CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ERHAN DĐNÇ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 28551/06)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2010  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (28551/06) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
Erhan Dinç’in (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 30 Haziran 2006 tarihinde  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu  
avukatlarından M. Betatarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuran 1988 doğumludur.  
Bavuran 25 Eylül 2005 tarihinde yasadıı silahlı bir örgüte karı yürütülen operasyon  
kapsamında yakalanarak gözaltına alınmıtır.  
Bavuran 26 Eylül 2005 tarihinde avukatı nezaretinde Nusaybin Cumhuriyet Savcısı  
tarafından dinlenmitir. Aynı tarihte (diğer dört sanık ile birlikte) Nusaybin Asliye Ceza  
Mahkemesi hakimi tarafından dinlenen bavuranın tutuklanmasına karar verilmitir.  
Nusaybin Cumhuriyet Savcısı 18 Ekim 2005 tarihli soruturma ile Diyarbakır Cumhuriyet  
Savcılığından bavuranın yasadıı bir örgüte mensup olma suçu ile itham edilmesini talep  
etmitir.  
Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı 22 Kasım 2005 tarihli bir iddianame ile yasadıı silahlı bir  
örgüte yardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle bavuranın mahkumiyetini talep etmitir.  
2 Aralık 2005 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi bavuranın reit olmaması  
nedeniyle ratione materiae konu bakımından yetkisizlik kararı vererek davayı Mardin Ağır  
Ceza Mahkemesine göndermitir.  
5 Ocak 2006 tarihinde Mardin Ağır Ceza Mahkemesi de aynı ekilde Diyarbakır Ağır Ceza  
Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı vermive bavuranın tutukluluk halinin devamına karar  
vermitir.  
23 Ocak 2006 tarihinde bavuran avukatı aracılığıyla 5 Ocak 2006 tarihli karara itiraz etmiꢀ  
ve serbest bırakılmasını talep etmitir.  
24 Ocak 2006 tarihinde Mardin Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyasına bakarak ve kanıtların  
durumu, suçun niteliğini dikkate alarak ve ilenen suçun güçlü karinelere dayandığını göz  
önünde bulundurarak bavuranın tutukluluk halinin devamına karar vermitir.  
24 Mayıs 2006 tarihinde bavuranın avukatı bir kez daha müvekkilinin serbest bırakılmasını  
talep etmi, bu talep de aynı ekilde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından  
reddedilmitir.  
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 17 Mayıs 2007 tarihli bir karar ile bavuranı hakkında  
yapılan ithamlardan suçlu bulmuve adı geçeni sekiz yıl dört ay hapis cezasına çarptırmıtır.  
2
Bavuran 23 Mayıs 2007 tarihinde temyize gitmitir.  
Yargıtay 8 Temmuz 2008 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/4 VE 5 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğinden ikayetçi olmaktadır. Bavuran  
tutukluluk halinin yasallığına karı iç hukukta itiraz edilebilecek etkili bir bavurunun  
bulunmadığından yakınmaktadır. Bavuran ayrıca yasal hükümlerin AĐHS’nin 5/5 maddesi  
uyarınca etkili bir tazmin elde etmeye olanak tanımadığını ileri sürmektedir.  
Hükümet kabuledilebilirlik ile ilgili olarak iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını  
yapmaktadır. Hükümete göre bavuran ikayetlerini ulusal mahkemeler nezdinde dile  
getirmemitir. Hükümet özellikle AĐHS’nin 5/5 maddesine ilikin, bavuranın yeni Ceza  
Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 141. ve izleyen maddeleri uyarınca iç hukuktaki  
mahkemeler önünde bir tazminat davası açabileceğini savunmaktadır.  
