COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
DÜZGÖREN - TÜRKĐYE  
(B a vuru no. 56827/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐ SĐ  
STRAZBURG  
9 Kasım 2006  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’nde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
USUL  
Davanın nedeni, Türk vatandaı Koray Düzgören’in (“bavuran”), Đnsan Haklarının ve  
Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin (“AĐHS”) 34. Maddesi uyarınca,  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 15 Ekim 1999 tarihinde  
yapmıolduğu 56827/00 no’lu bavurudur.  
Bavuran, Londra’da bulunan Kürt Đnsan Hakları Projesi’nden A. J. Stock, M. Muller, T.  
Otty ve J. Gordon tarafından temsil edilmitir.  
AĐHM (Đkinci Daire), 28 Eylül 2004 tarihinde, bavuruyu kısmen kabuledilemez olarak  
beyan etmive askeri mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığı, bavuranın ifade özgürlüğü  
hakkına müdahale edildiği ve etkili bavuru yollarının bulunmadığı iddialarıyla ilgili ikayeti,  
Hükümet’e bildirmeye karar vermitir. AĐHM, AĐHS’nin 29 § 3. Maddesi uyarınca,  
bavurunun esaslarını, kabuledilebilirliğiyle aynı anda incelemeye karar vermitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN OLAYLARI  
1947 doğumlu bavuran Londra’da ikamet etmektedir.  
Gazeteci olan bavuran, 1 Nisan 1998 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
ında, vicdani redci O.M.Ü. ile ilgili broür dağıtmıtır. Bavuran, ayrıca, broürü, suç  
ilediği için aleyhinde dava açılması gerektiğini ifade eden bir dilekçe ile beraber Ankara  
Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na da sunmutur.  
ünme özgürlüğü – düünce suçuna karı giriim” balıklı broür, O.M.Ü.’nün 1 Eylül  
1995 tarihinde yaptığı basın açıklamasını içermektedir. O.M.Ü., bu basın açıklaması  
nedeniyle daha önce suçlu bulunup, mahkum olmutur. Broürün ilgili kısımları aağıdaki  
gibidir:  
Ön ve Son Söz:  
“Biz, aağıda imzası olan yayıncılar, içeriklerinden tümüyle bağımsız olarak, katılıp katılmadığımız  
sorusunu dikkate almaksızın, hatta kimimiz bazı satırlara katılmadığımız halde, her türlü düüncenin  
özgürce ifade edilebilmesini savunmak amacıyla, bu “mahkum” metinlerin kamuoyuna iletilmesine aracılık  
ediyoruz...”  
O.M.Ü.’nün basın açıklaması:  
Đyi günler, Bugünkü basın toplantısını Đzmir SavaKarıtları Derneği düzenlemedi. Bu toplantının  
sorumluluğu yalnızca bana aittir. Bildiğiniz gibi Ankara Genelkurmay Mahkemesi önünde görülen ve “halkı  
askerlikten soğutma” suçunu ilediğim iddia edilen dava 29 Ağustos tarihinde sonuçlandı.  
Yargı yoluyla bizimle baa çıkamayan ordu, bu biçimde savakarıtlarını kamuoyu gözü önünden  
kaçırabileceğini sanıyor. Her eyden önce ben asker kaçağı değilim, “Vicdani Redci”yim. Ne askerlik  
yapmayı, ne de kaçmayı düünüyorum. Kaçmam için hiçbir neden yok, çünkü insanların askere gitmeme  
hakkını saklanıp gizlenmeden kullanabilmeleri gerektiğini savunuyorum.  
2
Askerlik ubesi’nde bana verilen … askerlik cüzdanını imdi burada sizlerin gözleri önünde  
yakacağım…  
Ben asker değilim ve asla olmayacağım. Elbet götürüleceğimin farkındayım, ama götürülene kadar,  
artık kaç gün sürerse, yaantımın akıında hiçbir değiiklik olmayacak. Beni zorla götürmek amacıyla  
burada bulabilirler. Ancak kılada sonuna kadar direneceğimin ve hiçbir ekilde askerlik yapmayacağımın  
altını tekrar çiziyorum.”  
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 1 Nisan 1998 tarihinde,  
bavuranın ifadesini almı, bavuran burada dilekçesinin içeriğini yinelemitir. Bavuran,  
yukarıda sözü edilen broürü basıp, dağıtarak, O.M.Ü.’nün mahkum olduğu suçun aynısını  
ilediğini savunmutur. Broürün içeriğine katıldığını ifade etmitir. Ayrıca, Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’nin, vicdani redcilere atıfta bulunan kararları bulunduğuna iaret etmitir.  
