CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ERKAN ĐNAN -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:13176/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
23 ubat 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (13176/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Erkan Đnan’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 25 Mart 2005 tarihinde Đnsan  
Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Van Barosu avukatlarından C. Demir tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1971 doğumludur ve Van’da ikamet etmektedir.  
12 Ocak 2005 tarihinde saat 16’a doğru, Van’da gerçekletirilen bombalı bir terör saldırının  
faillerine karı düzenlenen operasyon çerçevesinde bavuran yakalanmıve gözaltına  
alınmıtır. Bavuranın PKK üyesi olmasından üphelenilmitir.  
Aynı tarihte, Van Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 11 Ocak 2005 tarihli karar uyarınca polis  
bavuranın evinde arama ve el koyma ilemi gerçekletirmitir.  
13 Ocak 2005 tarihinde, bavuran kendi seçimi olan bir avukatın yardımından yararlanmıtır.  
Aynı gün, soruturma dosyasından sorumlu Savcının talebi üzerine, Van Ağır Ceza  
Mahkemesi hakimi, Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 143. maddesi uyarınca ön  
soruturma dosyasının eriimine kısıtlama tedbiri getirilmesine hükmetmitir.  
14 Ocak 2005 tarihinde avukatının da hazır bulunduğu bavuranın Van Cumhuriyet Savcılığı  
tarafından ifadesi alınmıtır. Bavuran, sessizliğini koruma hakkını kullanmıtır.  
Gözaltının bitimine yani 14 Ocak 2005 tarihinde, bavuran bir doktor tarafından muayene  
edilmive bavuranın vücudunda hiçbir lezyon tespit edilmemitir.  
Aynı gün bavuran, Van Ağır Ceza Mahkemesi hakimi karısına çıkarılmıtır. Bavuran  
avukatı tarafından temsil edilmitir. Bavuran sessizliğini koruma hakkını sürdürmütür.  
“Atılı suçun niteliğini”, “kanıtların durumunu” ve “bavuranın firar riskini” göz önüne alan  
hakim bavuranın tutuklanmasına karar vermitir.  
A. Dosyaya eriimin kısıtlanması tedbirinin kaldırılmasının reddi  
8 Mart 2005 tarihinde, bavuranın avukatı, müvekkilinin ceza dosyasının bir nüshasını  
edinmeyi talep etmitir. 13 Ocak 2005 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyanın  
eriimine kısıtlama getirilmesi kararına dayanarak, Savcı sözkonusu talebi reddetmitir.  
9 Mart 2005 tarihinde, bavuranın avukatı, dosyaya eriim hakkına getirilen kısıtlama  
tedbirinin kaldırılmasını talep etmitir. Bavuranın avukatı, sözkonusu tedbirin silahların  
eitliği ilkesine yönelik bir ihlal oluturduğunu iddia etmitir.  
2
10 Mart 2005 tarihinde, dosyayı incelemesi ile Van Ağır Ceza Mahkemesi sözkonusu talebi  
reddetmive dosyaya eriimin kısıtlanması tedbirinin devamına karar vermitir.  
B. Bavuranın tutukluluk halinin devamı  
8 Mart 2005 tarihinde, avukatı aracılığıyla, bavuran serbest bırakılmasını talep etmitir.  
9 Mart 2005 tarihinde, dosyanın incelenmesi ile Van Ağır Ceza Mahkemesi’nin bir hakimi,  
“kanıtların durumu” göz önüne alındığında, serbest bırakılma talebini reddetmitir.  
14 Mart 2005 tarihinde, bavuran, avukatı aracılığıyla sözkonusu karara itiraz etmitir.  
Bavuran, hakimin kendisini dinlememesinden ikayetçi olmutur. Bavuran, tutukluluğunun  
devamı kararının gerekçelendirilmediğini ileri sürmütür.  
16 Mart 2005 tarihinde, Van Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dosya üzerinden itirazı  
incelenmive aynı gerekçelerle reddetmitir.  
C. Bavuran hakkındaki iddianame  
17 Mart 2005 tarihli bir iddianame ile Van Cumhuriyet Savcılığı, bavuranı (ve diğer iki  
kiiyi) toprak bütünlüğünü bölmeye yönelik provokasyon amacı taıyan eylemlere katılmakla  
suçlatır. Van Cumhuriyet Savcılığı, Türk Ceza Kanunu’nun 125. Maddesi ve 3713 sayılı  
Terörle Mücadele Yasası’nın 5. maddesi uyarınca bavuranın mahkumiyetini talep etmitir.  
D. Bavuran hakkında açılan ceza davası  
25 Mart 2008 tarihli bir kararla, Van Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı yasadıı silahlı örgüt  
üyesi olmaktan suçlu bulmuve yedi yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıtır.  
Bavuran, avukatı aracılığıyla sözkonusu karara karı temyiz bavurusunda bulunmutur.  
Yargıtay önünde dava halen derdesttir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/4 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 5. maddesine atıfta bulunarak, bavuran, “haksız ve kanuna aykırı olacak” bir  
biçimde gerekçelendirilmeden serbest bırakılma talebinin reddedilmesinden ikayetçidir.  
