COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ÜÇÜNCÜ DAİRE  
DEMİREL YE ATEŞ - TÜRKİYE (n°2)  
(Başvuru no. 3 1080/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
29 Kasım 2007  
îşbu karar AİHS'nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir.  
Şekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle  
ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 31080/02 no’lu davanın nedeni T.C,  
vatandaşları Hıdır Ateş ve Hünkar Demirelin (“başvuranlar”) Avrupa İnsan Hakları  
Mahkemesi’ne (“AİHM”) Ağustos 2002 tarihinde İnsan Haklarının ve Temel  
1
Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“AİHS”) 34. maddesi uyarınca yapmış  
oldukları başvurudur  
Başvuranlar İstanbul Barosu avukatlarından Ö. Kılıç tarafından temsil edilmektedir.  
AİHM, 29 Haziran 2006 tarihinde başvuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AİHS’nin 29/3.  
maddesini uygulayarak, başvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye karar  
vermiştir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOŞULLARI  
Başvuranlar sırasıyla 1979 ve 1951 doğumlu olup, İstanbul’da ikamet etmektedirler. Hıdır  
Ateş haftalık Yedinci Gündem gazetesinin genel yayın yönetmeni, Hünkar Demirel ise  
sahibidir.  
2001 yılının Ağustos ayında, gazetenin onuncu sayısında, yasadışı terör örgütü PKK’nin  
liderlerinden Cemil Bayık ile yapılan bir röportajı içeren bir makale yayınlanmıştır.  
Röportajın ilgili kısımları şöyledir:  
“PKK’nm akan kanın durması ve barış sürecinin gelişmesi için 01.09.1998’de ilan ettiği tek taraflı  
ateşkesin üzerinden 3 yıl geçti, PKK bu süreçten sonra barışın gelişmesi için silahlı güçlerini de Türkiye dışına  
çekti, ancak Devlet demokratikleşme ve Kürt sorununu çözme noktasında bir adım atmadı.  
Genel başkanımız Öcalan şahsında görülen dava Kürt halkının davasıdır. Dolayısıyla AİHM’de  
yargılanmak isteyen sadece başbakanımız değil halkımızdır. İmralı’da hukuk çiğnenmiştir, bu bakımdan  
Öcalan şahsında halkımıza verilen idam hükmü meşru değildir. Tüm bunlar bir arada düşünüldüğünde  
demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunan Avrupa’nın bir mahkemesi olan AİHM’den  
halkımızın beklentilerinin olması son derece doğaldır.  
…”  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 10 Eylül 2001 tarihinde  
başvuranlar hakkında bir iddianame sunmuştur. Cumhuriyet Savcısı röportajın yukarıda  
anılan kısımlarına atıfta bulunarak, başvuranları, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun  
6. maddesinin 2. ve 4. fıkraları ile 5680 Sayılı Basın Kanunu’nun 2. maddesi çerçevesinde  
yasadışı silahlı bir terör örgütünün beyanlarını yayınlamakla suçlamıştır.  
Üç hakimden kurulu İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, 27 Aralık 2001 tarihinde  
başvuranları suçlu bulmuş, Hıdır Ateş’i 2.034.900.0001 Türk Lirası (TL), Hünkar Demirel’i  
____________________________________________________________________________________  
1
Sözkonusu tarihte yaklaşık 1592 Euro’ya (EUR) karşılık gelmektedir.  
1
ise 4.069.800.0002 TL para cezasına mahkum etmiştir. İlk derece mahkemesi ayrıca gazetenin  
on beş gün süreyle kapatılmasına karar vermiştir.  
Başvuranlar itiraz etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı belirlenemeyen bir tarihte  
başvuranların itirazının esaslarına ilişkin yazılı görüşünü sunmuştur. Bu görüş başvuranlara  
bildirilmemiştir.  
Yargıtay, 21 Mayıs 2002 tarihinde, 27 Aralık 2001 tarihli kararı onamıştır.  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkam, 24 Haziran 2002 tarihinde, nihai kararı  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı’na göndermiş, gazetenin  
kapatılması kararının uygulanmasını talep etmiştir.  
İki polis memuru, 15 Temmuz 2002 tarihinde, sözkonusu kararı Hıdıı* Ateş’e bildirerek  
kapatma emrini uygulamıştır,  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar, Cumhuriyet Savcısının Yargıtay’a sunduğu yazılı görüşe cevap verme  
olanağı tanınmadığı için adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuşlardır.  