Broürün halkı askerlikten soğutma veya firar etmeye tevik etme amacında olmadığını iddia  
etmitir. Ek olarak, Hollanda’da, vicdani redcilerin askerlik yapmadığını, bunun yerine  
kendilerine diğer ilerin verildiğini belirtmitir. Gelecekte belki bunun Türkiye’de de  
gerçekleeceğini ifade etmitir. Bavuran, amacının, Türkiye’de zorunlu askerlik hizmetinin  
kaldırılmasını sağlamak olduğunu söyleyerek savunmasını bitirmitir.  
4 Haziran 1998 tarihinde, Ankara Genelkurmay Bakanlığı savcısı, bavuranı halkı  
askerlikten soğutmakla suçlayan bir iddianame sunmutur. Askeri Savcı, bavuranın, Türk  
Ceza Kanunu’nun 155. Maddesi ile Askeri Ceza Kanunu’nun 58. Maddesi uyarınca suçlu  
bulunup cezalandırılmasını talep etmitir.  
Bavuran, belirlenemeyen bir tarihte, Ankara Genelkurmay Bakanlığı Askeri  
Mahkemesi’nde yargılanmaya balamıtır. Yargılama sırasında, bavuran, önceki  
savunmasını yinelemitir. Özellikle, ifade özgürlüğünün savunucusu olduğunu ileri sürmü,  
mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını reddetmitir.  
Mahkeme, 9 Mart 1999 tarihinde, bavuranı suçlu bulmu, iki ay hapis ve 1.520.000 Türk  
Lirası (olayların gerçekletiği sırada 3.5 Euro) para cezasına mahkum etmitir. Kararın  
gerekçesinde mahkeme, davayı Anayasa ve iç hukuka uygun olarak ele alma yetkisi  
bulunduğunu ve Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’nin, askeri mahkemelerin olağandıı  
mahkemeler olduğu sonucuna varan herhangi bir kuralı olmadığını belirtmitir. Esaslara  
ilikin olarak, mahkeme, bavuranın, O.M.Ü.’nün mahkumiyetine neden olan basın  
açıklamasını içeren broür dağıtarak, bu broürü Cumhuriyet Savcısı’na sunarak, Cumhuriyet  
Savcısı’ndan dava açmasını isteyerek, eylemlerinin kasti olduğu ve suçu bilerek ve isteyerek  
ilediği kanısına varmıtır. Mahkeme, Anayasa’nın 25. ve 26. Maddeleri, Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi’nin 10 § 2. Maddesi ile Đnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 29 § 2.  
Maddesi’ne dayanarak, ifade özgürlüğü ile özgürce fikir yaymanın mutlak hak olmadığını  
beyan etmitir. Mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerine atıfta bulunarak,  
bavuranın suçlandığı hükümlerin, ülkenin bütünlüğüne, ulusal güvenlik ve bağımsızlığa  
yönelik tehditleri ortadan kaldırma amacını gütmekte olduğunu belirtmitir. Mahkeme, Türk  
Ceza Kanunu’nun 155. Maddesi’nin uluslararası hukuka uygun olduğunu ve bavuranın  
davasının, Türk Ceza Kanunu’nun 155. Maddesi kapsamı içinde olduğunu gözlemlemitir.  
Bavuran, 9 Nisan 1999 tarihinde, Askeri Yargıtay’a temyiz bavurusunda bulunmutur.  
Dilekçesinde, bavuran, Avrupa Đnan Hakları Sözlemesi’nin 6. ve 10. Maddeleri’ne  
dayanarak, askeri mahkeme tarafından yargılanmaması gerektiğini ve gerçekletirdiği eylemin  
suç olarak değerlendirilemeyeceğini iddia etmitir.  
3
Askeri Yargıtay, 25 Mayıs 1999 tarihinde Genelkurmay Bakanlığı Askeri  
Mahkemesi’nin kararını onamıtır. Mahkeme, kararında, iç hukuk ile AĐHM’nin içtihatlarına  
atıfta bulunarak, askeri mahkemelerin bavuranı yargılamakta görevli ve yetkili olduklarına  
karar vermi, Genelkurmay Bakanlığı Askeri Mahkemesi’nin verdiği kararın yasalara uygun  
olduğu sonucuna varmıtır.  
