Baꢀvuranlar, kendilerini yargılayan Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde askeri
hakim bulunması nedeniyle davalarının adil ve tarafsız bir mahkeme tarafından görülmediği
konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun bu kısmının açıkça
dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, diğer koꢀullar açısından
incelendiğinde de kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru
kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet, devlet güvenlik mahkemeleri heyetlerinde bulunan askeri hakimlerin
kaldırıldığı 1999 tarihli anayasal değiꢀikliğe atıfta bulunmuꢀtur. Hükümet, ayrıca, 2004 yılı
itibariyle, devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırıldığını belirtmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranların, ulusal mevzuattaki değiꢀiklikler gerçekleꢀmeden önce, 2 Aralık
1998 tarihinde mahkum edildiklerini gözlemlemiꢀtir. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği
sonucuna vardığı geçmiꢀ benzer davalara atıfta bulunmuꢀtur (bkz., Özel – Türkiye, no.
42739/98, 7 Kasım 2002; Özdemir – Türkiye, no. 59659/00, 6 ꢁubat 2003). Somut davada,
söz konusu içtihattan sapmasını gerektirecek özel bir durum görmemiꢀtir. Dolayısıyla, söz
konusu açıdan, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. Baꢀvuranların gözaltında avukat yardımından yararlanma haklarına iliꢀkin
olarak
Baꢀvuranlar, gözaltı süresinde avukat yardımının reddedilmesi nedeniyle savunma
haklarının ihlal edildiğini iddia etmiꢀlerdir. Bilhassa haklarındaki ciddi suçlamalar dikkate
alındığında gözaltı zarfında avukat yardımından yararlanma haklarına kısıtlama getirilmesinin
adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ifade etmiꢀlerdir.
Hükümet, ilk olarak, Abdülkadir Eraslan isimli baꢀvuranın 5 Ekim 1994 tarihinde
avukatı ile görüꢀtüğünü ileri sürmüꢀtür. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranların gözaltı zarfında
avukat yardımı talebinde bulunmadıklarını belirtmiꢀtir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun bu kısmının açıkça
dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, diğer koꢀullar açısından
incelendiğinde de kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru
kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, Hükümet’in sunduğu belgelerden, Abdülkadir Eraslan’ın avukatıyla 5 Ekim
1994 tarihinde saat 15:00-15:15 arasında görüꢀtüğünü gözlemlemiꢀtir. Bu görüꢀmenin
ayrıntılarına göre, Eraslan’ın avukatı baꢀvurana sağlık durumunu ve bir ihtiyacı olup
olmadığını sormuꢀtur. Baꢀvuran iyi olduğu ve bir ꢀeye ihtiyacı olmadığı yönünde yanıt
vermiꢀtir. AĐHM, cezai yargılama hazırlığında soruꢀturma sürecinin öneminin altını çizdiği
Salduz ( [BD], no. 36391/02, 27 Kasım 2008) kararına atıfta bulunmuꢀtur; zira, soruꢀturma
sürecinde elde edilecek deliller yargılama zarfında suçlamanın hangi çerçeve içinde
değerlendirileceğini belirlemektedir. AĐHM, ayrıca, adil yargılama hakkının yeterince
“uygulanabilir ve etkili” olarak muhafaza edilebilmesi için 6/1 maddesinin, kural itibariyle,
davanın özel koꢀullarında hakkın kısıtlanmasına iliꢀkin zorunlu nedenler olmadığı sürece,
ꢀüphelinin polis tarafından ilk sorgulamasından itibaren avukata eriꢀimi gerekli kıldığını
belirtmiꢀtir. Yukarıda belirtilenler dikkate alındığında ve avukat eriꢀimine uygulanan
2