soruꢀturmayı Đstanbul valiliğine sevk ettiğini kaydetmektedir. Valilik, polis memurları
hakkında soruꢀturma baꢀlatılmasına izin vermeyerek, dosyayı savcılığa göndermiꢀtir.
Ayrıca AĐHM, baꢀvuranın itirazı üzerine davaya bakan Đdare Mahkemesi’nin, 10 Mayıs 2002
tarihinde aldığı kararda, suçlanan polis memurları hakkında yürütülen ön soruꢀturmayı
yetersiz bularak vali kararını bozduğunu gözlemlemektedir. Bununla birlikte valilik,
geniꢀleterek sürdürdüğü soruꢀturma sonucunda pozisyonunu değiꢀtirmemiꢀ ve baꢀvurana kötü
muamele uygulamakla suçlanan polis memurları hakkında kamu davası açılmasına izin
vermemiꢀtir.
Bu bağlamda AĐHM, fazla derine inmeden, daha önce de birçok davada valilik tarafından
yürütülen soruꢀturmaları, idari makamlardan bağımsız olmayan kiꢀiler tarafında yürütüldüğü
için, ꢀüpheli bulduğunu hatırlatmaktadır (Türkiye aleyhine Kılıç davası, no 22492/93, prg. 72,
CEDH 2000-III ; Türkiye aleyhine Satık ve diğerleri davası, no 31866/96, prg. 60, 10 Ekim
2000 ; Türkiye aleyhine Đhsan Bilgin davası, ilgili bölüm, prg. 72 ; Türkiye aleyhine Kamer
Demir ve diğerleri davası, no 41335/98, prg. 49, 19 Ekim 2006 ; ve Türkiye aleyhine Saya ve
diğerleri davası, no 4327/02, prg. 27, 7 Ekim 2008).
AĐHM’in kanaatine göre, bağımsızlığı ve tarafsızlığı ꢀüpheli kiꢀiler tarafından yürütülen
böylesi bir soruꢀturma, AĐHS’nin 3. maddesinde öngörülen usul ꢀartlarıyla
bağdaꢀmamaktadır. Bu itibarla, mevcut davada AĐHS’nin 3. maddesi usul bakımından da ihlâl
edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 5/1c) VE 11. MADDELERĐNĐN ĐHLÂL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, AĐHS’nin 5/1c) maddesine atıfta bulunarak, gözaltı süresinden ꢀikâyetçi
olmaktadır. Baꢀvuran ayrıca, bir gösteriye katılmadan önce polis tarafından tutuklandığını ve
dolayısıyla örgütlenme hakkının da ihlâl edildiğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran, AĐHS’nin 11.
maddesine atıfta bulunmaktadır.
AĐHM ilk önce, baꢀvuranın serbest bırakılmasıyla gözaltı süresinin 30 Eylül 2001 tarihinde
sona erdiğini, oysa dava dilekçesinin 1 Ekim 2004 tarihinde verildiğini gözlemlemektedir.
Üstelik, dava incelendiğinde, AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen altı aylık sürenin önünü
kesen veya erteleyen özel hiçbir koꢀul görülmemektedir. Dolayısıyla, ꢀikâyet gecikmeli olarak
yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35/ ve 4. maddelerine uygun olarak reddedilmelidir.
AĐHS’nin 11. maddesi kapsamında toplanma özgürlüğüyle ilgili ꢀikâyet hakkında ise AĐHM,
baꢀvuranın 29 Eylül 2001 tarihinde bir gösteriye katılmak üzereyken tutuklandığını
gözlemlemektedir. AĐHM daha sonra baꢀvuranın sözkonusu gösteriye katılması nedeniyle
hakkında yürütülen ceza yargılamasıyla ilgili hiçbir bilgi vermediğini tespit etmektedir.
AĐHM, baꢀvuranın gösteri yapma özgürlüğünü tehlikeye düꢀüren bir cezai takibat olmaması
dolayısıyla, altı aylık sürenin ihtilaflı eylem tarihinden itibaren baꢀladığını hatırlatmaktadır.
Bu itibarla, AĐHM, ꢀikâyet konusu olayın 29 Eylül 2001 tarihinde meydana geldiğini ve 1
Ekim 2004 tarihinde sunulan baꢀvurunun gecikmiꢀ olduğunu kaydetmektedir. AĐHM, altı
aylık sürenin önünü kesen veya erteleyen bir koꢀul bulunmadığını belirtmekte ve baꢀvurunun
bu bölümünün de AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkralarına uygun olarak reddedilmesi
gerektiği sonucuna varmaktadır.
5