CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
DEMOKRASİ VE DEĞİŞİM PARTİSİ/TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru No: 39210/98, 39974/98)  
Strazburg  
21 Nisan 2005  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (39210/98 ve 39974) başvuru no’lu davanın nedeni siyasi  
bir parti olan Demokrasi ve Değişim Partisi’nin (DDP) Fehmi D. ve Refik K. (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları  
Komisyonuna 17 Kasım 1997 tarihinde (başvuru no: 39210/98) ve 5 Kasım 1996 (başvuru no: 39974/98) Avrupa  
İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan eski 25. maddesi uyarınca  
yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır barosu  
avukatlarından S. G. tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
I. OLAYLARIN MEVCUT KOŞULLARI  
3 Nisan 1995’te Demokrasi ve Değişim Partisi (DDP) kurulmuş ve parti programı İçişleri Bakan-  
lığı’na iletilmiştir.  
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı (Başsavcı) 5 Haziran 1995 tarihli iddianamesi ile Anayasa Mahkemesi’ne  
başvurarak DDP’nin kapatılması yönünde dava açmıştır. Sözkonusu partinin siyasi programında yer alan bazı  
bölümlere atıfta bulunan Başsavcı, partiyi Anayasa’yı ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununu ihlal etmekle itham  
etmiştir. Başsavcıya göre kürt halkının varlığının ve temel hak ve özgürlüklerinin Türk ulusundan ayrı değerlendi-  
rilmesinin ulusal birliğe, toprak bütünlüğüne ve Devletin resmi diline yönelik bir ihlali oluşturmaktadır. AİHS’nin  
11 § 2. ve 17. maddelerine göndermede bulunan Başsavcı bu hükümlerin ulusal güvenliğin sağlanması, kamunun  
güvenliği ve kamu düzeninin korunması amacıyla dernek kurma özgürlüğüne bir kısıtlama getirmediğini ifade  
etmektedir.  
28 Temmuz 1995 tarihinde başvuran partinin avukatları yazılı ön görüşlerini iletmiş ve DDP’nin  
kurulmasının ardından iki ay içinde ve herhangi bir siyasi eylemde bulunmaksızın kapatıldığını savunmuşlardır.  
Avukatlar ayrıca partinin kapatılmasının uluslararası metinlerin olduğu kadar Paris Şartı’nın ve AİHS’nin 9, 10.  
ve 14. maddelerinin ihlali anlamına geldiğini iddia etmektedirler.  
19 Mart 1996 tarihinde Anayasa Mahkemesi, özellikle partinin programının «Devletin toprak bütünlüğüne,  
ulusal birliğe ve Devletin resmi diline saldırı nitelinde olduğuna ve Siyasi Partiler Kanunu’nun 78 a) ve 81 a) ve  
b) maddelerinin ihlaline neden olduğuna» atıfta bulunarak DDP’nin feshedilmesine karar vermiştir.  
Anayasa Mahkemesi’nin DDP’yi feshetme kararının ardından partinin nakit mali malvarlığı 2820 sayılı  
Kanun’un 107 § 1. maddesine uygun olarak ipso jure bakımından Hazineye aktarılmıştır.  
236 Ekim 1997’de Anayasa Mahkemesi’nin kararı resmi gazetede yayımlanmış, bu karar uyarınca beş yıl  
süreyle partinin kurucularına ve yöneticilerine başka bir siyasi partinin çatısı altında benzer faaliyetlerinden men  
cezası getirilmiştir (Anayasa’nın 69. ve 2820 sayılı Kanunun 95 § 1. maddesi).  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 11. MADDESİ’NİN İHLALİ HAKKINDA  
Başvuranlar DDP’nin kapatılmasının AİHS’nin 11. maddesi ile güvence altına alınan dernek kurma  
özgürlüğüne yönelik bir ihlali oluşturduğunu ileri sürmektedirler.  
AİHM, sözkonusu partinin feshedilmesi ile 11. madde ile garanti altına alınan başvuranların dernek kurma  
özgürlüklerine bir müdahalenin olduğu hususunda taraflar arasında itilafın bulunmadığını not etmektedir. Yapılan  
müdahalenin yasayla öngörüldüğüne, AİHS’nin 11 § 2 maddesi uyarınca toprak bütünlüğünün korunması gibi  
meşru bir amacı taşıdığına itiraz  
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
edilmemektedir (Bkz. Sosyalist Türkiye Partisi (STP) ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 26482/95, §§ 27 ve 28, 12  
Kasım 2003). AİHM bu uygulamayı kabul etmektedir. Bununla birlikte, yapılan müdahalenin «demokratik bir  
toplum için gereklilik» taşıyıp taşımadığının incelenmesi gerekmektedir.  
Hükümet bu noktada, terörün ulusal toprak bütünlüğünü tehdit ettiği ve binlerce ölüme neden olduğu bir  
dönemde, siyasi bir partinin yöneticilerinin terörist grupların beyanlarını, savlarını ve eylemlerini destekler  
mahiyetli beyanlar vermekten kaçınmaları gerektiğini savunmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararına  
atıfta bulunan Hükümet, DDP’nin feshedilmesinin «demokratik bir toplum için» zorunluluk arz ettiğini ve kamu  
düzeninin korunması gibi sosyal bir ihtiyacı karşıladığını ifade etmektedir.  
AİHM, DDP’nin faaliyetlerine başlamadan önce feshedildiğini ve bu önlemin yalnızca parti programına day-  
alı olarak alındığını not etmektedir. Ulusal yargı makamları nezdinde olduğu gibi, AİHM sözkonusu müdahalenin  
gerekliliği üzerinde duracaktır.  
