Hükümet, Namık Erkek'in kayboluşuna ilişkin soruşturma hakkında yetkililerin
başvuranın iddialarına kayıtsız kalmadıklarına dikkati çekerek bu yönde, tahkikleri
yürüttüklerini ve dosya unsurları ışığında muhakemenin men-i kararı aldıklarını
savunmuştur.
B. AİHM'nin Yorumu
1. Namık Erkek 'in Kayboluşu
AİHM, AİHS'nin en önemli maddelerinden biri olan 2. maddenin 3. maddeyle beraber,
Avrupa Konseyi 'ni oluşturan demokratik toplumların temel değerlerinden birine yer
verdiğini hatırlatmıştır (Bkz. Çakıcı, §86, Finucane-İngiltere, no: 29178/95, §§ 67-71,
2003-Vflf). Buna ilave olarak 2. maddenin ele aldığı korumanın önemini kabul eden
AİHM'nin, yaşam hakkına ilişkin şikayetleri büyük bir dikkatle inceleyerek yorum
getirmesi gerekmektedir (Bkz. Ekinci-Türkiye, no: 25625/94, §70, 18 Temmuz 2000).
AİHM, tarafların Namık Erkek'in güvenlik güçleri tarafından tutuklandığını kabul ettiğini
ortaya koymuş ancak Sözleşmenin 2. maddesi bağlamında davaya ilişkin olaylardan
çıkarılacak olan sonuçlar hakkındaki anlatımlar tümüyle farklılık göstermektedir.
AİHM, özellikle Hükümetin gerçekleştirilen adli soruşturmalar hakkındaki dava
dosyasına koyduğu belgeler ve tarafların sunduğu görüşler ışığında ortaya çıkan
sorulan inceleyecektir. AİHM, delilleri değerlendirmek için "makul şüpheye yer
vermeyen" delil kriterinden yararlanmıştır (Bkz. mutatis mutandis Îrlanda-İngiltere, 18
Ocak 1978 tarihli karar, seri A, no: 25, s. 64-65, §§ 160-161). Buna benzer bir delil
ancak emareler demetinin veya yeterince önemli, kesin ve birbiriyle uyumlu
çürütülmemiş karinelerin sonucu olabilir ( Bkz. Abdurrahman Orak-Türkiye, no:
31889/96, § 69, 14 Şubat 2002).
Bu durumda, AİHM, işbu davaya ilişkin olayların, o dönemde ülkenin bazı bölgelerinde
yürürlükte olan olağanüstü halin uygulanmadığı şehir olan Mersin'de meydana geldiğini
hatırlatmıştır.
AİHM, soruşturma dosyasında bulunan unsulardan başvuranın kardeşinin 19 Aralık
1992 tarihinde tutuklanarak göz altına alındığını ve 20 Aralık 1992 tarihinde saat 3:00'e
doğru olay yerine götürülürken firar ettiğinin ortaya çıktığını kaydetmiştir. Firann hemen
ardından yapılan araştırmalar sonuçsuz kalmıştır. AİHM ayrıca, Cumhuriyet Savcısıyla
beraber Emniyet Genel Müdürlüğünün hemen olay hakkında bilgilendirildiğini ve
şartların firara müsait olduğu sonucunun ortaya çıktığı bir idari soruşturmanın
yürütülmüş olduğunu kaydetmiştir.
AİHM, başvuranın iddialarının somut ve kanıtlanabilecek olaylara dayanmadığını ve
hiçbir tanık ifadesiyle veya başka bir delil unsuruyla inandırıcı bir şekilde
desteklenmediğini ortaya koymuştur. Bu koşullarda, AİHM, başvuranın kardeşinin
güvenlik güçleri tarafından uygulanan şiddetin ardından öldüğü sonucunun, iddia ve
spekülasyon olmaktan çıkıp güvenilir birer gösterge olacağı kanaatine varmıştır. Ancak
AİHM, elinde bulunan kanıt unsurlarının benzeri bir sonucu destekleyecek nitelikte bir
göstergeyi içermediği görüşündedir.
Buradan yola çıkarak AİHS'nin 2. maddesinin bu bağlamda hiç bir ihlali oluşmamıştır.