CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
Erdal TA-TÜRKĐYE DAVASI ( no4)  
(Bavuru no:29847/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Eylül 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (29847/02) bavuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaı olan Erdal Ta’ın (bavuran), 26 Haziran 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne (AĐHM) Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (“Sözleme”) Đnsan Hakları ve  
Temel Özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Đ. Bilmez ve O. Yıldız  
tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN UNSURLARI  
Bavuran, 1974 yılı doğumludur ve Fribourg’da (Đsviçre) ikamet etmektedir. Olayların  
meydana geldiği dönemde bavuran “2000’de Yeni Gündem” isimli günlük gazetede sorumlu  
yazı ileri müdürüydü.  
2000’de Yeni Gündem isimli gazete, 27 Mart 2001 tarihinde, “PKK eletirdi; Ulusal  
Program demokratik değil” balıklı bir makale yayımlamıtır. Sözkonusu makale yasa dıı bir  
örgüt olan PKK’nın yetkililerinden Duran Kalkan’ın açıklamalarını içermektedir.  
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı, sorumlu yazı ileri  
müdürü sıfatıyla bavuranı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/2. ve 6/4. maddesi  
uyarınca terör örgütü yöneticilerinin açıklamalarını yayımlamakla suçlamıtır.  
Devlet Güvenlik Mahkemesi, 21 Ağustos 2001 tarihinde, bavuranı üzerine atılı  
olaylardan suçlu bulmuve 570.375.000 TL ( yaklaık 435 Euro) para cezasına çarptırmıtır.  
Cumhuriyet Basavcısı’nın bavurana bildirilmeyen görüü ıığında Yargıtay, 29 Ocak  
2002 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
Belirtilmeyen bir tarihte, bavuran Đsviçre’ye yerlemive sözkonusu günlük gazete  
faaliyetlerine son vermitir. Bavuran, para cezasını ödememitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, cezai mahkumiyetinin, ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini ileri  
sürmektedir. Bavuran, bu bağlamda, AĐHS’nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümete göre, sözkonusu makalenin terör örgütü PKK’nın propagandasını yapması  
nedeniyle, dava konusu müdahale, AĐHS’nin 10/2. maddesi bakımından haklı görülmektedir.  
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, AĐHS’nin 10. maddesinin güvence altına  
aldığı bavuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluturmasının taraflar arasında ihtilafa  
neden olmadığını kaydetmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve  
AĐHS’nin 10/2. maddesi uyarınca ulusal güvenlik, kamu düzenin korunması ve toprak  
2
bütünlüğü gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir. ( Bkz. Yağmurdereli-Türkiye,  
bavuru no: 29590/96, 4 Haziran 2002) Uyumazlık sözkonusu tedbirin “demokratik bir  
toplumda gerekli” olup olmadığını sorusuna dayanmaktadır.  
AĐHM, konuya ilikin içtihadından doğan genel ilkeleri hatırlatmaktadır. (Bkz:  
Ceylan-Türkiye, bavuru no: 23556/94, Öztürk-Türkiye, bavuru no: 22479/93 ve Đbrahim  
Aksoy-Türkiye, bavuru numaraları: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000)  
AĐHM, suç unsuru sayılan makalede kullanılan terimlere ve yayımlandıkları bağlama  
özellikle dikkat etmitir. Bu bağlamda, AĐHM, göreceği davanın bulunduğu koulları,  
özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları göz önünde bulundurmutur (Bkz. Đbrahim  
Aksoy).  
Mevcut davada sözkonusu makale, ulusal programın yapınsın demokratik olmadığını  
belirten PKK yetkililerinden Duran Kalkan’ın açıklamalarını aktarmaktadır. Ulusal  
mahkemeler, bavuranın, terör örgütünün ve yöneticilerinin açıklamalarını yayımlamaktan  
suçlu olduğu kanısına varmılardır.  
AĐHM, mevcut dava koullarının, Halis Doğan-Türkiye (no:2) (bavuru no: 71984/01,  
25 Temmuz 2006), Çapan-Türkiye (bavuru no: 71978/01, 25 Temmuz 2006), Yıldız ve Ta-  
Türkiye (no:1), (no:2), (no:3) ve (no:4) (bavuru no: 77641/01, 77642/01, 477/02 ve 3847/02,  
19 Aralık 2006) ve daha yakın zamanlı Demirel ve Ate-Türkiye (bavuru no: 10037/03 ve  
14813/03, 12 Nisan 2007) kararlarında belirtilen koullarla benzerlik gösterdiğini not  
etmektedir. AĐHM, bilgilendirme görevinin kaçınılmaz olarak “ görev ve sorumluluklar”  
içerdiğini ve basın kurulularının kendiliklerinden uyması gereken sınırlamaları hatırlatmanın  
yararlı olacağı kanaatindedir. Medyada yer alan bir yazı, kendilerini terörist örgütlerin  
mensupları olarak tanıtan kiilerin açıklamalarını aktardığında ve böyle bir yayın, konumayı  
yapanın iddet içerikli ve demokrasinin reddine ilikin fikirlerinin yayılmasını sağlayabilecek  
nitelikte olduğunda, sözkonusu hatırlatma özellikle yerinde olur (mutatis mutandis Stankov ve  
Ilinden birleik Makedon Örgütü-Bulgaristan, bavuru no: 29221/95 ve 29225/95, Demirel ve  
Ate).  
