CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ KISIM  
Dilek - Türkiye Davası  
(Başvuru no: 31845/96)  
KARAR  
(Dostane Çözüm)  
STRAZBURG  
17 Haziran 2003  
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2003. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Dilek -Türkiye Davasında,  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( 2. Kısım),  
Sn. J.P. COSTA, Başkan,  
Sn. A.B. BAKA,  
Sn. L. LOUCAIDES,  
Sn. C. BIRSAN,  
Sn. M.UGREKHELIDZE,  
Sn. A. MULARONI, Yargıçlar  
Sn. F. GÖLCÜKLÜ, Ad Hoc Yargıç  
ile Kısım Sekreteri Sn. Dolle'nin katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti olarak  
toplanmış, 27 Mayıs 2003 tarihinde yapılan özel görüşmeler sonucunda, yukarıda son anılan  
tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:  
USULİ İŞLEMLER  
Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Kemal Dilek'in ("başvuran"), 12 Nisan 1996 tarihinde,  
İnsan Haklarım ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşmenin ("Sözleşme") eski 25.maddesi  
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna ("Komisyon") yaptığı  
başvurudur (başvuru no. 31845/96).  
Başvuran, İstanbul'da avukatlık yapmakta olan Sn. N. Kaplan Akkuş tarafından temsil  
edilmektedir. Tim Türk Hükümeti bu davaya yönelik olarak bir ajan tayin etmemiştir.  
Başvuran, Bingöl'de bulunan evinin güvenlik güçlerince tahrip edilmesinden şikayetçi  
olmuştur. Başvuran, Sözleşmenin 3, 5, 6, 8, 13. maddeleri ve l No'lu Protokolün 1. maddesine  
dayanmaktadır.  
Başvurunun Komisyon tarafından Hükümete bildirilmesini müteakiben dava, Sözleşmeye Ek  
11. No'lu Protokolün 5 § 2 maddesi uyarınca l Kasım 1998'de Mahkemeye gönderilmiştir.  
Mahkemede Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç Rıza Türmen davadan çekilmiştir (İçtüzük  
28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad  
hoc yargıç olarak atamıştır (Sözleşme'nin 27 § 2 ve İçtüzüğün 29 § l maddeleri).  
30 Mayıs 2000 tarihinde tarafların görüşlerini alan Mahkeme, başvuruyu kabuledilebilir  
bulmuştur.  
18 Şubat 2003 tarihinde Kısım Sekreteri, yazışma teatisini müteakiben, taraflara Sözleşmenin  
38 § l Maddesinin (b) bendi uyarınca dostane çözüm yolunu önermiştir. 27 Şubat 2003  
tarihinde Hükümet ve 12 Mart 2003 tarihinde başvuran, Mahkemeye, dostane çözüm yolunu  
kabul ettiklerini bildirmişlerdir.  
OLAYLAR  
1930 doğumlu başvuran Almanya'nın Marl-Heim kentinde yaşamaktadır.  
A. Başvuranın aktardığı şekliyle olaylar  
Başvuran, Almanya'da on yıl işçi olarak çalıştıktan sonra 1974 yılında Bingöl-Yayladere,  
Çayağzı köyü, Değirmen mezrasında bir arsa satın almış ve üzerine ev inşa etmiştir. Başvuran  
ve ailesi her yıl yaz aylarında bu eve gitmişlerdir. Başvuranın evinde, yıllık gelirinin yarısı  
karşılığında onun toprağım işleyen ve evinde kalan Ş. T. kalmaktadır.  
1994 yılında, güvenlik güçleri bölgede operasyonlar düzenlemiş ve açılan helikopter ateşi  
sonucu başvuranın evinin çatısı yok edilmiştir. Daha sonra, güvenlik güçleri başvuranın evini  
tahliye etmiş ve evde oturan Ş. T.'yi evden çıkarmıştır.  
14 Aralık 1995 tarihinde, başvuran mezraya gelmiş ve evinin ve içindekilerin yakıldığını  
görmüştür. Başvuran evinin resmini çekmiş ve videoya kaydetmiştir. Köy muhtarı H. T. ve  
diğer köylülerin anlattıklarına göre, mezra yakınlarında, güvenlik güçleriyle teröristler  
arasında çatışmalar olmuş ve çatışmadan iki gün sonra, başvuranın evi, teröristler tarafından  
kullanıldığı gerekçesiyle yakılmıştır.  
