C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
DĐLSĐZ VD. - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 71844/01 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2008  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 71844/01 bavuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaları Mehmet Dilsiz, Bedurhan Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve  
Ömer Tunç’un (bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 5 Nisan 2001  
tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır barosu  
avukatlarından T. Elçi tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar Mehmet Dilsiz, Bedurhan Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve  
Ömer Tunç sırasıyla 1949, 1970, 1978, 1948, 1944 ve 1954 doğumlu olup Cizre’de ikamet  
etmektedir. Bavuranlar olayların meydana geldiği dönemde Halkın Demokrasi Partisi  
(HADEP) yerel tekilatının yöneticileriydi.  
A. Bavuran Mehmet Dilsiz’in silahlı bir çeteye yardım suçundan yakalanması  
Cizre Emniyet Müdürlüğü polisleri 7 Mayıs 2000 tarihinde PKK’ya karı düzenlediği  
operasyon kapsamında bavuranı yakalayarak gözaltına almıtır.  
15 Mayıs 2000 tarihinde ırnak Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenen bavuran Sulh  
Hakimi karısına çıkarılmı, hakim bavuranın tutuksuz yargılanmasını kararlatırmıtır.  
9 Haziran 2000 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı  
TCK’nın 169. maddesi gereğince bavuranı silahlı bir çeteye yardım etme suçu ile itham  
etmitir.  
30 Ekim 2001 tarihinde DGM delil yetersizliğinden bavuranı serbest bırakmıtır.  
B. Bavuran Mehmet Dilsiz’in silahlı bir çeteye katılma suçundan yakalanması  
Bavuran Mehmet Dilsiz yine PKK mensubu olma suçu ile iki ayrı ceza davasının sanığı  
olmutur.  
1. Đlk süreç  
15 Ekim 2000 tarihinde bavuranın evinde yapılan aramalar sonucunda PKK propagandasını  
yapan yayınlar ve haberleme amaçlı bir telsiz ele geçirilmi, bavuran yakalanarak gözaltına  
alınmıtır. Bavuran tutuklama tutanağını imzalamamıtır.  
18 Ekim 2000 tarihinde bavuran ifade vermediğinden polisler ifadesini alamamıtır.  
Bavuran 19 Ekim 2000 tarihinde Silopi Cumhuriyet Savcısı ve ardından Sulh Hakimi  
karısına çıkarılmı, Sulh hakimi hakkında tutukluluk kararı vermitir.  
Bavuran bu karara karı 24 Ekim 2000 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde itiraz  
etmitir. DGM 8 Kasım 2000’de bavuranın itirazını kabul ederek serbest bırakılmasına karar  
vermitir.  
2
Cumhuriyet Savcısı 24 Kasım 2000 tarihli bir iddianame ile DGM önünde bavuranı TCK’nın  
168/2 maddesi uyarınca silahlı bir çete mensubu olma suçu ile itham etmitir.  
Devlet Güvenlik Mahkemesi 28 Mart 2002 tarihinde kamu davasının zamanaımından  
ğüne karar vermitir.  
2. Đkinci süreç  
Bavuran 2 Ekim 2001 tarihinde sorgulanmı, ırnak Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine  
ertesi gün serbest bırakılmıtır.  
Bavuran 4 Ekim 2001’de yakalanarak yeniden gözaltına alınmıtır.  
Bavuran 6 Ekim 2001 tarihinde ırnak Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmesinin  
ardından Sulh Hakimi karısına çıkarılmı, hakim hakkında tutukluluk kararı vermitir.  
Belirtilmeyen bir tarihte Cumhuriyet Savcısı DGM önünde yasadıı örgüt PKK’ya yardım ve  
yataklık etme suçundan bavuran hakkında kamu davası açmıtır.  
Bavuran 28 Aralık 2001 tarihinde serbest bırakılmıtır.  
DGM 21 Kasım 2002 tarihli bir karar ile delil yetersizliğinden bavuranı serbest bırakmıtır.  
Temyize gidilmediğinden bu hüküm nihai hale gelmitir.  
