COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
DEMĐR VE ĐPEK/TÜRKĐYE  
(B a vuru no. 42138/07 ve 42143/07)  
KARAR  
STRAZBURG  
26 Ocak 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
_____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıileri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan iki davanın (no. 42138/07 ve 42143/07)  
nedeni T.C. vatandaları (“bavuranlar”) Mahmut Demir ve Mustafa Đpek’in, 11 Eylül 2007  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler  
Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1974 ve 1970 doğumludur ve halen Diyarbakır’da tutuklu  
bulundurulmaktadır.  
19 Ocak 2000’de yasadıı bir örgüt olan Hizbullah’a üye oldukları üphesiyle polis  
tarafından gözaltına alınmılardır.  
31 Ocak 2000’de Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi yargıcı, bavuranların  
yargılama öncesi tutuklu bulundurulmalarına karar vermitir.  
24 Mayıs 2000’de Diyarbakır DGM Savcısı, eski Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi  
uyarınca anayasal düzeni bozmaya teebbüs etmekle suçladığı bavuranlar aleyhinde bir  
iddianame yayınlamıtır.  
10 Temmuz 2000’de Diyarbakır DGM Üçüncü Dairesi önünde ilk duruma  
düzenlenmitir.  
30 Haziran 2004 tarihli gazetede yayımlanan 16 Haziran 2004 tarihli 5190 No’lu  
Kanun’a göre, devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılmıtır. Bavuranlar aleyhindeki dava,  
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Altıncı Dairesi’ne havale edilmitir.  
Her duruma sonunda, Diyarbakır DGM ve müteakiben Diyarbakır Ağır Ceza  
Mahkemesi, resen ya da bavuranların talepleri üzerine bavuranların tutuklanmalarına karar  
vermitir. Her defasında, itham edildikleri suçun niteliğini, suçu ilemiolduklarına dair  
kuvvetli bir üphenin mevcut olduğunu ve delillerin durumunu göz önüne alarak tutuklu  
yargılanmalarının devamına karar vermilerdir.  
Dava dosyasındaki bilgilere göre, yargılama halen Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi  
Altıncı Dairesi önünde devam etmektedir ve bavuranların halen tutuklu olarak  
yargılanmaktadır.  
HUKUK  
Olayların ve hukuk kısmının benzer olmasını göz önüne alan AĐHM, bavuruları  
birletirmeye karar vermitir.  
I. AĐHS’NĐN 5/3, 6/1 VE 6/2 MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar AĐHS’nin 5/3 maddesi uyarınca yargılanma öncesi tutukluluk sürelerinin  
aırı olduğundan ikayetçi olmulardır. Ayrıca, AĐHS’nin 6/2 maddesi uyarınca tutuklu  
yargılanmalarının uzun sürmesinin, masum varsayılma haklarını ihlal ettiğini belirtmilerdir.  
Son olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak aleyhlerindeki cezai yargılamanın makul bir  
süre içerisinde tamamlanmadığını iddia etmilerdir.  
AĐHM bavuranların AĐHS’nin 5/3 ve 6/2 maddeleri bağlamındaki ikayetlerinin,  
yalnızca 5/3. madde açısından incelenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz. Güler/Türkiye  
(karar), no. 14152/02, 28 Eylül 2006; Tamamboğa ve Gül/Türkiye, no. 1636/02, 26. paragraf,  
29 Kasım 2007).  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet AĐHM’den AĐHS’nin 5/3 maddesine dayanılarak iç hukuk yollarının  
tüketilmediği yönünde yapılan ikayeti, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca reddetmesini  
istemitir. Hükümet, bavuranların ne eski CMUK’un 298. ve 299. maddeleri uyarınca (1412  
sayılı Kanun) ne de 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni CMK’nın 104. maddesinin 2.  
paragrafı uyarınca (5271 sayılı Kanun) tutuklu yargılanmalarının devamına itiraz ettiklerini  
ileri sürmütür.  
AĐHM, Hükümet’in eski CMUK kapsamında sağlanan iç hukuk yolunun etkin  
olmadığı hususundaki ön itirazını incelemive reddetmiolduğunu yineler (bkz., özellikle,  
Koti ve Diğerleri/Türkiye, no. 74321/01, paragraflar 19-24, 3 Mayıs 2007). AĐHM ayrıca  
Hükümet tarafından yeni CMK kapsamında gösterilen iç hukuk yolunun, benzer ekilde ayık  
ve Diğerleri kararında incelenmive imdiki artlara göre eksik bulunmuolduğunu  
kaydeder. Hükümet’in, yeni CMK’nın 271/1. maddesinin öngördüğü çekimeli yargılamanın  
uygulandığı iç hukuk davalarına örnek göstermemesini göz önüne alan AĐHM, mevcut davada  
ayık ve Diğerleri kararında vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmak için gerekçe  
görmemektedir. Sonuç olarak AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder. Ayrıca, mevcut  
bavuruların kabuledilemez olduğu sonucu varmak için gerekçe bulunmadığını ve bu nedenle,  
kabuledilebilir oldukları sonucuna varılması gerektiğini kaydeder.  
