5
AĐHM, ꢀikayet konusu müdahaleyi, broꢀürün içeriği ve dağıtıldığı koꢀulları da göz önüne
alarak, davanın tamamının ıꢀığında görmelidir. Özellikle, sözkonusu müdahalenin “güdülen
meꢀru amaçlarla orantılı”, ulusal makamların bu müdahaleyi haklı göstermek için ileri
sürdüğü nedenlerin ise “ilintili ve yeterli” olup olmadıklarına karar vermesi gerekmektedir
(bkz. Koç ve Tambaꢀ – Türkiye, 50934/99). Ayrıca, verilen cezaların niteliği ve ꢀiddeti de,
müdahalenin orantılılığını tayin etmede göz önünde bulundurulacak etmenlerdendir (bkz.
Skalka – Polonya, 43425/98).
AĐHM, bu davada, baꢀvuranın, özellikle, vicdani redci O.M.U.’nun, zorunlu askerlik
hizmetini yerine getirmeyi reddetmesinin nedenlerini anlattığı basın açıklamasını içeren bir
broꢀür dağıtmaktan suçlu bulunduğunu gözlemler. Genelkurmay Baꢀkanlığı Askeri
Mahkemesi, baꢀvuranın, bu broꢀürü dağıtarak halkı askerlikten soğuttuğuna karar vermiꢀtir.
AĐHM, sözkonusu broꢀürün içeriğini incelemiꢀtir. ꢁikayet konusu metinde kullanılan
sözcüklerin, metinde askerlik hizmeti ile ilgili düꢀmanca bir çağrıꢀım yapmasına karꢀın, bu
sözcüklerin, ꢀiddete, silahlı direniꢀe ya da ayaklanmaya teꢀvik etmediğine, nefret söylemi
olmadığına karar vermiꢀtir (bkz. Ergin (no. 6), § 34, karꢀıt karar Sürek – Türkiye (no. 1) [BD],
26682/95, Gerger – Türkiye [BD], 24919/94). Ek olarak, düꢀüncelerin açıklandığı koꢀullar,
düꢀüncelerin olası etkileri ile ilgili olarak, Arrowsmith davasından ayırt edilebilir. Arrowsmith
davasında, pasifist aktivist olan baꢀvuran, kısa süre sonra Kuzey Đrlanda’ya gönderilecek
birliklerin bulunduğu bir askeri kamptaki askerleri firar etmeye teꢀvik eden bir broꢀür
dağıtmıꢀtı (bkz. Arrowsmith – Đngiltere, no. 7050/75). Bu davada, rahatsızlık veren broꢀür,
Đstanbul’daki bir kamusal alanda dağıtılmıꢀtır. Broꢀür, ne biçimi ne de içeriği itibarıyla, derhal
askerden kaçmaya yönlendirmeyi amaçlamıꢀtır. AĐHM, bunların, tedbirin gerekliliğinin tayin
edilmesinde önemli etmenler olduğu görüꢀündedir.
Son olarak, AĐHM, iki ay hapis cezası baꢀta olmak üzere, baꢀvurana verilen cezanın sert
olduğu kanısındadır.
Bu gerçekler karꢀısında, AĐHM, Askeri Mahkeme’nin ileri sürdüğü nedenlerin, ilintili
olmalarına karꢀın, baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleyi haklı çıkarmak
için yeterli olarak değerlendirilemeyecekleri kanısındadır.
Yukarıda belirtilenler ıꢀığında, AĐHM, baꢀvurana verilen mahkumiyet ile cezanın,
güdülen amaçlarla orantısız olduğuna ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli”
olmadığına karar vermiꢀtir. Buna göre, AĐHS’nin 10. Maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NIN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, mağduriyetine iliꢀkin olarak, AĐHS’nin 13. Maddesi kapsamında etkili baꢀvuru
yollarından yoksun bırakıldığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. Bu Madde’ye göre:
“[Bu] Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan
kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa, ulusal bir makama etkili bir baꢀvuru
yapabilme hakkına sahiptir.”
AĐHM, AĐHS’nin 13. Maddesi kapsamındaki çarenin, mutlaka baꢀarıyla sonuçlanacak bir
çare olacağı anlamına gelmediğini, yalnız, ꢀikayetin esaslarını inceleme yetkisi bulunan bir
makamın önündeki eriꢀilebilir bir çareden ibaret olduğunu yineler (bkz. The Islamic Republic
of Iran Shipping Lines – Türkiye, 40998/98). Bu davada, AĐHM, ulusal mahkemelerin,