kendi adına halihazırda tescil edilen kaydı teyit etmek için tapu siciline itiraz etmek olduğunu
kaydetmektedir.
AĐHM Hükümetin itirazlarını reddetmektedir. Bir yandan ulusal mahkemelerde görülen dava
süreci Türkiye’nin AĐHM’ye bireysel baꢀvuru hakkını tanıdığı tarihin ötesine geçmekte, öte
yandan mezkur parsel halen bir yargı konusunu teꢀkil etmektedir. AĐHM baꢀvurunun herhangi
bir kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
Dikkate alınması gereken dönem 28 Ocak 1987 tarihinde Türkiye’nin bireysel baꢀvuru
hakkını tanımasıyla geçerlilik kazanan tarihten itibaren baꢀlamaktadır. Bununla birlikte, bu
tarihten itibaren geçen sürenin makul olup olmadığının belirlenmesinde davanın ne durumda
olduğunun dikkate alınması gerekir (Bkz. Cankoçak-Türkiye, no: 25182/94 ve 26956/95, 20
ꢁubat 2001 ve ꢁahiner-Türkiye no: 29279/95). Sözkonusu bu süre 6 Mart 2002’de sona
ermektedir. Đlk derece mahkemesinde geçen bu dönem yaklaꢀık on beꢀ yıldır.
AĐHM daha önce de benzer sorunların dile getirildiğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal
edildiği sonucuna vardığını anımsatır (Bkz. Frylender-Fransa no: 30979/96). AĐHM
kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir.
Mahkemenin bu konudaki yerleꢀik içtihadını göz önünde bulunduran AĐHM, sözü edilen
yargı sürecinin uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve «makul süre» ilkesinin ihlal edildiğine kanaat
getirmektedir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
Baꢀvuran son olarak sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun Ek 1 no’lu Protokol ile güvence
altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını öne sürmektedir.
AĐHM bunun yukarıda incelenen diğer ꢀikayet ile ilintili ve dolayısıyla kabuledilebilir
olduğunu anımsatır. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespiti ıꢀığında, dava
koꢀullarında, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ayrıca incelenmesine gerek
bulunmamaktadır (Bkz. Zanghi-Đtalya kararı, 19 ꢁubat 1991).
Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması kalmaktadır. Baꢀvuran 10.000 Euro maddi
tazminat, avukatlık gideri için 2.000 Euro ve posta masrafları için 350 Euro talep etmektedir.
Baꢀvuran ayrıca 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM ihlal tespiti ile öne sürülen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı
kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın, baꢀvurana 14.000 Euro manevi
tazminat ve gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀ uygulanacağını belirterek yargılama masraf ve giderleri
için 500 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.
3