COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
DÖRDÜNCÜ DAĐRE  
ERDEM VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 82/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
8 Ocak 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 82/02 no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaları Ali Erdem, Đbrahim Erdem ve Đsmail enyılmaz’ın (“bavuranlar”), Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne 28 Haziran 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından C. anlı, M. Karabıyık ve A. Gündüz  
tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1940, 1944 ve 1933 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır.  
1995’de Kocaeli Đl Özel Đdare Müdürlüğü, Kocaeli Organize Sanayi Bölgesi’ni  
geniletmek amacıyla bavuranlara ait arsayı kamulatırmıtır. Bilirkii kurulu, arsanın  
değerini tayin etmive sözkonusu meblağ kamulatırmayı müteakiben bavuranlara  
ödenmitir.  
23 Ekim 1996’da bavuranlar, ek tazminat talebiyle Gebze Asliye Hukuk  
Mahkemesi’nde dava açmıtır. Bavuranlar, söz konusu arsanın kırsal alan değil kentsel alan  
olduğunu kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmütür. Üç kez yerinde inceleme yapılmıve  
mahkemeye, üç ayrı bilirkii raporu sunulmutur. Bavuranlar mahkemeden, devlet memuru  
olmaları nedeniyle tarafsız olamayacaklarını iddia ederek raporlardan birinin hazırlanmasında  
görev alan iki bilirkiinin tespitlerinin reddedilmesini istemitir. 22 Aralık 1997 tarihli  
duruma sırasında bavuranlar, ek tazminatı bilirkii raporlarında kaydedilen en düük  
miktara dayandırma hususunda mutabık olduklarını belirtmilerdir. 29 Aralık 1997’de Asliye  
Hukuk Mahkemesi, söz konusu arsanın kentsel alan olarak sınıflandırılması ve bavuranlara  
belirli miktarda ek tazminat ödenmesi gerektiğine karar vermitir. Mahkeme, ek tazminat  
miktarına karar verirken aynı arsayı kentsel alan olarak nitelendiren bir baka davanın  
sonucuna dayandırmıtır.  
16 Haziran 1998’de Yargıtay, bilirkii raporlarının bir karara varmak için yeterli  
temeli tekil etmediği gerekçesi ile kararı iptal etmitir.  
4 Kasım 1998’de Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay’ın kararına (direnme  
kararı) itiraz etmitir. Dava dosyası, Hukuk Genel Kurulu’na havale edilmitir.  
23 Aralık 1998de, Hukuk Genel Kurulu 4 Kasım 1998 tarihli itirazı reddetmitir.  
9 Mayıs 2000’de Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi, söz konusu arsanın kırsal alan  
olduğuna karar vermitir. Mahkeme bu kararı verirken dörtten fazla yerinde inceleme  
gerçekletirmitir. Kararı bilirkiilerin, arsanın Belediye’nin ya da Bayındırlık ve Đskan  
Bakanğı’nın herhangi bir imar planı kapsamında ikamete mahsus olmadığını, yerleim  
alanında bulunmadığını ve tapuda, turizm amaçlı kullanılmak üzere olduğunu gösteren bir  
açıklama bulunmadığını gözlemledikleri dört ek bilirkii raporuna dayandırmıtır. Arsa,  
tapuda “tarla” olarak nitelendirilmitir. Yerinde incelemeleri müteakiben bilirkiiler, arsanın  
kırsal alan olarak nitelendirilmesi gerektiğine karar vermitir. Mahkeme, bu bilgiye karılık  
2
bavuranlara Ali Erdem için 15 Ekim 1996’dan, diğer bavuranlar için 22 Ekim 1996’dan  
itibaren ilemeye balayan yasal faiz ile birlikte 22,568,437,760 Türk Lirası (TRL) (yaklaık  
13,080 Euro (EUR)) ek tazminat ödenmesine karar vermitir.  
19 Eylül 2000’de Yargıtay kararı onaylamıtır.  
26 Ocak 2001’de Yargıtay, düzeltme talebini reddetmitir.  
20 ubat 2001’de Kocaeli Đl Özel Đdare Müdürlüğü, bavuranlara faizi ile birlikte  
toplam 72,198,960,506 TRL (yaklaık 41,850 EUR) ödemitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’YE EK 1 NOLU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI  
Bavuranlar, yetkili makamların ek tazminatı ödemekte geciktiği ve Türkiye’deki  
yıllık enflasyon oranının çok yüksek olduğu bir tarihte, kendilerine yeterli miktarda faiz  
ödenmediği hususunda ikayetçi olmutur. Yetkili makamlarca belirlenen ilk tazminat  
miktarının, arsanın kentsel alan olarak nitelendirilmemesi nedeniyle çok düük olduğunu ileri  
sürmülerdir. Bavuranlar ayrıca mülklerinin, 14 Aralık 1995’te kamulatırılmasına rağmen,  
faizin 15 ve 22 Ekim 1996’dan itibaren ilemeye baladığını ileri sürmütür. Đddialarını, 1  
Nolu Protokol’ün 1. maddesine dayandırmılardır.  
