HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN
Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bir
yanda bünyesinde askeri hakimi bulundurması diğer yanda susma hakkını
kullanmak istediği halde poliste ifadesinin alınarak ve imzalatılması nedeniyle
«tarafsız ve bağımsız» bir mahkeme olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmektedir.
Başvuran ayrıca Yargıtay'daki süreçte Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün tebliğ
edilmemesi ve bu görüşe yanıt verememesi nedeniyle savunma haklarının
tanınmadığını savunmakta, AİHS'nin 6 §§ l ve 3. maddelerinin ihlal edildiğini ileri
sürmektedir.
A. Kabul edilebilirlik üzerine
Hükümet AİHM'den Devlet Güvenlik Mahkemesinin yapısıyla ilgili şikayetin altı ay
kuralına uyulmadığı gerekçesiyle reddetmesi talebinde bulunmaktadır. Hükümet
başvuranın DGM'nin 10 Aralık 1997'de almış olduğu karardan itibaren altı ay
içerisinde başvuruda bulunması gerektiğini dile getirmiştir. Oysa başvuran
başvurusunu 3 Mart 1999'da yapmıştır.
AİHM, benzer şikayetlerin Özdemir-Türkiye davasında da dile getirildiğini
hatırlatmış, (sözü edilen karar, § 26) bu neticeyi değiştirecek hiçbir unsur
bulamadığı sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Hükümetin yapmış olduğu itiraz
reddedilmektedir.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. özellikle Çıraklar-Türkiye kararı, 28
Ekim 1998, 1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar ışığında başvurunun esas
bakımından incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve başvuruyu kabul edilemez
bulmak için bir gerekçe bulunmadığını ifade etmektedir.
B. Esasa ilişkin
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini
ve bunların AİHS'nin 6 § l maddesinin ihlal edildiği yönünde sonuçlandırıldığını
ortaya koymaktadır. (Bkz. söz edilen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§
35-36).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak
hiçbir tespiti ve delili sunmadığını incelemekte olup bunun yanı sıra başvuranın
aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin TCK'ya
dayalı olarak yapmış olduğu yargılama hususunda endişe duymasının anlaşılabilir
olduğu kanısındadır. Üstelik Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın gerekçesine
yabancı mülahazalar ışığında başvuran hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı
sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve
bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir, (sözü
edilen Incal kararı s. 1573, § 72 ).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHS'nin 6
§ 1 maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı
sonucuna varmaktadır.
2. Cezai yargılama sürecine ilişkin