AĐHM, 6 § 1. madde tarafından koruma altına alınan bağımsızlık ve tarafsızlık
teminatlarına saygı duyulması halinde, AĐHS’nin askeri Mahkemeleri, askeri personel
aleyhinde suçluluk isnadında bulunmaktan alıkoymadığını yineler (bkz. Morris/Đngiltere, no.
38784/97, § 59, AĐHM 2002-1; Cooper/Đngiltere [BD], no. 48843/99, § 106, AĐHM 2003-XII;
ve Hakan Önen/Türkiye, (karar), no. 32860/96, 10 ꢁubat 2004).
Ancak iç mevzuatın, sözkonusu Mahkemelere sivilleri, suçluluk istinadında bulunarak
yargılama yetkisini verdiği hallerde durum farklıdır.
AĐHM, AĐHS’nin, askeri Mahkemelerin yargı yetkilerini, sivil kiꢀilerin dahil olduğu
davalarda kullanmalarını kesinlikle sınırladığının varsayılamayacağını gözlemlemektedir.
Ancak, bu tür bir yargı yetkisinin mevcudiyeti, özellikle titiz bir incelemeye tabi tutulmalıdır.
Ayrıca AĐHM, daha önceki birçok davadan bir sivilin, eğer yalnızca kısmen askeri
üyelerden oluꢀan bir Mahkeme huzuruna çıkmak zorunluluğu altında bulunduğuna özellikle
önem vermiꢀtir (bkz., Öcalan/Türkiye [BD], no. 46221/99, § 116, AĐHM 2005-..., ve
ꢁahiner/Türkiye, no. 29279/95, § 45, AĐHM 2001-IX). Bu tür bir durumun, demokratik bir
toplumda Mahkemelerin güven sağladığı kanısını ciddi biçimde sarstığına karar vermiꢀtir
(bkz., mutatis mutandis/üzerinde gerekli değiꢀiklikler yapıldıktan sonra, Canevi ve
Diğerleri/Türkiye, no. 40395/98, § 33, 10 Kasım 2004).
Bir Mahkemenin, yalnızca askeri üyelerden oluꢀması durumda geçerli olan bu kanı
AĐHM’yi, yalnızca çok istisnai durumlarda, bu tür Mahkemelerde siviller aleyhinde yapılan
suçluluk isnadının, 6. madde ile uyumlu olduğuna karar verilebileceğini onaylamaya yöneltir.
AĐHM bu yaklaꢀımında son on yıldır, askeri Mahkemelerin, sivillere suçluluk
isnadında bulunmalarını sınırlayan bir eğilimin mevcut olduğunu onaylayan uluslararası
seviyedeki geliꢀmelerden destek almaktadır (bkz., paragraf 22-25).
Bu bağlamda, ilgili BM alt komisyonuna sunulan, adaletin askeri Mahkemeler
aracılığıyla uygulanması üzerine hazırlanan rapordan bahsedilmelidir. Raporun 4 No.lu
maddesinde: “Askeri Mahkemelerin, prensip olarak, sivilleri yargılama konusunda yargı
yetkisi bulunmamalıdır. Her koꢀulda Devlet, herhangi bir nitelikteki cezai bir suçla itham
edilen sivillerin, sivil Mahkemelerce yargılanmasını garanti etmelidir” yazılıdır. Askeri
Mahkemelerin, silahlı kuvvetler içerisinde düzen ve disiplini sağlama amacıyla çeꢀitli
yasalarca kurulmuꢀ olduğunu vurgulayan Amerika Đnsan Hakları Mahkemesi de benzer bir
görev üstlenmiꢀtir (bkz., Cantoral Benavides/Peru, 18 Ağustos 2000, C Serisi no. 69, § 75).
Bu nedenle, askeri Mahkemelerin yargı yetkileri, görevlerini icra ederken suç iꢀlemiꢀ askeri
personeli kapsamalıdır.
AĐHM; yargı yetkisinin, prensip olarak bir sivil toplum niteliği olması nedeniyle,
ordunun, demokratik Devletler’in anayasal öngörülerinde sahip olduğu özel konumun, ulusal
güvenlik alanıyla sınırlı tutulması gerektiğini belirtir. Benzer ꢀekilde, silahlı kuvvetlerin iç
düzenini ve hiyerarꢀik yapısını düzenleyen özel kuralların mevcut olduğunu da gözönünde
bulundurur.
Askeri cezai adaletin gücü, bu tür bir durumu haklı çıkaracak, zorlayıcı nedenlerin
bulunmadığı ve bulunsa bile, açık ve öngörülebilir yasal bir temele dayanmadığı müddetçe
sivil kiꢀileri kapsamamalıdır. Sözkonusu nedenlerin mevcudiyeti, herbir özel davada
5