COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
DĐKĐCĐ – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 18308/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 18308/02 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaları  
Hasan Dikici ve Satike Dikici’nin (“bavuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 1  
ubat 2002 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleme’nin  
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Đzmir Barosu  
avukatlarından A. Bozdoğan tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
Bavuranlar sırasıyla 1949 ve 1955 doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedirler.  
Hasan ve Satike Dikici’nin elektrik tesisatçısı olarak çalıan oğulları Ercan Dikici, 3  
Temmuz 1995 tarihinde bir ikazası geçirmive elektrik çarpması sonucu hayatını  
kaybetmitir.  
Aynı gün, Aliağa Cumhuriyet Savcısı olayla ilgili soruturma balatmıtır. Aliağa  
Cumhuriyet Savcısı, 17 Ağustos 1995 tarihinde, Aliağa Ceza Mahkemesi’nde, Ercan  
Dikici’nin ivereni ve kaza günü Dikici ile birlikte çalıan bir baka içinin de aralarında  
bulunduğu üç kii aleyhinde ceza kovuturması balatmıtır. Bu kiiler, Ceza Kanunu’nun  
455. maddesi uyarınca taksirle adam öldürme suçuyla itham edilmilerdir. 4 Temmuz 1996  
tarihinde, Aliağa Ceza Mahkemesi, sanıkları itham edildikleri suçlardan beraat ettirmitir. 12  
Mayıs 1997 tarihinde, Yargıtay, Aliağa Ceza Mahkemesi’nin kararını bozmutur.  
17 Aralık 1998 tarihinde, Aliağa Ceza Mahkemesi, Ercan Dikici ile birlikte çalıan  
diğer içi ile Dikici’nin iverenini taksirle adam öldürme suçundan altı ay hapis cezasına  
mahkum etmitir. Hapis cezası para cezasına çevrilmitir. 16 ubat 2000’de, Yargıtay söz  
konusu kararı onamıtır.  
Bavuranlar, ceza kovuturması derdest iken 20 Kasım 1995 tarihinde, Đzmir Đꢀ  
Mahkemesi’nde oğullarının iverenine tazminat davası açmılardır. Bavuranlar, maddi  
tazminat olarak 50,000,000 Türk Lirası, manevi tazminat olarak 1,500,000,000 Türk Lirası  
(yaklaık 28,000 ABD Doları) talep etmilerdir.  
Belirtilmeyen bir tarihte, Đzmir Đꢀ Mahkemesi ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar  
tazminat davasını ertelemeye karar vermitir.  
Ceza yargılaması sonuçlanınca Đzmir Đꢀ Mahkemesi önündeki yargılama yeniden  
balamıtır. Mahkeme, yeni bilirkii raporlarının hazırlanmasını talep etmive tanıkların  
ifadesini dinlemitir. 24 Mayıs 2001 tarihinde, mahkeme, 3 Temmuz 1995 tarihinden itibaren  
ileyecek yasal faizi ile birlikte bavuranlara 600,000,000 TL manevi tazminat ödenmesine  
karar vermitir. Mahkeme, ayrıca, bavuranların maddi açıdan hiçbir ekilde ölen oğullarına  
bağlı olmadıklarını belirterek maddi tazminat taleplerini reddetmitir.  
5 Temmuz 2001 tarihinde, Yargıtay, manevi tazminat miktarının, 3 Temmuz 19951  
tarihinden itibaren ileyecek yasal faizi ile birlikte, 1,000,000,000 TL’ye (yaklaık 790 ABD  
1 3 Temmuz 1995 tarihinde, 1,000,000,000 TL 22,660 ABD Doları’na edeğerdir.  
2
Doları) çıkarılması gerektiğine karar vermitir. Yargıtay, Đzmir Đꢀ Mahkemesi’nin kararını  
bozmak için herhangi bir gerekçe bulunmaması nedeniyle, bavuranların temyiz taleplerinin  
geri kalan kısmını reddetmitir. Söz konusu karar, 22 Ağustos 2001 tarihinde bavuranlara  
tebliğ edilmitir. Aynı gün, davalı taraf bavuranlara 2,677,533,000 TL (yaklaık 1,850 ABD  
Doları) ödemitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, ilk olarak, yerel mahkemelerin maddi tazminat taleplerini reddederek  
delilleri değerlendirmedikleri ve iç hukuku doğru yorumlamadıkları konusunda ikayetçi  
olmular ve bu ikayetlerini AĐHS’nin 6/1 maddesine dayandırmılardır. Bavuranlar, ayrıca,  
aynı hüküm uyarınca, tazminat davası süresinin makul süre artına uymadığını iddia  
etmilerdir.  
