C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
DUMAN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 17149/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
27 Ocak 2009  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
T.C. vatandaı Mahmut Duman (bavuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 12  
Mayıs 2003 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin  
Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan  
17149/03 numaralı bavuru sonucu bu dava görülmektedir.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đzmir barosu avukatlarından A.  
Terece tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuran 1970 doğumlu olup Antalya’da ikamet etmektedir.  
2 ubat 2002 tarihinde o çevreye sızmıbir haber elemanının verdiği bilgilere dayanarak  
düzenlenen bir operasyon sırasında, bavuran uyuturucu madde sattığı sırada sivil iki  
jandarma tarafından suçüstü yakalanmıtır. Bavuran daha sonra gözaltına alınmıtır.  
3 ubat 2002 tarihinde bavuranı yakalayan jandarmalar ve haber elemanı V.D.’nin ifadeleri  
alınmıtır. Ön soruturma sırasında aralarında uyuturucuyu evine bıraktığı suç ortağı  
M.K.’nın da bulunduğu tanıkların ifadeleri alınmıtır.  
4 ubat 2002 tarihinde Gazipaa Sulh Ceza Mahkemesi hakimi bavuranın tutuklanmasına  
karar vermitir.  
Alanya Cumhuriyet Savcısı 8 ubat 2002 tarihinde bavuranın mahkumiyetini talep etmitir.  
Alanya Ağır Ceza Mahkemesi 12 ubat 202’de Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)  
lehine yetkisizlik kararı vermitir.  
9 Mayıs 2002 tarihli durumada soruturmada olay yeri tutanakları okunmu, bavuranın  
avukatı müvekkili aleyhindeki bütün suçlamalara karı çıkmı, bavuranın uyuturucu satıcısı  
değil kullanıcısı olduğunu öne sürmütür.  
27 Haziran 2002’deki duruma sırasında DGM ele geçirilen uyuturucu miktarının 2,276 kg.  
olduğu bilgisini adli tıptan edinmitir.  
6 Ağustos 2002 tarihindeki duruma esnasında bavuranın avukatı müvekkilinin uyuturucu  
satıcısı olduğu suçlamasını reddederek DGM’den sivil polis memurları ile haber elemanının  
durumada ifade vermelerini talep etmitir. Hakimler bu talebi sözü edilen kiilerin  
mahkemede ifade vermelerinin gerçeğin ortaya çıkmasında hiçbir katkısı olmayacağı  
gerekçesiyle reddetmitir.  
DGM 6 Ağustos 2002 tarihli bir karar ile bavuranı iki yıl altı ay hapis ve 136.315.061 TL.  
(yaklaık 85 Euro) para cezasına çarptırmıtır. DGM bavuranın 28 Temmuz 2002 tarihli  
yazılı savunmasında aleyhinde yapılan suçlamaları ve aynı günkü durumada itiraf  
mektubunun kendisine ait olduğunu kabul ettiğini hatırlatmıtır. Mahkeme maddi kanıtların  
yanı sıra ele geçirilen uyuturucu maddenin miktarını ve soruturma sırasında hazırlanan olay  
yeri tutanaklarını da dikkate almıtır. Bu tutanakların bavuranın ve avukatının hazır  
2
bulunduğu durumalar sırasında okunmasında adı geçenlerin içeriğine itiraz etme imkânları  
bulunmaktaydı.  
Bavuran 13 Ağustos 2002 tarihinde temyize gitmitir.  
10 Ekim 2002 tarihinde Yargıtay Basavcısı esas hakkındaki görüünü Yargıtay Đkinci Ceza  
Dairesi’ne iletmive ilk derece mahkemesindeki süreç, eldeki kanıt unsurları, ilk derece  
mahkemesinin takdir yetkisini göz önünde bulundurarak, yargılamanın usul kurallarına ve  
hukuka uygun olduğu, bu cihetle temyiz bavurusunun reddedilerek bidayet mahkemesi  
kararının onanması yönünde görübildirmitir  
Yargıtay basavcısının görüü bavurana tebliğ edilmemi, 19 Ekim 2002 tarihinde dosyaya  
konmu, böylece tarafların ulaabileceği bir hale gelmitir.  
19 Aralık 2002 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin 6 Ağustos 2002 tarihli kararını  
onamıtır.  
Yargıtay’ın bu kararı bavurana tebliğ edilmemi, 31 Aralık 2002’de DGM’deki dosyasına  
eklenmive 31 Aralık 2002’de nihai hale gelmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran ilgili tanıkları sorgulama olanağının bulunmadığı, Yargıtay basavcısının yazılı  
görüüne yanıt veremediği ve basavcının tebliğnamesinin kendisine tebliğ edilmediği gibi  
gerekçelerle iç hukuktaki mahkemeler önünde adil yargılanma hakkından yoksun bırakıldığını  
iddia etmektedir. Bavuran bu yönde AĐHS’nin 6. maddesini öne sürmektedir.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
1. Đlgili tanıkları sorgulamanın olanaksız oluu  
Hükümet öncelikle, bir tanığın durumada ifade vermesinin gerekliliğine veya yararına karar  
vermenin ilke olarak ulusal yargıcın sorumluluğunda olduğunun altını çizmektedir.  
Bavuranın uyuturucu madde satarken suçüstü yakalandığını ve ulusal yargı mercilerinin,  
tanıkların soruturma sırasında alınan ifadelerini yeterli bulduğunu ve yazılı beyanlarını  
dikkate aldıklarını hatırlatmaktadır.  
Bavuran ikayetlerini yinelemektedir.  