Mevcut davada, ulusal mahkemelerin kararlarında belirtilen gerekçeleri inceleyen  
AĐHM, yine de bu gerekçelerin, bavuranın ifade özgürlüğü hakkına yönelik yapılan  
müdahaleyi haklı çıkarmak için yeterli olduklarının düünülemeyeceğine kanaat  
getirmektedir. Dava konusu açıklamalar, açıklamayı yapanın kiiliğinden bağımsız olarak  
değerlendirilemese de bu koulun kendisi ihtilaflı müdahaleyi haklı çıkaramamaktadır. (bu  
bağlamda, bkz. diğerleri arasından, Halis Doğan-Türkiye (no:2), Çapan-Türkiye, Demirel  
Ate-Türkiye, sözü edilen bu davalarda, suçlu bulunan terör örgütü liderlerinin açıklamaları  
söz konusudur).  
Sözkonusu makalenin bazı parçaları, Türk Devleti’ne ilikin olarak negatif bir tablo  
çizmekte ve yazıya dümanca bir yan anlam vermekte ise de, iddete, direnie bakaldırıya  
tevik etmemektedir ve nefret içeren bir söylem söz konusu değildir (Bkz. Sürek-Türkiye  
(no:1), bavuru no: 26682/95 ve Gerger –Türkiye, bavuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).  
Son olarak, yapılan müdahalenin orantılılığının belirlenmesinde verilen cezanın  
niteliği ve ağırlığı göz önüne alınacak unsurlardır. Mevcut davada bavuran, para cezasına  
çarptırılmıtır. Para cezasının ödenmemiolması ihtilaflı müdahalenin önemini hiçbir  
bakımdan azaltmamaktadır.  
3
Bu koullarda AĐHM, bavuranın mahkumiyetinin izlenen amaçla orantısız olduğunu  
ve “demokratik bir toplumda gerekli olmadığını” düünmektedir. Böylece, AĐHS’nin 10.  
maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 6/1.MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, Yargıtay Basavcısı’nın kendisine bildirilmeyen görüüne yanıt  
veremediğinden ikayetçi olmaktadır. Bu bağlamda bavuran, AĐHS’nin 6. maddesine atıfta  
bulunmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, bavuruda baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilmezlik unsuru olmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas Hakkında  
AĐHM, bavuranın sunduğu ikayete benzer bir ikayeti daha önce incelediğini ve  
Cumhuriyet Basavcısı’nın gözlemlerinin niteliği ve yargılanan kiinin yazılı olarak bunlara  
cevap verme olanağının bulunmamasını göz önüne alarak, Cumhuriyet Basavcısı’nın  
görüünün tebliğ edilmemesinden dolayı AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna  
ulağını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç-Türkiye, bavuru no: 36590/97).  
AĐHM, mevcut davayı incelemitir. AĐHM, Hükümet’in mevcut durumda farklı bir  
sonuca ulatıracak ikna edici ne bir delil ne de bir argüman sunduğunu düünmektedir.  
Bu durumda AĐHM, AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulamaktadır.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, maruz kaldığı maddi zararın 10.000 Euro değerinde olduğunu iddia  
etmektedir. Bavuran, çok sayıdaki mahkumiyetin ardından, gazetenin faaliyetlerine  
tamamen son vermek zorunda kaldığını ve kendisinin, çarptırıldığı para cezasını ödeyecek  
güçte olmadığından Türkiye’yi terk etmek ve yurtdıına yerlemek zorunda bırakıldığını  
belirtmektedir. Bavuran ayrıca manevi tazminat olarak 10.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu iddialara karı çıkmaktadır.  
Đddia edilen maddi tazminata ilikin olarak, AĐHM, sunulan delillerin, maddi zararın  
AĐHS’nin 10. maddesinden kaynaklandığını açık bir ekilde belirleme olanağı tanımadıklarını  
ünmektedir (aynı anlamda, Bkz. Karakoç ve diğerleri-Türkiye, bavuru numaraları:  
27692/95, 28138/95 ve 28498/95). Para cezası hususunda ise, bavuranın bu cezayı hiçbir  
zaman ödemediği görülmektedir. Bu durumda AĐHM, bu talebi reddetmektedir. Buna karılık  
AĐHM, manevi tazminat olarak bavurana 1.000 Euro ödenmesi gerektiğini düünmektedir.  
4
C. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran, AĐHM önünde yapmıolduğu masraf ve harcamalar için 2.500 Euro talep  
etmektedir. Bununla birlikte bavuran, bu hususta herhangi bir belge sunmamaktadır.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM içtihadına göre, bir bavuran masraf ve harcamaların geri ödemesini ancak  
gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.  
Mevcut davada AĐHM, bavuranın, avukatların gerçekletirdiği ie ilikin ödeme  
makbuzlarını sunmadığından sözü geçen harcamaların hiçbirini belgelendirmediğini tespit  
etmektedir. AĐHM, yine de bavuranın bavurusunu sunmak için kesinlikle masraf ve  
harcamalarda bulunduğu kanısındadır ve bu nedenle masraf ve harcamalara ilikin olarak en  
fazla 500 Euro ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.  
D. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın eklenmesinin uygun olacağına hükmeder.  
BU GEREKÇELERLE, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) AĐHS’nin 44/2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, Savunmacı Devlet tarafından bavurana ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere:  
i. manevi tazminat için 1.000 Euro (bin Euro) ödenmesine;  
ii. masraf ve harcamalar için 500 Euro (beyüz Euro) ödenmesine;  
iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa  
Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eit  
oranda basit faizin uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM iç tüzüğünün 77/2. ve 77/3.  
maddelerine uygun olarak 20 Eylül 2007 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5