AĐHM baꢀvuranın gözaltına alınmasını müteakip 9 Nisan 2000 saat 12.50’de düzenlenen sağlık
raporunda bahse konu kırığın dile getirildiğini gözlemlemektedir. Bundan kırığın adı geçenin
yakalanması sırasında meydana geldiği çıkarımına varılmaktadır.
AĐHM bu tarihten sonra hazırlanan sağlık raporlarında baꢀvuranın bu iddialarıyla aynı
doğrultudaki yeni kanıtların ortaya konulmadığını not eder.
AĐHM içtihadında uyguladığı ve itirazı kabil olmayan yeterince ciddi, belirgin ve tutarlı
birtakım emare ya da karinelerden doğan «her türlü makul ꢀüphenin ötesinde» delil ilkesini
temel alarak (Bkz. Labita-Đtalya kararı, no: 26772/95, § 121, AĐHM 2000-IV) gözaltında kötü
muamele iddialarının dayanağı olmadığını değerlendirir.
AĐHM polislerin baꢀvuranı yakaladıkları esnada uyguladıkları gücün adı geçenin sergilediği
tutum dikkate alındığında gerekli olup olmadığının ve bu gücün orantılılığının incelenmesi
gerektiğini vurgular (Bkz. örneğin Popov-Bulgaristan no: 75022/01, 22 Ocak 2009; Rehbock-
Slovenya no: 29462/95; sözü edilen Ribitsch; Altay-Türkiye no: 22279/93, 22 Mayıs 2001;
Ivan Vassilev-Bulgaristan no: 48130/99, 12 Nisan 2007).
AĐHM dosyanın incelenmesinden bilekteki kırığın baꢀvuranın düꢀmesi sonucu mu yoksa
polislerin baꢀvurana kelepçe taktıkları sırada mı oluꢀtuğunun anlaꢀılmadığını not etmektedir.
Bununla birlikte soruꢀturma boyunca düzenlenen belgelerden baꢀvuranı yakalama iꢀleminin
kaçma-kovalamacayı takip eden arbede ve baꢀvuran ve iki polis memuru arasında geçen silahlı
çatıꢀma neticesinde gerçekleꢀtiği anlaꢀılmaktadır. Baꢀvuran polislere karꢀı direnmediğini
söylese de polisin açtığı ateꢀe karꢀılık verdiğini ve sonra da düꢀtüğünü kabul etmektedir.
Ayrıca polisler de baꢀvuranın verdiği fiziksel zarara maruz kalmıꢀlardır.
AĐHM sonuç olarak meydana gelen olaylar göz önünde bulundurulduğunda, hukuki merciler
nezdinde baꢀvuranın yakalanması ve sorgulanması için kullanılan gücün orantılı olduğuna
itibar etmektedir. Dava dosyasında baꢀvuranın iꢀkence iddialarını ve AĐHS’nin 3. maddesine
aykırı kötü muameleyi destekleyici herhangi bir delil yer almamaktadır.
Dayanaktan yoksun bulunan bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına
uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.
2. Usul bakımından
Bir kiꢀinin AĐHS’nin 3. maddesine aykırı fiillerin mağduru olduğu iddiaları karꢀısında
yetkililerin yürütmüꢀ oldukları resmi soruꢀturmanın etkililiği ve «savunulabilirliği» hususunda
(Bkz. örneğin M.C.-Bulgaristan kararı, no: 39272/98) AĐHM, baꢀvuranın bileğinde kırığın
oluꢀtuğu ana ve baꢀvuranın iddialarını destekleyecek baꢀka yara bere bulunmadığını hatırlatır.
AĐHM olayların koꢀulları ve baꢀvuranın iddialarının içeriği dikkate alındığında, yetkililerin
daha derinlemesine bir soruꢀturma yapma zorunluluklarının olmadığına itibar etmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesi hakkında yapılan ꢀikayetin usul bakımından da AĐHS’nin 35.
maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
II. AĐHS’NĐN 6/3 c) MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
5