I. AĐHS’NĐN 5/3, 6/1 VE 6/2 MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar AĐHS’nin 5/3 maddesi uyarınca yargılanma öncesi tutukluluk sürelerinin
aꢀırı olduğundan ꢀikayetçi olmuꢀlardır. Ayrıca, AĐHS’nin 6/2 maddesi uyarınca tutuklu
yargılanmalarının uzun sürmesinin, masum varsayılma haklarını ihlal ettiğini belirtmiꢀlerdir.
Son olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak aleyhlerindeki cezai yargılamanın makul bir
süre içerisinde tamamlanmadığını iddia etmiꢀlerdir.
AĐHM baꢀvuranların AĐHS’nin 5/3 ve 6/2 maddeleri bağlamındaki ꢀikayetlerinin,
yalnızca 5/3. madde açısından incelenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz. Güler/Türkiye
(karar), no. 14152/02, 28 Eylül 2006; Tamamboğa ve Gül/Türkiye, no. 1636/02, 26. paragraf,
29 Kasım 2007).
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet AĐHM’den AĐHS’nin 5/3 maddesine dayanılarak iç hukuk yollarının
tüketilmediği yönünde yapılan ꢀikayeti, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca reddetmesini
istemiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranların ne eski CMUK’un 298. ve 299. maddeleri uyarınca (1412
sayılı Kanun) ne de 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni CMK’nın 104. maddesinin 2.
paragrafı uyarınca (5271 sayılı Kanun) tutuklu yargılanmalarının devamına itiraz ettiklerini
ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, Hükümet’in eski CMUK kapsamında sağlanan iç hukuk yolunun etkin
olmadığı hususundaki ön itirazını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu yineler (bkz., özellikle,
Koꢀti ve Diğerleri/Türkiye, no. 74321/01, paragraflar 19-24, 3 Mayıs 2007). AĐHM ayrıca
Hükümet tarafından yeni CMK kapsamında gösterilen iç hukuk yolunun, benzer ꢀekilde ꢁayık
ve Diğerleri kararında incelenmiꢀ ve ꢀimdiki ꢀartlara göre eksik bulunmuꢀ olduğunu
kaydeder. Hükümet’in, yeni CMK’nın 271/1. maddesinin öngördüğü çekiꢀmeli yargılamanın
uygulandığı iç hukuk davalarına örnek göstermemesini göz önüne alan AĐHM, mevcut davada
ꢁayık ve Diğerleri kararında vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmak için gerekçe
görmemektedir. Sonuç olarak AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder. Ayrıca, mevcut
baꢀvuruların kabuledilemez olduğu sonucu varmak için gerekçe bulunmadığını ve bu nedenle,
kabuledilebilir oldukları sonucuna varılması gerektiğini kaydeder.
B. Esas
Hükümet, özellikle davanın karmaꢀıklığı, suçların ciddiyeti, sanık sayısı ve organize
suçların da dahil olduğu davalarda delillerin toplanmasında karꢀılaꢀılan zorluklar göz önüne
alındığında, baꢀvuranların tutuklu yargılanma ve aleyhlerinde baꢀlatılan cezai takibat
sürelerinin makul olduğunu ileri sürmüꢀtür.
AĐHM sözkonusu yargılamanın 19 Ocak 2000’de baꢀladığını ve halen ilk derece
mahkemesi önünde devam etmekte olduğunu kaydeder. Bu nedenle, tek aꢀamalı yargılamada
hemen hemen on yıl sürmüꢀtür. AĐHM ayrıca bu süre boyunca baꢀvuranların tutuklu olarak
yargılanmalarına devam edildiğini kaydeder.
AĐHM tutukluluğun ve ceza yargılamasının uzun sürdüğü davalarda sıklıkla AĐHS’nin
5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğini tespit etmektedir (bkz., örneğin, Dereci/Türkiye, no.
77845/01, 41. paragraf, 24 Mayıs 2005; Taciroğlu/Türkiye, no. 25324/02, 24. paragraf, 2
ꢁubat 2006; Çarkçı/Türkiye, no. 7940/05, 21. paragraf, 26 Haziran 2007; Hasan