Bununla birlikte, böyle bir delil, yeterli derecede kuvvetli, belirli ve tutarlı bir göstergeler
demetinden yahut çürütülemeyen karineler demetinden doğabilmektedir (bkz., Labita – Đtalya
[BD], no. 26772/95).
AĐHM, baꢀvuranın yaralarının, ister polis ister bir baꢀkası tarafından gerçekleꢀtirilmiꢀ
olsun, 3. madde kapsamına girecek ölçüde ciddi olduğu kanaatindedir. Bu yaralardan 3.
madde uyarınca Devlet’in sorumlu tutulması gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir. Somut
davada, Hükümet, baꢀvuranın, polisin kuvvete baꢀvurduğu gösterinin gerçekleꢀtiği yerde
bulunduğuna itiraz etmiꢀtir (bkz., örneğin, karꢀıt olarak, Necdet Bulut – Türkiye, no.
77092/01, 20 Kasım 2007; Eser Ceylan – Türkiye, no. 14166/02, 13 Aralık 2007; yukarıda
anılan Balçık ve Diğerleri). Baꢀvuran, iddiaları haricinde, tanık ifadeleri gibi, olay yerinde
bulunduğunu destekleyici, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olan bir kanıt sunmamıꢀtır.
Yukarıda belirtilenler ıꢀığında ve dava dosyasında baꢀvuranın bulunduğunu iddia ettiği yerde
olduğunu kanıtlayan belgelerin mevcut olmaması karꢀısında, AĐHM, “her türlü makul
ꢀüpheden uzak” olarak baꢀvuranın 14 Ekim 2001 tarihinde aldığı yaralardan Devlet’in
sorumlu olduğu kararına varabilmek için olaylara ve delillere iliꢀkin yeterli dayanağın mevcut
olmadığını değerlendirmiꢀtir (bkz., yukarıda anılan Balçık ve Diğerleri).
Ancak, AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinin, “savunulabilir” olduğu ve “makul ꢀüphe
uyandırdığı” sürece, özel ꢀahıslar tarafından gerçekleꢀtirilmiꢀ olsa dahi, kötü muamele
iddialarına yönelik yetkililerin soruꢀturma yürütmesini gerektirdiğini yinelemiꢀtir (bkz.,
özellikle, Ay – Türkiye, no. 30951/96, 22 Mart 2005). AĐHM içtihadı tarafından belirlenen
geçerli asgari standartlar, soruꢀturmanın bağımsız, tarafsız, kamuya açık olmasını ve yetkili
makamların örnek titizlikle ve çabuklukla hareket etmelerini gerektirmektedir (bkz., örneğin,
Çelik ve Đmret – Türkiye, no. 44093/98, 26 Ekim 2004). Buna ek olarak, bir soruꢀturmanın
etkili sayılabilmesi için, yetkililer, olaya iliꢀkin delilleri (baꢀka delillerin yanı sıra, mağdur
durumda olduğu iddia edilen kiꢀinin iddialarına iliꢀkin ayrıntılı ifade, görgü tanığı ifadesi, adli
tıp delilleri, ve uygun olduğu hallerde ek sağlık raporları) ele geçirmek için alabilecekleri
makul olan tüm önlemleri almalıdırlar (bkz., özellikle, Batı ve Diğerleri – Türkiye, no.
33097/96 ve no. 57834/00).
AĐHM, baꢀvuranın tanıklığının, iddialarının ciddiyetinin ve aldığı yaraları doğrulayan
sağlık raporlarının, iddia edildiği gibi kötü muameleye maruz kalmıꢀ olabileceğine dair makul
ꢀüphe uyandırdığı görüꢀündedir. Dolayısıyla, soruꢀturma gerekli olmuꢀtur.
AĐHM, somut davada, Cumhuriyet Savcısı tarafından açılan soruꢀturma dosyasının,
4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Đstanbul Valiliği’ne geçtiğini kaydetmiꢀtir. Bir komiser
yardımcısı tarafından ön soruꢀturma yapılmıꢀtır. Bu bağlamda, AĐHM, komiser yardımcısının,
görevlendirildiği gün içinde ön soruꢀturmayı tamamlayıp tavsiye raporunu sunmasını ꢀaꢀırtıcı
bulmuꢀtur. Vali, müteakiben, ön soruꢀturma zarfında toplanan bilgilere dayanarak, sanık polis
memurları hakkında takipsizlik kararı almıꢀtır.
AĐHM, Valilik gibi idari bir kurum tarafından yürütülen bir soruꢀturmanın,
baꢀkanlığını dava konusu fiili iꢀleyen güvenlik güçlerinden sorumlu olan vali yapacağından,
bağımsız olarak kabul edilemeyeceği ꢀeklindeki geçmiꢀ davalardaki kararını yineler. Ayrıca,
baꢀlattıkları soruꢀturmalar, çoğu kez, olayda yer alan birimlerle hiyerarꢀik yönden bağlantılı
güvenlik güçleri tarafından yürütülmektedir (bkz., diğer kararların yanı sıra, Kurnaz ve
Diğerleri – Türkiye, no. 36672/97, 24 Temmuz 2007; ve bu kararda anılan davalar). AĐHM,
somut davada farklı bir karara varmak için bir gerekçe görmemiꢀtir. AĐHM, güvenlik
güçlerinin olaya iliꢀkin sorumluluğuna yönelik soruꢀturma yürütme görevinin Valiliğe
4