COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
BEꢀĐNCĐ DAĐRE  
ERĐN/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 71342/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
10 Ağustos 2006  
Söz konusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ekle ilikin  
değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Davanın nedeni, Türk vatandaı Mehmet Salih Erin’in (“bavuran”), 13 Mart 2001  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleme’nin (“Sözleme”)  
eski 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı  
bavurudur (bavuru no. 71342/01).  
Bavuranı görevini Đzmir’de ifa etmekte olan avukat K. Bilgiç temsil etmitir. Türk  
Hükümeti (“Hükümet”), AĐHM huzurundaki davalar için bir Ajan tayin etmemitir.  
OLAYLAR  
Bavuran, 1962 doğumludur ve Đzmir’de yaamaktadır.  
A. Davanın Geçmii  
Belirsiz bir günde, Đstanbul Havaalanı’ndaki polis memurları, sahte vize içeren  
pasaport bulunduran iki kii yakalamıtır. Sözkonusu kiiler, polise verdikleri ifadelerde,  
bavurana ve A.G.’ye, pasaportlarını damgalatmak için 3,000 Alman Markı ödediklerini  
belirtmilerdir. Müteakiben, 29 Ocak 1996 tarihinde polis memurları, bavuranın evini,  
kardei oradayken aramılar ve bavurana, kardeine ve diğer iki kiiye ait dört pasaport ele  
geçirmilerdir.  
6 Mart 1996 tarihinde bavuran, polise teslim olmuve gözaltına alınmıtır.  
B. Yerel Mahkemeler huzurundaki davalar  
7 Mart 1996 tarihinde bavuran, Đzmir Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki savcı huzuruna  
çıkarılve tutuklu yargılanmasına karar verilmitir.  
14 Mart 1996 tarihinde Đzmir Cumhuriyet Basavcısı, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne  
bir iddianame sunarak bavuranı, sahte pasaport ve özellikle, yurtdıı çıkıları için sahte vize  
damgaları hazırlamakla suçlamıtır.  
9 Mayıs 1996 tarihinde Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı dinlemive kefaletle  
serbest bırakmıtır.  
30 Aralık 1998 tarihinde, suçun suç örgütü tarafından ilenmiolarak nitelendirilmesi  
ardından, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi madde bakımından yetkisizlik kararı yayınlamıve  
dava dosyasını Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne göndermitir.  
11 ubat 1999 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, madde bakımından  
yetkisizlik kararı yayınlamıve dava dosyasını Yargıtay’a göndermitir.  
25 Mart 1999 tarihinde Yargıtay, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin madde bakımından  
yetkisizlik kararını geri çevirmive sözkonusu suçun, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetki  
alanında olduğuna karar vermitir. Bu nedenle, dava dosyası Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne  
gönderilmitir.  
22 Mart 1999 ve 3 Aralık 2003 tarihleri arasında Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, sekiz  
duruma düzenlemitir. 3 Aralık 2003 tarihinde Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, davanın zaman  
aımına uğramıolduğuna karar vererek cezai takibata son vermitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, dava ilemlerinin uzunluğunun, AĐHS’nin ilgili kısmı aağıda kaydedilen 6  
§ 1. maddesinde öngörülen “makul süre” gereğine uymadığı hususunda ikayette  
bulunmutur:  
Herkes ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... davasının  
makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, AĐHS’nin 35 § 3. maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi  
gereğine uymaması nedeniyle AĐHM’nin, bavurunun kabuledilemez olduğuna karar  
vermesini istemitir. Bavuranın ikayetini, yerel mahkemeler huzurunda sunmamıolduğunu  
belirtmitir.  
AĐHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi mecburiyetinin, bavuranın yalnızca sözkonusu  
duruma çare bulabilen ve iddia edilen ihlallerin tazminini sağlayan etkin ve yeterli iç hukuk  
yollarının, normal ekilde kullanılmasını gerekli kıldığını yineler (bkz. Karassev/Finlandiya  
(karar), no. 31414/96, AĐHM 1999-II).  
AĐHM, Türk adli sisteminin, davaları hızlandırmaya ilikin iç hukuk yolları  
sağlamadığını gözlemlemektedir. Davalardaki gecikmeler için tazminat ödemesi de  
sağlamamaktadır. Dolayısıyla AĐHM, bavuranın AĐHS’nin 35 § 1. maddesinin gereklerini  
yerine getirmek için bavurmuolması gereken etkin bir iç hukuk yolu bulunmadığı sonucuna  
varmaktadır (bkz. Hartman/Çek Cumhuriyeti, no. 53341/99, § 69, AĐHM 2003-VIII). Bu  
nedenle, Hükümet’in itirazını reddetmektedir.  
AĐHM, bavurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden yoksun  
olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için gerekçe  
bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
B. Esaslar  
AĐHM, gözönünde bulundurulması gereken sürenin, bavuranın polis tarafından  
gözaltına alındığı 6 Mart 1996 tarihinde baladığını ve Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin,  
sözkonusu suçun zaman aımına uğramıolması nedeniyle cezai takibata son vermeye karar  
verdiği 3 Aralık 2003 tarihinde sona erdiğini belirtmektedir. Dava ilemleri, tek aamada  
yaklaık yedi yıl dokuz ay sürmütür.  