AİHM, Refah Partisi kararındaki içtihadın bu noktada tatbik edilmesini gerekli görmektedir (Bkz. Refah  
Partisi ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 41340/98, 41342/98, 41343/98 ve 41344/98, §§ 86-89 ve 96-100, AİHM  
2003-II.).  
AİHM özellikle bir siyasi partinin bir yasada ya da Devletin yasal ve anayasal yapılarında değişiklik yapmayı  
iki koşulla önerebileceğini düşünmektedir: birincisi bu amaçla kullanılan araçlar yasal ve demokratik olmalıdır;  
ikincisi önerilen değişikliğin kendisi temel demokratik ilkelerle uyuşmalıdır. AİHM, liderleri şiddeti teşvik eden,  
demokrasiye saygı duymayan demokrasiyi, demokraside tanımlanan hak ve özgürlükleri yok etmeyi amaçlayan  
siyasi bir partinin, bu gerekçelerle kendisine karşı uygulanan yaptırımlara karşı Sözleşmenin korumasını talep ed-  
emeyeceğini düşünmektedir (Bkz, 9 Nisan 2002 tarihli Yazar ve diğerleri-Türkiye kararı, n: 22723/93,22724/93  
ve 22725/93, § 49 ve mutatis mutandis, 1 Temmuz 1961 tarihli Lawless-İrlanda kararı, §§ 46-47, Refah Partisi ve  
diğerleri-Türkiye kararı, no: 41340/98, 42342/98, 41343/98 ve 41344/98, § 98).  
DDP’nin demokratik ilkelere aykırı amaçları izleyip izlemediğinin bilinmesi gerekmektedir, Türk Anayasa  
Mahkemesi DDP’yi Türk ulusunu Kürtler ve Türkler olarak ikiye bölmeye çalışmakla ve ulusal bütünlüğü ve to-  
prak bütünlüğünü yıkma amacında olmakla itham etmiştir.  
AİHM, DDP programının sözü edilen taraftarlarının amacının tarihi bir tespitte bulunma ve Türkiye’deki  
kürt sorununa değin politikaların durumunu irdeleyen, Türkiye’yi bağlayıcılığı bulunan uluslararası sözleşmelerce  
öngörülen kürt kökenli vatandaşların haklarının tanınması ve onlar üzerindeki baskıyı durdurma eğilimli ön-  
erilerde bulunma olarak özetlenebileceğini belirtmektedir. AİHM, DDP tarafından savunulan ilkelerin demokratik  
temel prensiplere aykırı olmadığını kabul etmektedir.  
Ayrıca AİHM, DDP’nin programının politik bir araç olarak hiçbir şiddet unsurunu tasvip etmediği  
tespitinde bulunmaktadır.  
Hükümetin DDP’nin hedeflerinin silahlı eylemleri savunan PKK terör örgütü ile benzerlikler taşıdığı  
yönündeki savına gelince, AİHM, bahsekonu prensiplerin özetlenebilir tek bir savunması olduğu varsayıldığında,  
siyasi bir oluşum açısından, terörist eylemlere karşı yapılan bir desteğin, demokratik bir tartışma çerçevesinde bu  
sorunları ele alma olasılığını azaltacağını ve 11. maddenin ruhu ile ve dayalı olduğu demokratik ilkelerle çelişe-  
ceğini hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Yazar ve diğerleri kararı).  
DDP’nin siyasi bir programını demokratik bir ülke rejiminde uygulayamaması ve/veya politik amaçlarla şiddete  
başvuruyu doğrulamaması ve teşvik etmemesi ölçüsünde, partinin «sosyal bir ihtiyacı» karşılama ve «demokratik  
bir toplum için zorunluluk» gibi gerekçelerle feshedilmesi makul görülmemektedir.  
Bu durumda AİHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 9, 10. VE 14. MADDELERİNİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA  
Başvuranlar ayrıca AİHS’nin 9, 10. ve 14. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. AİHM, aynı  
olaylarla 11. maddenin alanına giren şikâyetlerini ayrıca incelemeyi gereksiz bulmuştur (Bkz. Özgürlük ve De-  
mokrasi Partisi (ÖZDEP)-Türkiye no: 23885/94, § 49, AİHM 1999-VIII).  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI ÜZERİNE  
AİHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.  
A. Tazminat  
Başvuranların temsilcisi sözü edilen zararla ilgili olarak hiçbir adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Bu  
nedenle AİHM, bu başlık altında tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. Willekens-Belçika kararı, no:  
50859/99, 24 Nisan 2003, § 27).  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuranlar, yerel mahkemeler ve AİHM nezdinde yapmış oldukları harcamalar için 4.316 Euro talep et-  
mektedirler. Kanıtlayıcı belge niteliğinde Diyarbakır barosunun yayımladığı ve uygulanan minimum ücret tarifes-  
ini sunmaktadırlar.  
Hükümet bu konuda görüş bildirmemiştir.  
AİHM, özellikle davanın Strazburg organları önündeki karmaşık yapısını ve uzunluğunu göz  
önünde bulundurarak talep edilen miktarın ödenmesini kararlaştırmıştır.  
C. Gecikme faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı % 3 'lük bir faiz oranının  
uygulanacağını belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,  
1. AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine ;  
2. AİHS’nin 9. ve 10. maddeleriyle birlikte 14. maddeye yönelik yapılan şikâyetin incelenmesine gerek  
olmadığına;  
3. a) Tazminat başlığı altında bir ödemenin yapılmasının gerekli olmadığına;  
b) Savunmacı Devletin AİHS’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay  
içinde döviz kuru üzerinden T.L.’ye çevrilmek üzere masraf ve harcamalara ilişkin başvuranlara  
4.316 (dört bin üç yüz on altı) Euro ödemesine;  
c) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun  
olarak 21 Nisan 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.