belirtilen suçlarla sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Hükümet'in iddianameyi 1989 ve 1993
tarihleri arasındaki süreyi kapsayacak ꢁekilde geniꢁletemeyeceğini; ilgili süre içinde
herhangibir suça karıꢁmadıklarını iddia etmiꢁlerdir.
Baꢁvuranlar ayrıca Hükümet'in baꢁvuranların fiillerinin kapsamını geniꢁletmek için iddialarını
gözaltında iken alınan ifadelere dayandıramayacaklarını; Devlet Güvenlik Mahkemesi
huzurunda sözkonusu ifadelerini baskı altında verdikleri için geri çektiklerini belirtmiꢁlerdir.
28. Özet olarak baꢁvuranlar, Mahkemeden 1988 ve 1989 yılları arasında iꢁlenen suçlar
nedeniyle 1991 tarihli yasa gereğince hapis cezası verilmesinin Sözleꢁmenin 7. maddesine
aykırı olduğuna karar vermesini talep etmiꢁtir.
• Mahkemenin Değerlendirmesi
1. Genel Kurallar
29. Mahkeme hukukun üstünlüğü ilkesinin önemli bir unsurunu oluꢁturan 7. madde ile
sağlanan garantilerin, Sözleꢁme sistemi içinde önemli bir yere sahip olduğunu ve 15. madde
gereğince savaꢁ ve olağanüstü hal durumlarında da bu güvencelerden vazgeçilemeyeceğini
hatırlatmıꢁtır. Đlgili madde amacı ve hedefi doğrultusunda keyfi yargılama, hüküm ve ceza
verme karꢁısında etkili güvenceleri sağlayacak ꢁekilde anlaꢁılmalı ve uygulanmalıdır. (bkz.
sırası ile 22 Kasım 1995 tarihli S.W. ve C.R./ Đngiltere Kararı, Dizi A, no 335-C, s. 42-43, prg.
35, ve s. 68-69, prg. 33 ).
30. Mahkemenin içtihatlarına göre, Sözleꢁmenin 7. maddesi kanunsuz suꢁ ve ceza olmaz
ilkesini içermekte (nullum crimen, nulla poena sine lege) ve ayrıca ilgili kimsenin zararına
olacak ꢁekilde ceza kanununun geriye dönük olarak uygulanmasını yasaklamaktadır (bkz. 25
Mayıs 1993 tarihli Kokkinakis/Yunanistan Kararı, Dizi A, no 260-A, s. 22, prg.52).
2. Kanunun Geriye Dörük Olarak Uygulanması
31. Mahkeme, nulla poena sine lege kuralının bu dava ile ilgili olduğu; çünkü baꢁvuranlara
suçun iꢁlendiği tarihte verilmesi gereken cezadan daha ağır bir ceza verildiği görüꢁündedirler.
32. Mahkeme, bu davada Türk Ceza Kanunu'nun 169. maddesinde belirlenen suç açısından
baꢁvuranların yargılanması ve cezalandırılmasının tartıꢁma konusu olmadığını belirtmiꢁtir.
Çözümlenmesi gereken tek sorun, 7. maddenin 1. paragrafına aykırı surette ex post facto ceza
oluꢁturacak ꢁekilde, 1991 tarihli kanunun yürürlüğe girmesinden önce iꢁlenen suçlara
uygulanıp uygulanmadığıdır.
33. Mahkeme, Hükümet'in baꢁvuranların iꢁledikleri suçun Türk Ceza Kanunu'nun 169.
maddesine göre devam eden bir nitelik taꢁıdığını savunduğuna dikkat çekmiꢁtir. (bkz. 19. prg).
Bu anlayıꢁla Mahkeme, iꢁlenen suçun süreklilik niteliği taꢁımasının, ilgili suçun belli bir
zaman dilimi içinde iꢁlendiği anlamını taꢁıdığı sonucuna varmıꢁtır. Mahkemenin görüꢁüne
göre bir kimse süreklilik niteliği taꢁıyan bir suçu iꢁlemekle itham edildiği zaman yasal
kesinlik kuralı söz konusu suçu oluꢁturan fiillerin iddianamede açıkça belirtilmesini
gerektirmektedir. (bkz. mutatis mutandis, Pelissier ve Sassi/ Fransa (GC), prg. 51, no
25444/94, ECHR,1999-II ) Ayrıca, ulusal mahkeme tarafından verilen karar, davalı hakkında
verilen hükmün ve cezanın süreklilik niteliği taꢁıyan bir suç unsuru taꢁıdığının yargılama ile
ortaya çıktığı bulgusunu açıkça ortaya koymalıdır.