B. Esas Hakkında
Baꢀvuran, cezai mahkumiyet kararının düꢀünce ve ifade özgürlüğü hakkını ihlal
ettiğini savunmaktadır. Bu bağlamda ulusal makamların özellikle etnik azınlığa iliꢀkin fikir ve
haberlerin alınması ve verilmesi, yayımlanması ve açığa çıkarılması hakkını tanımadıklarını
ileri sürmektedir. Baꢀvuran AĐHS’nin 10. maddesini ileri sürmektedir.
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı
baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu
olmadığını not etmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2
maddesi bakımından, toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz
edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96). AĐHM, bu değerlendirmeyi
benimsemiꢀtir. Buna karꢀın uyuꢀmazlık, bu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli”
olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
AĐHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiꢀ
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir ( Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye, no:
23556/94, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, Đbrahim Aksoy, Karkın-Türkiye, no: 43928/98 ve
Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95).
AĐHM, içtihat kararları ıꢀığında mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in, terörle
mücadeleye bağlı zorlukların haricinde sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulaꢀtırabilecek ne
bir olay ne de bir argüman sunduğuna kanaat getirmektedir AĐHM, baꢀvuranın dava konusu
basın makalesinde kullanılan terimlere büyük önem verecektir. Bu bağlamda AĐHM, göreceği
davanın bulunduğu koꢀulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde
bulundurmaktadır (Đbrahim Aksoy ve Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar).
Dava konusu makalede, Abdullah Öcalan davası vesilesiyle Kürt sorunu konusunda
yetkili makamların eleꢀtirisi yapılmaktadır.
AĐHM, DGM’nin dava konusu makalenin ayrımcı propaganda ifadelerini içerdiğine
kanaat getirdiğini belirtmektedir. Ancak AĐHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan
ve baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli olmayan
gerekçeleri incelemiꢀtir. (Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94). AĐHM,
makalenin sert üsluptaki bazı bölümleri, Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizse de, ne
ꢀiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya teꢀvik eder nitelikte olduğunu
ve AĐHM’nin gözünde, dikkate alınması gereken baꢀlıca unsur olan konuꢀmanın kin güden bir
konuꢀma olmadığını gözlemlemiꢀtir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95,
ve Gerger-Türkiye, no:24919/94).
AĐHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu
belirtmektedir. Buna karꢀın AĐHM, DGM’nin baꢀvuranı ağır para cezasına çarptırdığını ve
gazetenin üç gün süreyle yayımlanmasını yasakladığını tespit etmektedir.
Bu durumda, baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyet kararı hedeflenen amaçlarla
orantılı olmayıp, “demokratik toplumda gerekli” değildir. Dolayısıyla AĐHS’nin 10. maddesi
ihlal edilmiꢀtir.
3