COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ERKU– TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no. 30326/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
29 Eylül 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
ERKU– TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 30326/03 no’lu davanın nedeni Ergin Erkuadlı  
T.C. vatandaının (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 12 Ağustos  
2003 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin  
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Đzmir Barosu avukatlarından S. Çetinkaya tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVA KOULLARI  
Bavuran 1982 doğumludur ve Đzmir’de yaamaktadır. Kırklareli’de zorunlu askerlik  
hizmetini yapmakta iken 19 Kasım 2002 tarihinde 10 gün izin almıve ailesini görmek için  
Đzmir’e gitmitir. Ancak daha sonra kılaya dönmemitir.  
22 ubat 2003 günü saat 15.00’te asker kaçağı olduğu üphesiyle yapılan rutin bir  
kimlik kontrolü sırasında Narlıdere Polis Karakolu’nda görevli polisler tarafından yakalanmı,  
saat 16.00’da Üçkuyular Đnzibat Karakol Komutanlığı’na getirilmi, buradaki yetkililer  
bavuranın izin bitiminde askeri birliğine teslim olmadığını belirlemilerdir. Kendisine hangi  
komutanğa bağlı olduğu, neden firar ettiği ve bu süre içinde suç ileyip ilemediği gibi  
sorular yöneltilmitir.  
Aynı gün saat 20.00’de bavuran irinyer Đnzibat Bölge Komutanlığı’nda gözaltında  
tutulmaya devam edilmi, ertesi gün saat 11:00’de Askerlik ubesi’ne sevkedilmitir.  
7 Mart 2003 günü saat 13:30’da bavuran Kırklareli’deki birliğine teslim edilmitir.  
Teslim ve tesellüm belgesine göre “askeri firar” suçunu ilemiolan bavuranın birliğine  
sevki istenmitir. Belgede ayrıca bavuranın “emniyet odası”na 23 ubat 2003 tarihinde girip  
odadan 6 Mart 2003 tarihinde çıktığı belirtilmitir.  
Aynı gün saat 14.00’te bavuran iki askeri yetkili tarafından sorgulanmı, izin tecavüzü  
suçunu ilediği kendisine söylenmitir.  
Bavuran, 7-11 Mart 2003 tarihleri arasında birliğinde gözaltında tutulmutur. 11 Mart  
2003 tarihinde çıkarıldığı Çorlu Askeri Mahkemesi’nde tutuklanmıtır.  
12 Mart 2003 tarihinde Çorlu Askeri Savcısı, Askeri Ceza Kanunu’nun 66/1 maddesi  
uyarınca bavuranı “izin tecavüzü” ile suçlayan bir iddianame hazırlamı, 14 Nisan 2003  
tarihinde Çorlu Askeri Mahkemesi bavuranı yargılandığı suçtan mahkûm etmive 10 ay  
hapis cezasına çarptırmıtır. Mahkeme, kararında bavuranın izin süresi sonunda birliğine  
dönmediğini, 22 ubat 2003 tarihinde yakalandığını ve 7-11 Mart tarihleri arasında gözaltında  
tutulduğunu belirtmitir. 22 ubat – 11 Mart 2003 tarihleri arasında yolda ve gözaltında geçen  
süreler, mahkûmiyet müddetinden mahsup edilmitir.  
Askeri savcı veya bavuranın itiraz etmemiolması nedeniyle askeri mahkeme kararı 22  
Nisan 2003 tarihinde kesinlemitir.  
1
ERKU– TÜRKĐYE KARARI  
HUKUK  
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, bavuruda baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
II. AĐHS’NĐN 5/1, 5/3 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, gözaltında tutulmasının kanunsuz olduğunu, süresinin aırı uzun olduğunu ve  
yetkililerin bu konuyla ilgili bir soruturma yürütmediğini öne sürmü, iddialarını AĐHS’nin  
5/1, 5/3 ve 13. maddelerine dayandırmıtır.  
AĐHM, sözkonusu ikâyetlerin sadece AĐHS’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c)  
bentlerine ve 3. fıkrasına göre incelenmesi gerektiği kanaatindedir.  