Bavuran, hapse girmemek için, 17 Temmuz 1999 tarihinde Türkiye’yi terk etmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, kendisini yargılayan Genelkurmay Bakanlığı Askeri Mahkemesi’nin, Milli  
Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Bakanlığı’nın atadığı ve bu kurumların emir ve  
talimatlarına bağlı olan iki askeri hakim ve bir subaydan olutuğu gerekçesiyle, bağımsız ve  
tarafsız bir mahkeme olarak değerlendirilemeyeceğinden yakınmıtır. Bu bağlamda,  
bavuran, sivil bir kimse olarak, askeri bir mahkeme tarafından yargılanmaması gerektiğini  
savunmutur. Bavuranın dayandığı AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ilgili kısmı aağıdaki  
gibidir:  
“Herkes … kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmubağımsız  
ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHM, bu bavurunun, AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeder. Ayrıca, bavurunun diğer bakımlardan da kabuledilemez olmadığını,  
dolayısıyla kabuledilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini kaydeder.  
B. Esaslar  
Hükümet, Türkiye’de sivil bir kimsenin, ancak istisnai durumlarda askeri mahkemede  
yargılandığını belirtmitir. Bu noktada, Hükümet, bavuranın, askerlik hizmeti ile ilgili bir  
suçla suçlanması nedeniyle askeri mahkeme huzurunda yargılandığını savunmutur. Hükümet  
ayrıca, iç hukukun askeri mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlığını garantiye almak için  
gerekli koulları sağladığını belirtmitir. Son olarak, Hükümet, 4963 Sayılı Kanun’un kabulü  
ile T.C. Mevzuatının, AĐHS’ye uygun hale getirmek amacıyla değitirildiğine iaret etmitir.  
Bavuran iddialarını sürdürmütür.  
AĐHM, aynı tür mağduriyeti geçmite incelediğini ve Ergin - Türkiye (no.6, 47533/99, §  
54) kararında, AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğini tespit ettiğini kaydetmektedir. Bu  
kararda, AĐHM, yalnızca askerlerden oluan bir mahkeme tarafından yargılanan, askerlik  
hizmeti aleyhinde propaganda yapmak ile ilgili suçlardan sorumlu tutulan bir sivil olarak,  
bavuranın, davaya taraf biçiminde tanımlanabilecek ordu mensubu hakimler huzuruna çıkma  
konusunda endieli olmasının anlaılabilir olduğuna karar vermitir. Bu nedenle, bavuran,  
Genelkurmay Bakanlığı Askeri Mahkemesi’nin, taraf olmasının getirdiği yükümlülüklerden,  
olmaması gerektiği halde etkilenmesinden haklı olarak endie edebilir. Sonuç olarak,  
4
bavuranın mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili üpheleri, tarafsız olarak  
bakıldığında haklı olarak değerlendirilebilir (ibid).  
AĐHM, bu davayı incelemive yukarıda belirtilen davada elde ettiği bulgulardan  
sapmasına neden olacak hiçbir ayrıntı bulamamıtır.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, broür yayınlayıp dağıtmaktan suçlu bulunup, mahkum edilmesinin, AĐHS’nin  
10. Maddesi’nin sağladığı ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinden ikayetçi olmutur. AĐHS’nin 10.  
Maddesi’ne göre:  
“1. Herkes görülerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu  
otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek  
özgürğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema iletmelerini bir izin rejimine  
bağlı tutmalarına engel değildir.  
2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler  
niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu  
düzeninin sağlanması ve suç ilenmesinin önlenmesi, sağğın veya ahlakın, bakalarının öhret ve  
haklarının korunması, veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı  
biçim koullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHM, bu ikayetin, AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeder. Ayrıca, baka bakımlardan da kabuledilemez olmadığını, bu nedenle  
kabuledilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini kaydeder.  
B. Esaslar  
AĐHM, Türk Ceza Kanunu’nun 155. Maddesi uyarınca suçlu bulunup, mahkum  
edilmesinin, bavuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale olduğunun, açık olduğunu ve  
taraflar arasında anlamazlık tekil etmediğini kaydeder. Ayrıca, müdahalenin kanun  
tarafından öngörüldüğü ve düzensizliğin önlenmesi gibi meru bir amaç güttüğü kanısındadır  
(yukarıda anılan, Ergin (no.6), § 28). Bu nedenle, AĐHM, davayı, müdahalenin “demokratik  
bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna indirgeyerek inceleyecektir.  
