AĐHM, baꢀvuranın iddialarıyla ilgili olarak, baꢀvuranın gözaltı sırasında copla
dövüldüğünü, üzerine hortumla soğuk su tutulduğunu ve duvara vurulduğunu iddia ettiğini
kaydeder. Bununla birlikte, dava dosyasında, baꢀvuranın iddialarını destekler nitelikte (sağlık
raporu gibi) herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca, taraflar, tatmin edici yazılı deliller
sunmak yerine dava konusu olaylarla ilgili olarak birbiriyle tamamen çeliꢀen ifadeler
vermekte, bu da AĐHM’nin olayları değerlendirmesini zorlaꢀtırmaktadır. Bu koꢀullar altında,
AĐHM, makul ꢀüphenin ötesinde baꢀvuranın gözaltındayken kötü muameleye maruz kaldığı
sonucuna varması için yeterli delilin bulunmadığına karar verir. Söz konusu tespit,
AĐHM’nin, baꢀvuranın gözaltı sonrasındaki intihar giriꢀiminden Devlet makamlarının
sorumlu olup olmadığı konusunu değerlendirmesini de imkansız hale getirmektedir.
Dolayısıyla, AĐHM, bu baꢀlık altında AĐHS’nin 3. maddesinin herhangi bir ihlalinin
söz konusu olmadığına karar verir.
Bununla birlikte, AĐHM, baꢀvuranın kötü muamele iddialarını destekleyen deliller
bulunmamasının, büyük oranda Savunmacı Hükümet’in AĐHS’nin 3. maddesi bağlamındaki
usuli yükümlülükleri göz ardı etmesinden kaynaklandığını kaydeder.
AĐHM, ilk olarak, gözaltına alınan kiꢀilerin sağlık muayenesinden geçmesinin kötü
muamele iddialarına karꢀı en gerekli tedbirlerden birini oluꢀturduğunu (Algür / Türkiye, no.
32574/96; Türkan / Türkiye, no. 33086/04) ve sağlık muayenelerinin sonuçlarının gözaltına
alınan kiꢀilerin kötü muamele iddiasında bulunduğu davalarda çok önemli rol oynadığını
kaydeder. AĐHM, ayrıca, söz konusu baꢀvuruya konu olayların yaꢀandığı sırada yürürlükte
olan Türk kanunları uyarınca, gözaltına alınan kiꢀilerin Devlet makamları tarafından sağlık
muayenesinden geçirilmesi gerektiğini, Hükümet’in iddia ettiği gibi bunun baꢀvuranın
yükümlülüğü olmadığını kaydeder. AĐHM, yukarıda anlatılanlara karꢀın, baꢀvuranın ne
Bahçelievler Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınmasından önce ne de serbest bırakıldıktan
sonra sağlık muayenesinden geçtiğini gözlemlemektedir. AĐHM’ye göre, usul yönünden
yapılan bu hata, Devlet makamlarının AĐHS’nin 3. maddesi kapsamındaki yükümlülüklerine
iliꢀkin makul bir inceleme yapılması ihtimalini düꢀürmüꢀtür.
AĐHM, ikinci olarak, AĐHS’nin 3. maddesinin aynı zamanda makamların
“savunulabilir” ve “makul ꢀüphe uyandıran” kötü muamele iddialarını incelemelerini
gerektirdiğini hatırlatır. AĐHM içtihadına göre, uygulanacak asgari standartlar arasında
soruꢀturmanın bağımsız ve tarafsız olması ꢀartı yer almaktadır. Ayrıca, bir soruꢀturmanın
etkili sayılabilmesi için, makamlar, olaya iliꢀkin delilleri (diğer hususlar meyanında,
mağdurun iddialarına iliꢀkin ayrıntılı ifade) ele geçirmek için alabilecekleri makul olan tüm
önlemleri almalıdırlar (Mehmet Ümit Erdem / Türkiye, no. 42234/02).
AĐHM, baꢀvuranın iddialarının kaygı uyandıran niteliğinin, gözaltında geçirdiği
sürenin uzunluğunun ve özellikle olayların yaꢀandığı zamandaki yaꢀının ve hassas olduğu
görülen ruhsal durumunun baꢀvuranın kötü muameleye maruz bırakıldığına dair makul bir
ꢀüphe uyandırdığı kanaatindedir. Bu nedenle, baꢀvuranın iddialarına iliꢀkin soruꢀturma
yapılması gerekirdi.
AĐHM, söz konusu davada, 4483 No.lu Kanun hükümleri uyarınca, Cumhuriyet
Savcısı tarafından açılan soruꢀturma dosyasının gerekli izin için Bahçelievler Đlçe Đdare
Kurulu’na gönderildiğini kaydeder. Đki polis müfettiꢀi tarafından ön soruꢀturma yapılmıꢀtır.
Daha sonra, Đlçe Đdare Kurulu ön soruꢀturma sırasında edinilen bilgiye dayanarak ꢀüpheli
polis memurları hakkında kovuꢀturma baꢀlatılmamasına karar vermiꢀtir.
8