COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
DĐLDAR - TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 77361/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
12 Aralık 2006  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,  
üzerinde ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
1
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Dava, Mustafa Nazif Dildar (“bavuran”) isimli Türk vatandaının, 20 Temmuz 2001  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34.  
maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı bavurudan (no.  
77361/01) kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
I.DAVA OLAYLARI  
Bavuran 1948 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir. 25 Haziran 1987  
tarihinde, Đstanbul Belediyesi, bavurana ait, Beyoğlu’nda bulunan iki evi kamulatırmaya  
karar vermitir. Bavuran, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nde, Belediye kararının iptali istemiyle  
dava açmıtır. 22 Aralık 1993 tarihinde, Đdare Mahkemesi, talebi reddetmitir. Bir bilirkii  
komitesi taınmazın değerini 11.590.000 TL olarak belirlemive bu meblağ, kamulatırma  
gerçekletiğinde bavurana ödenmitir. 18 Ocak 1994 tarihinde, bavuran, artırma bedeli  
talebiyle Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıtır. 28 Mayıs 1998 tarihindeki  
durumaya bavuran ve avukatı katılmamıtır. Ardından, mahkeme, bavuran yeniden dilekçe  
verene kadar dosyanın ilemden kaldırılmasına karar vermitir. 5 Haziran 1998 tarihinde,  
bavuranın avukatı tarafından verilen dilekçenin ardından, dava yeniden balamıtır. Beyoğlu  
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, yirmi üç duruma yapılmı, bunların altısına bavuran ve  
avukatı katılmamıtır. 16 Temmuz 1998 tarihinde, mahkeme, 22 Aralık 1993 tarihinden  
itibaren geçerli olmak üzere, bavurana 615.478.000 TL1 artırma bedeli ve yasal faiz oranının  
ödenmesine karar vermitir. Bavuranın temyize gitmesi üzerine, 19 Aralık 2000 tarihinde,  
Yargıtay, Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını onamıtır. Karar, bavurana 26  
Ocak 2001 tarihinde tebliğ edilmitir. Bavuran, karar düzeltme talebinde bulunmutur. 23  
Mart 2001 tarihinde, Yargıtay bavuranın talebini reddetmitir. 30 Haziran 2006 tarihli  
görüünde, bavuran Sekreterya’ya, 16 Temmuz 1998 tarihinde, birinci derece mahkemesi  
tarafından ödenmesine karar verilen meblağın kendisine hala ödenmediğini bildirmitir.  
HUKUK  
Bavuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi kapsamında, adil yargılama yapılmaması, uzun  
yargılama süresi ve lehine çıkmımahkeme kararının uygulanmamasını ileri sürerek ikâyetçi  
olmutur. Ayrıca, AĐHS’nin 1 no’lu Protokolü’nün 1. maddesi kapsamında, taınmazının  
kamulatırılmasından sonra kendisine ödenmesine karar verilen artırma bedeline ilikin  
yetersiz faizi ve yetkililerin bu meblağı ödememesini öne sürerek ikâyetçi olmutur.  
I.KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK  
A.Hükümet’in Đlk Đtirazı  
1.Đç Hukuk Yolarının Tüketilmemesi  
Hükümet, bavurunun, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının  
tüketilmemesi sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, zira bavuranın Yargıtay kararının  
düzeltilmesini talep etmediğini belirtmitir. Ayrıca, lehine çıkan mahkeme kararının ardından,  
bavuran, Đstanbul Đcra Dairesi’nde Belediye’nin ödemeyi yapması için ilem  
balatabileceğini ya da doğrudan Belediye’ye bavurarak parasını talep edebileceğini ifade  
1 Karar tarihinde, bu meblağ yaklaık olarak 2,291 ABD Doları’na eitti.  
2
etmitir. Buna ek olarak, Hükümet, bavuranın ödemeyi geciktiren Devlet görevlileri aleyhine  
cezai ilem balatma imkânının olduğunu ifade etmitir.  
Bavuranın 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki ikâyetine ilikin olarak,  
Hükümet, bavuranın, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi kapsamında faydalanabileceği  
hukuk yolundan gerektiği üzere faydalanmadığını belirtmitir.  
