38. AİHM, dava dosyasındaki materyale dayanarak, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,
başvuranın tutukluluk halinin devamına karar verirken “suçun doğası, kanıtların durumu ve
dava dosyasının içeriğini göz önüne alarak” gibi birbirine benzer, basmakalıp terimler
kullandığını not eder. “Kanıtların durumu” ifadesi, ciddi suç göstergelerinin mevcut ve
sürekli olduğuna işaret eden önemli bir etken olmasına rağmen, sözkonusu davada,
başvuranın şikayetçi olduğu tutukluluk süresinin uzunluğunu tek başına maruz
gösterememektedir (bkz. Letellier/Fransa 26 Haziran 1991 tarihli karar, Seri A no 207;
Tomasi/Fransa, 27 Ağustos 1992 tarihli karar, Seri A no 241-A; Mansur/Türkiye, 8 Haziran
1995 tarihli karar, Seri A no 319-B, § 55, ve yukarıda anılan Demirel, § 59).
39. Bu bağlamda, AİHM Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Beşinci Dairesi başvuranın
tutukluluk halinin devamına ilişkin kararında, o dönemde altı yılın oldukça üzerindeki
tutukluluk halinden sonra başvuranın serbest bırakılmasının nasıl bir risk oluşturacağını
belirtmemiştir (bkz. yukarıd anılan Demirel, § 60).
40. Bu hususların ışığı altında, AİHM başvuranın tutuklu yargılanma süresinin
AİHS’nin 5 § 3. maddesine aykırı olduğuna karar vermiştir.
41. Dolayısıyla bu hüküm ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
42. Başvuran, daha sonra aleyhindeki cezai işlemlerin makul bir süre içerisinde
tamamlanmadığından şikayet etmiştir.
43. AİHM, bu işlemlerin 10 Şubat 1994’te, başvuranın yakalanması ile başladığını ve
halen ilk derece mahkemesinde beklemekte olduğuna dikkat çeker. Böylece işlemler
neredeyse on bir yıl üç ay sürmüş olmaktadır.
44. AİHM, ortaya sözkonusu başvuruya benzer hususlar atan davalarda sık sık
AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği hükmüne varmıştır (örneğin bkz. Pélissier ve
Sassi/Fransa [BD], sayı 25444/94, § 67, AİHM 1999-II, ve Ertürk/Türkiye, sayı 15259/02, 12
Nisan 2005).
45. Kendisine sunulan tüm materyalleri inceleyen AİHM, Hükümet’in, sözkonusu
davada farklı bir karar vermesine neden olacak herhangi bir olgu ya da sav ortaya atmadığı
kanısındadır. AİHM, bu konudaki içtihatlarını da göz önüne alarak sözkonusu davada
işlemlerin süresinin aşırı olduğu ve “makul süre” şartını karşılamadığı kararına varmıştır.
Dolayısıyla 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
46. AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Zararlar