A. Hükümet’in ön itirazı  
Hükümet, bavurunun altı aylık sürenin dıında yapıldığını iddia etmitir. Hükümet,  
bu bakımdan, yerel mahkemelerce nihai kararın 5 Temmuz 2001 tarihinde verildiğini, ancak  
bavurunun 1 ubat 2002 tarihinde yapıldığını ileri sürmütür.  
AĐHM, Yargıtay’ın nihai kararının 22 Ağustos 2001 tarihinde bavuranlara tebliğ  
edildiğini, dolayısıyla AĐHS’nin 35/1 maddesinin gerektirdiği ekilde altı ay içerisinde  
AĐHM’ye bavuruda bulunulduğunu gözlemlemektedir.  
B. Yargılamanın adilliği  
Bavuranlar, yerel mahkemelerin maddi tazminat taleplerini reddederek yanlıkarar  
verdikleri konusunda ikayetçi olmulardır.  
AĐHM, görevinin, yerel mahkeme kararları için bir temyiz mahkemesi olarak veya  
kimi zaman söylendiği gibi, bir dördüncü derece mahkemesi olarak hareket etmek olmadığını  
hatırlatır. Đçtihadına göre, tanıkların güvenilirliğini ve davaya ilikin hususlarla kanıtlar  
arasındaki bağlantıyı en iyi yerel mahkemeler değerlendirebilir (Vidal/Belçika, 22 Nisan  
1992, Edwards/Birleik Krallık, 16 Aralık 1992).  
AĐHM, söz konusu davada, yerel mahkeme kararlarının iç hukuka ve davanın özel  
koullarına dayanılarak verildiğini gözlemlemektedir. AĐHM, yerel mahkemelerin gerçekleri  
saptarken veya iç hukuku yorumlarken keyfi veya makul olmayan bir ekilde hareket ettikleri  
sonucuna varmak için herhangi bir gerekçe görmemektedir. Bu nedenle, AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlali söz konusu değildir.  
AĐHM, yukarıda anlatılanlar ıığında, bu ikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.  
paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği  
sonucuna varmıtır.  
C. Yargılamanın süresi  
3
Bavuranlar, tazminat davasının makul bir süre içerisinde tamamlanmadığı konusunda  
ikayetçi olmulardır. Bavuranlar, ayrıca, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle, yerel  
mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatın 1995-2001 yılları arasında enflasyon  
nedeniyle oluan değer kaybını kapsamadığını iddia etmilerdir.  
Hükümet, iddialara itiraz etmitir.  
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
AĐHM, esasa ilikin olarak, söz konusu yargılamanın 20 Kasım 1995 tarihinde  
balayıp 5 Temmuz 2001 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, yargılama iki  
aamalı olarak beyıl yedi ay sürmütür.  
AĐHM, yargılama süresinin uzun olup olmadığı konusunun dava koulları ıığında ve  
davanın karmaıklığı, bavuran ile ilgili makamların tutumu ve bavuran için neyin tehlikede  
olduğu gibi ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Frydlender /  
Fransa, no. 30979/96).  
AĐHM, söz konusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada sıklıkla  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmitir (Frydlender, yukarıda kaydedilen).  
AĐHM, dava koullarına dönerek, bavuranların oğullarının ivereni aleyhine açılan  
ceza davası sonuçlanıncaya kadar Đzmir Đꢀ Mahkemesi’nin tazminat davasını ertelediğini  
gözlemlemektedir. Ancak, Türk mevzuatına göre, ceza mahkemelerinin kararları hukuk  
mahkemeleri açısından bağlayıcı değildir. Dava dosyasına göre, Đzmir Đꢀ Mahkemesi, ceza  
davasının sona ermesinin ardından 2001 yılında konuya ilikin bir bilirkii raporunun  
hazırlanmasına hükmetmive Mart 2001’de hazırlanan söz konusu rapora dayanarak karara  
varmıtır. Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulunduran AĐHM, yerel mahkemenin  
tazminat davasını beyıl erteleyerek, makul bir süre içerisinde davalara ilikin karar verme  
yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar vermitir.  
Yukarıdaki unsurları göz önünde bulunduran AĐHM, söz konusu davada yargılamanın  
çok uzun sürdüğü ve makul süre artının yerine getirilmediği sonucuna varmıtır. Bu nedenle,  
AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 1 NO.LU PROTOKOLÜ’NÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI  
Bavuranlar, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle maddi zarara uğradıkları  
konusunda ikayetçi olmular ve bu ikayetlerini AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün 1.  
maddesine dayandırmılardır. Bavuranlara göre, yerel mahkemelerce uygulanan faiz oranı  
1995-2001 yılları arasında enflasyonun yol açtığı değer kaybını karılamamıtır.  