10 Ocak 1996 tarihinde başvuran, Bingöl Cumhuriyet Savcılığına iletilmek üzere, istanbul  
Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi vermiştir. Başvuran, evinin ve içindekilerin güvenlik  
güçleri tarafından yakılmasının araştırılmasını talep etmiştir.  
Başvuran, başka bir iç hukuk yoluna başvurmamıştır.  
B. Hükümete göre olaylar  
Başvuranın şikayet dilekçesini müteakiben, yer bakımından yetkili olmadığı gerekçesiyle  
Bingöl Cumhuriyet Başsavcısı, başvuranın dilekçesini Yayladere Cumhuriyet Başsavcılığına  
göndermiştir.  
31 Aralık 1996 tarihinde Yayladere Cumhuriyet Başsavcılığı görevsizlik kararı vermiş ve  
şikayetin terörist bir eylemle ilgili olması nedeniyle, Diyarbakır DGM tarafından incelenmesi  
gerektiğini belirtmiştir. Yayladere Savcılığı başvuranın evinin teröristlerle güvenlik güçleri  
arasında çıkan çatışma esnasında tahrip edildiğini, bununla beraber faillerin tespit  
edilemeyeceğini kaydetmiştir.  
Yerel makamlar, başvuranın evinin yakılmasıyla ilgili soruşturma başlatmışlar, bu bağlamda,  
25 Şubat 1998 tarihinde Yayladere İlçe Jandarma Komutanlığından jandarmalar gelmiş ve  
olay mahallinde incelemelerde bulunmuştur. Başvuranın evinin durumunu gören jandarmalar  
olay yeri tutanağı düzenlemiştir. Jandarmalar, başvuranın evinin çatısının yıkıldığını, evin  
ahşap kısımlarının yandığını, buna karşın duvarların sağlam olduğunu kaydetmiştir. Görevli  
jandarmalar ayrıca, evin, güvenlik güçleriyle teröristler arasında bölgede çıkan çatışma  
sırasında zarar gördüğünü belirtmiştir.  
25 Şubat 1998 tarihinde Yayladere İlçe Jandarma Komutanı başvuranın köyündeki köylülerin  
ifadelerini almıştır. Muhtar Mehmet Dilek, evin güvenlik güçleri tarafından düzenleten bir  
operasyon sırasında, güvenlik güçleriyle teröristler arasında bölgede çıkan ve köyden bir  
kilometre uzakta 24 saat süren bir çatışma sırasında zarar gördüğünden emin olduğunu ama  
kimin yaptığını görmediğini ifade etmiştir. Şükrü Taylan da evin güvenlik güçleriyle  
teröristler arasında bölgede çıkan çatışma sırasında zarar gördüğünü söylemiştir. Yusuf  
Yıldız, evde teröristler barındığı için evin yıkıldığını beyan etmiştir. Ali Gür de evin, evde  
teröristlerin barındığı şüphesiyle yıkıldığını ifade etmiştir.  
Faillerin henüz bulunamamasından dolayı başvuranın evinin yıkılmasına yönelik soruşturma,  
halen Diyarbakır DGM tarafından sürdürülmektedir.  
HUKUK  
27 Şubat 2003 tarihinde Mahkeme, Hükümetten aşağıdaki bildirimi almıştır:  
"1. Türk Hükümeti, bu tür olayları önlemeye yönelik Türk mevzuatının ve Hükümet  
kararlılığının mevcudiyetine rağmen, güneydoğu bölgesinde görev yapan güvenlik  
görevlilerince başvuranın evinin ve eşyalarının yakılması ve sivilleri köylerinden zorla  
çıkarma gibi olaylardan ve yetkili makamların bu tür olayları gereğince soruşturmamasından  
üzüntü duymaktadır. Bu tür olayların ve yetersizliklerin Sözleşmenin 8 ve 13. maddeleri ve l  
No'lu Protokolün 1. maddesinin ihlaline neden olduğu ve verilen zararın ve duygusal acıların  
Sözleşmenin 3. maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir. Hükümetimiz, bu  
maddelerle güvence altına alman haklan sağlamak üzere uygun talimatları vereceğini ve  
gereken tüm önlemleri alacağını ve gelecekte bu talimatlara riayet edileceğini taahhüt  
etmektedir. Bu bağlamda, bu başvuruya benzer şartlar taşıyan davaların daha etkili  
soruşturulması amacıyla yeni hukuki ve idari düzenlemeler getirildiği, dolayısıyla başvuranın  
davasında olduğu gibi, mülke zarar olaylarına bağlı şikayetlerin sayısının ciddi bir biçimde  
azaldığı kaydedilmektedir.  
