AĐHM, baꢀvuran tarafından 17 ꢁubat 2006 tarihinde yazılı olarak Sözleꢀmenin 5 § 3. ve 3.
maddelerine dair yapılan ꢀikayetlerin geç yapıldığı ve AĐHS’nin 35 § 4. maddesinin
uygulanmasına istinaden reddedilmesi gerektiği tespitini yapmaktadır.
AĐHS’nin 6. maddesiyle birlikte 14. maddesi hakkında yapılan ꢀikayet ile ilgili olarak AĐHM,
yapılan suçlamanın yasadıꢀı bir örgüte yardım ve yataklık etmek gibi Türk hukukunda
«terörist» eylemler için nitelendirilen ağır bir suç kapsamında olduğunu not etmekte, Devlet
Güvenlik Mahkemelerinin yapısına ve iꢀleyiꢀine dair 2845 sayılı Kanun’un «terörist» olmakla
itham edilen herkesin, özellikle cezaların infaz usulünde ve gözaltı süresinin
sınırlandırılmasında umumi hukuka göre daha az elveriꢀli bir muameleye tabi tutulmasını
öngördüğünü hatırlatmaktadır. Sözü edilen ayrım farklı gruplardaki kiꢀiler arasında değil
ağırlık derecesini yasayı uygulamadan sorumluların belirlediği değiꢀik türdeki suçlar
arasındadır. Bu doğrultuda, AĐHS’ye aykırı olarak bir «ayrımın» mevcut olduğu neticesine
varacak hiçbir unsur bulunmamaktadır (Bkz. Gerger-Türkiye kararı, no: 24919/94, 8 Temmuz
1999).
ꢁikayetin bu bölümü AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulunmakta ve
35 § 4. maddenin uygulanması gereğince reddedilmektedir.
AĐHM, yerleꢀik içtihadından doğan kıstaslar (Bkz. özellikle Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim
1998) ve sunulan delillerin bütünü ıꢀığında baꢀvuranın Devlet Güvenlik Mahkemesi
bünyesinde askeri bir hakimin yer almasına dair ꢀikayetinin esastan incelenmesi gerektiğine
itibar etmektedir. Ayrıca kabuledilemezliğe iliꢀkin hiçbir gerekçe yer almamaktadır.
B. Esas hakkında
AĐHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve bunların
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. Özel kararı ve
Özdemir-Türkiye kararı no: 59659/00 6 ꢁubat 2003).
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karꢀısında baꢀvuranın «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan
yargılanması konusunda endiꢀe duymasının anlaꢀılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.
Baꢀvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını yabancı
gerekçelere dayandırdığı yönünde bir ꢀüphe duyabilir. Bu nedenle baꢀvuranın bu yargı
makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki ꢀüphelerinin dikkate alınması gerekir.
(Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998).
AĐHM, baꢀvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 6 § 1. madde
uyarınca bağımsız ve tarafsız olmadığı sonucuna varmıꢀtır.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
A. Maddi ve manevi tazminat
Baꢀvuran 250.000 Euro maddi zarara uğradığını iddia etmekte, ayrıca 50.000 Euro manevi
tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.
3