1. Yaꢀam hakkının korunmadığı iddiası
AĐHM, 2. maddeyle ilgili olarak kararlarında belirlemiꢀ olduğu temel ilkeleri
hatırlatmaktadır (bkz, McCann ve Diğerleri / Đngiltere, A Serisi no. 324, Çakıcı / Türkiye, no.
23657/94, Finucane / Đngiltere, no. 29178/95, Orhan / Türkiye, no. 25656/94 ve Bazorkina /
Rusya, no. 69481/01). AĐHM, ayrıca, 2. maddeye iliꢀkin içtihadında, kendisinden uzun süre
haber alınamadığı takdirde kiꢀinin ölmüꢀ olma ihtimalinin giderek artacağı ꢀeklinde
yorumlandığını hatırlatmaktadır (Tahsin Acar / Türkiye, no. 26307/95). AĐHM, sözkonusu
davayı bu ilkeler ıꢀığında inceleyecektir.
AĐHM, kanıtları değerlendirirken “makul ꢀüphenin ötesinde” standardını
uygulamaktadır. AĐHM’nin içtihadına göre, böyle bir kanıt yeterince güçlü, açık ve anlamlı
çıkarımların veya çürütülemeyen benzer karinelerin varlığı ile ortaya konabilir. Ayrıca, belirli
bir sonuca ulaꢀmak için gerekli ikna seviyesi ve, bu bağlamda, ispat yükümlülüğünün hangi
tarafa ait olduğu, özü itibariyle olayların kendine has özellikleri, iddianın niteliği ve AĐHS ile
güvence altına alınan hakkın niteliği ile bağlantılıdır. Bu bağlamda, deliller toplanırken
tarafların takındığı tutum dikkate alınmalıdır. AĐHM, ayrıca, Sözleꢀmeci Devletlerden birinin
temel hakları ihlal etmesi konusunun ciddiyetini dikkate almaktadır (bkz, Musayev ve
Diğerleri / Rusya, no. 57941/00, 58699/00 ve 60403/00).
AĐHM, kararını, tarafların sunduğu mevcut delillere dayanarak vermelidir. Bu nedenle,
sözkonusu davada gösterilen yazılı delillerin, özellikle de tarafların yazılı görüꢀleriyle birlikte
davaya yönelik soruꢀturmayla ilgili olarak Hükümet tarafından sunulan belgelerin ıꢀığında
ortaya çıkan sorunları inceleyecektir (bkz, Menteꢀe ve Diğerleri / Türkiye, no. 36217/97).
Sözkonusu davada, AĐHM’nin Mehmet Özdemir’in öldüğünün mü varsayılacağını
yoksa ölümünün makamlara mı atfedileceğini belirlemesi gerekmektedir. AĐHM, ilk olarak,
Mehmet Özdemir’in kaybolmadan önce en az iki kere yakalandığını ve PKK’yla ilgisi olduğu
iddiasına iliꢀkin suçlardan itham edildiğini kaydetmektedir. Aslında, Mehmet Özdemir
kaybolduğu sırada, konuyla ilgili olarak aleyhindeki cezai takibat beklemedeydi. Bu
bağlamda, AĐHM, bazı koꢀullarda, Türkiye’nin güneydoğusunda makamların PKK ile ilgisi
olduğundan ꢀüphelendiği bir kiꢀinin kaybolmasının yaꢀamı tehdit eden nitelikte olduğunun
düꢀünülebileceğini hatırlatmaktadır (bkz, Timurtaꢀ / Türkiye, no. 23531/94 ve Đrfan Bilgin /
Türkiye, no. 25659/94).
Đkinci olarak, 29 Aralık 1997 tarihinde, baꢀvuranın Cumhuriyet Savcılığı’na yazmıꢀ
olduğu dilekçe, eꢀinin gözaltında olduğu belirtilerek resmi olarak damgalanmıꢀtır. Hükümet,
üzerinde resmi bir imza bulunmadığı için bu belgenin doğru olarak kabul edilemeyeceğini
ileri sürmüꢀtür. Resmi bir yetkilinin imzası bulunmaması halinde resmi damganın geçerli olup
olmadığı konusunda değerlendirme yapmak AĐHM’nin görevi değildir. Ancak, AĐHM,
Hükümet’in resmi damganın gerçekliğini sorgulamamasını ve baꢀvuranın dilekçesinin
makamların baꢀvurana açıkladığı ꢀekilde nasıl hatalı olarak onaylandığına iliꢀkin herhangi bir
açıklama yapmamasını kayda değer bulmaktadır.
Üçüncü olarak, AĐHM, Hükümet’in Devlet’in konuyla ilgisi olduğunu yalanlamasına
ve Mehmet Özdemir’in birileri tarafından kaçırıldığı veya öldürüldüğü konusunda emin
olmadıklarını görüꢀlerinde ifade etmesine rağmen, eꢀinin kaçırılmasının ardındaki koꢀullarla
ve sonrasında geliꢀen olaylarla, özellikle de Mehmet Özdemir’in kaçırıldığı tarih, yer ve
kaçırılma ꢀekliyle ilgili olarak baꢀvuranın anlattıklarını incelemediğini kaydetmektedir (bkz, a
7