AĐHM, bavuranın Yargıtay’dan karar düzeltme talebinde bulunduğunu ancak, bu  
talebin 23 Mart 2001 tarihinde reddedildiğini gözlemler. Ayrıca, bavurandan, kendi lehine  
çıkmımahkeme kararının uygulanması için Belediye’ye ayrı bir talepte bulunmasının  
beklenemeyeceğini not eder.  
Hükümet’in, bavuranın kararın uygulanması için Đcra Dairesi’ne bavurmamasına  
ilikin görüüyle ilgili olarak, AĐHM, Kanioğlu ve Diğerleri – Türkiye davasında (no.  
44766/98, 44771/98 ve 44772/98, 13 Mayıs 2004) benzer bir itirazı incelediğini ve bu hukuk  
yolunun alacaklılara olumlu bir sonuç getiremeyeceği gerekçesiyle reddettiğini not eder.  
Hükümet’in 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki ikâyete ilikin itirazıyla  
ilgili olarak, AĐHM, Aka – Türkiye davasında benzer bir ilk itirazı reddettiğini gözlemler (23  
Eylül 1998). Bu davada farklı yaklaım için hiçbir gerekçe görmemektedir.  
Dolayısıyla, AĐHM Hükümet’in iç hukuk yollarıyla ilgili ilk itirazlarını reddeder.  
2.Altı ay Kuralı  
Hükümet ayrıca, bavurunun altı ay kuralına uyulmamasından dolayı reddedilmesi  
gerektiğini zira bavuranın, en son yerel mahkeme karar tarihi olan 19 Aralık 2000’den sonra  
altı ay içinde bavurusunu yapmadığını belirtmitir.  
AĐHM, bu davanın, hukuk mahkemeleri usulü ile ilgili olduğunu ve Türkiye’deki  
karar düzeltme usulünün de genel olarak kabul edilmiolan uluslararası hukuk ilkeleri  
çerçevesinde etkili bir iç hukuk yolu tekil ettiğini tekrarlar (bkz. Molin Đnaat – Türkiye, no.  
23762/94, 7 Eylül 1995). Dolayısıyla, Yargıtay’ın karar tarihi, altı aylık süre limitinin  
belirlenmesi için balangıç noktası olarak alınamaz (bkz. Latif Fuat Öztürk – Türkiye, no.  
54673/00, 2 ubat 2006). AĐHM, bu davada, altı ay kuralının, Yargıtay’ın bavuranın karar  
düzeltme talebini reddettiği tarih olan 23 Mart 2001’de ilemeye baladığını gözlemler.  
Bavuran, bavurusunu 20 Temmuz 2001 tarihinde yaparak, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinde  
belirtilmiolan koula uygun hareket etmitir. Dolayısıyla, Hükümet’in itirazının  
reddedilmesi gereklidir.  
B.Kabuledilebilirliğe ilikin diğer gerekçeler  
Bavuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi kapsamında adil yargılanmadığını, zira Beyoğlu  
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, yasal faiz oranının ilemeye baladığı tarihi belirleyen  
kararının keyfi olduğunu iddia etmitir.  
AĐHM, görevinin, bir temyiz mahkemesi olarak veya kimi zaman da değinildiği gibi,  
bir dördüncü derece mahkemesi olarak görev yapmak olmadığını not eder. Đçtihadına göre,  
tanıkların güvenilirliğini ve davaya ilikin hususlarla kanıtlar arasındaki bağlantıyı en iyi  
değerlendirebilecek olan yerel mahkemelerdir (bkz. diğer içtihatlar arasında Vidal – Belçika,  
3
22 Nisan 1992, Edwards – Đngiltere, 16 Aralık 1992). Yukarıda anlatılanlar ıığında, AĐHM,  
bu ikâyetin, AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri bağlamında temelsiz olduğundan  
reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıtır.  
AĐHM, aksi takdirde, bavuranın ikâyetlerinin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında  
temelsiz olmadığını not eder. Ayrıca, herhangi baka bir gerekçeden dolayı kabuledilmez  
olmadıklarını da not eder. Dolayısıyla, kabuledilebilir ilan edilmeleri gereklidir.  
II.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin iki ihlalinin olduğunu iddia etmitir.  
Sözkonusu maddeye göre:  
“Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar… konusunda karar verecek olan,  
… bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun … olarak  
görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
1.Mahkeme kararlarının uygulanmaması  
Bavuran, Belediye’nin yerel mahkemelerin kendisi aleyhine verdiği kararların yerine  
getirilmediğini ileri sürerek ikayetçi olmutur.  
