(a)
yetkili makamların, başvuranın oğlunun akıl hastanesine kaldırılmasına
ilişkin Mahkeme emrinin yerine getirilmesinden sorumlu olan ve
başvuranın oğlunun kaçtığı sırada polis karakolunda görevlerini ifa etmekte
olan polis memurlarını sorgulamamaları,
(b)
(c)
(d)
yetkili makamların, başvurandan ve aile mensuplarından, polis
memurlarının başvuranın evine gittiği sırada ne olduğuna ilişkin bilgi
almaya çalışmamaları,
yetkili makamların, olaya tanık olduğu iddia edilen şahısların ve potansiyel
görgü tanıklarının yerlerini tespit etmemeleri ve ifadelerini almamaları, ve
son olarak,
yetkili makamların, doktorların ve akıl hastanesinde görevlerini ifa etmekte
olan hasta kabul personelinin ifadelerini almamaları.
75. Hükümet, yetkili makamlar tarafından, Mesut Dündar’ın cesedinin bulunmasını
müteakip gerekli işlemlerin başlatıldığını ve otopsi yapıldığını belirtmiştir. Cizre Cumhuriyet
Savcısı, başvuranın, güvenlik güçlerinin, Mesut Dündar’ın öldürülmesine dahil olduğuna
ilişkin iddiaları ışığında yürütülen bir ex officio soruşturma başlatmıştır.
76. AİHM, Devlet’in, AİHS’nin 1. maddesi uyarınca “kendi yetki alanları içinde
bulunan herkese bu Sözleşme’nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlükleri tanıma”
görevi ile birlikte AİHS’nin 2. maddesi uyarınca yaşama hakkının korunması
yükümlülüğünün, kişilerin güç kullanımı sonucu öldürüldükleri durumlarda etkin bir resmi
soruşturma açılmasını gerekli kıldığını hatırlatır (bkz, mutatis mutandis, McCann ve
Diğerleri, yukarıda kaydedilen, sayfa 49, § 161, ve Kaya/Türkiye, 19 Şubat 1998 tarihli karar,
Hüküm ve Karar Raporları, 1998-I, sayfa 329, § 105).
77. Etkin soruşturmalar yürütme yükümlülüğü, gerektiği durumlarda, muhtemel kötü
muamele ve yaralama izlerinin, tam ve uygun bir kaydını içeren bir otopsi ve ölüm sebebi de
(ibid) dahil olmak üzere klinik bulguların, objektif bir analizini kapsar.
78. AİHM, 7 Eylül 1992 tarihinde hazırlanan rapordan, ölümün boğulmadan
kaynaklandığı bulgusunun, Cizre Cumhuriyet Savcısı ve doktorun, tam bir otopsinin gerekli
olmadığı sonucuna varması için yeterli olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir (bkz. paragraf 41).
Tam bir otopsinin, ölüm nedenini doğrulayacak, ölüm zamanının tespit edilmesini ve
cinayetin faillerine ilişkin delilleri sağlayacak kanıt bulma şansını artıracağı olasılığını göz
ardı etmişlerdir.
79. 8 Eylül 1992 tarihinde jandarmalar tarafından hazırlanan rapora göre (bkz.
paragraf 43), cesedin bulunmuş olduğu bölgede kapsamlı bir araştırma yapılmamıştır.
Örneğin, sözkonusu raporda, Mesut Dündar’ın başka bir yerde öldürüldüğü ve cesedinin, daha
sonra bulunmuş olduğu yere bırakıldığının belirtilmesine rağmen, Hükümet cesedin bulunmuş
olduğu bölgenin, parmak ve tekerlek izleri için araştırılmış olduğu sonucunun çıkarılabileceği
hiçbir bilgi sağlamamıştır. Ayrıca, kurbanın boğulmuş olduğu bulgusuna rağmen, soruşturma
dosyasında, cesedin herhangi bir DNA kanıtı veya parmak izi taşıyıp taşımadığının
doğrulanması için adli olarak incelenmiş olduğunu gösteren hiçbir delil bulunmamaktadır.
80. Yukarıda kaydedilenlerin ışığında AİHM, Cizre Cumhuriyet Savcısı ve doktor
tarafından ve jandarma tarafından hazırlanan raporların, sözkonusu adam öldürmenin
sorumlularının tespit edilmesine yardımcı olabilecek ipuçlarının açığa çıkarılmasını
sağlayamayacağı sonucuna varmıştır.