C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
DOĞRU - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:62017/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
10 Kasım 2005  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
bazı ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
1
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (62017/00) bavuru no’lu davanın  
nedeni, bu ülke vatandaı Ali Doğru’nun (bavuran) 19 Mart 1999 tarihinde Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(Mahkeme) yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran AĐHM önünde, Đzmir Barosu avukatlarından Halil Çağlar Akbulut tarafından  
temsil edilmektedir.  
Bavuran bir çok açıdan AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmekte ve  
özellikle kendisini yargılayan ve mahkum eden Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin (Đzmir  
DGM) bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğundan ve bu mahkemedeki yargılamanın  
adil olmadığından ikayetçi olmaktadır. Bavuran ayrıca tabi tutulduğu yargılama usullerinde,  
AĐHS’nin 14. maddesine göre ayrımcılık yapıldığını ileri sürmektedir.  
OLAYLAR  
Yasaı DHKP-C örgütüne üye olduğundan üphelenilen bavuran, 13 Aralık 1997  
tarihinde yakalanıp Đzmir Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınmıtır. Burada 15 Aralık  
1997 tarihine kadar sorgulanan bavuran bu tarihte verdiği ifadesinde, DHKP-C üyelerini  
tanıdığını ve bir bankaya saldırı düzenlenmesi amacıyla Đ.Ö. isimli bir kiiye molotof kokteyli  
temin ettiğini kabul etmitir.  
Aynı gün Đzmir DGM Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenen bavuran, adıgeçen  
Mahkemeye çıkarılmıve hakkında tutuklu yargılama kararı verilmitir. Bavuran Đzmir  
DGM önünde, yukarıda belirtilen saldırıya karığını inkar etmekle birlikte, poliste verdiği  
ifadeyi büyük ölçüde onaylamıtır.  
17 Aralık 1997 tarihinde Đzmir DGM Cumhuriyet Savcısı bavuranı silahlı çeteye üye  
olmak ve patlayıcı madde kullanmaya tevik etmekle suçlayarak, TCK’nın 168. ve 264.  
maddeleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca mahkum  
edilmesini talep etmitir.  
Bavuran Đzmir DGM önünde, baskı altında alındığı gerekçesiyle polise verdiği ifade  
hariç, hazırlık soruturması sırasında vermiolduğu ifadeleri kısmen onaylamıtır.  
14 Ocak 1998 tarihinde Đzmir DGM bavuranı, silahlı çeteye üye olmakla suçlu  
bularak, TCK’nın 169. maddesi uyarınca üç yıl dokuz ay hapis cezasına mahkum etmitir.  
Mahkeme bavuranın sözkonusu saldırıya katılmadığına hükmederek, bu suçtan hakkında  
beraat kararı vermitir.  
Bavuran kararı temyize götürmüve duruma yapılmasını talep etmitir. Yüksek  
Mahkeme duruma yaptıktan sonra 21 Eylül 1998 tarihinde temyiz edilen kararı onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,  
bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama sağlayabilecek  
“bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmaktadır.  
2
Bavuran ayrıca davasının adilce görülmediğini, zira hakkındaki mahkumiyet  
kararının, gözaltında tutulduğu sırada kendisinden baskı altında zorla alınan itiraflarına ve  
ayrı bir davada, Đ.Ö. adlı kiinin, yine baskı altında alındığını beyan ettiği ifadesine  
dayanılarak verildiğini belirtmektedir.  
Son olarak bavuran Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın tebliğnamesinin kendisine  
tebliğ edilmediğinden ikayetçi olmaktadır.  
Bu itibarla bavuran, AĐHS’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ile 3. fıkrasının b) bendine atıf  
yapmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AĐHM, içtihatlarından doğan kriterler ıığında (Bkz., Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998,  
Derleme Hükümler ve Kararlar 1998-VII) ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne  
alarak bavurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıtır. AĐHM bavuruda bunun  
ında hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karılaılmadığını tespit etmitir.  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında  
AĐHM daha önce buna benzer soruları gündeme getiren birçok dava incelediğini ve  
bunların AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.  
Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye no:59659, §§ 35-36, 6 ubat 2003).  
AĐHM mevcut davayı incelemive Hükümet’in davayı farklı ekilde sonuçlandıracak  
hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıtır. AĐHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen  
suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan bavuranın, aralarında asker  
kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endie duymasının  
anlaılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla bavuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ıığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı  
olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle bavuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız  
olmadığı yönündeki üphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere dayandığı kabul  
edilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-IV, s. 1573, § 72).  
AĐHM, bavuranları yargılayıp mahkum eden Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
AĐHS’nin 6§1. maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taımadığı  
sonucuna varmıtır.  
2. Ceza Yargılamasının Adilliği Hakkında  
AĐHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve  
bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kiilere adil ve  
hakkaniyete uygun bir yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.  
Bu husustaki ihlal tespiti ıığında AĐHM, bavuranın davasının adilce görülmediğine  
dayanan diğer ikayetleri ayrı olarak incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıtır (bkz.  
diğerleri arasında, Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).  
3
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Manevi Tazminat  
Bavuran 6.000 Euro değerinde manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.  
AĐHM mevcut davada ihlal tespitinin adil tazmin için balı baına yeterli olduğu  
kanaatine varmıtır (Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).  
AĐHM mahkumiyet kararının AĐHS’nin 6§1. maddesine göre tarafsız ve bağımsız  
olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en uygun  
tazminin, bavuranın gecikmeksizin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden  
yargılanması olacağı kanaatine varmıtır (Gençel kararı, § 27).  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran aynı zamanda avukatlık ücretleri için 5.000 Euro ve AĐHM ile yerel  
mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için ise 819.550.000 Eski Türk Lirası’na  
denk düen tutarı talep etmektedir. Bavuran bu iddialarını desteklemek üzere, Đzmir Barosu  
avukatlık ücret tarifesi ile AĐHM önündeki yargılama için yapılan 390.000.000 TL tutarındaki  
tercüme masraflarının gösteren bir belge sunmutur.  
AĐHM, mevcut unsurları, bu konudaki içtihadını ve yaptığı yargılamayı dikkate alarak,  
bavurana, tüm masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beyüz) Euro ödenmesinin makul  
olduğuna karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OY BĐRLĐYLE;  
1. Bavurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması  
nedeniyle AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer ikayetlerin incelenmesine gerek  
olmadığına;  
4. Mevcut kararın kendisinin manevi zararın adil tazmini için yeterli olduğuna;  
5. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca, kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana, masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beyüz) Euro ödenmesine;  
(b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tazminata ilikin diğer taleplerin reddine;  
4
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. fıkralarına uygun olarak 10 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5