Hükümet, bu ikayetin esasları hakkında herhangi bir görübildirmemitir.  
AĐHM, bir Sözlemeci Devlet’in iç hukuk sisteminin, nihai ve bağlayıcı bir yargı  
kararının bir tarafın aleyhine olacak nitelikte kalmasına izin verdiği takdirde, AĐHS’nin 6 § 1.  
maddesi ile teminat altına alınan mahkemeye eriim hakkının, yüzeysel olacağını tekrarlar.  
Dolayısıyla, herhangi bir mahkeme tarafından verilen bir kararın uygulanması, 6. maddenin  
amaçları bağlamında “yargılama”nın bütünleyici bir parçası olarak görülmelidir (bkz.  
diğerleri meyanında Hornsby – Yunanistan, 19 Mart 1997).  
Bu davada, AĐHM, 16 Temmuz 1998 tarihinde, Beyoğlu Asliye Hukuk  
Mahkemesi’nin, Belediye’ye, taınmazının kamulatırılmasından dolayı bavurana artırma  
bedeli ve faiz ödemesi talimatını verdiğini gözlemler. Temyiz sürecini takiben, bu karar 23  
Mart 2001 tarihinde kesinlemitir. Bu karar henüz uygulanmamıtır. AĐHM, bu bağlamda,  
Devlet’in AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ile bağlı olduğu kanısındadır (Scollo – Đtalya, 28 Eylül  
1995; Tunç – Türkiye, no. 54040/00, 24 Mayıs 2005).  
AĐHM, bu davada nihai yargı kararlarına uygun hareket etmek amacıyla gerekli  
önlemleri almak için böylesine önemli bir süre gecikmekle, yetkililerin 6 § 1. madde  
hükümlerinin faydalı etkilerinden yoksun kalınmasına sebep olduğunu tespit etmitir.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
2.Yargılama süresi  
Hükümet, davanın karmaık olduğunu ileri sürmütür. Mahkemenin dört ayrı bilirkii  
görüü istediğini belirtmitir. Ayrıca, bavuranın, birkaç durumaya gelmeyerek yargılama  
süresinin uzamasına olumsuz katkıda bulunduğunu ifade etmitir.  
4
AĐHM, yargılama süresinin makul uzunluğunun, dava artları ıığında ve AĐHM  
içtihadında ortaya konulmuolan ölçütler ve özellikle davanın karmaık yapısı ile bavuran  
ve ilgili makamların tutumlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar (bkz.  
diğer içtihatların yanı sıra Richard ve Fransa, 22 Nisan 1998).  
Bu davada, AĐHM, ele alınacak sürenin, bavuranın Beyoğlu Asliye Hukuk  
Mahkemesi’nde dava açtığı tarih olan 18 Ocak 1994’te baladığını not eder. Bu süre,  
Yargıtay’ın bavuranın karar düzeltme talebini reddettiği 23 Mart 2001 tarihinde sona  
ermitir. Dolayısıyla, iki yargı kademesinde yedi yıl iki aydan fazla sürmütür, bu mercilerden  
biri davayı iki defa incelemitir.  
AĐHM, davanın özel bir karmaıklığının bulunmadığını gözlemler. Ayrıca, yargılama  
süresinin, yalnızca birkaç davaya katılmadığı için bavurana yüklenemeyeceği kanısındadır.  
Yetkililerin tutumuna gelince, AĐHM, yerel mahkemelerin yedi yıl iki ay boyunca üç  
karar verdiğini not eder. Ayrıca, Belediye, ödenmesine hükmedilen meblağı ve ilgili faizi  
bavurana hala ödememitir.  
Buna göre, AĐHM, yargılamanın “makul süre” içinde sonuçlandırılmadığını tespit  
etmitir. Sonuç olarak, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
III.AĐHS’NĐN 1. NO’LU PROTOKOLÜ’NÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI  
Bavuran, bir yandan 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında taınmazının  
kamulatırılmasından sonra artırma bedeli üzerinden yetersiz faizi, diğer yandan da  
yetkililerin bu meblağı ödememesini öne sürerek ikâyetçi olmutur. 1 no’lu Protokol’ün 1.  
maddesine göre:  
“Her gerçek ve tüzel kiinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini  
isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen  
koullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun  
bırakılabilir.  