A. Yetkili makamların bavuranlara ek tazminat ödemesindeki gecikmeye ilikin ikayet  
1. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi kapsamındaki iç hukuk yolunu  
tüketmemeleri nedeniyle bavuranların AĐHS’nin 35/1. maddesince öngörülen iç hukuk  
yollarını tüketmemiolduklarını ileri sürmütür. Söz konusu madde uyarınca, uğradıkları  
kaybın gecikme faizinden fazla olduğunu ispat edebilselerdi, ek tazminatın ödenmesindeki  
gecikme sonucu uğradıklarını iddia ettikleri kayıpları için tazminat almaları uygun olurdu.  
AĐHM, Aka/Türkiye davasında benzer bir ön itirazı reddetmiolduğunu  
gözlemlemektedir. Söz konusu davada aksi bir tutum sergilemek için gerekçe görmemekte ve  
bu nedenle Hükümet’in itirazını reddetmektedir.  
AĐHM, içtihadında yerleik ilkeler ve kendisine sunulan deliller ıığında bu ikayetin,  
esasa ilikin incelemeyi gerektirdiği ve baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru taımadığı sonucuna varmıtır. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
2. Esas  
AĐHM mevcut davada ortaya çıkan meselelere benzer meselelerin söz konusu olduğu  
davalarda 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir.  
Hükümet tarafından sunulan delilleri ve iddiaları inceleyen AĐHM, daha önceki  
davalarda vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasını gerektiren bir gerekçe bulunmadığı  
kanısındadır. Yerel mahkemelerce ödenmesine karar verilen ek tazminatın ödenmesindeki  
3
gecikmenin, kamulatırmayı gerçekletiren makama atfedilebileceği ve mal sahiplerinin,  
kamulatırılan araziyi kaybetmenin yanısıra, ayrıca kayba uğramasına neden olduğu sonucuna  
varmıtır. Gecikme ve dava ilemlerinin uzunluğunun ortak sonucu olarak bavuranların,  
kamu çıkarının gerekleri ile mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil  
dengeyi sarsan bireysel ve haddinden fazla bir yük taımak zorunda kaldığı sonucuna  
varmıtır.  
Sonuç olarak, 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
B. Yetkili makamlarca belirlenen ilk tazminat miktarı, arsanın kırsal alan olarak  
sınıflandırılması ve faizin ilemeye balaması için kabul edilen tarih hususundaki ikayet  
AĐHM söz konusu ikayetlerin, AĐHS’nin 6/1. maddesi bağlamında incelenmesi  
gerektiği kanısındadır.  
Hükümet, bavuranların iddialarına itiraz etmive AĐHM’den bavurunun bu kısmının  
kabuledilemez olduğu sonucuna varmasını istemitir.  
AĐHM gerçeklerin saptanmasının ve delillerin değerlendirilmesinin esasen yerel  
mahkemelerin görevi olduğunu ve AĐHM’nin denetleyici yargı yetkisinin bavuranların AĐHS  
kapsamındaki haklarının ihlal edilmediğini temin etmekle sınırlı olduğunu yinelemektedir.  
AĐHM, yerel mahkemelerin ödenecek tazminatın miktarını hangi temele dayanarak  
tayin etmesi gerektiğine karar vermenin gerekli olmadığı kanısındadır. Bir çok kez yinelemiꢀ  
olduğu gibi, AĐHM kamulatırılan arazinin değerini ve sonuç olarak ödenmesi gereken  
meblağı tayin etmede hangi hesaplama yönteminin dikkate alınması gerektiğine karar verme  
hususunda yerel mahkemelerin yerini alamaz. Bu nedenle AĐHM, Gebze Asliye Hukuk  
Mahkemesi’nin söz konusu arazinin niteliğine karar verirken tapu kayıtları, arsaların yerleri  
ve yerel imar planları gibi dört farklı bilirkii raporu incelediğini gözlemlemitir. Taraflarca  
sunulan delilleri ve belgeleri göz önüne alan AĐHM, bavuranların davalarını tam olarak  
açıklayabildikleri ve AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca delillerin değerlendirilmesinin keyfi  
olduğunu veya dava ilemlerinin adil olmadığını gösteren bir durumun mevcut olmadığı  
sonucuna varmıtır.  
