hiçbir katkısı olmayacağı gerekçesiyle reddedildiğini hatırlatır. Hakimler, baꢀvuranın
suçluluğunu tespit ederken suçu açıkça itiraf etmesini, maddi kanıtları ve bilhassa ele
geçirilen uyuꢀturucu madde miktarını dayanak kabul etmiꢀlerdir.
AĐHM baꢀvuranın ve avukatının 9 Mayıs 2002 tarihli duruꢀma sırasında soruꢀturma sırasında
toplanan yazılı kanıt unsurlarına, bunlara iliꢀkin tutanaklar okunurken itiraz etme
olanaklarının bulunduğunu hatırlatır.
Bu ꢀartlar altında baꢀvurana aleyhindeki tanıkları sorgulama imkânının verilmemesi AĐHS’nin
6/3 b) bendinde öngörülen davanın çekiꢀmeli olması ilkesini ihlal etmemiꢀtir.
AĐHM, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca baꢀvurunun dayanaktan yoksun olduğunu ve 35/4
madde gereğince reddedilmesi gerektiğini kaydeder.
2. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısının tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi
Hükümet altı ay kuralının Yargıtay Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün dosyaya konduğu 19 Ekim 2002
tarihinden itibaren baꢀladığını, dolayısıyla Yargıtay Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ
edilmediği ꢀikayetinin gecikmeli yapıldığını savunmaktadır.
AĐHM buna benzer davalarda kaydettiği üzere (Bkz. örneğin sözü edilen Tekelioğlu) yargı
sürecini bir bütün olarak değerlendirdiğini ve iç hukuktaki nihai kararın tebliğ edildiği tarihi
altı ay kuralının baꢀlangıç tarihi olarak kabul ettiği hususunu yineler. Böylesi bir tebliğin
yokluğunda, mahkeme kalemine intikal ettiği ve dosyaya konduğu «nihai tarih» son tarih
olarak kabul edilir ki bu davada bu tarih 31 Aralık 2002’dir. AĐHM altı ay kuralına riayet
edildiğini saptamaktadır. Bu nedenle Hükümetin ön itirazını reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas hakkında
AĐHM daha önce de bu baꢀvurudakine benzer bir ꢀikayeti incelediğini ve baꢀsavcının
görüꢀünün tebliğ edilmemesi, baꢀsavcının görüꢀlerinin niteliği ve davalının bu görüꢀlere yazılı
cevap verme imkanından mahrum olması nedenleri ile AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği
sonucuna vardığını anımsatır (Bkz. diğer birçokları arasında, sözü edilen Göç kararı, Arslan-
Türkiye kararı, 20 Eylül 2007, no: 67036/01 ve sözü edilen Tekelioğlu kararı).
AĐHM, Hükümetin benzer bu ꢀikayetler karꢀısında Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını belirlemiꢀtir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
4