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak  
kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da baka katkıların veya para cezalarının  
ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları  
hakka halel getirmez.”  
Hükümet, bavuranın argümanlarına itiraz etmitir. Bavurana, taınmazının  
kamulatırılması üzerine yeterli tazminatın ödendiğini öne sürmütür.  
AĐHM, taınmazı kamulatırılan bavurana, Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi  
tarafından artırma bedeli ödenmesine karar verildiğini gözlemler. Bu kararın 23 Mart 2001  
tarihinde kesinlemesine rağmen, henüz hiçbir ödeme yapılmamıtır.  
AĐHM, geçmite benzer davalar incelediğini ve AĐHS’nin 1 nolu Protokolü’nün 1.  
maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini not eder (bkz. Tunç – Türkiye, 24 Mayıs 2005; Kuzu  
– Türkiye, 17 Ocak 2006; Bourdov – Rusya, no. 59498/00). AĐHM, bu davada farklı bir  
sonuca varmak için hiçbir gerekçe görmemektedir.  
5
Yukarıda anlatılanlar ıığında, AĐHM, artırma bedeline ilikin yetersiz faizle ilgili  
ikayetin ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığı kanısına varmıtır.  
Bu davada, 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıtır.  
IV.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili  
Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,  
gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A.Tazminat  
Kamulatırılmıtaınmazının iddia edilen piyasa değerine dayanarak, bavuran,  
1,000,000 Dolar maddi tazminat talep etmitir. Ayrıca 100.000 Dolar manevi tazminat talep  
etmitir.  
Hükümet, bavuranın maddi tazminat talebinin abartılı ve kanıtlanmamıolduğunu  
ileri sürmütür. Ayrıca, AĐHM’nin bu davada bir ihlal tespit etmesi halinde, bunun,  
bavuranın maruz kaldığı her türlü manevi zarar için yeterli tazmin tekil edeceğini  
belirtmitir. Aka kararında kullanılan hesaplama yöntemini kullanarak ve ilgili ekonomik  
bilgileri dikkate alarak, AĐHM, bavurana 59,000 Euro maddi tazminat ödenmesine karar  
vermitir. Bu meblağ, bavuranın bu davada ele alınan ödenmemialacağının nihai olarak  
hallini tekil edecektir.  
Manevi tazminatla ilgili olarak, AĐHM, bavuranın zararının yalnızca çeitli ihlal  
tespitleriyle yeterince tazmin edilemeyeceği kanısındadır. Dava artlarını dikkate alarak,  
AĐHM, bavurana bu balık altında 2,000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B.Mahkeme masrafları  
Bavuran, avukatının dava için 60 saatlik bir çalıma yaptığını belirtmitir. Đstanbul  
Barosu asgari ücret tarifesini temel alarak, avukatının ücretinin 12,600 Dolar olduğunu  
hesaplamıtır. Ayrıca, AĐHM’deki mahkeme masrafları için de 500 Dolar talep etmitir.  
Hükümet, bavuranın talebinin tamamen temelden yoksun olduğunu ileri sürmütür.  
Elindeki belgeler temelinde ve eitlik temelinde yaptığı değerlendirme sonucunda,  
AĐHM, bavurana mahkeme masrafları için 1,000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
6
C.Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1.Uzun yargılama, taınmazın kamulatırılmasının ardından kararın uygulanmaması,  
ödenmesine hükmedilen artırma bedeline ilikin yetersiz faiz, yetkililerin bu meblağı  
ödememesine ilikin ikayeti kabuledilebilir, bavurunun kalan kısmının kabuledilmez  
olduğuna;  
2.Kararın uygulanmaması bağlamında AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.Yargılamanın uzunluğu bağlamında AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4.AĐHS’nin 1 no’lu Protokolü’nün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
5.(a) Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, bavurana, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden yeni Türk  
Lirası’na çevrilmek üzere aağıdaki meblağları ödemesine:  
(i)59,000 Euro (elli dokuz bin Euro) maddi tazminat;  
(ii)2,000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat;  
(iii)mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro);  
(iv)uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;  
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
6. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đngilizce hazırlanmı, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 12  
Aralık 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLE  
J.-P. COSTA  
Yazı Đꢀleri Müdürü  
Bakan  
7