COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ERBEY – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 29188/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
(Esasa ilikin)  
STRAZBURG  
10 Mart 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Bu dava, T.C. vatandaı Cemil Erbey (“bavuran”) tarafından Türkiye Cumhuriyeti  
aleyhine, 23 Mayıs 2002 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına  
ilikin Sözleme’nin (“Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca  
yapılan 29188/02 numaralı bavuru sonucu görülmektedir.  
Bavuran Đzmir Barosu avukatlarından E. ahin tarafından temsil edilmektedir.  
Bavuran 21 Ağustos 2008 tarihinde vefat etmi, mirasçıları Hatice Erbey, Mehmet Erbey  
ve Emine Sönmez (Erbey) davayı sürdürmek istediklerini bildirmilerdir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
1926 doğumlu bavuran Đzmir’de ikamet etmitir.  
Bavuran 23 ubat 1998 tarihinde V.G’nin varislerinden bir arsa (Đzmir’in Menemen  
ilçesindeki Ulucak Köyü’nde 536 no’lu arsa) satın almıtır.  
Tarım Bakanlığı (“Bakanlık”) 13 Temmuz 1999 tarihinde, 1966 yılından beri 536 no’lu  
arsanın kendi zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla, bavuranın tapusunun iptal edilerek, arsanın  
Hazine adına tescil edilmesi istemiyle Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıtır.  
Bakanlık öncelikli olarak 2942 Sayılı Kamulatırma Kanunu’nun 38. maddesine dayanmıtır.  
Bakanlık ayrıca 1966 yılında sözkonusu arazinin kamulatırıldığını ve V.G.’nin bunun için  
tazminat aldığını, ancak, tapu sicilinin idari bir hata nedeniyle değitirilmediğini iddia  
etmitir.  
Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi 20 Aralık 2000 tarihinde Tarım Bakanlığı’nın  
talebini kabul etmi, 2942 Sayılı Kamulatırma Kanunu’nun 38. maddesi uyarınca arsanın  
Hazine adına tescil edilmesine karar vermitir. Đlk derece mahkemesi, kararında, bakanlığın  
yirmi yıldan fazla süredir bu arsaya zilyet olduğunu, bavuranın arsayı satın aldığında bu  
gerçeği bildiğini kaydetmitir.  
Bavuran itiraz etmitir.  
Yargıtay 17 Eylül 2001 tarihinde 20 Aralık 2000 tarihli kararı onamıtır.  
Bavuran 17 Eylül 2001 tarihli kararın düzeltilmesini talep etmitir.  
Yargıtay 24 Aralık 2001 tarihinde bavuranın talebini reddetmitir.  
Yargıtay’ın kararı 4 Ocak 2002 tarihinde bavurana tebliğ edilmitir.  
Anayasa Mahkemesi 10 Nisan 2003 tarihinde 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesini iptal  
etmitir.  
HUKUK  
1
I. DAVADA BULUNMA HAKKI (LOCUS STANDI)  
AĐHM bavuranın 21 Ağustos 2008 tarihinde vefat ettiğini, varisleri Hatice Erbey,  
Mehmet Erbey ve Emine Sönmez (Erbey)’in bavuruyu devam ettirme isteğinde olduklarını  
ifade ettiklerini kaydeder. Hükümet bavuranın varislerinin AĐHM önüne çıkmalarına itiraz  
etmemitir. Sonuç olarak AĐHM bu varislerin bavuranın yerine mevcut davayı  
sürdürmelerine karar vermitir. Öte yandan bavuran olarak Cemil Erbey’e atıfta bulunulmaya  
devam edilecektir.  
II. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI  
Bavuran tazminat ödenmeden arsasından mahrum edilmesinin AĐHS’ye Ek 1 No’lu  
Protokol’ün 1. maddesini ihlal ettiğinden ikayetçi olmutur.  
Hükümet bu argümana itiraz etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu ikayetin dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet davaya konu arsanın 1966 yılında kamulatırıldığını, arsanın o zamanki sahibi  
V.G.’ye tazminat ödendiğini ileri sürmütür. Bavuranın satın almasından çok önce  
gerçekletirilen bu kamulatırma karısında, Hükümet, bavuranın sözkonusu arsaya ilikin  
meru mülkiyet hakkının hiçbir zaman bulunmadığını savunmutur. Hükümet iddialarını  
desteklemek için, V.G.’yi kamulatırma kararından ve ilgili tazminatın bir bankaya  
yatırılacağından noter aracılığıyla haberdar eden 13 Eylül 1966 tarihli bir belge sunmutur.  
Bavuran bu savlara itiraz etmitir. Kamulatırma tazminatının bankaya yatırılmaması  
nedeniyle, arsanın kamulatırılmasının Hükümet’in öne sürdüğü gibi tamamlanmadığını,  
dolayısıyla tapu sicilinin Hazine adına değitirilmediğini savunmutur.  
