Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AĐHM, baꢀvuranlar Đlhami Erseven, Bekir
Aslan, Süleyman Çetinkaya, Đsmail Kaya, ve Đsmail Öztorun’un5 baꢀvurularının gerekli süre
içerisinde yapılmadığı ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca
reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıꢀtır.
AĐHM, Kenan Atakul, Hikmet Yıldırım ve Ellez Duman’ın baꢀvurularının AĐHS’nin
35/3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı kanısındadır. Ayrıca baꢀvurunun baꢀka
açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmektedir. Bu nedenle
baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
1. Genel ilkeler
Mahkeme, duruꢀmaların açık olarak yapılmasının 6/1. maddede öngörülen
vazgeçilmez ilkelerden biri olduğunu hatırlatır. Bu kamuya açık nitelik, tarafları adaletin
kamu denetimi olmaksızın uygulanmasına karꢀı korur. Bu, aynı zamanda halkın mahkemelere
karꢀı güvenini sağlayan unsurlardan biridir. Kamuya açıklık, adaletin uygulanmasını ꢀeffaf
hale getirerek, güvence altına alınması tüm demokratik toplumların ilkelerinden biri olan, 6/1.
maddenin adil yargılanma hedefine ulaꢀılmasına hizmet eder.
Mahkeme, bir bütün olarak değerlendirildiğinde 6. maddenin sanığın ceza davasına
etkili olarak katılma hakkını güvence altına aldığını hatırlatır. Bu, genel olarak sadece
duruꢀmalarda yer alma hakkını değil, aynı zamanda gerektiğinde adli yardım alma ve davayı
etkili bir ꢀekilde takip etmeyi içerir. Sözkonusu haklar çekiꢀmeli davanın özünde zımnen yer
alır ve aynı zamanda 6/3. maddenin (c) ve (e) bentlerinde belirtilen taahhütlerden çıkarılabilir.
Ayrıca 6/1. madde birinci derece mahkemesi kararını temyiz hakkını güvence altına
almamaktadır. Ancak iç hukukun temyiz hakkı tanıdığı durumlarda temyiz yargılaması da
mahkeme sürecinin devamı olarak kabul edilmekte ve dolayısıyla 6. maddeye tâbi olmaktadır.
2. Mevcut davada başvuru
AĐHM ilk olarak 30 Haziran 2004’te verilen bir kararda, Anayasa Mahkemesi’nin
kiꢀileri kamuya açık olarak yargılanmaktan mahrum bırakmanın, adil yargılanma hakkını ihlal
ettiği kararını vererek oybirliği ile eski Ceza Kanunu’nun 390/3. maddesinin anayasaya aykırı
ve hükümsüz olduğu sonucuna vardığını belirtmiꢀtir. Ayrıca yeni Ceza Kanunu ve 1 Haziran
2005’te yürürlüğe giren Ceza Muhakemeleri Kanunu ile ceza kararnameleri çıkarma
uygulaması kaldırılmıꢀtır.
Ancak, olayların vuku bulduğu sırada yürürlükte olan ilgili iç hukuka uygun olarak
kamuya açık bir yargılama yapılmamıꢀtır. Ceza kararnameleri çıkaran ve baꢀvuranları para
cezasına çarptıran Ankara Sulh Ceza Mahkemesi ve itirazlarını inceleyen Ankara Asliye Ceza
Mahkemesi kararlarını, dava dosyalarındaki belgelere dayanarak vermiꢀlerdir. Baꢀvuranlara,
davalarına bakan mahkemeler önünde kendilerini bizzat ya da avukat aracılığı ile savunma
fırsatı verilmemiꢀtir. Bu nedenle AĐHM, baꢀvuranların kovuꢀturmada etkili ꢀekilde yer
alamadığı kanısına varmıꢀtır.
5 26 Haziran 2008’de düzeltilmiꢀtir. Önceki halinde “ve Kemal Derin” olarak geçmektedir.
4