A. Tarafların görüleri  
Hükümet, bavuranın AĐHS’nin 5. maddesi bağlamında özgürlüğünden mahrum  
bırakılmadığını savunmutur. Bu bağlamda bavuranın Đzmir Askerlik ubesi’nde sadece  
askeri birliğine teslim edilmesini sağlamak amacıyla gözetim altında tutulduğunu ve birliğine  
teslim edilmeden herhangi bir soruturma ya da kovuturmaya tâbi tutulmadığını ifade  
etmitir. Hükümet ayrıca sözkonusu idari tedbirin, bavuranın firari olması nedeniyle  
kaçmasını önlemek amacıyla alındığını ve birliğine teslimine ilikin araç, personel ve ulaım  
giderlerinin sağlanması gibi zorunlu prosedürlerin tamamlanmasıyla birlikte derhal birliğine  
teslim edildiğini iddia etmitir. Hükümet, devamla sözkonusu tarihlerde bavuranın askerlik  
görevinin sürdüğünü iddia etmitir. Bavuranın askeri disiplinin düzgün bir ekilde  
uygulanması maksadıyla 7-11 Mart 2003 tarihleri arasında gözaltında tutulduğunu kabul  
etmi, askeri savcının iddianame hazırladığı gün derhal hakim karısına çıkarıldığını ifade  
etmitir.  
Bavuran, 22 ubat - 11 Mart 2003 tarihleri arasında, önce Đzmir, daha sonra  
Kırklareli’de gözaltında tutulduğunu savunmutur. Ayrıca gözaltında tutulmasına ilikin  
Hükümetçe yapılan değerlendirmelere itiraz etmi, gözaltında tutulmasının kendisini  
özgürğünden mahrum bıraktığını, avukatını ve ailesini görme hakkını kısıtladığını ifade  
etmitir. Bu sürede tehdit edildiğini, dövüldüğünü ve kendisine günde sadece bir kez yemek  
verildiğini belirterek gözaltı koullarının insanlık dıı olduğunu iddia etmitir. Son olarak  
bavuran, gözaltında tutulmasının kanunsuz oluuna karın yetkililerin konuyu soruturmadığı  
iddiasını tekrarlamıtır.  
B. AĐHM’nin değerlendirmesi  
1. Bavuranın özgürlüğünden mahrum bırakılıp bırakılmadığı  
AĐHM, bavuranın 7-11 Mart 2003 tarihleri arasında Kırklareli’de gözaltında tutulduğu  
konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığını gözlemler. Ancak Hükümet Đzmir’de 22 ubat-  
7 Mart 2003 tarihleri arasında bavuranın özgürlüğünden mahrum bırakılmadığını  
savunmutur.  
2
ERKU– TÜRKĐYE KARARI  
AĐHM, taraf devletlerde uygulanan ekliyle askerlik hizmetinin, AĐHS’nin 4/3 (b)  
maddesinde açıkça kabul edilmiolması nedeniyle AĐHS hükümleri uyarınca tek baına  
özgürlükten mahrum bırakmaya yol açmadığını yineler. Ek olarak, silahlı kuvvetler  
mensuplarının hareketine ilikin oldukça genikısıtlamaların, askerlik hizmetinin özel  
ihtiyaçlarının sonucu olarak ortaya çıkmıolması nedeniyle bu hizmetin beraberinde getirdiği  
normal kısıtlamalar da 5. madde kapsamına girmemektedir (bkz. Engel vd. – Hollanda, A  
Serisi no. 22). Ne var ki taraf devletlerin silahlı kuvvetlerindeki normal yaam koullarının  
açıkça dıına çıkan kısıtlama ekilleri 5. madde kapsamına girmektedir. Durumun böyle olup  
olmadığının tespiti için sözkonusu ceza ya da tedbirin niteliği, süresi, etkileri ve uygulama  
ekli gibi faktörlerin tamamı dikkate alınmalıdır (Engel vd., yukarıda anılan).  
Mevcut davada AĐHM, bavuranın 22 ubat 2003 tarihinde irinyer Đnzibat Bölge  
Komutanlığı’nda gözaltına alındığını gözlemler. 23 ubat - 6 Mart 2003 tarihleri arasında ise  
bavuran Đzmir Askerlik ubesi’nde bir “emniyet odası”nda tutulmutur. AĐHM ayrıca bu  
sürelerin daha sonra bavuranın hapis cezasından mahsup edildiğini gözlemler. Bununla  
birlikte Hükümet, bavuranın gözaltı esnasında hangi güvenlik tedbirlerine ve diğer tedbirlere  
tâbi olduğuna ilikin herhangi bir açıklama ya da ayrıntı sunmamı, bavuranın askerlik  
hizmetini sürdürdüğünün belirtilmesi dıında, sözkonusu süre içinde aağı yukarı olağan  
askerlik yaamı kapsamında kaldığını gösteren herhangi bir delil ortaya koymamıtır.  
Yukarıda belirtilenler ıığında AĐHM, bavuranın 22 ubat – 6 Mart 2003 tarihleri arasında  
Đzmir’de tutulduğu sırada da özgürlüğünden mahrum bırakıldığı kanaatindedir.  
