eklenebileceğinin altını çizmektedir. Bu yükümlülükler, bireyler arasındaki iliꢀkilerin
düzenlenmesinde bile, özel hayata saygı gösterilmesi ilkesine yönelik önlemler alınmasını
içerebilir. (bkz. X ve Y- Hollanda davası, syf. 11, § 23 ve Botta-Đtalya davası, 24 ꢁubat 1998
tarihli karar, Kararların toplamı, 1998-I, syf.422, § 33).
AĐHS’nin 8. maddesi uyarınca, Devletin pozitif ve negatif yükümlülükleri arasındaki
sınır kesin bir ꢀekilde ayrılmamaktadır. Bununla birlikte, uygulanabilir prensipler birbirine
benzemektedir. Özellikle, her iki durumda da karꢀılıklı menfaatler arasında denge kurmaya
özen gösterilmelidir. Aynı ꢀekilde, her iki varsayımda da, Devletin bir ölçüde takdir yetkisini
kullanma hakkı vardır. (bkz. Mikulic, § 58, Odièvre, § 40)
Bu olayda, Emrah Đpek’in iddia edilen babalık bağını reddettiği göz önünde
bulundurulunca, ꢀahsın çocukla soy bağının tespit edilmesi amacıyla baꢀvuranlar için tek çare
sivil mahkemeler önünde dava açmaktır.
Đç Hukuk’a göre, taraflar, soy bağının tespit edilmesi için gerekli olan inceleme sağlık
açısından herhangi bir tehlike arz etmediğine göre, sözkonusu incelemenin yapılmasında
zorluk çıkarmamak durumundadırlar. Eğer taraflardan biri mahkemenin öngördüğü
incelemeye rıza göstermezse, sözkonusu test ve analizlerin yapılması için bireye uygulanacak
herhangi bir müeyyide bulunmamaktadır. Yine de, böyle bir durumda, hakim bu davranıꢀtan
bazı sonuçlar çıkarabilir ve söz konusu incelemenin sonuçları olmadan da karar verebilir.
AĐHM, 17 Mayıs 2000 tarihinde, davanın açılmasından yaklaꢀık sekiz yıl sonra,
mahkemenin Emrah Đpek’in babalığı konusunda ikinci defa karar verdiğinin altını
çizmektedir. Davanın ikinci bölümünde, Emrah Đpek DNA testlerinin yapılması için
öngörülen on bir randevuya da gelmemiꢀtir. Adli Tıp Kurumunun raporu ancak yaklaꢀık bir
yıl sonra ve tarafların üç kez hazır bulunmalarından sonra düzenlenebilmiꢀtir. DNA testlerinin
yapılması toplam olarak üç buçuk yıldan fazla zaman gerektirmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuran statüsündeki kiꢀilerin özellikle de çocuk statüsünde olan kiꢀinin
kimliğinin önemli bir parçası hakkındaki gerçeği öğrenebilmesi için vazgeçilmez olan
bilgilerin edinilmesinin hayati önem taꢀıdığı kanaatindedir. Hal böyleyken, üçüncü kiꢀileri
koruma gerekliliğinin onları herhangi bir tıbbi tahlil özellikle de DNA testi yaptırmaya
mecbur etme imkanını dıꢀlayacağını göz önünde bulundurmak gerekir.
Devletin takdir yetkisi göz önünde bulundurulunca, baba olduğu varsayılan kiꢀinin
DNA testlerini yaptırmak zorunda bırakacak müeyyideler öngörmeyen bir sistem, ilke olarak,
8. maddeden kaynaklanan yükümlülüklerle uyumlu olarak değerlendirilebilir. Bunun için,
babalık DNA testleriyle tespit edilemiyorsa, soy bağını öğrenmeye çalıꢀan kiꢀinin menfaati
korunmalıdır. Nisbilik ilkesi, söz konusu sistemin, baba olduğu iddia edilen kiꢀinin itirazından
bazı sonuçlara varmasını ve babalık davasında ivedilikle karar vermesini ꢀart koꢀmaktadır.
(Bkz. mutadis mutandis, Mikulic, § 64). Halbuki bu olayda söz konusu durum
gerçekleꢀmemiꢀtir. Asliye Hukuk Mahkemesi, Emrah Đpek’i davayı engellemekten alıkoyacak
elveriꢀli idari önlemler alamamıꢀtır. Mahkeme, belirgin verilerin, özellikle de tanıkların ve
Emrah Đpek’in %99,77 oranında baba olduğunu tespit eden ilk muayene raporunun
değerlendirilmesi yoluyla takdir yetkisini kullanarak babalık sorununu çözmeyi
baꢀaramamıꢀtır.
Bundan dolayı, AĐHM, yargılama usulünün, bir an önce çocuğun soy bağı
konusundaki belirsizliği bertaraf etmek isteyen baꢀvuranların haklarıyla baba olduğu
7