C. Bavuranların uyuturucu madde kaçakçılığından ve silahlı bir çete mensubu olma  
suçundan tutuklanması  
Güvenlik güçleri 1 Nisan 2001 tarihinde bavuran Mehmet Dilsiz’in evinde yeniden arama  
yapmıtır. Arama tutanağına göre uyuturucu madde içeren iki paket ile PKK teröristlerinin  
bir Jandarma karakoluna düzenlediği saldırının görüntülerinin yer aldığı bir video kaseti ele  
geçirilmitir. Mehmet Dilsiz ve Bedurhan Dilsiz bu tutanağı imzalamayı reddetmitir, bunun  
üzerine adı geçenler gözaltına alınmıtır.  
2 Nisan 2001 tarihinde bavuranlar Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç  
yakalanarak gözaltına alınmılardır.  
7 Nisan 2001’de Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmelerinin ardından Mehmet Dilsiz,  
Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç Sulh Hakimi karısına çıkarılmılardır.  
Hakim Mehmet Dilsiz’in tutuklanmasına, diğer bavuranların serbest bırakılmasına karar  
vermitir.  
Cumhuriyet Savcısı 25 Nisan 2001 tarihinde Bedurhan Dilsiz, Halil Zeyrek, Ali Güven ve  
Ömer Tunç hakkında takipsizlik kararı almı, buna karın uyuturucu madde kaçakçılığı  
suçundan Mehmet Dilsiz ve Muhsin Gasır hakkında ceza davası açmıtır.  
PKK mensubu olma ve propagandasını yapma suçlarından tutuklu bulunan Mehmet Dilsiz  
hakkında Cumhuriyet Savcısı TCK’nın 169. maddesi uyarınca silahlı bir çete mensubu olma  
suçundan 10 Mayıs 2001 tarihinde ikinci bir ceza davası açmıtır.  
DGM 18 Eylül 2001 tarihli bir karar ile bavuranın bu son davadan beraatına karar vermitir.  
3
Uyuturucu madde kaçakçılığı ile ilgili olarak, DGM 1 Haziran 2005 tarihinde ırnak Ağır  
Ceza Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı vermitir.  
ırnak Ağır Ceza Mahkemesi 8 Haziran 2006 tarihinde Mehmet Dilsiz’i uyuturucu madde  
kaçakçığından dört yıl hapis cezasına çarptırmıtır.  
Yargıtay 20 Ekim 2006 tarihinde bu kararı onamıtır.  
D. Bavuranlar Ali Güven ve Muhsin Gasır’ın silahlı bir çete mensubu olma suçundan  
tutuklanması  
Ali Güven ve Muhsin Gasır 8 Kasım 2000 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıtır.  
Sulh Hakimi 15 Kasım 2000’de bavuranların tutuklanmalarına karar vermitir.  
25 Aralık 2000 tarihinde bavuranlar 4616 sayılı Yasa «Af Yasası» uyarınca serbest  
bırakıllardır. Yine bu yasanın uygulanmasına istinaden Savcı 26 Aralık 2000 tarihinde  
açılan davaların beyıl süreyle ertelenmesine karar vermitir.  
E. Bavuran Mehmet Dilsiz’in Jandarmaların tehdit ettiği ve mallarına el koyduğuna  
ilikin ikayeti  
Bavuran 21 ubat 2001 tarihinde ulusal yetkililere yazmıolduğu mektuplarla keyfi olarak  
tutuklanğını, siyasi faaliyetleri nedeniyle kendisini engelleyen jandarmaların topraklarını  
ekip biçmesine engel olduklarını dile getirmitir. Bavuran topraklarını terk etmesi halinde  
kendisini öldürmekle tehdit eden jandarmalar hakkında cezai kovuturma açılması ikayetinde  
bulunmutur.  
Öne sürülen suç ile ilgili, 3 Nisan 2001 tarihinde davacı taraf olarak bavuranı dinleyen Cizre  
Cumhuriyet Savcısı takipsizlik kararı vermitir.  
20 Eylül 2001 tarihinde HADEP’in Cizre tekilatında bir bomba patlamı, patlamada ölen ya  
da yaralanan olmazken tekilatın olduğu binada ve çevre binalarda önemli maddi hasar  
meydana gelmitir.  
19 Ekim 2001 tarihinde Siirt Ağır Ceza Mahkemesi bakanı takipsizlik kararına karılık  
bavuranın ikayetini değerlendirmeye almıve dosyayı yeniden incelemesi için Cizre  
Cumhuriyet Savcılığına göndermitir.  