AĐHM, Hükümetin ilk itirazını mesnetten yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmekte, CMK’nın  
141. ve takip eden maddelerine dayalı olarak tazminat davası açılabileceği yönündeki  
itirazının ise bavuranın AĐHS’nin 5/5 maddesi uyarınca yaptığı ikayet ile ilintili olduğuna  
ve esastan incelenmesi gerektiğine karar vermektedir. AĐHM ayrıca sözkonusu bu ikayetlerin  
dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir, dolayısıyla ikayetler kabuledilebilir  
niteliktedir.  
Hükümet AĐHS’nin 5/4 maddesi ile ilgili esasa ilikin tutukluluk ileminin yasallığının  
denetimini sağlayacak etkili bavuru yollarının mevcut olduğunu yinelemektedir. Hükümet  
Mardin ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nin her durumada bavuranın tutukluluk halini  
incelediğini, adı geçenin avukatının savunmasını hazırlaması için her türlü kolaylığın  
sağlandığını ifade etmektedir. «Etkili» bavuru kavramı ile bavuran lehine sonuçlanacak  
mutlak bir bavuru yolunun olmadığını belirten Hükümet, AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal  
edilmediği sonucuna varmaktadır. Sonuç olarak, Hükümete göre AĐHS’nin 5/5 maddesinin  
hükümleri ihlal edilmemitir.  
Bavuran Hükümetin savına karı çıkmakta ve iddialarını yinelemektedir.  
AĐHM yakalanan ya da tutulu bulundurulan kimselerin yargı usulünün gereklerini  
karılayacak yargılanma ve AĐHS uyarınca hürriyetten yoksun bırakma ileminin esasının  
«yasal» olmasını isteme haklarının olduğunu hatırlatır. Tutukluluk haline karı yapılan itirazı  
değerlendiren adli bir merciinin bilhassa çekimeli yargı sürecinde taraflar arasındaki  
«silahların eitliği» ilkesini de gözeten bir durumanın gerçeklemesini sağlayacak hukuki  
güvenceleri sağlaması gerekmektedir (Bkz. Sanchez-Reisse-Đsviçre, 21 Ekim 1986, Toth-  
Avusturya 12 Aralık 1991, Kampanis-Yunanistan 13 Temmuz 1995, Schöps-Almanya no:  
25116/94).  
AĐHM, Hükümetin öne sürmüolduğu bavuru yolu ile ilgili olarak daha önce de benzer  
bavurularda incelediği üzere sözü edilen bavuru yolunun bir yanda etkisiz ve uygulamada  
baarı ile sonuçlanabilecek bir bavuru ansını garanti etmemesi (Bkz. diğerleri arasında,  
Koti vd.-Türkiye no: 74321/01, 3 Mayıs 2007), öte yanda adli bir merci nezdinde sağlamıꢀ  
3
olduğu güvenceler arasında özellikle vicahilik ve silahların eitliği ilkelerine riayet  
edilmemesi nedeniyle etkili bir bavuru olarak addedilemeyeceğini ifade etmektedir (Bkz.  
aynı anlamda, Bağrıyanık-Türkiye kararı, no: 43256/04, 5 Haziran 2007 ve Cahit Demirel-  
Türkiye no: 18623/03, 7 Temmuz 2009).  
AĐHM bunun yanı sıra yeni CMK’nın 271. maddesinin teoride bir hükümlünün temsilcisine  
veya sanık avukatına itiraz hakkının incelendiği sırada adli bir mercii tarafından dinlenme  
olanağını tanıdığını not etmektedir. Bununla birlikte, olası muhtemel bir duruma talebi ise  
sanıklar ve/veya temsilcileri tarafından dile getirilse dahi hukuki yetkilinin inisiyatifine  
bırakılmaktadır. Mevcut bavuruda, bavuranın serbest bırakılma talebinin dosya üzerinden  
incelendiğini hatırlatan AĐHM, görevinin bu davaya özgü koulları incelemekle sınırlı  
olduğunu ve daha önceki bavurularda varmıolduğu sonuçların dıına çıkılmasını  
gerektirecek herhangi bir gerekçenin yer almadığını ifade ederek bavuranın tutukluluk  
halinin yasallığına ilikin yaptığı itiraz sürecinde AĐHS’nin 5/4 maddesi gereğince  
hakkaniyete uygun yargılamanın gereğinin yerine getirilmediği sonucuna varmaktadır.  
AĐHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafına dair AĐHM, 5. maddenin 1., 2., 3. veya 4.  
paragraflarına aykırı koullarda gerçekleen özgürlüğünden yoksun bırakma ilemlerine karı  
bir tazminin sağlanması gerektiğini hatırlatır (Bkz. Wassink-Hollanda, 27 Eylül 1990). AĐHM  
ayrıca mezkur 5. paragrafta söz edilen tazmin hakkının ulusal mercii tarafından ya da AĐHS  
kurumlarından biri tarafından diğer paragrafların ihlalini de kapsadığını belirtir (Bkz. N.C.-  
Đtalya no: 24952/94).  
Bu bavuruda, bavuranın tutukluluk halinin yasallığına karı etkili bir bavuru hakkının  
tanınmaması nedeniyle AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varan AĐHM, adı  
geçenin uğradığı bu zararının karılanmasını sağlayacak tazminat yollarının mevcut olup  
olmadığını irdeleyecektir. AĐHM bu bağlamda, yeni CMK’nın 141. maddesinin tutukluluk  
halinin yasallığına karı itirazda bulunan bir kimseye tazminat imkânını sağlayacak etkili bir  
bavuru yolunu sunmadığını gözlemlemektedir. Sonuç itibarıyla, AĐHM Hükümetin itirazını  
reddetmekte ve aynı gerekçelere dayalı olarak AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal edildiği  
sonucuna varmaktadır.  
II. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran bavurunun kabuledilebilirliği ve davanın esası hakkındaki 2 Aralık 2009 tarihli  
yazılı görülerinde tutukluluk haline ve ceza yargı sürecinin hakkaniyetine ilikin  
ikayetlerinin yanı sıra 5/3 ve 6/1 maddeleri hakkındaki diğer ikayetlerini de dile getirmitir.  
AĐHM altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle bu ikayetlerin esasını incelemeyi  
gerekli görmemitir. Bavurunun bu kısmı gecikmeli olarak yapılmıtır ve AĐHS’nin 35/1 ve  
4. maddeleri gereğince reddedilmelidir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran 50.000 TL (yaklaık 23.750 Euro) manevi tazminat talep etmekte ve maddi  
tazminatın değerlendirilmesi hususunda takdiri AĐHM’ye bırakmaktadır. Bavuran ayrıca  
yargılama gider ve masrafları için 9.000 TL (yaklaık 4.300 Euro) talep etmekte, kanıtlayıcı  
belge niteliğinde bir makbuz sunmaktadır.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
4
AĐHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı  
kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karın bavurana 6.000 Euro manevi  
tazminat ödenmesini kararlatırmaktadır. AĐHM, yargılama masraflarına ilikin kendisine  
sunulan ve belgeler ve sözü edilen kıstaslar ıığında bavurana tüm yargılama giderleri için  
Avrupa Konseyi tarafından adli yardım bağı altında verilen 850 Euro’luk yardım düülmek  
kaydıyla 1.000 Euro ödenmesini kararlatırmaktadır.  
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı orana üç puanlık bir artıın ekleneceğini bildirmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 5/4 ve 5. maddeleri hakkındaki ikayetlerin kabuledilebilir, bunun dıında  
kalanların kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/4 ve 5. maddelerinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden TL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana:  
i. manevi tazminat olarak 6.000 (altı bin) Euro ödenmesine;  
ii. yargılama masraf ve giderleri için bavurana Avrupa Konseyi tarafından adli yardım bağı  
altında verilen 850 Euro’luk yardım düülmek kaydıyla 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5