AĐHM, mahkumiyet kararının, tamamen veya büyük ölçüde, sanığın ne soruturma ne  
duruma safhasında sorgulayamadığı ya da sorgulatamadığı bir tanığın ifadesine dayanması  
durumunda, savunma hakkının AĐHS’nin 6. maddesinin gerekleri ile bağdamayacak ekilde  
kısıtlanğını daha önce birçok kez dile getirmitir (Bkz. Unterpertinger-Avusturya kararı 24  
Kasım 1986, Saidi-Fransa 20 Eylül 1993 ve Van Mechelen vd-Hollanda 23 Nisan 1997,  
Dorigo-Đtalya no: 33286/96).  
AĐHM bu bavuruda bavuranın ilgili tanıkları durumada sorgulama talebinin hakimler  
tarafından sözkonusu kiilerin durumada ifade vermelerinin gerçeğin ortaya çıkmasında  
3
hiçbir katkısı olmayacağı gerekçesiyle reddedildiğini hatırlatır. Hakimler, bavuranın  
suçluluğunu tespit ederken suçu açıkça itiraf etmesini, maddi kanıtları ve bilhassa ele  
geçirilen uyuturucu madde miktarını dayanak kabul etmilerdir.  
AĐHM bavuranın ve avukatının 9 Mayıs 2002 tarihli duruma sırasında soruturma sırasında  
toplanan yazılı kanıt unsurlarına, bunlara ilikin tutanaklar okunurken itiraz etme  
olanaklarının bulunduğunu hatırlatır.  
Bu artlar altında bavurana aleyhindeki tanıkları sorgulama imkânının verilmemesi AĐHS’nin  
6/3 b) bendinde öngörülen davanın çekimeli olması ilkesini ihlal etmemitir.  
AĐHM, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bavurunun dayanaktan yoksun olduğunu ve 35/4  
madde gereğince reddedilmesi gerektiğini kaydeder.  
2. Yargıtay Cumhuriyet Basavcısının tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi  
Hükümet altı ay kuralının Yargıtay Basavcısı’nın görüünün dosyaya konduğu 19 Ekim 2002  
tarihinden itibaren baladığını, dolayısıyla Yargıtay Basavcısı’nın görüünün tebliğ  
edilmediği ikayetinin gecikmeli yapıldığını savunmaktadır.  
AĐHM buna benzer davalarda kaydettiği üzere (Bkz. örneğin sözü edilen Tekelioğlu) yargı  
sürecini bir bütün olarak değerlendirdiğini ve iç hukuktaki nihai kararın tebliğ edildiği tarihi  
altı ay kuralının balangıç tarihi olarak kabul ettiği hususunu yineler. Böylesi bir tebliğin  
yokluğunda, mahkeme kalemine intikal ettiği ve dosyaya konduğu «nihai tarih» son tarih  
olarak kabul edilir ki bu davada bu tarih 31 Aralık 2002’dir. AĐHM altı ay kuralına riayet  
edildiğini saptamaktadır. Bu nedenle Hükümetin ön itirazını reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas hakkında  
AĐHM daha önce de bu bavurudakine benzer bir ikayeti incelediğini ve basavcının  
görüünün tebliğ edilmemesi, basavcının görülerinin niteliği ve davalının bu görülere yazılı  
cevap verme imkanından mahrum olması nedenleri ile AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği  
sonucuna vardığını anımsatır (Bkz. diğer birçokları arasında, sözü edilen Göç kararı, Arslan-  
Türkiye kararı, 20 Eylül 2007, no: 67036/01 ve sözü edilen Tekelioğlu kararı).  
AĐHM, Hükümetin benzer bu ikayetler karısında Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını belirlemitir.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
4
A. Tazminat  
Bavuran 2.500 Euro maddi tazminat talep etmektedir. Bavuran kanıtlayıcı herhangi bir  
belge olmaksızın mahkum olduğu süre boyunca profesyonel iyaantısının kesintiye  
uğraması nedeniyle gelir kaybına uğradığını ve ayrıca ailesinin kendisini ziyarete gelmesi için  
birtakım masraflar yaptığını öne sürmektedir. Bavuran ayrıca 2.500 Euro manevi tazminat  
talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
Bavuranın öne sürdüğü gelir kaybı ile ilgili olarak AĐHM, tespit edilen ihlal kararı ile öne  
sürülen maddi zarar arasında bir illiyet bağı tespit edememekte ve bu talebi reddetmektedir.  
AĐHM, yerleik içtihadı uyarınca ihlal tespitinin balı baına sürülen manevi zararı gidermesi  
bakımından yeterli bir adil tatmini oluturduğuna itibar etmektedir (Bkz. Kömürcü-Türkiye  
kararı, no: 77432/01, 22 Haziran 2006; Ayçoban vd.-Türkiye kararı, no: 42208/02, 43491/02  
ve 43495/02, 22 Aralık 2005).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran AĐHM nezdinde yapmıolduğu yargılama giderleri için 3.000 Euro talep  
etmektedir. Bavuran ekte Đzmir Barosunun ve Türkiye Barolar Birliği’nin avukatlık ücret  
tarifesini ve 30 Mayıs 2008 tarihli 3.500 Euro’luk (yaklaık 1.900 Euro) masrafın yapıldığını  
gösterir faturayı sunmaktadır.  
Hükümet bu talebin dayanaksız olduğunu savunmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM sunulan belgeler ve yerleik içtihat  
ıığında bavurana yargılama giderlerine karılık 1.900 Euro ödenmesine karar vermektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın tebliğnamesinin tebliğ edilmediği yönündeki ikayetin  
(6/1 madde) kabuledilebilir, bunun dıındaki ikayetlerin kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Đhlal tespitinin kendisinin bavuranın öne sürdüğü manevi zararı gidermesi bakımından  
balı baına bir adil tatmini oluturduğuna;  
4. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin yargı giderleri için bavurana  
1.900 (bin dokuz yüz) Euro ödemesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
5
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 27 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6