5 Haziran 2002 tarihinde Cumhuriyet Savcısı bir kez daha takipsizlik kararı vermitir.  
2 Temmuz 2002 tarihinde Siirt Ağır Ceza Mahkemesi 5 Haziran 2002 tarihli takipsizlik  
kararını iptal etmitir.  
Cumhuriyet Savcısı 11 Eylül 2002 tarihinde sözkonusu jandarmalar hakkında Cizre Asliye  
Ceza Mahkemesi’nde (Mahkeme) kamu davası açmıtır.  
Mahkeme 26 Aralık 2003 tarihli bir karar ile delil yetersizliğinden jandarmaların serbest  
bırakılmasına karar vermitir. Temyize bavurulmağından-bavuran müdahil taraf olarak  
bulunmadığından- bu hüküm nihai hale gelmitir.  
4
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/ 1 c) ve 3. MADDELERĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AĐHS’nin 5/1 c) ve 3. maddelerine atıfta bulunan bavuranlar birçok kez, makul bir gerekçe  
olmadan aırı uzun sürelerle gözaltına alındıklarından ikayetçi olmaktadır.  
Hükümet iç hukuk yolları tüketilmediğinden AĐHM’yi 5/3 maddesine yönelik ikayetleri  
reddetmeye davet etmektedir. Hükümete göre bavuranlar 466 sayılı Kanun gereğince  
tazminat talebinde bulunabilirlerdi.  
AĐHM Hükümet tarafından sözü edilen 466 sayılı Kanun ile ortaya konulan bavuru eklinin  
AĐHS’ye veya yasalara aykırı olarak özgürlükten yoksun bırakma hallerine karı bir tazminatı  
öngörğünü hatırlatmaktadır. Oysa bu bavuruda böyle değildir, sözkonusu gözaltı  
sürelerinin uzunluğu ilgili dönemde yürürlükte bulunan yasal mevzuata uygundur (Bkz.  
Keklik vd.-Türkiye kararı, no: 77388/01, 3 Ekim 2006).  
AĐHM bavuranların gözaltı süresinin aırı uzunluğundan ve tutukluluk haline karı telafi  
yollarının bulunmayıından ikayetçi oldukları saptamasını yapmaktadır. Bu ikayetler  
AĐHS’nin 5/3 maddesi alanına girmektedir, oysa Hükümet tarafından öne sürülen bavuru  
yolu yalnızca 5/5 maddesine yöneliktir. Yapılan ön itirazın bu kısmı dayanaktan yoksun  
bulunmaktadır.  
Hükümetin itirazı bu durumda reddedilmektedir.  
Bavuran Mehmet Dilsiz’in 7 Mayıs 2000 tarihli ilk tutuklanması ile ilgili olarak altı ay süresi  
bavuruda yer alan suç unsuru eylemden, gözaltından itibaren balamakta ve 15 Mayıs 2000  
tarihinde sona ermektedir (Bkz. Sakık vd.-Türkiye kararı 1997-VII). Bavuru bu çerçevede  
gecikmeli olarak 5 Nisan 2001 tarihinde yapılmıtır.  
AĐHM ilendiği ileri sürülen suçlardan itham edilecek makul gerekçelerin yer almadığına  
yönelik ikayetler ile ilgili, gözaltına alınmalarının ardından bavuranların silahlı bir çeteye  
yardım ve yataklıktan ve uyuturucu madde kaçakçılığından ceza soruturması kapsamında  
yer aldıklarını (savcılık iddianamesi ile itham edip, hakim kararı ile tutuklama) tespit  
etmektedir. Bavuranların bu durumda makul suçlanma gerekçeleri olmadan gözaltına  
alındıkları söylenemez. Yapılan bu ikayetler dayanaktan yoksun bulunmaktadır (Bkz. Rahat  
ve Tu-Türkiye kararı, no:39865/02, 18 Mart 2004; Mürsel OKAY-Türkiye kararı, no:  
6283/02, 1 Haziran 2006).  
AĐHM, Mehmet Dilsiz’in gözaltı süresi ile ilgili sırasıyla 15-19 Ekim 2000, 2-3 Ekim 2001 ve  
4-6 Ekim 2001 tarihlerine uzanan üç dönemi dikkate almaktadır. Bavuran Bedurhan Dilsiz’in  
gözaltı süresi 1 Nisan 2001’de balayıp 4 Nisan 2001’de sona ermektedir. Bu süre AĐHM’nin  
bu yöndeki yerleik içtihadına uygun bulunmaktadır (Bkz. Brogan vd-Birleik Krallık, 29  
Kasım 1988). Bavurunun bu kısmı dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AĐHS’nin 35.  
maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.  
