COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ER – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 21377/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
27 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 21377/04 no’lu davanın nedeni, Ahmet Kenan Er  
(“bavuran”) adlı T.C. vatandaının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 30 Nisan 2004  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (“Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Đstanbul Barosu avukatlarından H.Đ Er tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
1964 doğumlu bavuran Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuran 10 Ekim 1990 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde piyade üsteğmen olarak  
hizmet vermekteyken, diğer hususlar meyanında, görevi suistimal ve rüvet üphesiyle  
gözaltına alınmıtır.  
33. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı askeri savcısı, 28 Mart 1991 tarihinde, bavuran  
hakkında, aralarında görevi suistimal, rüvet, astlarına saldırı, darp ve cebir suçları da bulunan  
yirmi dört farklı suçtan cezalandırılmasını isteyen bir iddianame sunmutur.  
Kırklareli Askeri Mahkemesi 12 Mayıs 1993 tarihinde bavuranı bazı suçlardan beraat  
ettirmi, diğer suçlardan suçlu bulmutur.  
Askeri Yargıtay 19 Ocak 1994 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamı, diğer  
kararları, diğer hususular meyanında soruturmanın yetersizliği nedeniyle bozmutur.  
Kırklareli Askeri Mahkemesi, 7 Kasım 1995 tarihinde bavuranı bazı suçlardan beraat  
ettirmi, geri kalan suçlardan suçlu bulmutur.  
Askeri Yargıtay 6 Mart 1996 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını kısmen  
onamıtır.  
Kırklareli Askeri Mahkemesi 16 Nisan 1996 tarihinde, bavuranı bazı suçlardan beraat  
ettirmi, geri kalan suçlardan mahkum etmitir.  
Bavuran 9 Mayıs 1997 tarihinde silahlı kuvvetlerden ihraç edilmitir.  
Askeri Yargıtay 10 Haziran 1998 tarihinde, ilk derece mahkemesinin bazı suçlarla ilgili  
kararını usuli sebeplerle, geri kalanlarını zamanaımına uğramaları nedeniyle bozmutur.  
Çorlu Askeri Mahkemesi 5 Ağustos 1999 tarihinde bavuranı zamanaımına uğramayan  
ve beraat etmediği bu suçlardan mahkum etmitir.  
Askeri Yargıtay 28 Mart 2001 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını, ilgili yetki  
kurallarında yapılan son düzenlemelere bağlı olarak bir kez daha bozmu, davanın umumi  
ceza mahkemelerinde görülmesi gerektiğine karar vermitir.  
Çorlu Askeri Mahkemesi 26 Aralık 2001 tarihinde yetkisizlik kararı vermi, davayı  
Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale etmitir.  
1
Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi 2 Aralık 2003 tarihinde bavuran hakkında açılan  
davanın zamanaımına uğraması nedeniyle düürülmesine karar vermitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran hakkındaki ceza yargılamasının uzunluğunun, AĐHS’nin 6/1 maddesinde  
öngörülen “makul süre” kuralıyla uyumadığından ikayetçi olmutur.  
Hükümet bu sava itiraz etmitir.  
Göz önünde bulundurulacak süre 10 Ekim 1990 tarihinde balamı, 2 Aralık 2003  
tarihinde sona ermitir. Dolayısıyla dava, askeri ve umumi ilk derece mahkemeleri de dahil  
olmak üzere, iki yargı aamasında yaklaık olarak on üç yıl iki ay sürmütür.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Hükümet, esasa ilikin olarak, bilhassa davanın karmaıklığı, dinlenen tanıkların sayısı ve  
bavuranın itham edildiği çok sayıda suç göz önünde bulundurulduğunda, davanın makul  
ölçütlerin dıına çıkacak kadar uzun sürdüğü biçiminde değerlendirilemeyeceğini belirtmitir.  
AĐHM, mevcut davadakine benzer konuları incelediği davalarda, sıklıkla AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz. Frydlender - Fransa, [BD], 30979/96;  
Szilvássy – Macaristan, 17623/04). AĐHM mevcut davada, özellikle, Yargıtay’ın ilk derece  
mahkemesinin kararını dört kez bozduğunu kaydeder. Kararların sürekli bozulup, yeniden  
incelenmek üzere alt mahkemeye iade edilmesinin genellikle alt mahkemelerin ilediği  
hataların sonucu olduğunu, bunun da bir dizi kovuturma içinde hukuk sisteminin  
ileyiindeki eksiklikleri ortaya koyduğunu yineler (bkz. Wierciszewska – Polonya, 41431/98;  
Falimonov – Rusya, 11549/02).  
AĐHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeler ıığında, Hükümet’in, davada farklı bir  
sonuca ulamasını sağlayacak hiçbir delil ya da görüortaya koymadığı kanısındadır. Konuya  
ilikin içtihadını göz önünde tutarak, yargı sürecinin haddinden uzun olduğu ve “makul süre”  
kouluyla örtümediği sonucuna varır.  
Buna göre AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat ve yargılama giderleri  
Bavuran, cezai dava sırasında meydana gelen maakesintileri ve silahlı kuvvetlerden  
ihracının ardından mahrum kaldığı emeklilik hakları için 686.306.35 Türk Lirası maddi  
tazminat talep etmitir. Ayrıca 50.000 Euro manevi tazminat, ulusal mahkemelerde meydana  
gelen yargılama giderleri için ise 6000 Euro talep etmitir.  
Hükümet bu taleplere temelsiz ve haddinden yüksek oldukları gerekçesiyle itiraz etmitir.  
2
AĐHM talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını  
kaydetmektedir. Bu nedenle bu talebi reddeder. Öte yandan AĐHM, bavuranın, AĐHS’nin  
mevcut kararda ihlal edildiğinin tespit edilmesinin balı baına çözüm tekil etmeyeceği bir  
takım manevi zarara uğradığı kanısındadır. Hakkaniyete uygun surette, bu balık altında 9500  
Euro ödenmesine hükmeder.  
AĐHM, bavuranın yargılama giderlerine ilikin olarak, taleplerini destekleyici hiçbir belge  
sunmağı için, bu balık altında tazminat ödenmemesine hükmeder.  
B. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermitir.  
AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) Savunmacı Devlet’in, bavurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, uygulanabilecek her tür vergiyle beraber, ödeme  
gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na çevirerek 9500 Euro (dokuz bin beꢀ  
yüz Euro) manevi tazminat ödemesine,  
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan  
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine,  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce hazırlanmı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca  
27 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Françoise Elens-Passos  
Zabıt Katibi Yardımcısı  
Françoise Tulkens  
Bakan  
3