B. Esasa dair
Başvuranın gözaltına alınması işleminin ulusal mevzuata uygun olduğunu ifade eden
Hükümet, başvuranın ciddi bir suç işlediğine dair kuşku duymak için makul nedenler
bulunduğu hususuna dikkat çekmektedir. Hükümet yetkili makamların önsoruşturmaya ilişkin
olarak beklenen özeni gösterdikleri kanaatindedir. Son olarak Hükümet, AİHM’den konuyla
ilgili yapılan yasal değişiklikleri, içhukukunu AİHM normlarıyla uyumlu hale getirme
yolunda iyi niyetinin bir göstergesi olarak değerlendirmesini rica etmektedir.
AİHM, terör suçlarıyla ilgili soruşturmaların yetkili makamları hiç kuşkusuz özel bir takım
sorunlarla karşı karşıya bıraktığı olgusunu geçmişte de müteaddit defalar kabul etmiştir
{Brogan ve diğerleri ~ Birleşik Krallık, 29 Kasım 1988 tarihli karar, § 61, Mıırray - Birleşik
Krallık, 29 Ekim 1994 tarihli kara, § 58, ve Aksoy - Türkiye, 18 Aralık 1996 tarihli karar, §
I
78). Ancak bu durum yetkili makamların, ulusal mahkemelerin ve son aşamada AİHS
organlarının her türlü etkin denetiminden uzak bir biçimde terör suçu olduğunu ifade ettikleri
her seferinde şüphelileri istedikleri gibi gözaltına alabilecekleri anlamına gelmez {Sakık ve
diğerleri - Türkiye, 26 Kasım 1997, § 44).
Yukarıda dile getirilen ilkeler, örgütlü suçun sözkonusu olduğu mevcut davadaki gibi hallerde
a fortiori uygulanır. Bu hususta AİHM tartışmalı gözaltının başvuranın 6 Eylül 2001
tarihinde (saat 6:30 sularında) gözaltına alınmasıyla başlayıp 13 Eylül 2001 tarihinde son
bulduğunu tespit etmektedir. Bu itibarla toplam gözaltı süresi yedi günden biraz fazladır.
AİHM, adıgeçen Brogan ve diğerleri davasında, ilgilinin bir hakim karşısına çıkarılmaksızın
dört gün altı saat süresince gözaltında tutulmasının AİHS’nin 5 § 3 maddesinde belirlenmiş
zaman sınırını aştığına hükmettiğini hatırlatmaktadır.
Bu nedenle AİHM başvuranın bir hakim önüne çıkarılmaksızın yedi günden fazla bir süre
boyunca gözaltında tutulmasının zorunluluk arzettiğini kabul etmemektedir.
Bu itibarla AİHS’nin 5 § 3 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
22 Ocak 2007 tarihinde gönderilen mektupta AİHS’nin 41. maddesi bakımından yapılacak her
türlü adil tazmin talebinin esasa ilişkin görüşlerde belirtilmesi gerektiği hükmünü ifade eden
AİHM tüzüğünün 60. maddesine ilişkin olarak başvuranın dikkati çekilmiştir. Bu nedenle
yukarıda anılan mektupta belirtilen süreler içinde adil tazmine dair bir görüşün sunulmamış
olması sebebiyle AİHM, AİHS’nin 41. maddesi bakımından bir tazminata hükmedilmesine
yer olmadığı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 5 § 3 maddesinin ihlal edildiğine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 26 Haziran 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
4