AĐHM, aynı ekilde yapılan bavuruda Mehmet Dilsiz’in 1-7 Nisan 2001 tarihleri arasındaki  
gözaltına (altı gün), Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç’un 2-7 Nisan 2001  
tarihleri arasındaki gözaltı süresine (begün) ve 8 Kasım 2000’den 15 Kasım 2000’e dek  
5
(yedi gün) süren Ali Güven ve Muhsin Gasır’ın tutukluluk sürelerine ilikin yerleik içtihadını  
göz önüne almakta (Bkz. diğer birçokları arasında sözü edilen Öcalan kararı) ve gözaltı  
sürelerine yönelik ikayetlerin AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca dayanaktan yoksun  
olmadığına kanaat getirmektedir. Bavurunun kabuledilemez olarak nitelendirilmesi için  
hiçbir gerekçe yer almamaktadır. Bavuru kabuledilmelidir.  
B. Esasa dair  
Bavuranlar Mehmet Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç gözaltı  
sürelerinin uzunluğundan ikayetçi olmakta, AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunmaktadırlar.  
Hükümet bu iddialara karı çıkmakta, bavuranların gözaltı sürelerinin AĐHM’nin yerleik  
içtihatlarına uygun olduğunu savunmaktadır.  
AĐHM, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç’un gözaltı sürelerinin 2 Nisan  
2001’de balayıp 7 Nisan 2001 tarihinde (sulh hakimi önüne çıktıkları tarih) sona erdiğini  
gözlemlemektedir. Bu süre begündür. Bavuran Mehmet Dilsiz’in gözaltı süresi 1 Nisan  
2001’de balayıp 7 Nisan 2001’de sona ermektedir. Bu süre altı gündür. Ali Güven ve Muhsin  
Gasır’ın gözaltı süreleri 8 Kasım 2000’de balayıp 15 Kasım 2000 tarihinde sona emektedir.  
Bu süre ise yedi gündür.  
AĐHM, Brogan vd.-Birleik Krallık kararında -ki bu kararı müteakip içtihat birçok kez teyit  
edilmitir- genel olarak terör amaçlı kolektif ilenen suçların önlenmesi gözetilse dahi, 5/3  
maddesinde yer alan sınırlamaların haricinde bir kiinin yetkili bir hakim karısına  
çıkarılmaksızın gözaltında tutulma süresinin dört gün olduğuna itibar etmektedir.  
Hükümetin bu gerekçenin dıına çıkılmasını teyit edecek herhangi bir argüman sunmaması  
ıığında, AĐHM bahse konu gözaltı sürelerinin AĐHS’nin 5/3 maddesinde yer alan ivedilik  
koulunu karılamağı sonucuna varmaktadır.  
Bu nedenle bu hüküm ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 2, 3, 11, 13, 14 VE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN  
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐALARI HAKKINDA  
Mehmet Dilsiz HADEP bünyesindeki iinden istifa etmesi için jandarmaların kendisini  
ölümle tehdit ettiklerini ileri sürmektedir. Bavuran partisinin bulunduğu binanın sahibinin de  
ölüm korkusuyla kira sözlemesini uzatmayı reddettiğini öne sürmektedir. Bavuran ayrıca 20  
Eylül 2001’de meydana gelen patlamadan dolayı maddi zarara uğradığını belirtmekte,  
AĐHS’nin 2. maddesini öne sürmektedir.  
AĐHM, Mehmet Dilsiz’in HADEP’in yerel tekilatı bakanı olarak kira sözlemesinin  
yenilenmesinde karılağı zorluklar ve parti binasında 20 Eylül 2001 tarihinde meydana  
gelen patlamada oluan maddi hasar ile ilgili bu ikayetlerin ulusal mahkemeler nezdinde  
hiçbir surette dile getirilmediğini ifade ederek, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle bu  
ikayetlerin reddedilmesi gerektiğini kaydetmektedir.  
Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesini hatırlatan bavuran Mehmet Dilsiz silahlı yerel güvenlik  
güçlerinin arazilerini ekip, kiralamaya engel olduklarını iddia etmektedir.  
