COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ERSEVEN VE DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 27225/02)  
KARAR  
Bu versiyon, AĐHM Đçtüzüğü’nün 81. maddesi uyarınca  
26 Haziran 2008’de düzeltilmitir  
STRAZBURG  
24 Ocak 2008  
FINAL  
24/04/2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 27225/02 no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaları Đlhami Erseven, Hikmet Yıldırım, Veli Ate, Đsmail Öztorun, Ellez Duman,  
Đsmail Kaya, Kenan Atakul, Süleyman Çetinkaya ve Bekir Arslan’ın (“bavuranlar”), Avrupa  
Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 22 Nisan 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin  
(“AĐHS”) Temel Đnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu  
bavurudur.  
Bavuranlar, Ankara Barosu avukatlarından Fevzi Gümütarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Sırasıyla 1954, 1957, 1961, 1965, 1960, 1956, 1959, 1964 ve 1958 doğumlu olan  
bavuranlar Ankara, Đzmir, Đstanbul ve Çorum’da yaamaktadır. Genel merkezi Ankara’da  
bulunan bir sivil toplum kuruluu olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (“Dernek”)  
yönetim ve denetleme kurulları mensuplarıdır.  
15 Kasım 2000’de Ankara Valiliği’nden görevliler, derneğin genel merkezinde bir  
teftigerçekletirmitir. Yönetim kurulu üyelerinin, üye kayıt defteri tutmadıklarını ve  
denetleme kurulu üyelerinin derneği belirli aralıklarla denetlemeyerek 2908 sayılı Dernekler  
Kanunu’nun 62. ve 29. maddelerini ihlal ettiklerini tespit etmilerdir.  
21 Kasım 2000’de Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden görevliler, derneğin kayıtlarını  
kontrol ederek hatalar bulmutur. Emniyet Müdürlüğü daha sonra yönetim ve denetleme  
kurulu mensupları aleyhinde bir soruturma talep etmitir.  
Belirsiz bir tarihte, Ankara Cumhuriyet Savcısı derneğin yönetim ve denetleme kurulu  
mensuplarını kii baı 92,510,0001 TRL para cezasına çarptırmıtır.  
15 Ocak 2001’de yönetim ve denetleme kurulu mensuplarına bir ödeme emri  
gönderilmiancak sözkonusu kiiler para cezasını on günlük yasal zaman sınırı içerisinde  
ödememilerdir.  
Müteakiben, 17 Nisan 2001’de Ankara Cumhuriyet Savcısı, bavuranlar ve yine  
yönetim ve denetleme kurulu mensubu olan diğer 17 kii aleyhinde bir iddianame  
hazırlatır. Cumhuriyet Savcısı sanıkların, Ceza Kanunu’nun 29. ve 62. maddelerine  
uymamaları nedeniyle Dernekler Kanunu’nun 86. ve Ceza Kanunu’nun 119/5. maddesi  
uyarınca para cezasına çarptırılmalarını istemitir.  
1 Sözkonusu tarihte yaklaık 158 Euro (EUR).  
2
11 Eylül 2001’de Ankara Sulh Ceza Mahkemesi, ceza kararnamesi çıkararak  
bavuranları ve diğer sanıkları suçlu bulmuve onları kii baı 136,890,0002 TL ağır para  
cezasına çarptırmıtır.  
8, 9, 12 ve 22 Ekim 2001’de bavuranlar, 11 Eylül 2001 tarihli karara karı görülerini  
sunmulardır. Dilekçelerinde, savunma yapma fırsatından mahrum bırakıldıklarını ve bu  
nedenle adil ekilde yargılanmadıklarını ileri sürmülerdir.  