B. Esas  
Hükümet, özellikle davanın karmaıklığı, suçların ciddiyeti, sanık sayısı ve organize  
suçların da dahil olduğu davalarda delillerin toplanmasında karılaılan zorluklar göz önüne  
alındığında, bavuranların tutuklu yargılanma ve aleyhlerinde balatılan cezai takibat  
sürelerinin makul olduğunu ileri sürmütür.  
AĐHM sözkonusu yargılamanın 19 Ocak 2000’de baladığını ve halen ilk derece  
mahkemesi önünde devam etmekte olduğunu kaydeder. Bu nedenle, tek aamalı yargılamada  
hemen hemen on yıl sürmütür. AĐHM ayrıca bu süre boyunca bavuranların tutuklu olarak  
yargılanmalarına devam edildiğini kaydeder.  
AĐHM tutukluluğun ve ceza yargılamasının uzun sürdüğü davalarda sıklıkla AĐHS’nin  
5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğini tespit etmektedir (bkz., örneğin, Dereci/Türkiye, no.  
77845/01, 41. paragraf, 24 Mayıs 2005; Taciroğlu/Türkiye, no. 25324/02, 24. paragraf, 2  
ubat 2006; Çarkçı/Türkiye, no. 7940/05, 21. paragraf, 26 Haziran 2007; Hasan  
Döner/Türkiye, no. 53546/99, 54. paragraf, 20 Kasım 2007; Uysal ve Osal/Türkiye, no.  
1206/03, 33. paragraf, 13 Aralık 2007; Can ve Gümü/Türkiye, no. 16777/06 ve 2090/07, 21.  
paragraf, 31 Mart 2009). Kendisine sunulan delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut  
davalarda farklı sonuçlara varması için ikna edici delillerin ya da iddiaların öne sürülmediği  
kanaatindedir. Konuya ilikin içtihadını göz önüne alan AĐHM, bavuranların tutuklanma  
öncesi yargılanma ve aleyhlerinde balatılan cezai takibat sürelerinin, AĐHS’nin 5/3 ve 6/1  
maddelerini ihlal edecek kadar aırı olduğu sonucuna varmıtır.  
III. 41. MADDENĐN UYGULANMASI  
A. Zararlar ve yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranların her biri maddi tazminat olarak 40,000 Euro ve manevi tazminat olarak  
40,000 Euro talep etmilerdir.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM ileri sürülen maddi zarara ilikin olarak, bavuranların taleplerini destekleyen  
deliller sunmadıklarını gözlemler; bu nedenle AĐHM, talepleri reddeder.  
Ancak AĐHM bavuranların, mevcut davada ihlal bulgusunun balı baına yeterli  
tazmini tekil etmeyeceği bir manevi zarara uğramıolmaları gerektiği kanaatindedir.  
Hakkaniyet temelinde, 41. madde uyarınca, bavuranların her birine bu balık altında 15,600  
Euro ödenmesine karar vermitir.  
Bavuranlar AĐHM önünde yapılan yargılamalarda yaptıkları masraf ve harcamalar  
için tazminat talep etmemilerdir ve bu, AĐHM’nin resen incelemesi gereken bir konu değildir  
(bkz. Tutar/Türkiye, no. 11798/03, 31. paragraf, 10 Ekim 2006).  
AĐHM son olarak tarafların sundukları bilgilere göre, bavuranların aleyhindeki cezai  
takibatın devam etmekte olduğunu kaydeder. AĐHM, bu koullar altında tespit ettiği ihlallerin  
telafi edilmesi için en uygun yolun, adaletin en doğru ekilde uygulanmasının gerekleri göz  
önüne alınarak bavuranlar aleyhinde balatılan cezai takibatın mümkün olan en kısa sürede  
sona erdirilmesi olduğu kanısındadır.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı orana yüzde üç puanlık bir ekleme yapılarak belirlenmesi gerektiği kanaatindedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavuruları birletirmeye;  
2. Bavuruların kabuledilebilir olduğuna;  
3. AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğine;  
4. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Sorumlu  
Devlet tarafından bavuranların her birine 15,600 Euro (on bebin altı yüz Euro) manevi  
tazminat ve buna ek olarak ödeme gününde uygulanabilecek her tür verginin ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 26 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.