AĐHM öncelikle baꢀvuranın, mevcut baꢀvuruya yol açan olaydan hemen sonra
muayene edildiğini gözlemlemektedir. Baꢀvuranı muayene eden doktorun hazırladığı
rapordan baꢀvuranın boynunda ve kafa derisinde ödemler bulunduğu anlaꢀılmaktadır. Ancak,
Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı, eski CMK’nın, savcıya, herhangi bir suretle bir suçun
iꢀlendiği izlenimi verecek bir durumdan haberdar olur olmaz kamu davası açmağa mahal
olup olmadığına karar vermek üzere hemen iꢀin hakikatini araꢀtırma zorunluluğu getiren 153.
maddesine rağmen baꢀvuranın aldığı yaralar hususunda bir soruꢀturma baꢀlatmamıꢀtır. Ancak
beꢀ ay sonra baꢀvuran tarafından yapılan ꢀikayet üzerine Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı,
baꢀvuranın kötü muamele iddialarına iliꢀkin bir soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır.
Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranın ve baꢀvuranın yakalandığı sırada görevde
olan polis memuru F.M.S.’nin ifadelerini almıꢀtır. Ayrıca baꢀvuranın muayene edilmesini
öngörmüꢀtür. Soruꢀturma, Ağır Ceza Mahkemesi’nin Cumhuriyet Savcısı’nın takipsizlik
kararını onaylaması ile sona ermiꢀtir.
Ancak AĐHM, soruꢀturmanın yürütülmesi aꢀamasında aksaklıklar olduğunu
gözlemlemiꢀtir. Öncelikle, Cumhuriyet Savcısı olay sırasında Anavatan Partisi binasında
bulunan diğer kadınların ifadelerini almaya teꢀebbüs etmemiꢀtir. Görevde olan diğer polis
memurlarını çağırmamıꢀ ya da Y.U. dıꢀında Anavatan Partisi Đstanbul Đl Baꢀkanlığı’nda
çalıꢀan olası görgü tanıklarını tespit etmemiꢀtir. Ayrıca Cumhuriyet Savcısı, Beyoğlu Ağır
Ceza Mahkemesi baꢀvuranın beraat etmesi kararını vermeden önce 8 Ekim 1999’da F.M.S.
aleyhinde takibat yapmama kararı almıꢀtır. AĐHM, Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı’nın
baꢀvuranın yasadıꢀı bir gösteriye katıldığına, polise direndiğine ya da baꢀvuranın iddialarına
iliꢀkin cezai takibat baꢀlatmama kararı vermeden önce baꢀvuran aleyhindeki cezai takibatın
sonuçlanmasını beklemesi gerektiği kanısındadır. AĐHM ayrıca Đstanbul Ağır Ceza
Mahkemesi’nin, sözkonusu tarihte bir diğer ceza mahkemesinin, olayları çevreleyen koꢀulları
tespit etmesine ve baꢀvuranın ve diğer kadınların, yasadıꢀı bir gösteriye katılmadıkları ya da
polise direnmedikleri sonucuna varmasına rağmen Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı’nın kararını
onaylamasını dikkat çekici bulmaktadır.
AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıꢀığında, baꢀvuranın kötü muamele iddialarına iliꢀkin
soruꢀturmanın yeterli olmadığı ve bu nedenle Devlet’in AĐHS’nin 3. maddesi bağlamındaki
usuli yükümlülüklerinin ihlaline yol açtığı sonucuna varmıꢀtır.
Bu nedenle AĐHS’nin 3. maddesi usul bakımından ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, AĐHS’nin 13. maddesine dayanarak etkili bir soruꢀturma yapılmaması
nedeniyle kendisini kötü muameleye maruz bırakan polis memurları aleyhinde tazminat
davası açma fırsatı olmadığını ileri sürmüꢀtür.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
AĐHM bu ꢀikayetin yukarıda incelenen ꢀikayetlerle bağlantılı olduğunu ve aynı ꢀekilde
kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Ancak, dava koꢀullarını, tarafların görüꢀlerini ve AĐHS’nin 3. maddesinin esas ve usul
bakımından ihlal edildiği tespitini göz önüne alan AĐHM, mevcut baꢀvuruda ortaya konan
7