Hükümet, Türkiye’de zorunlu askerlik hizmetinin, ulusal güvenlik ve kamu güvenliğini  
korumak için gerekli olduğunu ileri sürmütür. Hükümet, yasalarca öngörülen bu zorunluluğa  
karı gerçekletirilecek herhangi bir eylemin, yasalara karı gelmeye tevik etmek olacağını  
ifade etmitir. Bu bağlamda, bavuranın, vicdani redci OM.U. ile ilgili broürü kamusal  
alanda dağıtarak, halkı askerlikten soğutma suçu ilediğini kaydetmitir.  
Bavuran, Hükümet’in argümanlarını reddetmitir. Özellikle, broür aracılığıyla bilgi  
yaymanın, bilgi ve fikir yaymak için barıçıl ve demokratik bir yol olduğunu ileri sürmütür.  
AĐHM, 10. Madde ile ilgili kararlarında belirtilen genel ilkelerini yineler (özellikle bkz.  
ener – Türkiye, 26680/95, Öztürk – Türkiye [BD], 22479/93 ve Fressoz ve Roire – Fransa  
[BD], 29183/95). AĐHM, bu davayı bu ilkeler ıığında inceleyecektir.  
5
AĐHM, ikayet konusu müdahaleyi, broürün içeriği ve dağıtıldığı koulları da göz önüne  
alarak, davanın tamamının ıığında görmelidir. Özellikle, sözkonusu müdahalenin “güdülen  
meru amaçlarla orantılı”, ulusal makamların bu müdahaleyi haklı göstermek için ileri  
sürdüğü nedenlerin ise “ilintili ve yeterli” olup olmadıklarına karar vermesi gerekmektedir  
(bkz. Koç ve Tamba– Türkiye, 50934/99). Ayrıca, verilen cezaların niteliği ve iddeti de,  
müdahalenin orantılılığını tayin etmede göz önünde bulundurulacak etmenlerdendir (bkz.  
Skalka – Polonya, 43425/98).  
AĐHM, bu davada, bavuranın, özellikle, vicdani redci O.M.U.’nun, zorunlu askerlik  
hizmetini yerine getirmeyi reddetmesinin nedenlerini anlattığı basın açıklamasını içeren bir  
broür dağıtmaktan suçlu bulunduğunu gözlemler. Genelkurmay Bakanlığı Askeri  
Mahkemesi, bavuranın, bu broürü dağıtarak halkı askerlikten soğuttuğuna karar vermitir.  
AĐHM, sözkonusu broürün içeriğini incelemitir. ikayet konusu metinde kullanılan  
sözcüklerin, metinde askerlik hizmeti ile ilgili dümanca bir çağım yapmasına karın, bu  
sözcüklerin, iddete, silahlı direnie ya da ayaklanmaya tevik etmediğine, nefret söylemi  
olmadığına karar vermitir (bkz. Ergin (no. 6), § 34, karıt karar Sürek – Türkiye (no. 1) [BD],  
26682/95, Gerger – Türkiye [BD], 24919/94). Ek olarak, düüncelerin açıklandığı koullar,  
üncelerin olası etkileri ile ilgili olarak, Arrowsmith davasından ayırt edilebilir. Arrowsmith  
davasında, pasifist aktivist olan bavuran, kısa süre sonra Kuzey Đrlanda’ya gönderilecek  
birliklerin bulunduğu bir askeri kamptaki askerleri firar etmeye tevik eden bir broür  
dağıtmıtı (bkz. Arrowsmith – Đngiltere, no. 7050/75). Bu davada, rahatsızlık veren broür,  
Đstanbul’daki bir kamusal alanda dağıtılmıtır. Broür, ne biçimi ne de içeriği itibarıyla, derhal  
askerden kaçmaya yönlendirmeyi amaçlamıtır. AĐHM, bunların, tedbirin gerekliliğinin tayin  
edilmesinde önemli etmenler olduğu görüündedir.  
Son olarak, AĐHM, iki ay hapis cezası bata olmak üzere, bavurana verilen cezanın sert  
olduğu kanısındadır.  
Bu gerçekler karısında, AĐHM, Askeri Mahkeme’nin ileri sürdüğü nedenlerin, ilintili  
olmalarına karın, bavuranın ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleyi haklı çıkarmak  
için yeterli olarak değerlendirilemeyecekleri kanısındadır.  
