C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
DENĐZ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:71355/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
27 HAZĐRAN 2006  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 71355/01 bavuru no’lu davanın nedeni, Türk  
vatandaı Hasan Deniz’in (Bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 2 Nisan  
2001 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözlemesi’nin (AĐHS) 34.  
maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Adli yardımdan faydalanan bavuran, Đstanbul  
Barosu avukatlarından I. Bilmez tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1974 doğumlu bavuran Hasan Deniz, Paris’te ikamet etmektedir. Bavuran, 18 Nisan  
1999 tarihinden 9 Haziran 1999 tarihine kadar Özgür Bakıgazetesinin Yazı Đꢀleri  
Müdürğü’nü yapmıtır.  
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), 1 Haziran 1999 tarihinde Cumhuriyet  
Basavcılığı, aynı gün 6. sayfada yayımlanan ve Fikret Bakaya tarafından yazılan “Tarihi  
dava mı?” balıklı makale nedeniyle gazetenin toplatılmasına karar vermitir.  
Đstanbul DGM yedek hakimi aynı gün, Cumhuriyet Basavcılığı’nın ileri sürdüğü  
gerekçelere dayanarak gazetenin toplatılmasına karar vermitir.  
3 Ağustos 1999 tarihinde sunulan iddianameyle Cumhuriyet Basavcığı, 3713 sayılı  
Kanunu’nun 8§§1, 2 ve in fine ve 6§2 ve in fine, 5680 sayılı Kanun’un ek 2§1 ve Türk Ceza  
Kanunu’nun (TCK) 36. maddeleri uyarınca, bavuranın mahkum edilmesini, sözkonusu  
gazetenin feshini ve belirtilen malların müsaderesini isteyerek, bavuran hakkında basın  
yoluyla ayrımcılık propagandası yaptığı gerekçesiyle dava açmıtır.  
DGM, 13 Haziran 2000 tarihli kararla, 3713 sayılı Kanun’un 8§2 maddesi uyarınca  
Tarihi dava mı?” balıklı makaleyi yayımlaması nedeniyle ve ayrımcı propaganda yaptığı  
gerekçesiyle bavuranı altı ay hapis ve 912.060.000 TL [yaklaık 1.553 Euro] ağır para  
cezasına çarptırmıtır.  
DGM, TCK’nın 72. maddesi uyarınca cezaları birletirerek, bavuranı 912.960.000 TL  
[yaklaık 1.555 Euro] para cezasına çarptırmıtır.  
Son olarak DGM, 5680 sayılı Kanuna ek 2§1 maddesi uyarınca gazetenin üç gün  
süreyle yayımlanmasının yasaklanmasına karar vermitir.  
Yargıtay 15 Ocak 2001 tarihli kararla temyize gidilen kararı onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
Hükümet görübildirmemektedir.  
AĐHM, elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak bavurunun esastan  
incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. Ayrıca AĐHM baka hiçbir kabul edilemezlik  
gerekçesi tespit etmemektedir.  
2
B. Esas Hakkında  
Bavuran, cezai mahkumiyet kararının düünce ve ifade özgürlüğü hakkını ihlal  
ettiğini savunmaktadır. Bu bağlamda ulusal makamların özellikle etnik azınlığa ilikin fikir ve  
haberlerin alınması ve verilmesi, yayımlanması ve açığa çıkarılması hakkını tanımadıklarını  
ileri sürmektedir. Bavuran AĐHS’nin 10. maddesini ileri sürmektedir.  
AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı  
bavuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu  
olmadığını not etmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2  
maddesi bakımından, toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz  
edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96). AĐHM, bu değerlendirmeyi  
benimsemitir. Buna karın uyumazlık, bu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli”  
olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.  
AĐHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiꢀ  
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir ( Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye, no:  
23556/94, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, Đbrahim Aksoy, Karkın-Türkiye, no: 43928/98 ve  
Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95).  
AĐHM, içtihat kararları ıığında mevcut davayı incelemive Hükümet’in, terörle  
mücadeleye bağlı zorlukların haricinde sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulatırabilecek ne  
bir olay ne de bir argüman sunduğuna kanaat getirmektedir AĐHM, bavuranın dava konusu  
basın makalesinde kullanılan terimlere büyük önem verecektir. Bu bağlamda AĐHM, göreceği  
davanın bulunduğu koulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde  
bulundurmaktadır (Đbrahim Aksoy ve Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar).  
Dava konusu makalede, Abdullah Öcalan davası vesilesiyle Kürt sorunu konusunda  
yetkili makamların eletirisi yapılmaktadır.  
AĐHM, DGM’nin dava konusu makalenin ayrımcı propaganda ifadelerini içerdiğine  
kanaat getirdiğini belirtmektedir. Ancak AĐHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan  
ve bavuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli olmayan  
gerekçeleri incelemitir. (Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94). AĐHM,  
makalenin sert üsluptaki bazı bölümleri, Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizse de, ne  
iddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya tevik eder nitelikte olduğunu  
ve AĐHM’nin gözünde, dikkate alınması gereken balıca unsur olan konumanın kin güden bir  
konuma olmadığını gözlemlemitir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95,  
ve Gerger-Türkiye, no:24919/94).  
AĐHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların  
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu  
belirtmektedir. Buna karın AĐHM, DGM’nin bavuranı ağır para cezasına çarptırdığını ve  
gazetenin üç gün süreyle yayımlanmasını yasakladığını tespit etmektedir.  
Bu durumda, bavuran hakkında verilen mahkumiyet kararı hedeflenen amaçlarla  
orantılı olmayıp, “demokratik toplumda gerekli” değildir. Dolayısıyla AĐHS’nin 10. maddesi  
ihlal edilmitir.  
3
II. AĐHS’NĐN 6§1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden DGM’nin, kendisine adil  
yargılanmayı sağlayacak “tarafsız ve bağımsız” bir mahkeme olmadığından ikayetçi  
olmaktadır. Bavuran özellikle sadece Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemeleri’nin 5680 sayılı  
Basın Kanunu alanına giren suçlar hakkında hüküm vermek için yetkili olduklarını  
savunmaktadır. Bavuran ayrıca, temyiz bavurusu hakkında Cumhuriyet Basavcılığı’nın  
Yargıtay’a sunduğu yazılı tebliğnamesine cevap verme olasılığı bulunmadığından dolayı  
Yargıtay önündeki yargılamanın hakkaniyete uygun olmadığından ikayetçi olmaktadır.  
Bavuran AĐHS’nin 6§1 ve 3 –c maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
A. Kabuledilebilirliği Hakkında  
1. DGM’nin Tarafsız ve Bağımsız Olması Hakkında  
AĐHM, bavuranın ikayetlerini dile getirirken hiçbir açıklama getirmediğini ve  
dolayısıyla bu yönde ileri sürülen argümanların tamamen dayanaktan yoksun olarak  
görünğünü not etmektedir.  
Buradan, ikayetin AĐHS’nin 35§3 ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun  
olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.  
2. Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı Tebliğnamesinin Tebliğ Edilmemesi Hakkında  
AĐHM, bu ikayetin AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun  
olduğunu ve hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile ters dümediği sonucuna varmıtır.  
Dolayısıyla ikayetin kabuledilebilir olduğunu ilan etmek uygun olacaktır.  
B. Esasa Dair  
AĐHM, bavuranın sunduğu ikayete benzer bir ikayeti daha önce incelediğini ve  
Cumhuriyet Basavcısı görülerinin niteliği ve yargılanan kiinin yazılı olarak bunlara cevap  
verme olanağının bulunmaması koulları gözönüne alındığında, Yargıtay Cumhuriyet  
Basavcısı tebliğnamesinin tebliğ edilmemesinden dolayı AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal  
edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç ve Abdullah Aydın (no:2)).  
AĐHM, mevcut davayı incelemive Hükümet’in mevcut durumda farklı bir sonuca  
varılmasını sağlayacak ikna edici ne bir olay ne de bir argüman sunduğuna kanaat  
getirmektedir.  
Dolayısıyla bu durumda AĐHS’nin 6§1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 7, 9, 13, 14, 17 VE 18. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuran, kendisinin yazmadığı ama izni alınarak yayımlanan makale nedeniyle  
mahkum edildiğini iddia etmektedir. Bavuran, hakkında verilen mahkumiyet kararına itiraz  
etmek için iç hukuk yolunun bulunmamasından ikayetçi olmaktadır. Bavuran, Kürt sorunu  
hakkında haber yayınlamaktan mahkum edildiğini savunmaktadır. Bu bağlamda bavuran,  
4
AĐHS’nin 7, 9, 13 ve 14. maddelerinin (tek baına yada 6, 9, 10 ve 13. maddelerle birlikte)  
yanısıra 17 ve 18. maddelerini ileri sürmektedir.  
AĐHM elinde bulunan unsurları gözönüne alarak ve dile getirilen iddiaları incelemeye  
yetkili olduğu sürece bu ikayetler konusunda hiçbir ihlal göstergesi tespit etmemektedir.  
Buradan bavurunun bu kısmının, AĐHS’nin 35§3 ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan  
yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez ilan edilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
Bavuran, kendisine gönderilen 10 Mart 2005 tarihli mektupta 41. madde hükümlerine  
dikkati çekilse de, AĐHS’nin 29§3 maddesinin uygulanması kararından sonra hiçbir adil  
tazmin talebinde bulunmamıtır. Dolayısıyla AĐHM, bu bakımdan herhangi bir ödemenin  
yapılmasına gerek olmadığına kanaat getirmektedir (mutatis mutandis Willekens-Belçika, no:  
50859/99).  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı tebliğnamesinin tebliğ edilmediğine ve ifade  
özgürğünün ihlal edildiğine dair yapılan ikayetlerin kabuledilebilir, bavurunun geri kalan  
kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve 27 Haziran 2006 tarihinde, Đçtüzüğün 77.  
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
5