2. Türk Hükümetinin, 31845/96 no'lu başvurunun dostane çözüme kavuşturulması  
çerçevesinde, başvurana ex gratia olarak 25.000 EUR (yirmibeşbin Euro) tutarında ödeme  
yapmayı teklif ettiğini bildiririm. Her türlü maddi ve manevi zarar ile masrafı kapsayan bu  
meblağ, Mahkemenin, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 39. maddesi uyarınca verdiği  
kararın bildirilmesini müteakiben üç ay içinde, başvuran veya yasal temsilcisinin adına açılan  
bir banka hesabına, ödenmesi gerekebilecek her türlü vergiden muaf olarak ödeme günündeki  
kur üzerinden Türk Lirası cinsinden ödenecektir. Bu ödeme davanm nihai karannı  
oluşturacaktır. Hükümet, belirtilen süre bitiminden ödeme tarihine kadar geçecek süre için,  
yukarıda anılan meblağlara Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına  
uyguladığı % 3 'lük basit faiz oranı uygulanacağını kabul etmektedir.  
3. Hükümet, Türkiye ile ilgili Mahkeme kararlarının uygulanmasının Bakanlar Komitesi  
tarafından denetlenmesinin bu ve benzer davalarda ve bu bağlamda kaydedilecek gelişmeleri  
teminat altına almakta uygun bir mekanizma olduğunu düşünmektedir. Bu amaçla, sürecin  
gerektirdiği işbirliği sürdürülecektir.  
4. Hükümet, davanın, Sözleşmenin 43 § l maddesi uyarınca Büyük Daireye götürülmesini  
talep etmeyeceğini de taahhüt etmektedir."  
12 Mart 2003 tarihinde, Mahkeme, başvuranın temsilcisinden aşağıdaki bildirimi almıştır:  
"1. Başvuran Kemal Dilek'in temsilcisi olarak Türk Hükümetinin 31845/96 no'lu  
başvurumuzun dostane çözümü için bize 25.000 EUR (yirmibeşbin Euro) tutarında ödeme  
yapma teklifini dikkate aldığımızı bildiririm. Her türlü vergiden muaf olacak bu miktar,  
Sözleşmenin 39. maddesi uyarınca, maddi-manevi zararı ve davayla ilgili yapılan harcamaları  
kapsayacak ve Mahkeme kararından, itibaren üç ay içerisinde belirttiğimiz banka hesabına  
Euro cinsinden ödenecektir.  
2. Başvuranla istişare ederek, yapılan teklifi kabul ettiğimi ve başvuranın Türkiye  
Cumhuriyeti aleyhindeki başvuruyla ilgili tüm şikayetlerinden vazgeçtiğini bildiririm. Bu  
ödeme davanın nihai çözümünü oluşturacaktır. Mahkemenin kararından sonra davanın  
Sözleşmenin 43 § 1 maddesi Büyük Daireye gönderilmesini talep etmeyeceğimizi taahhüt  
ederim.  
3. Bu bildirim Hükümet ile bizim ulaştığımız dostane çözüm çerçevesinde yapılmıştır."  
Mahkeme, tarafların üzerinde uzlaştıkları anlaşmayı dikkate almakta (Sözleşmenin 39.  
maddesi) ve bu anlaşmanın, Sözleşme ve eki Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı  
ilkesine uygun olduğuna kanaat getirmektedir (Sözleşmenin 37 § l ve İçtüzüğün 62 § 3  
maddeleri).  
Dolayısıyla dava zabıtlardan düşürülmelidir.  
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE  
1. Davanın, zabıtlardan düşürülmesine karar vermiş;  
2. ve tarafların davanın Büyük Dairede tekrar görüşülmesini talep etmeyeceklerine ilişkin  
taahhütlerim dikkate almıştır.  
Bu karar, 17 Haziran 2003 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına uygun bir  
biçimde İngilizce verilmiş ve yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
S. DÖLLE  
Sekreter  
J. P. COSTA  
Başkan