN – TÜRKĐYE KARARI  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) Savunmacı devletin bavurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına  
çevrilmek üzere:  
(i) 9,200 (dokuz bin iki yüz) Euro manevi tazminat;  
(ii) 1,000 (bin) Euro yargılama masraf ve giderleri;  
(iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 13 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
4