Hükümet, durumalara katılmaması nedeniyle bavuranın sözkonusu dava ilemlerinin  
uzamasına katkıda bulunduğunu ileri sürmütür.  
AĐHM, dava ilemlerinin uzunluğunun makul olup olmadığının, dava koullarında ve  
aağıda kaydedilen kriterler gözönünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğini  
yinelemektedir: davanın karmaıklığı, bavuranın tutumu ve ilgili makamların tutumları (bkz.,  
Pélissier ve Sassi/Fransa [BD], no. 25444/94, § 67, AĐHM 1999-II).  
AĐHM, sözkonusu davada ortaya çıkan konuların günıığına çıktığı birçok davada  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıtır (bkz. Pélissier ve Sassi/Fransa).  
Bavuranın tutumuna ilikin AĐHM, dava dosyasından bavuranın, dava ilemlerinin  
uzamasına katkıda bulunduğunun ortaya çıkmadığı kanısına varmaktadır.  
Yetkili makamların tutumuna ilikin AĐHM, yerel mahkemeler huzurundaki dava  
ilemlerinin geciktiğini gözlemlemektedir. Bu bağlamda, yerel mahkemeler arasındaki  
yargılama yetkisine ilikin tartımanın üç yıl sürdüğünü belirtmektedir. Ayrıca, 22 Mart 2001  
ve 3 Aralık 2003 tarihleri arasında ilk derece mahkemesi, A. G.’nin adresinin bulunamadığı  
gerekçesiyle tüm durumaları ertelemitir. Bu süre boyunca Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi,  
Đzmir Cumhuriyet Basavcılığı’na beadet yazı göndermive A. G.’nin adresini bulmalarını  
istemitir. Ancak, sonuç alınamamıtır. Bu nedenle, yetkili makamlar, davaya ilgilenirken  
özen göstermemiler ve önemli bir gecikmeye neden olmulardır. AĐHM, Hükümet’in  
Hükümet’in dava ilemlerinin haddinden fazla uzaması, tek aamada yedi yıl dokuz ay  
sürmesi, hususunda tatmin edici bir açıklamada bulunmadığı kanısındadır.  
AĐHM bu bağlamda AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin, Sözlemeci Devletler’e, adli  
sistemlerini mahkemelerinin, sözkonusu maddenin davaların makul süre içerisinde karara  
bağlanması da dahil olmak üzere herbir gereğini karılayabileceği ekilde düzenleme görevini  
yüklediğini yinelemektedir (bkz., Pélissier ve Sassi/Fransa).  
Konu hususunda içtihatını gözönünde bulunduran AĐHM, sözkonusu davada, dava  
ilemlerinin uzunluğunun, haddinden fazla olduğu ve “makul süre” gereğini karılayamağı  
kanısındadır.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi aağıda kaydedilmitir:  
Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, maddi zarar için 10,000 Euro talep etmitir. Ayrıca, manevi zarar için  
10,000 Euro talep etmitir.  
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmitir.  
AĐHM, Mahkeme huzurunda uğranılğı iddia edilen maddi zarar ile tespit edilen ihlal  
arasında nedensel bir bağ olmadığı kanısındadır. Ancak, bavuranların manevi zarara uğramıꢀ  
olması gerektiği sonucuna varmaktadır. Davanın koullarını ve içtihatını gözönüne alarak,  
bavurana sözkonusu balık altında 6,000 Euro ödenmesine karar vermektedir.  
B. Mahkeme Masrafları  
Bavuran ayrıca yerel mahkemeler ve AĐHM huzurunda uğramıolduğu mahkeme  
masrafları için 1,000 Euro tazminat talep etmitir.  
Hükümet, yalnızca gerçekten gerekli olduğu için uğranılan masrafların telafi edilmesi  
gerektiğini ileri sürmütür. Bu bağlamda, bavuranın ve temsilcisinin, mahkeme masraflarını  
gösteren belgeleri sunmadıklarını belirtmitir.  
AĐHM içtihatına göre, bir bavuran ancak gerçekten gerekli olduğu için yapmak  
durumunda kaldığı ve miktarının makul olduğu masrafların telafisini haketmektedir.  
Sözkonusu davada, elindeki bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri gözönünde bulunduran  
AĐHM, talep edilen miktarı tam olarak ödenmesinin makul olduğu kanısındadır.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna,  
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiolduğuna,  
3. (a) sorumlu Devletin bavurana, kararın AĐHS’nin 44 § 2. maddesine göre kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içerisinde, kararın verildiği tarihte uygulanan oran üzerinden Türk  
Lirası’na çevrilmek üzere, aağıda kaydedilen miktarları ödemesi gerektiğine:  
(i)  
(ii)  
manevi tazminat için 6,000 Euro (altı bin Euro),  
mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro),  
(iii) yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanabilecek her tür vergi,  
(b) Yukarıda kaydedilmiolan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa  
Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluacak  
faiz oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü  
olduğuna karar vermi,  
4. Bavuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmitir.  
Claudia WESTERDIEK  
Peer LORENZEN  
Yazı Đꢀleri Müdürü  
Bakan