Hükümet, ilk olarak, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca davalı taraf  
aleyhinde ek dava açmamıolmaları nedeniyle bavuranların bu ikayete ilikin iç hukuk  
yollarını tüketmediklerini iddia etmitir. Hükümet, diğer yandan, bavuranların olay  
tarihinden itibaren ileyen faizi ile birlikte tazminat aldıkları gerekçesiyle mağdur olarak  
görülemeyeceklerini iddia etmitir.  
4
AĐHM, bu ikayetin yukarıda incelenen ikayetle yakından ilikili olması nedeniyle  
aynı ekilde kabuledilebilir nitelikte olduğunu kaydeder.  
Ancak, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle tespit edilen AĐHS’nin 6/1 maddesinin  
ihlalini göz önünde bulunduran AĐHM, söz konusu davada, AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün  
1. maddesinin ihlal edilip edilmediği konusunun ayrıca incelenmesine gerek olmadığı  
kanaatindedir. AĐHM, yargılamanın uzun sürmesinin bir bavuranın mülkiyet hakkı  
üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalinin bir sonucu  
olarak görülebileceğini ve söz konusu hüküm bağlamında adil tatmine karar verirken göz  
önünde bulundurulabileceğini hatırlatır (Varipati / Yunanistan, no. 38459/97; Michailidou ve  
Diğerleri / Yunanistan, no. 21091/07; Mianowicz / Almanya (no. 2), no.71972/01).  
Sonuç olarak, AĐHM, bavuranların AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün 1. maddesi  
uyarınca yapmıoldukları ikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
Bavuranlar, maddi tazminat olarak 10,000 Euro talep etmilerdir. Bavuranlar,  
sırasıyla 15,000 Euro ve 25,000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmulardır. Bavuranlar,  
ayrıca, avukatlık ücret sözlemesine dayanarak, avukatlık ücretleri için 2,000 Euro, yargılama  
masraf ve giderleri için 500 Euro talep etmilerdir.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM, yerel mahkemeler önündeki yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle AĐHS’nin  
6/1 maddesinin ihlal edildiği yönündeki tespitine atıfta bulunmutur. AĐHM, ayrıca,  
yargılamanın sonunda yerel mahkemelerin, davanın açıldığı tarih ile karar tarihi arasında  
geçen sürede enflasyon nedeniyle oluan değer kaybını göz önünde bulundurmadan tazminat  
miktarını belirlediğini kaydeder. Yerel mahkemelerin tazminat miktarına yasal faiz oranını  
eklemiolmalarına rağmen, bu miktarın bavuranların uğradığı maddi zararın tamamını  
karılamadığı açıktır. Bu bakımdan, AĐHM, Temmuz 1995’te 22,600 ABD Dolarına tekabül  
eden 1,000,000,000 TL’lik miktarın Temmuz 2001’de 790 ABD Dolarına tekabül ettiğini ve  
yargılama sonunda bavuranlara Temmuz 1995’ten beri ileyen faizi ile birlikte 1,850 ABD  
Doları ödendiğini gözlemlemektedir. Bu nedenle, AĐHM, söz konusu davada yargılamanın  
uzun sürmesi sonucu bavuranların sıkıntı çektiklerine ve maddi zarara uğradıklarına karar  
verir. Yukarıda anlatılanları göz önünde bulunduran AĐHM, hakkaniyete uygun olarak,  
bavuranlara maddi ve manevi tazminat olarak ortaklaa 15,000 Euro ödenmesine karar verir.  
AĐHM, yargılama masraf ve giderleri için, ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak,  
Avrupa Konseyi’nden adli yardım olarak alınan 850 Euro’luk miktar düülmek üzere  
bavuranlara 1,000 Euro ödenmesine karar verir.  
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.  
5
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Yargılamanın adilliğine ilikin ikayetin kabulediledilemez, bavurunun geri kalan  
kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Bavuranların AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün 1. maddesine ilikin ikayetlerinin  
ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
4. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet  
tarafından bavuranlara, maddi ve manevi tazminat olarak ortaklaa 15,000 Euro (on  
bebin Euro), yargılama masraf ve giderleri için adli yardım olarak verilen 850 Euro  
ülmek üzere ortaklaa 1,000 Euro (bin Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin  
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal  
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6