6
AĐHM Türk hukuku’na göre normal, etkili ve yeterli bir bavuru yolu ile istihkak davası  
açılarak tazminat elde etmenin mümkün olduğuna itibar etmektedir. Bavuran böyle bir dava  
açmayı ihmal etmitir, iç hukuk yolları tüketilmediğinden bu ikayet reddedilmektedir.  
Bavuranlar tutuklu bulundukları süre zarfında gözlerinin bağlı oluu, dar bir hücrede  
kalmaları, tehdit edilip, kendilerine küfredilmesi ve bütün ifadeleri imzalamaya zorlanmaları  
ölçüsünde tutuklanma nedenlerine ve koullarına itiraz ederek bu bağlamda AĐHS’nin 3.  
maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Bavuranlar AĐHS’nin 11. maddesini hatırlatarak  
HADEP bünyesindeki siyasi faaliyetleri nedeniyle haklarında soruturma açıldığından  
ikayetçi olmaktadır. Bavuranlar son olarak etnik kökenlerinden, siyasi düünce ve  
faaliyetlerinden dolayı bir ayrımcılığa maruz kaldıklarını öne sürmekte, iç hukukta haklarını  
savunabilecekleri etkili bir bavuru yolunun bulunmadığını iddia etmektedir. Bavuranlar  
yukarıda sözü edilen maddelerin biri veya diğeri ile birlikte AĐHS’nin 13. ve 14. maddelerine  
göndermede bulunmaktadır.  
Bütün bu ikayetleri destekleyici delillerin yokluğunda, dayanaktan yoksun bu ikayetlerin  
reddedilmesi gerekmektedir.  
Bavurunun bu bölümü AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafına uygun olarak  
kabuledilemez olarak nitelendirilmekte ve reddedilmektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranlar tutuklanmalarının fiziksel olduğu kadar ruhsal açıdan yol açtığı travmalar  
sonucunda manevi zarara uğradıklarını öne sürmektedirler. Bu bağlamda Mehmet Dilsiz  
50.000 Euro ve diğer bavuranların her biri 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu talepleri aırı ve kabuledilemez olarak nitelendirmektedir.  
AĐHM tespit edilen ihlal ıığında ve hakkaniyete uygun olarak Mehmet Dilsiz’e 1.000 Euro,  
Muhsin Gasır’a 2.000 Euro, Ali Güven’e 2.000 Euro, Halil Zeyrek’e 500 Euro ve Ömer  
Tunç’a 500 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlatırmaktadır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar iç hukukta yapmıoldukları yargı giderleri için 10.500 Euro ve AĐHM nezdinde  
yapmıoldukları yargı giderleri için 4.700 Euro olmak üzere toplam 15.200 Euro talep  
etmekte, kanıtlayıcı belge niteliğinde Đstanbul barosunun avukatlık ücreti tarifesini ve  
faturaları sunmaktadırlar.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
7
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu bavuruda mahkemeye sunulan unsurlar ve  
sözü edilen kıstaslar göz önüne alındığında AĐHM, yargı giderlerine ilikin bebavurana  
ortaklaa 1.500 Euro ödenmesini kararlatırmaktadır. Bu meblağdan Avrupa Konseyi  
tarafından adli yardım bağı altında ödenen 850 Euro’luk kısım düülmelidir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Hükümetin ön itirazının reddine;  
2. Bavuranlar Mehmet Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç’un  
gözaltı sürelerinin uzunluğuna ilikin ikayetlerinin kabuledilebilir olduğuna;  
3. Geri kalan ikayetlerin kabuledilemez olduğuna;  
4. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
5 a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflardan muaf olarak, ödeme  
tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet tarafından:  
i.  
manevi tazminat için bavuran Mehmet Dilsiz’e 1.000 (bin) Euro, bavuran  
Muhsin Gasır’a 2.000 (iki bin) Euro, bavuran Ali Güven’e 2.000 (iki bin) Euro,  
bavuran Halil Zeyrek’e 500 (beyüz) Euro ve bavuran Ömer Tunç’a (beyüz)  
Euro ödenmesine;  
ii.  
yargılama gideri için 1.500 (bin beyüz) Euro’dan Avrupa Konseyi tarafından adli  
yardım bağı altında ödenen 850 (sekiz yüz elli) Euro düülerek kalan kısmın beꢀ  
bavurana ortaklaa ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faizin uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 20 Mayıs 2008 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
8
9