Bavuran özellikle, ceza dosyasına eriime getirilen kısıtlamanın, tutukluluk halinin devamına  
itiraza ilikin yargılamada silahların eitliği hakkına yönelik bir müdahale oluturduğunu  
iddia etmektedir.  
Hükümet, “suçun niteliğini”, “kanıtların durumunu” ve “firar riskini” dikkate alan yetkili  
mahkeme tarafından kurallara uygun olarak bavuranın tutuklandığına dikkat çekmektedir.  
Bavuran, üç yıl iki ay tutuklu kalmıve ardından Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yasadıı  
silahlı örgüt üyesi olmaktan yedi yıl altı ay hapis cezasına mahkum edilmitir. Yeni Ceza  
Muhakemesi Usulü Kanunu’nun hükümlerine atıfta bulunan Hükümet, tutukluluk halinin  
3
devamına itiraz davası sırasında bavuranın ve avukatının gerekli tüm kolaylıklara sahip  
olduğu ve “bavurunun etkililiğinin” bavuran lehine bir sonuç çıkması kesinliğine bağlı  
olmadığı kanaatindedir.  
Hükümet, bavuranın tezine itiraz etmive iddialarını yinelemitir.  
AĐHM, sözkonusu ikayetin AĐHS’nin 5/4 maddesi açısından incelenmesi gerektiği  
kanaatindedir. AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
AĐHM, AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca tutukluluğa itiraz için bavuruda bulunulan mahkeme  
önünde yürütülen bir durumanın çekimeli olması ve iddia makamı ile sanık arasında  
“silahların eitliği” ilkesini temin etmiolması gerektiğini hatırlatmaktadır (bkz, özellikle,  
Schöps-Almanya, bavuru no: 25116/94, Lietzow-Almanya, bavuru no: 24479/94, Garcia  
Alva-Almanya, bavuru no: 23541/94, 13 ubat 2001 ve Svipsta-Letonya, bavuru no:  
66820/01). ayet, avukatın, müvekkilinin tutukluluk halin yasalığına etkili bir biçimde itiraz  
edebilmesi için büyük önem taıyan dosya unsurlarına eriimi reddedilmise silahların eitliği  
ilkesi temin edilmemitir (bkz diğerleri arasından Mooren-Almanya, bavuru no: 11364/03,  
Bağrıyanık-Türkiye, bavuru no: 43256/04, 5 Haziran 2007, Lamy-Belçika, 30 Mart 1989,  
Nikolova-Bulgaristan, bavuru no: 31195/96, sözü edilen Schöps, Shishkov-Bulgaristan,  
bavuru no: 38822/97, sözü edilen Svispsta).  
Mevcut davada AĐHM, tutukluluk kararına karı yapılan itirazın incelenmesi sırasında, Ağır  
Ceza Mahkemesi’nin bavuranı dinlemediğini gözlemlemitir. Ağır Ceza Mahkemesi  
duruma gerçekletirmemitir. Diğer bir değile, dava çekimeli olmamıtır ve iddia makamı  
ile sanık arasında “silahların eitliği” temin edilmemitir. AĐHM, yeni Ceza Muhakemesi  
Usulü Kanunu’nun 271. maddesinin hükümlerinin, itiraz talebinin incelenmesi sırasında  
teorik olarak sanığın avukatına adli merci tarafından dinlenme imkanı sunduğunu  
kaydetmektedir. Buna karın duruma gerçekletirilmesi, tutuklu ve avukatlar tarafından  
yapılan talepten bağımsız olarak mahkemenin takdirine bırakılmıtır. Kararın dava koulları  
ile sınırlandırıldığını ve itiraz davasının tutuklama veya tutukluluk halinin devamı kararını  
müteakip yapılması gereken bir bavuruyu tekil etmediğini gösteren genel bir beyan olarak  
yorumlanamayacağını belirten AĐHM, bavuranın tutukluluk halinin yasallığına itiraz etmek  
için açtığı davanın AĐHS’nin 5/4 maddesinin hakkaniyet gerekliliğini ihlal ettiği  
kanaatindedir.  
II. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 1, 3, 5, 6, 8, 13, 14 ve 17. maddelerine atıfta bulunarak, bavuran, yakalanma  
koullarından, yakalanma nedenleri hakkında bilgilendirilmemekten, gözaltı süresinden,  
gözaltında kötü muameleye maruz kalmaktan ikayetçidir.  
AĐHM, bavuranın sunduğu ekli ile sözkonusu ikayetleri incelemitir. Sahip olduğu  
unsurları göz önüne alarak AĐHM, iddiaları değerlendirmeye yetkili olduğundan, AĐHS’nin  
güvence altına aldığı hak ve özgürlüklerin ihlaline ilikin hiçbir bulgu tespit edememitir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan yoksun olması nedeniyle  
bavurunun sözkonusu kısmının reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaılmaktadır.  
4
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran, 30.000 Euro maddi ve 15.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte  
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karın AĐHM, hakkaniyete uygun olarak,  
bavurana, 1.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun AĐHS’nin 5/4 maddesi kapsamında yapılan ikayete ilikinin kısmının  
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana, her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) manevi  
tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 23 ubat 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5