Yukarıda belirtilenler ıığında, AĐHM, bavurana verilen mahkumiyet ile cezanın,  
güdülen amaçlarla orantısız olduğuna ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli”  
olmadığına karar vermitir. Buna göre, AĐHS’nin 10. Maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NIN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, mağduriyetine ilikin olarak, AĐHS’nin 13. Maddesi kapsamında etkili bavuru  
yollarından yoksun bırakıldığından ikayetçi olmutur. Bu Madde’ye göre:  
“[Bu] Sözleme’de tanınmıolan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan  
kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıda olsa, ulusal bir makama etkili bir bavuru  
yapabilme hakkına sahiptir.”  
AĐHM, AĐHS’nin 13. Maddesi kapsamındaki çarenin, mutlaka baarıyla sonuçlanacak bir  
çare olacağı anlamına gelmediğini, yalnız, ikayetin esaslarını inceleme yetkisi bulunan bir  
makamın önündeki eriilebilir bir çareden ibaret olduğunu yineler (bkz. The Islamic Republic  
of Iran Shipping Lines – Türkiye, 40998/98). Bu davada, AĐHM, ulusal mahkemelerin,  
6
bavuranın ikayetlerinin kabuledilebilirliğini, AĐHS’nin 13. Maddesi’nde belirtilen amaçlar  
doğrultusunda etkili bavuru yolları sağlayacak kadar yeterli derecede incelemiolmasından  
tatmin olmutur. Bavurunun bu kısmının, AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde açıkça  
dayanaktan yoksun olduğu anlaılmaktadır ve 35 § 4. Madde’ye uygun olarak reddedilmesi  
gerekmektedir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. Maddesi’ne göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, maddi zararı için 60.000 Amerikan Doları (USD) (yaklaık 46.207 EUR) talep  
etmitir. Bavuran, bu miktarın, mahkumiyetinin ardından iten çıkarılmadan önce Kanal 8’de  
aldığı yıllık maaa tekabül ettiğini belirtmitir. Ayrıca bavuran, 5.000 Euro manevi tazminat  
talep etmitir.  
Hükümet tazminat miktarlarına itiraz etmitir.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında nedensellik ilikisi  
bulamamaktadır. Bu nedenle bu talebi reddeder. Diğer yandan, AĐHM, manevi tazminat  
olarak bavurana 2.000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
AĐHM, bir kimsenin, bu davada olduğu gibi, AĐHS’nin bağımsızlık ve tarafsızlık  
koullarını karılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi halinde, talep edildiği  
takdirde yeniden dava açılması veya davanın yeniden görülmesinin, esas itibariyle ihlalin  
telafi edilmesi için uygun bir yol olduğu kanısındadır (Öcalan – Türkiye, 46221/99 [BD]).  
B. Mahkeme masrafları  
Bavuran, avukatları ile bavurunun yapılmasına yardım eden Kürt Đnsan Hakları  
Projesi’nin (KHRP) yaptığı mahkeme masrafları için 7.520 Đngiliz Sterlini (GBP) (yaklaık  
10.750 EUR) talep etmitir.  
Hükümet miktara itiraz etmitir.  
AĐHM, yalnız gerekli olduğu için ve gerçekten yapılan ve meblağ olarak makul olan  
mahkeme masraflarına ilikin olarak ödeme yapılmasına karar verebilir (örn. bkz. Sawicka –  
Polonya, 37645/97). Elindeki bilgilere dayanarak yaptığı değerlendirme sonucunda ve  
içtihadında yer alan ölçütleri gözönünde tutarak (bkz. özellikle yukarıda anılan Ergin (no. 6),  
§ 64), AĐHM, bavurana, yapıldığı iddia edilen mahkeme masrafları için 1.500 EUR tazminat  
ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
7
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
BU NEDENLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Askeri Mahkeme’nin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve bavuranın ifade özgürlüğüne  
müdahale edildiği iddialarına ilikin olarak, ikayetin kabuledilebilir, bavurunun geri  
kalanının ise kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 10. Maddesi’nin ihlal edildiğine;  
4. (a) Sorumlu Devlet’in, aağıdaki miktarları, AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’ne göre, nihai  
kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden  
Đngiliz Sterlini’ne çevirerek, bavuranın Đngiltere’de bulunan ve kendi belirleyeceği banka  
hesabına yatırmasına:  
i.  
2.000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat;  
ii.  
iii.  
mahkeme masrafları için 1.500 Euro (bin beyüz Euro);  
yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek tüm vergiler;  
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre  
için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermitir.  
5. Bavuranın adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmitir.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 9 Kasım 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Vincent BERGER  
Zabıt Katibi  
Boštjan M. ZUPANČIČ  
Bakan