AİHS’nin 6/1. maddesine göre:  
“Herkes ... kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... [bir] mahkeme tarafından  
davasının ... hakkaniyete uygun ... olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.,.”  
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin  
AİHS’nin 35/ 3. maddesi çerçevesinde bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını  
tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledİlebilir niteliktedir.  
B. Esas  
AİHM, Göç - Türkiye kararında (36590/97) aynı mağduriyetin bulunduğunu ve AİHS’nin  
6/1. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiğini kaydeder. O kararda, AİHM, Cumhuriyet  
Başsavcısının görüşlerinin niteliği ve başvurana cevaben yazılı görüş sunma olanağı  
tanınmadığı göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın çekişmeli yargılanma hakkının ihlal  
edildiğine karar vermiştir.  
AİHM mevcut davayı incelemiş, belirtilen davada vardığı karardan sapmasını  
gerektirecek özel koşullar tespit etmemiştir.  
___________________________________________________________________________  
2
Sözkonusu tarihte yaklaşık 3184 EUR’ya karşılık gelmektedir.  
2
Dolayısıyla, Cumhuriyet Başsavcısının Yargıtay’a sunduğu görüşlerin başvuranlara  
bildirilmemesi nedeniyle AİHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar,  
mahkumiyetlerinin  
ifade  
özgürlüklerine  
müdahalede  
bulunduğundan  
şikayetçi olmuşlardır. Bu bağlamda AİHS’nin 10. maddesine atıfta bulunmuşlardır. İlgili  
maddenin ilgili kısmı şöyledir:  
"1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatını özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu  
otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek  
özgürlüğünü de içerir...  
2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda ... toprak  
bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması... ve suç işlenmesinin önlenmesi... için yasayla öngörülen  
bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.”  
Hükümet bu argümanlara itiraz etmiştir.  
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin  
AİHS’nin 35/ 3. maddesi çerçevesinde bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını  
tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebiliı* niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet başvuranların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin 10/2. maddede belirtilen  
hükümler çerçevesinde yerinde olduğunu belirtmiştir.  
AİHM, şikayetçi olunan mahkumiyet durumunun, başvuranların 10/1. madde tarafından  
güvence altına alınmış ifade özgürlüklerine müdahale teşkil ettiği hususunda taraflar arasında  
anlaşmazlık bulunmadığını kaydeder. Ayrıca bu müdahalenin yasayla öngörüldüğü, 10/2.  
maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda toprak bütünlüğü ve kamu düzeninin korunması  
gibi hukuki bir amaç ya da amaçlar güttüğüne de itiraz edilmemektedir. AİHM buna  
katılmaktadır. Mevcut davada mesele, müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup  
olmadığıdır.  
AİHM bu davada ele alman konulara benzer sorunların incelendiği bazı davaları  
incelemiş, AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz. Ceylan - Türkiye  
[BD], 23556/94; Öztürk - Türkiye [BD], 22479/93; İbrahim Aksoy - Türkiye, 28635/95,  
30171/96 ve 34535/97 ve Kızılyaprak-Türkiye, 27528/95).  
AİHM mevcut davayı içtihadı ışığında incelemiş, Hükümet’in, farklı bir karara varmasını  
sağlayacak bilgi ya da belge sunmadığı sonucuna varmıştır. AİHM makalenin içeriği ile  
yayınlandığı bağlama özel dikkat vermiştir. Bu bağlamda, sunulan davanın zeminini, özellikle  
de terörün önlenmesiyle ilişkili sorunları göz önünde bulundurmuştur (bkz. yukarıda anılan  
İbrahim Aksoy; Incal - Türkiye).  
AİHM, sözkonusu röportajda açıklanan Kürt sorunu, Abdullah Öcalan’m yargılanması ve  
mahkumiyeti ile ilgili görüşlerin, Türkiye’nin izlediği siyasetin eleştirel bir değerlendirmesi  
3
olduğunu gözlemler. Ancak ulusal mahkeme, dava konusu röportajın bir terör örgütünün  
ayrılıkçı propagandasını içerdiği kanısına varmıştır. AİHM sözkonusu kararı incelemiştir.  
