olduğu güvenceler arasında özellikle vicahilik ve silahların eꢀitliği ilkelerine riayet
edilmemesi nedeniyle etkili bir baꢀvuru olarak addedilemeyeceğini ifade etmektedir (Bkz.
aynı anlamda, Bağrıyanık-Türkiye kararı, no: 43256/04, 5 Haziran 2007 ve Cahit Demirel-
Türkiye no: 18623/03, 7 Temmuz 2009).
AĐHM bunun yanı sıra yeni CMK’nın 271. maddesinin teoride bir hükümlünün temsilcisine
veya sanık avukatına itiraz hakkının incelendiği sırada adli bir mercii tarafından dinlenme
olanağını tanıdığını not etmektedir. Bununla birlikte, olası muhtemel bir duruꢀma talebi ise
sanıklar ve/veya temsilcileri tarafından dile getirilse dahi hukuki yetkilinin inisiyatifine
bırakılmaktadır. Mevcut baꢀvuruda, baꢀvuranın serbest bırakılma talebinin dosya üzerinden
incelendiğini hatırlatan AĐHM, görevinin bu davaya özgü koꢀulları incelemekle sınırlı
olduğunu ve daha önceki baꢀvurularda varmıꢀ olduğu sonuçların dıꢀına çıkılmasını
gerektirecek herhangi bir gerekçenin yer almadığını ifade ederek baꢀvuranın tutukluluk
halinin yasallığına iliꢀkin yaptığı itiraz sürecinde AĐHS’nin 5/4 maddesi gereğince
hakkaniyete uygun yargılamanın gereğinin yerine getirilmediği sonucuna varmaktadır.
AĐHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafına dair AĐHM, 5. maddenin 1., 2., 3. veya 4.
paragraflarına aykırı koꢀullarda gerçekleꢀen özgürlüğünden yoksun bırakma iꢀlemlerine karꢀı
bir tazminin sağlanması gerektiğini hatırlatır (Bkz. Wassink-Hollanda, 27 Eylül 1990). AĐHM
ayrıca mezkur 5. paragrafta söz edilen tazmin hakkının ulusal mercii tarafından ya da AĐHS
kurumlarından biri tarafından diğer paragrafların ihlalini de kapsadığını belirtir (Bkz. N.C.-
Đtalya no: 24952/94).
Bu baꢀvuruda, baꢀvuranın tutukluluk halinin yasallığına karꢀı etkili bir baꢀvuru hakkının
tanınmaması nedeniyle AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varan AĐHM, adı
geçenin uğradığı bu zararının karꢀılanmasını sağlayacak tazminat yollarının mevcut olup
olmadığını irdeleyecektir. AĐHM bu bağlamda, yeni CMK’nın 141. maddesinin tutukluluk
halinin yasallığına karꢀı itirazda bulunan bir kimseye tazminat imkânını sağlayacak etkili bir
baꢀvuru yolunu sunmadığını gözlemlemektedir. Sonuç itibarıyla, AĐHM Hükümetin itirazını
reddetmekte ve aynı gerekçelere dayalı olarak AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal edildiği
sonucuna varmaktadır.
II. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran baꢀvurunun kabuledilebilirliği ve davanın esası hakkındaki 2 Aralık 2009 tarihli
yazılı görüꢀlerinde tutukluluk haline ve ceza yargı sürecinin hakkaniyetine iliꢀkin
ꢀikayetlerinin yanı sıra 5/3 ve 6/1 maddeleri hakkındaki diğer ꢀikayetlerini de dile getirmiꢀtir.
AĐHM altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle bu ꢀikayetlerin esasını incelemeyi
gerekli görmemiꢀtir. Baꢀvurunun bu kısmı gecikmeli olarak yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35/1 ve
4. maddeleri gereğince reddedilmelidir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuran 50.000 TL (yaklaꢀık 23.750 Euro) manevi tazminat talep etmekte ve maddi
tazminatın değerlendirilmesi hususunda takdiri AĐHM’ye bırakmaktadır. Baꢀvuran ayrıca
yargılama gider ve masrafları için 9.000 TL (yaklaꢀık 4.300 Euro) talep etmekte, kanıtlayıcı
belge niteliğinde bir makbuz sunmaktadır.
Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.
4