2. Sözkonusu mahrum bırakmanın “yasal dayanağı” olup olmadığı  
AĐHM, AĐHS’nin 5/1 maddesinin bireylerin özgürlüklerinden mahrum  
bırakılabilecekleri gerekçelerin ayrıntılı bir listesini sunduğunu hatırlatır. Bir gerekçenin  
uygulanabilir oluu diğer bir gerekçenin uygulanabilirliğini zorunlu olarak  
engellememektedir; tutulu bulundurma, koullara bağlı olarak birden fazla bent kapsamında  
meruiyet kazanabilir (bkz. örneğin Erkalo – Hollanda, Karar raporları 1998-VI). Ancak bu  
istisnaların sadece dar bir kapsamda yorumlanması sözkonusu hükmün “kimsenin  
özgürğünden keyfi olarak mahrum bırakılmamasının sağlanması” hedefi ile uyumaktadır  
(bkz. diğerleri yanında Giulia Manzoni – Đtalya, Raporlar 1997-IV).  
AĐHM, özgürlükten mahrum bırakmanın (a) ile (f) bentlerinde belirtilen istisnalardan  
birine uymasının yanı sıra “yasaya” ve “yasa ile belirlenen bir usul”e uygun olması  
gerektiğini hatırlatır. AĐHS, bu terimleri kullanarak esasen ulusal mevzuat ve onun esas ve  
usule ilikin kurallarına uyma yükümlülüğüne iaret etmektedir. Ne var ki ulusal mevzuata  
uygunluk yeterli değildir: 5/1 maddesi, ek olarak özgürlükten mahrum bırakmanın bireyin  
keyfi uygulamadan korunması amacına uygun olmasını gerektirir (bkz. örneğin Elçi vd. –  
Türkiye, no. 23145/93, 25091/94). Keyfi olarak uygulanan hiçbir gözaltının 5/1 maddesine  
uygun olmaması vazgeçilmez bir ilkedir ve özgürlükten mahrum bırakmanın iç hukukta  
yasaya uygun olmasına rağmen keyfi olup AĐHS’ye aykırı olabilmesi nedeniyle 5/1  
maddesindeki “keyfilik” kavramı, ulusal mevzuata aykırılığın ötesine geçmektedir (bkz.  
örneğin Saadi – Đngiltere [BD], no. 13229/03 ve kararda anılan davalar). Özellikle, keyfi  
olarak damgalanmasını önlemek için 5/1 (b) maddesi uyarınca yapılacak tutulu bulundurma  
iyi niyetle yürütülmeli, Hükümetçe dayanılan gözaltında tutma gerekçesi ile yakından  
bağlantılı olmalı, gözaltı yeri ve koulları uygun olmalı ve gözaltı süresi takip edilen amacın  
makul olarak gerektirdiği süreyi amamalıdır (bkz. mutatis mutandis, A. vd. – Đngiltere [BD],  
no. 3455/05 ve mutatis mutandis, Saadi, yukarıda anılan).  
3
ERKU– TÜRKĐYE KARARI  
Mevcut davada Hükümet, bavuranın gözaltında tutulmasını haklı çıkarmak üzere 5/1  
maddesinin alt bentlerindeki gerekçelerden herhangi birine açıkça dayanmamıtır. Bavuran  
da herhangi bir görübildirmemitir.  
Taraflarca sunulan belgeye dayalı delilleri dikkate alan AĐHM, bavuranın Đzmir’de  
gözaltında bulundurulmasının iki ayrı amaca hizmet ettiği görüündedir. Bir taraftan  
bavuranın yasayla belirlenen bir yükümlülük olan, Askerlik Kanunu’nun 80/1 maddesi  
uyarınca zorunlu askerlik görevini yerine getirmesini sağlamak üzere askeri birliğine  
dönüünün sağlanması; diğer taraftan izin tecavüzü suçunu ilediğine dair makul bir üpheyle  
yetkili bir yargı makamı önüne çıkarılması amacı bulunmaktadır. Đkinci hususa ilikin olarak  
AĐHM, askeri ahısların izin bitim tarihinden itibaren 6 gün içinde görev yerine  
dönmemesinin Askeri Ceza Kanunu’nun 66/1 (b) maddesinde suç olarak düzenlendiğini  
gözlemler. Ayrıca, AĐHM bavuranın bir asker kaçağı olduğu üphesiyle yakalandığını ve  
yakalanmasından itibaren birkaç saat içerisinde firar eyleminin nedenlerine ilikin olarak  
sorgulandığını gözlemler. Bavuran, Kırklareli’deki askeri birliğinde yine firar nedenlerine  
ilikin olarak sorgulanmıtır. Bavuranın bundan sonra gözaltında tutulmaya devam edilmesi,  
suç ilediği yönündeki makul bir üphe üzerine yetkili bir yargı makamı önüne çıkarılması  
amacını taımaktadır. Bu bağlamda AĐHM, bavuranın daha sonra bir hakim önüne  
çıkarılarak tutuklandığını kaydeder. Sonuç olarak AĐHM, bavuranın 22 ubat – 6 Mart 2003  
tarihleri arasında Đzmir’de gözaltında tutulmasının 5/1 maddesinin (b) ve (c) bentlerine göre,  
Kırklareli’deki gözaltı süresinin ise (c) bendine göre incelenmesi gerektiği kanaatindedir.  
