Cesedi binanın merdiven boꢀluğunda kapının arkasında bulunan Yücel ꢁimꢀek ile
ilgili olarak, otopsi raporunda, vücutta iki kurꢀun ve dört ꢀarapnel yarasının birlikte ölümcül
nitelik taꢀıdığı ifade edilmiꢀtir. ꢁarapnel yaraları, polis raporlarında kullanıldıklarından
bahsedilmemelerine rağmen, el bombası ya da patlayıcı maddelerin kullanıldığına iꢀaret
etmektedir. Profesör Pounder’a göre, ꢀarapnel yaralarının niteliği, Yücel ꢁimꢀek’in yaralar
meydana geldiğinde, hayatta ve dik olduğu ve iki kurꢀun yarası aldığında halihazırda ölümcül
bir yara almıꢀ olduğuna iꢀaret eder niteliktedir.
Profesör Pounder’ın, sözkonusu iꢀlemlere doğrudan konu olan diğer iki yere
eriꢀmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Ancak, AĐHM, ikinci yerde öldürülen Cavit
Özkaya’ya iliꢀkin otopsi raporunu inceleyerek, Profesör Pounder’ın, ꢀüpheliye edilen beꢀ el
ateꢀin arkadan edildiğinin görüldüğünü, vücudunun ön tarafındaki tek ölümcül yaranın ise
zemin gibi sert bir yüzeydeyken ateꢀ edildiğinde oluꢀtuğunu tespit ettiğini not eder.
AĐHM’ye göre, bu tespitler, önceden planlanmıꢀ ve koordine operasyonların bir
parçasını oluꢀturan yerlerin en az ikisinde, polis raporlarında belirtildiği üzere, ꢀüphelilerin
çatıꢀma esnasında nefsi müdafaa sonucunda vurularak öldürüldüklerine dair güçlü kanıtlar
ortaya koymaktadır. Bu tespitlerin belki adli tıp ya da baꢀka türlü ikna edici kanıtlarla
çürütülebilir olmasına karꢀın, bu tür kanıtların, yukarıda not edildiği gibi, bu kanıtlar ꢀimdiye
kadar AĐHM’ye iletilmemiꢀ ve AĐHM’ye gelecekte iletilmesi sözkonusu olmamıꢀtır.
Sonuç olarak, yukarıda anlatılanları dikkate alarak, AĐHM, operasyonların planlanması
ve yürütülmesinde, ulusal yetkililerin baꢀvuranların akrabalarının yaꢀam hakkını
koruyamadığını ve baꢀvuranların akrabalarının öldürülmesinin, gereğinden fazla olmayan güç
kullanımı teꢀkil etmediğinin ortaya konulamadığını tespit etmiꢀtir.
Buna göre, baꢀvuranlar, bu bağlamda AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edilmesinden
dolayı mağdur olmuꢀlardır.
3.Soruꢀturmanın yetersizliği iddiasına iliꢀkin
AĐHS’nin 2. maddesinde yer alan yaꢀam hakkının korunmasına iliꢀkin yükümlülük,
AĐHS’nin 1. maddesiyle birlikte ele alındığında, Devlet’in “yetkisi dahilindeki herkese
AĐHS’de tanımlanan hak ve özgürlükleri tanıma” ꢀeklindeki genel yükümlülüğü, insanların
güç kullanımı sonucunda öldüklerinde, etkili bir resmi soruꢀturma olmasını gerektirir (bkz.
Çakıcı – Türkiye [BD], no. 23657/94, § 86, AĐHM 1999-IV). Böyle bir soruꢀturmanın asıl
amacı, yaꢀam hakkını koruyan iç hukukun etkili uygulanmasını sağlamak ve Devlet
görevlilerinin veya birimlerinin sözkonusu olduğu davalarda, kendi sorumluluklarında
meydana gelen ölümlere iliꢀkin olarak hesap verme yükümlülüklerini sağlamaktır (bkz.
Anguelova – Bulgaristan, no. 38361/97, § 137, AĐHM 2002-IV). Uygulamada, bu tür
davalardaki ölüme iliꢀkin gerçek koꢀullar, Devlet görevlileri veya yetkililerinin bilgisi
dahilinde olduğundan, cezai kovuꢀturma gibi, yerel iꢀlemlerin ve disiplin soruꢀturmasının
yapılması ve mağdurların ve ailelerinin faydalanabilecekleri hukuk yollarının kullanılması,
bağımsız ve tarafsız olması gereken, yeterli bir resmi soruꢀturmaya bağlıdır. Aynı mantık,
merhumların, polislerin kendilerini yakalamaya çalıꢀtıkları operasyon esnasında
öldürüldüklerine dair hiçbir ihtilafın bulunmadığı sözkonusu dava için de geçerlidir.
Soruꢀturma ilk olarak, olayın meydana geldiği koꢀulları anlamayı, ikinci olarak ise,
sorumluların belirlenerek cezalandırılmasını sağlamayı muktedir olmalıdır. Bu, sonuca değil,
yönteme iliꢀkin bir yükümlülüktür. Yetkililerin, diğerlerinin yanı sıra, görgü tanığı ifadesi ve
adli tıp kanıtları dahil olmak üzere, olayla ilgili kanıtları elde etmek için mevcut makul
12