bütünlüğü gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir. ( Bkz. Yağmurdereli-Türkiye,
baꢀvuru no: 29590/96, 4 Haziran 2002) Uyuꢀmazlık sözkonusu tedbirin “demokratik bir
toplumda gerekli” olup olmadığını sorusuna dayanmaktadır.
AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadından doğan genel ilkeleri hatırlatmaktadır. (Bkz:
Ceylan-Türkiye, baꢀvuru no: 23556/94, Öztürk-Türkiye, baꢀvuru no: 22479/93 ve Đbrahim
Aksoy-Türkiye, baꢀvuru numaraları: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000)
AĐHM, suç unsuru sayılan makalede kullanılan terimlere ve yayımlandıkları bağlama
özellikle dikkat etmiꢀtir. Bu bağlamda, AĐHM, göreceği davanın bulunduğu koꢀulları,
özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları göz önünde bulundurmuꢀtur (Bkz. Đbrahim
Aksoy).
Mevcut davada sözkonusu makale, ulusal programın yapınsın demokratik olmadığını
belirten PKK yetkililerinden Duran Kalkan’ın açıklamalarını aktarmaktadır. Ulusal
mahkemeler, baꢀvuranın, terör örgütünün ve yöneticilerinin açıklamalarını yayımlamaktan
suçlu olduğu kanısına varmıꢀlardır.
AĐHM, mevcut dava koꢀullarının, Halis Doğan-Türkiye (no:2) (baꢀvuru no: 71984/01,
25 Temmuz 2006), Çapan-Türkiye (baꢀvuru no: 71978/01, 25 Temmuz 2006), Yıldız ve Taꢀ-
Türkiye (no:1), (no:2), (no:3) ve (no:4) (baꢀvuru no: 77641/01, 77642/01, 477/02 ve 3847/02,
19 Aralık 2006) ve daha yakın zamanlı Demirel ve Ateꢀ-Türkiye (baꢀvuru no: 10037/03 ve
14813/03, 12 Nisan 2007) kararlarında belirtilen koꢀullarla benzerlik gösterdiğini not
etmektedir. AĐHM, bilgilendirme görevinin kaçınılmaz olarak “ görev ve sorumluluklar”
içerdiğini ve basın kuruluꢀlarının kendiliklerinden uyması gereken sınırlamaları hatırlatmanın
yararlı olacağı kanaatindedir. Medyada yer alan bir yazı, kendilerini terörist örgütlerin
mensupları olarak tanıtan kiꢀilerin açıklamalarını aktardığında ve böyle bir yayın, konuꢀmayı
yapanın ꢀiddet içerikli ve demokrasinin reddine iliꢀkin fikirlerinin yayılmasını sağlayabilecek
nitelikte olduğunda, sözkonusu hatırlatma özellikle yerinde olur (mutatis mutandis Stankov ve
Ilinden birleꢀik Makedon Örgütü-Bulgaristan, baꢀvuru no: 29221/95 ve 29225/95, Demirel ve
Ateꢀ).
Mevcut davada, ulusal mahkemelerin kararlarında belirtilen gerekçeleri inceleyen
AĐHM, yine de bu gerekçelerin, baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına yönelik yapılan
müdahaleyi haklı çıkarmak için yeterli olduklarının düꢀünülemeyeceğine kanaat
getirmektedir. Dava konusu açıklamalar, açıklamayı yapanın kiꢀiliğinden bağımsız olarak
değerlendirilemese de bu koꢀulun kendisi ihtilaflı müdahaleyi haklı çıkaramamaktadır. (bu
bağlamda, bkz. diğerleri arasından, Halis Doğan-Türkiye (no:2), Çapan-Türkiye, Demirel
Ateꢀ-Türkiye, sözü edilen bu davalarda, suçlu bulunan terör örgütü liderlerinin açıklamaları
söz konusudur).
Sözkonusu makalenin bazı parçaları, Türk Devleti’ne iliꢀkin olarak negatif bir tablo
çizmekte ve yazıya düꢀmanca bir yan anlam vermekte ise de, ꢀiddete, direniꢀe baꢀkaldırıya
teꢀvik etmemektedir ve nefret içeren bir söylem söz konusu değildir (Bkz. Sürek-Türkiye
(no:1), baꢀvuru no: 26682/95 ve Gerger –Türkiye, baꢀvuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).
Son olarak, yapılan müdahalenin orantılılığının belirlenmesinde verilen cezanın
niteliği ve ağırlığı göz önüne alınacak unsurlardır. Mevcut davada baꢀvuran, para cezasına
çarptırılmıꢀtır. Para cezasının ödenmemiꢀ olması ihtilaflı müdahalenin önemini hiçbir
bakımdan azaltmamaktadır.
3