Ancak bavuranın Askerlik Kanunu’nun 80/1 ve Askeri Mahkemeler Kuruluu ve  
Yargılama Usulü Kanunu’nun 80/3 maddesine dayanarak gözaltında tutulmuolmasına karın  
AĐHM’nin, yetkililerin “yasa ile belirlenen bir usul”e uygun hareket edip etmedikleri  
konusunda ciddi üpheleri bulunmaktadır. Yine de, bu sorunun cevaplanmasını zorunlu olarak  
görmemektedir, çünkü her halükârda incelenmesi gereken temel sorun bavuranın gözaltında  
bulundurulmasında keyfilik bulunup bulunmadığıdır. Bu bağlamda AĐHM, bavuranın 22  
ubat-11 Mart 2003 tarihleri arasında, toplam 17 gün özgürlüğünden mahrum bırakıldığını  
kaydeder. AĐHM, yetkililerin bavuranı AĐHS’nin 5/1 maddesinin ilgili bendinin izin verdiği  
kısıtlamaların amacına uygun bir ekilde tutulu bulundururken iyi niyetle hareket ettikleri  
konusunda üpheye dümek için neden görmemektedir. Bu bağlamda özellikle Hükümetin  
bavuranın birliğine ulatırılması için gerekli maddi imkânların sağlanmasının zorunluluğuna  
ilikin savunmasını dikkate alır. Ancak konuyla ilgili somut bilgi ya da belge bulunmaması  
karısında AĐHM, bavuranın gözaltında tutulmasıyla amaçlanan hedefe ulaılması için  
yetkililerin bavuranı askeri birliğine geri göndermesi için 12 güne ihtiyaçları olduğu ya da  
bavuranın bir hakim önüne çıkarılana kadar toplam 17 gün gözaltında tutulması gerektiği  
hususlarını ikna edici bulmamaktadır. AĐHM ayrıca Hükümetten bavuranın gözaltında  
tutulduğu yer, gözaltı koulları ve uzun gözaltı süresince tâbi olduğu güvenlik ve diğer  
tedbirlere açıklık getiren bir bilginin gelmemiolmasına önem vermektedir.  
Bu nedenlerle AĐHS’nin 5/1 maddesi ihlal edilmitir.  
AĐHM, bavuranın gözaltında tutulmasının AĐHS’nin 5/1 maddesine göre “yasal  
dayanağı” olmağı tespiti ıığında, bavuranın ikâyetinin ayrıca 5/3 maddesine dayalı olarak  
incelenmesine gerek görmemektedir (bkz. mutatis mutandis, Emrullah Karagöz – Türkiye, no.  
78027/01).  
4
ERKU– TÜRKĐYE KARARI  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran 10,000 Euro manevi tazminat ödenmesini talep etmi, Hükümet miktara itiraz  
etmitir.  
AĐHM, hakkaniyete dayalı bir değerlendirme ile bavurana 6,500 Euro manevi tazminat  
ödenmesini uygun bulmaktadır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran ayrıca ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı masraf ve giderlerin  
ödenmesini talep etmitir. Sözkonusu miktarlar 4,000 Türk Lirası (yaklaık 2,015 Euro)  
avukatlık ücreti, 5.50 Türk Lirası (yaklaık 2.50 Euro) posta masrafları ve fotokopi ve diğer  
masraflar için 30 Euro’dur. Bavuran, AĐHM önünde yapmıolduğu masraf ve harcamaların  
belgelerini ibraz etmitir.  
Hükümet miktarlara itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre bir bavuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AĐHM  
ulusal mahkemeler önündeki masraf ve harcamalara ilikin talebi reddeder ve AĐHM  
önündeki yargılamaya ilikin olarak 1,503 Euro ödenmesini uygun olarak değerlendirir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
5
ERKU– TÜRKĐYE KARARI  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. ikâyetin ayrıca AĐHS’nin 5/3 maddesine göre incelenmesine gerek bulunmadığına;  
4. (a) Sorumlu devletin bavurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına  
çevrilmek üzere:  
(i) 6,500 (altı bin beyüz) Euro manevi tazminat;  
(ii) 1,503 (bin beyüz üç) Euro yargılama masraf ve giderleri;  
(iii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 29 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
6