23. AİHM, AİHS’nin 35 § 3 Maddesi uyarınca, başvurunun açık bir biçimde asılsız
olmadığını belirtmektedir. AİHM ayrıca, başvurunun kabul edilemez olması için bir sebep
olmadığını ifade etmektedir. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğunun açıklanması
gerekmektedir.
B. Esaslar
24. AİHM, işlemlerin süresinin makul olup olmadığının dava koşulları ışığında ve şu
kriterlere göre değerlendirilmesi gerektiğini yinelemiştir: davanın karmaşıklığı, başvuranın ve
ilgili makamların tutumu (bkz., diğer makamlar arasında, Pélissier ve Sassi / Fransa [GC], no.
25444/94, § 67, ECHR 1999-II).
25. AİHM, hem ilk derece hem de temyiz işlemlerinde önemli gecikmeler olduğunu göz
önüne almaktadır. AİHM, başvuran ve çok sayıdaki diğer davalılar aleyhine gelişen davanın
karmaşık olduğunu kabul edebilir. AİHM, on bir yıl, beş ay, on altı günü kendi değerlendirme
kapsamında olan işlemlerin on yedi yıl, dokuz ay, on dört gün sürdüğünü belirtmektedir. Bu
çok uzun bir süre olup, yalnızca davanın karmaşıklığıyla açıklanamaz. AİHM’ye göre,
işlemlerin süresinin uzunluğu, yalnızca yerel mahkemelerin davayı itinayla incelememesiyle
açıklanabilir (bu bağlamda, bkz., Cankoçak, yukarıda kaydedilmiş, § 32, ve Şahiner, yukarıda
kaydedilmiş, § 27).
26. AİHM son olarak, yerel hukukta başvuran için tehlikeli olan şeyin, onun için büyük
önem taşıdığını göz önüne almaktadır.
27. Elindeki kanıtlara ve konu üzerine olan içtihat hukukuna dayanarak (bkz., Cankoçak,
yukarıda kaydedilmiş, § 33 ve Şahiner, yukarıda kaydedilmiş, § 30), AİHM, söz konusu
işlemlerin süresinin “makul süre” şartına uymadığına karar vermiştir.
28. Dolayısıyla, AİHS’nin 6 § 1 Maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
29. AİHS’nin 41. Maddesi şöyledir:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
30.
Başvuran, bir öğretmen olarak 21 Ağustos 1981 – 25 Ağustos 1995 tarihleri
arasında görev yapamaması nedeniyle oluşan kazanç kaybı, ailesinin cezaevi ziyaretleri
sırasında yapmış olduğu harcamalar ve yerel davalarda kendisini temsil eden avukata yapılan
harcamalar için 58,149 ABD Doları (USD) (44,879 Euro (EUR)) maddi tazminat talebinde
bulunmuştur. Başvuran ayrıca, 2,000,000 Fransız Frangı (304,898 EUR) manevi tazminat
talebinde bulunmuştur.
31. Hükümet, başvuranın istediği miktarlara itiraz etmiştir. Hükümet, başvuranın iddia
ettiği maddi ve manevi tazminatı destekleyen hiçbir kanıt sunmadığını ileri sürmüştür.
Hükümet ayrıca, AİHM’nin tazminat usulünün istismar edilmesine izin vermeden başvurana
manevi tazminat olarak adil bir miktar ödemesi gerektiğini ve AİHM’nin benzer başvurularda
uygun gördüğü miktarları referans alması gerektiğini belirtmiştir.