Mevcut davada baꢀvuran, yakalanması sırasında baꢀına, göğsüne, kollarına ve
bacaklarına sertçe vurulduğunu ileri sürmüꢀtür. Đddialarını desteklemek için sol lomber
bölgesinde ve sol hemitoraksın alt kısmında hassasiyet tespit edildiği belirtilen 30 Eylül 1999
tarihli bir sağlık raporu sunmuꢀtur. Ancak bu tür göstergeler baꢀvuranın tanımladığı sert
vuruꢀları kanıtlamak için yeterli değildir. AĐHM, kötü muamelenin, baꢀvuran tarafından
tanımlandığı ꢀekliyle, vücudunda doktorun gözlemleyebileceği izler bırakacağı kanısındadır.
Ayrıca AĐHM, baꢀvuranın yakalanmasından bir gün sonra 1 Ekim 1999’da serbest
bırakıldığını belirtmektedir. Bu nedenle, iddialarını destekleyecek ek sağlık raporları
alabilirdi. Ancak almamıꢀtır. 30 Eylül 1999’da polise verdiği ifadede göstericiler ve polis
arasında kaldığını ve yere düꢀtüğünü belirtmiꢀ olsa da olaydan altı ay sonra Cumhuriyet
Savcısı’na sunduğu dilekçesinde, yakalanması sırasında polis tarafından dövüldüğünü
belirtmiꢀtir.
Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AĐHM, dava dosyasındaki delillerin,
yakalanması sırasında baꢀvurana makul ꢀüphenin ötesinde, aꢀırı ꢀekilde bir güç uygulandığını
göstermediği kanısındadır. Bu nedenle baꢀvurun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksundur ve
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.
,Baꢀvuranın AĐHS’nin 13. maddesine dayanarak yaptığı ꢀikayete iliꢀkin olarak, AĐHM
13. maddenin, kiꢀinin ꢀikayetinin haklı olup olmamasından bağımsız olarak, bireyin AĐHS
kapsamında olduğu iddia edilen her türlü mağduriyetine iliꢀkin iç hukuk yolunun olması
gerektiği ꢀeklinde yorumlanamayacağını yinelemektedir. Mağduriyet, AĐHS bağlamında
savunulabilir olmalıdır. AĐHM, yukarıdaki değerlendirmesi ıꢀığında, baꢀvuranın 3. madde
bağlamındaki haklarının ihlal edildiği hususunda, 13. madde çerçevesinde telafi gerektiren,
savunulabilir bir iddiaya sahip olmadığı sonucuna varmaktadır.
Sonuç olarak baꢀvurunun bu kısmı da AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları
uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu için reddedilmelidir.
II. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar hukuki yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1. maddesinin “makul süre”
zorunluluğunu aꢀmasından ꢀikâyetçi olmuꢀlardır.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
Göz önüne alınması gereken süre, baꢀvuranın yakalandığı 30 Eylül 1999’da baꢀlamıꢀ
ve Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesi’nin 25 Mayıs 2006 tarihli kararı ile sona ermiꢀtir. Bu
nedenle, üç aꢀamalı bir yargı için altı yıl yedi aydan fazla sürmüꢀtür.
A. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
taꢀımadığını tespit etmektedir. Bu nedenle baꢀvuru, kabuledilebilir niteliktedir.
4