Kararda, başvuranların ifade özgürlüğü haklarına müdahaleyi haklı göstermek için yeterli  
neden verilmediği görülmüştür (bkz., mut at is mutandis, Sürek - Türkiye (no. 4) [BD],  
24762/94). AİHM’ye göre, sözkonusu makale, bütün olarak bakıldığında, şiddete, silahlı  
direnişe veyahut isyana teşvik etmemekte, dolayısıyla nefret uyandıran söylem teşkil  
etmemektedir. İçtihadda belirlendiği üzere, bu durum tedbirin gerekliliğini değerlendirmede  
temel unsurdur (karşıtı Sürek - Türkiye (no. 1), [BD], 26682/95 ve Gerger - Türkiye [BD],  
24919/94).  
Yukarıda belirtilen unsurlar göz önüne alındığında, AİHM, başvuranların mahkumiyetinin  
güdülen amaçlarla orantısız olduğu, dolayısıyla “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı  
sonucuna varır. Buna göre AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.  
III. İDDİA EDİLEN DİĞER AİHS İHLALLERİ  
Başvuranlar ayrıca AİHS’nin 1., 6/1. (İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olarak), 7., 13., 14., 17., 18. ve AİHS’ye Ek 1 No’lu  
Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmuştur.  
AİHM, dava dosyasında bu maddelerin ihlal edildiğine ilişkin hiçbir unsur bulamamıştır.  
Başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu, AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.  
fıkralarıyla uyumlu olarak reddedilmesi gerektiği sonucuna varır.  
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
AİHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Başvuranlar, mahkumiyetlerinin profesyonel iş hayatlarındaki itibarlarını olumsuz yönde  
etkilediğini iddia etmişlerdir. Bu nedenle Hıdır Ateş ve Hünkar Demirel, sırasıyla, maddi  
tazminat olarak 3.000 Euro (EUR) ve 5.000 EUR, manevi tazminat olarak ise 2.000 EUR ve  
3.000 EUR talep etmişlerdir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.  
Destekleyici herhangi bir kanıt bulunmaksızın, AİHM, başvuranların maddi tazminat  
taleplerinin temelsiz olduğu kanısındadır. Buna göre bu talebi reddeder. Öte yandan, AİHM,  
başvuranların davanın koşulları içerisinde belli ölçüde sıkıntı ve endişe yaşadıklarına kanaat  
getirmiştir. Tarafsızlık esasıyla hareket ederek, AİHS’nin 41. maddesinin gerektirdiği üzere,  
her birine 1.000’er EUR manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Başvuranlar ayrıca avukatlık masrafı için 3.250 EUR, AİHM önünde meydana gelen  
yargılama giderleri için ise 400 EUR talep etmişlerdir. Taleplerine ilişkin olarak İstanbul  
4
Barosu’nun tavsiye edilen en az ücret tarifesine dayanmışlar, avukatın davaları üzerinde  
harcadığı zamanı - 25 saat - gösteren bir belge sunmuşlardır.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.  
AİHM ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde  
yargılama giderlerini başvurana geri ödeyebilir (bkz. Sawicka - Polonya, 37645/97). Bu  
davada sahip olduğu bilgiler ve içtihadı ışığında, talep edilen yargılama giderleri için  
başvuranlara ortaklaşa 1.000 EUR tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıştır.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına  
üç puanlık bir artışın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiştir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE  
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının yazılı görüşünün bildirilmemesi ve başvuranların ifade  
özgürlüğü hakkı ile ilgili şikayetlerin kabuledilebilir, başvurunun geri kalanının  
kabudedilemez olduğuna’,  
2. AİHS'nin 6/1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 10. Maddesinin ihlal edildiğine;  
4. (a) AİHS’nin 44. maddesi’nin 2. fıkrası gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından  
başvuranlara aşağıdaki meblağların ödenmesine:  
(i)  
1.000 EUR (bin Euro) manevi tazminat;  
(ii)  
yargılama giderleri için ortaklaşa 1.000 Euro (bin Euro);  
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren Ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı  
oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Başvuranların adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine  
KARAR VERMİŞTİR,  
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 29 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
Santiago QUESADA  
Bostjan M. ZUPANCIC  
Zabıt Katibi  
Başkan  
5