Ankara Asliye Ceza Mahkemesi, aağıda kaydedilen tarihlerde bavuranların  
itirazlarını reddetmitir:  
- 11 Ekim 2001’de Đlhami Erseven, Bekir Arslan, Süleyman Çetinkaya ve Đsmail  
Kaya3;  
- 15 Ekim 2001’de Đsmail Öztorun;  
- 22 Ekim 2001’de Kenan Atakul ve Hikmet Yıldırım;  
- 30 Ekim 2001’de Ellez Duman.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, kendilerine yöneltilen suçlamalar karara bağlanırken kamuya açık ekilde  
yargılanmadıkları ve kendilerini savunmalarına izin verilmemesinin, AĐHS’nin 6. maddesinin  
ihlaline neden olduğu hususunda ikayette bulunmulardır.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet Kenan Atakul, Hikmet Yıldırım ve Ellez Duman dıındaki 6 bavuranın, altı  
aylık süre kuralına uymadığını belirtmitir. Yukarıda kaydedilen tarihlerde ceza  
kararnamelerinin, Ankara Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile kesinletiğini ve bavurunun, altı  
aydan fazla süre geçtikten sonra 22 Nisan 2002’de yapıldığını belirtmitir. Bu nedenle  
AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1. maddesine uygun olarak Đlhami Erseven, Bekir Aslan, Süleyman  
Çetinkaya, Đsmail Kaya ve Đsmail Öztorun4 hakkındaki bavuruyu reddetmesini istemitir.  
Bavuranlar, Hükümet’in görüüne cevap vermemitir.  
AĐHM, bavuru 22 Nisan 2002’de yapıldığı halde ceza kararnamelerinin  
çoğunluğunun, Ankara Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 11 Ekim 2001, 12 Ekim  
2001 ve 15 Ekim 2001 tarihli kararlarla kesinletiğini belirtmektedir. Bu nedenle, yukarıda  
kaydedilen altı bavuran hususunda bavurunun, nihai kararın verilmesinden altı ay geçtikten  
sonra yapılmıolduğu kesindir. Ayrıca, bavuranlar Hükümet’in görülerine cevaben  
sundukları görülerinde, ne Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen nihai karardan  
haberdar oldukları tarihe ilikin açıklamada bulunmular, ne AĐHS’nin 35/1. maddesi  
bağlamında kaydedilen zaman sınırına uymalarını engelleyen özel koulların mevcudiyetini  
ispat etmilerdir.  
2 Sözkonusu tarihte yaklaık 107 EUR; yüksek enflasyon nedeniyle para cezası sözkonusu tarihte daha az değere  
sahipti.  
3 26 Haziran 2008’de düzeltilmitir. Önceki halinde “-12 Ekim 2001’de Kemal Derin,” olarak geçmektedir.  
4 26 Haziran 2008’de düzeltilmitir. Önceki halinde “ve Kemal Derin” olarak geçmektedir.  
3
Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AĐHM, bavuranlar Đlhami Erseven, Bekir  
Aslan, Süleyman Çetinkaya, Đsmail Kaya, ve Đsmail Öztorun’un5 bavurularının gerekli süre  
içerisinde yapılmadığı ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca  
reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıtır.  
AĐHM, Kenan Atakul, Hikmet Yıldırım ve Ellez Duman’ın bavurularının AĐHS’nin  
35/3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı kanısındadır. Ayrıca bavurunun baka  
açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit etmektedir. Bu nedenle  
bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
1. Genel ilkeler  
Mahkeme, durumaların açık olarak yapılmasının 6/1. maddede öngörülen  
vazgeçilmez ilkelerden biri olduğunu hatırlatır. Bu kamuya açık nitelik, tarafları adaletin  
kamu denetimi olmaksızın uygulanmasına karı korur. Bu, aynı zamanda halkın mahkemelere  
karı güvenini sağlayan unsurlardan biridir. Kamuya açıklık, adaletin uygulanmasını effaf  
hale getirerek, güvence altına alınması tüm demokratik toplumların ilkelerinden biri olan, 6/1.  
maddenin adil yargılanma hedefine ulaılmasına hizmet eder.  
Mahkeme, bir bütün olarak değerlendirildiğinde 6. maddenin sanığın ceza davasına  
etkili olarak katılma hakkını güvence altına aldığını hatırlatır. Bu, genel olarak sadece  
durumalarda yer alma hakkını değil, aynı zamanda gerektiğinde adli yardım alma ve davayı  
etkili bir ekilde takip etmeyi içerir. Sözkonusu haklar çekimeli davanın özünde zımnen yer  
alır ve aynı zamanda 6/3. maddenin (c) ve (e) bentlerinde belirtilen taahhütlerden çıkarılabilir.  
Ayrıca 6/1. madde birinci derece mahkemesi kararını temyiz hakkını güvence altına  
almamaktadır. Ancak iç hukukun temyiz hakkı tanıdığı durumlarda temyiz yargılaması da  
mahkeme sürecinin devamı olarak kabul edilmekte ve dolayısıyla 6. maddeye tâbi olmaktadır.  