AĐHM, öncelikle, dava konusu arsanın kamulatırıldığını iddia etmesine rağmen,  
Hükümet’in, kamulatırma ileminin sonuçlandırmak üzere herhangi bir ödeme yapıldığına  
ilikin hiçbir delil sunmadığını gözlemler. AĐHM, bu koullarda, Menemen Asliye Hukuk  
Mahkemesi’nin 20 Aralık 2000 tarihli kararı öncesinde tapu sicilindeki arsa sahibi statüsünü  
göz önünde bulundurarak, dava konusu arsanın Bakanlık tarafından herhangi bir zaman  
diliminde fiilen kamulatırıldığı sonucuna varılması için delil bulunmadığına kanaat  
getirmitir.  
Đkinci olarak, AĐHM, Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1966 yılında kamulatırma  
gerçekletirilip gerçekletirilmediğini göz önünde bulundurmaksızın, arsanın Hazine adına  
tescil edilmesi kararını verirken 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesinden baka bir gerekçeye  
dayanmadığını gözlemler. Bu koullarda, AĐHM, Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin  
kararına kadar, bavuranın dava konusu arsanın yasal sahibi olduğu ve salt 2942 Sayılı  
2
Kanun’un 38. maddesine dayanılarak AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi anlamında  
arsasından mahrum edildiği sonucuna varır.  
Bu bağlamda, AĐHM, 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesine göre, mülkten mahrum  
kalındığı için yapılan tazminat bavurularının kamulatırmasız el atmadan itibaren yirmi yıl  
içinde gerçekletirilmesi gerektiğini kaydeder. Ulusal mahkemelerin bu maddeyi geriye  
dönük olarak uygulamaları nedeniyle, bavuran tapusunun iptali için alabileceği her türlü  
tazminat olasılığından mahrum edilmitir. Bu noktada, AĐHM, ibu bavurunun kendisine  
iletilmesinden sonra, 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından  
Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini gözlemler. 10 Nisan 2003 tarihli bu  
kararda, Anayasa Mahkemesi, kamulatırmasız el atmaya karı, hak düürücü sürenin  
geçmesiyle, taınmaz malikinin her türlü dava açma hakkının engellenmesinin ve taınmazın  
idareye geçmesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetmitir. Ayrıca, AĐHM’nin içtihadına  
atıfta bulunarak, bireyleri mülkiyet ve tazminat haklarından keyfi olarak mahrum etmenin  
hukuk devleti ilkesine aykırı olduğuna karar vermitir.  
AĐHM, Anayasa Mahkemesi’nin kararını göz önünde bulundurur ve gerekçesini kabul  
eder. Bununla beraber, Anayasa Mahkemesi’nin kararının geriye dönük olarak  
uygulanmadığını, bu nedenle bavurana AĐHS’nin muhtemel ihlalinin etkilerini telafi  
edebilecek bir prosedür sağlamadığını kaydeder. Sonuç olarak, AĐHM, meselenin AĐHS’nin  
37/1(b) maddesi anlamında çözülmediği kanısına varır (bkz. Börekçioğulları (Çökmez) ve  
Diğerleri).  
AĐHM, 2942 Sayılı Kanun’un 38. maddesinin bavuranın davasına uygulanmasının,  
bavuranın tapusunun iptalinden ötürü tazminat alma olasılığından mahrum kalmasıyla  
sonuçlandığı kanısındadır. Böyle bir müdahale, sözkonusu tarihte yürürlükte olan mevzuata  
uygun olmasına karın, kamu yararının gerekleri ile mal ve mülk dokunulmazlığına saygı  
gösterilmesi hakkının korunması arasında muhafaza edilmesi gereken adil dengeyi  
koruyabilecek tazminat ilemi uygulanmadığından, ancak keyfi olarak tanımlanabilir (bkz.  
Akıllı - Türkiye, 71868/01).  
Buna göre, AĐHM, AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar  
vermitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran maddi tazminat olarak 6.500.000 Euro (EUR) talep etmitir. Talebini  
destekleyici hiçbir belge sunmamıtır.  
Hükümet bu talebe itiraz etmitir.  
3
Mevcut dava koullarında Savunmacı Devlet ile bavuranlar arasında olası bir uzlama  
ihtimalini göz önünde bulunduran AĐHM, 41. maddenin uygulanması için gerekli artların  
olumadığına ve bu aamada saklı tutulmasının uygun olacağına kanaat getirmektedir.  
B. Yargılama gideri  
Bavuran yargılama giderleri için tazminat talep etmemitir. Buna göre bu balık altında  
tazminat ödenmez.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavuranın varisleri Hatice Erbey, Mehmet Erbey ve Emine Sönmez (Erbey)’in bavuranın  
yerine mevcut davayı sürdürmelerine;  
2. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
3. AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. 41. maddenin uygulanmasına ilikin artların olumadığına, buna göre,  
(a) Bu hususun saklı tutulmasına;  
(b) Hükümet ve bavuranların, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın tebliğinden  
itibaren altı ay içinde bu mesele hakkındaki görülerini yazıyla kendisine bildirmeye ve  
bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlamadan kendisini haberdar etmeye davet  
edilmesine;  
(c) Sonraki sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde daire bakanının izlenecek süreci  
belirlemeye yetkili kılınmasına;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 10 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Sally Dollé  
Françoise Tulkens  
Zabıt Katibi Yardımcısı  
Bakan  
4