Yukarıda kaydedilen görüler ıığında AĐHM, 6/1. madde bağlamındaki ikayetlerin  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle  
reddedilmeleri gerektiği kanısındadır.  
II. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar ayrıca hukuki yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1. maddesi bağlamındaki  
“makul süre” gereğine aykırı olduğu hususunda ikayette bulunmutur. Arsanın değerini  
belirleme sürecinde önemli rol oynayan bilirkiilerin, devlet memuru olması ve bu nedenle  
tarafsız olamaması nedeniyle adil ekilde yargılanmadıklarını iddia etmilerdir.  
Hükümet, söz konusu iddiaya itiraz etmitir.  
4
A. Dava ilemlerinin uzunluğu  
1. Kabuledilebilirlik  
AĐHM, bu ikayetin yukarıda incelenen ikayetle ilgili olduğunu ve bu nedenle,  
kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir.  
2. Esas  
AĐHM, 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesi bağlamında vardığı sonuçlar ıığında davanın  
esasının 6/1. madde uyarınca ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığı kanısındadır.  
B. Bilirkii Ekspertizi  
Bilirkiilerin vardıkları sonuçlara ilikin olarak AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi  
bağlamındaki bağımsızlık ve tarafsızlık teminatlarının yalnızca mahkemeleri ilgilendirdiğini  
hatırlatmaktadır. AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi  
mensuplarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı hususunda üphe uyandıracak hiçbir delile  
rastlamamıtır. Bu nedenle bavuranların davaları görülürken, 6. madde kapsamında usule  
ilikin yer alan teminatların ihlal edildiği hususundaki iddialarının dayanaktan yoksun olduğu  
kanısındadır. Yerel mahkemelerin, delilleri değerlendirirken veya iç hukuku yorumlarken,  
keyfi ya da mantıksız ekilde hareket ettikleri sonucuna varılmasına neden olacak delil ya da  
dayanak bulunmamaktadır.  
Sonuç olarak, bu ikayet AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca  
dayanaktan yoksun olduğu için reddedilmelidir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
1. Maddi tazminat  
Bavuran, AĐHM tarafından tespit edilen ihlalin niteliğine dayanarak aağıda  
kaydedilen tutarlarda maddi tazminat talep etmitir:  
- AĐHM’nin, yetkili makamların belirlediği tazminat miktarının çok düük olduğuna karar  
vermesi halinde 521,847 Amerikan doları (USD);  
- AĐHM’nin, bavuranların kaybının Aralık 1995’den balayarak hesaplanması gerektiğine  
karar vermesi halinde 383,148 USD;  
5
- AĐHM’nin, bavuranların kaybının Ekim 1996’dan balayarak hesaplanması gerektiğine  
karar vermesi halinde 190,290 USD;  
Hükümet, bu talebe itiraz etmitir.  
Aka kararında kullandığı metodu kullanan ve ilgili ekonomik veriyi göz önüne alan  
AĐHM, bavuranlara maddi tazminat olarak toplam 208,500 EUR ödenmesine karar vermitir.  
2. Manevi tazminat  
Bavuranların her biri manevi tazminat olarak 10,000 EUR talep etmitir.  
Hükümet söz konusu balık altında tazminat ödenmemesi gerektiğini belirtmitir.  
AĐHM, 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki ihlal tespitinin, bavuranların  
uğradığı zarar için balı baına manevi tatmin tekil ettiği kanısındadır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yaptıkları için masraflar için 27,318  
USD talep etmitir.  
Hükümet, bavuranların taleplerinin dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmütür.  
AĐHM’nin içtihadına göre, bir bavuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM, sözkonusu davada, kendisine sunulan  
bilgiye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, bu balık altında tazminat ödenmemesine karar  
vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Yetkili makamların bavuranlara ek tazminat ödemelerindeki gecikmeye ve dava  
ilemlerinin uzunluğuna ilikin ikayetin kabuledilebilir ve bavurunun kalan kısmının  
kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’ye ek 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmiolduğuna;  
3. AĐHS’nin 6. maddesine dayanılarak dava ilemlerinin uzunluğuna ilikin yapılan ikayeti  
incelemenin gerekli olmadığına;  
4. 1 Nolu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine ilikin tespitin, bavuranların uğradığı  
manevi zarar için balı baına adil tatmin tekil ettiğine;  
5. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve  
6
uygulanabilecek her tür vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet tarafından bavuranlara maddi  
tazminat olarak toplam 208,500 Euro (iki yüz sekiz bin beyüz Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77/2. ve 3. maddeleri  
gereğince 8 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
7