2. Mevcut davada başvuru  
AĐHM ilk olarak 30 Haziran 2004’te verilen bir kararda, Anayasa Mahkemesi’nin  
kiileri kamuya açık olarak yargılanmaktan mahrum bırakmanın, adil yargılanma hakkını ihlal  
ettiği kararını vererek oybirliği ile eski Ceza Kanunu’nun 390/3. maddesinin anayasaya aykırı  
ve hükümsüz olduğu sonucuna vardığını belirtmitir. Ayrıca yeni Ceza Kanunu ve 1 Haziran  
2005’te yürürlüğe giren Ceza Muhakemeleri Kanunu ile ceza kararnameleri çıkarma  
uygulaması kaldırılmıtır.  
Ancak, olayların vuku bulduğu sırada yürürlükte olan ilgili iç hukuka uygun olarak  
kamuya açık bir yargılama yapılmamıtır. Ceza kararnameleri çıkaran ve bavuranları para  
cezasına çarptıran Ankara Sulh Ceza Mahkemesi ve itirazlarını inceleyen Ankara Asliye Ceza  
Mahkemesi kararlarını, dava dosyalarındaki belgelere dayanarak vermilerdir. Bavuranlara,  
davalarına bakan mahkemeler önünde kendilerini bizzat ya da avukat aracılığı ile savunma  
fırsatı verilmemitir. Bu nedenle AĐHM, bavuranların kovuturmada etkili ekilde yer  
alamadığı kanısına varmıtır.  
5 26 Haziran 2008’de düzeltilmitir. Önceki halinde “ve Kemal Derin” olarak geçmektedir.  
4
AĐHM yukarıda kaydedilenler ıığında adli makamlarca takip edilen dava ilemlerinin,  
bavuranların kendilerini savunma haklarından yeterince yararlanmalarını önlediği ve bu  
nedenle kovuturmanın adil olmamasına yol açtığı sonucuna varmıtır.  
Bavuranlar Kenan Atakul, Hikmet Yıldırım ve Ellez Duman açısından AĐHS’nin 6/1.  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıtır.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranların her biri maddi ve manevi tazminat olarak toplam 500,000 Amerikan  
Doları talep etmitir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM maddi tazminata ilikin olarak AĐHS’nin 6. maddesine uygun olarak dava  
ilemlerinin sonucunun ne olacağına ilikin varsayımda bulunamayacağını belirtmektedir.  
Dolayısıyla, bavuranlara bu balık altında tazminat ödenmemesi gerektiği kanısındadır.  
Ayrıca AĐHM, ihlal bulgusunun bavuranların uğradığı manevi zarar için balıbaına  
adil tatmin tekil ettiği kanısındadır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar bir meblağ belirtmeksizin AĐHM’den yerel mahkemeler ve AĐHM önünde  
yaptıkları masraflar için kendilerine tazminat ödenmesini istemitir. Bu bağlamda, her birinin  
avukatlarına 1,000 Euro ödenme hususunda mutabık oldukları bir sözleme sunmulardır.  
Hükümet, bavuranlardan her birinin talep ettiği meblağın haddinden fazla olduğunu  
ileri sürmütür.  
AĐHM içtihadına göre, bir bavuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM, sözkonusu davada, kendisine sunulan  
bilgiye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, yerel davalardaki masraf taleplerini reddetmekte ve  
AĐHM önünde görülen davalardaki masraflar için bavuranların hepsine toplam 1,500 EUR  
ödenmesini makul bulmaktadır.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
5
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavurunun kalan kısmının bavuranlar Kenan Atakul, Hikmet Yıldırım ve Ellez Duman  
hususunda kabuledilebilir ve diğer altı bavuran hususunda kabuledilemez olduğuna;  
2. Bavuranlar Kenan Atakul, Hikmet Yıldırım ve Ellez Duman hususunda AĐHS’nin 6/1.  
maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Đhlal bulgusunun, söz konusu üç bavuranın uğradığı manevi zarar için balıbaına adil  
tatmin tekil ettiğine;  
4. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve  
uygulanabilecek her tür vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet tarafından Kenan Atakul,  
Hikmet Yıldırım ve Ellez Duman’a yargılama masraf ve giderleri için toplam 1,500 Euro (bin  
beyüz Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77/2. ve 3. maddeleri  
gereğince 24 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6