PKK ile bağlantısı olduğunu itiraf ettiği polis ifadesinin dava dosyasındaki diğer delillerle
doğrulandığı sonucuna varmıꢀtır.
10 Ekim 2003 tarihinde, Yargıtay baꢀvuranın temyiz talebini reddetmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, gözaltı sırasında avukat yardımından yararlanamadığı konusunda ꢀikayetçi
olmuꢀ ve bu ꢀikayetini AĐHS’nin 6/3(c) maddesine dayandırmıꢀtır.
Hükümet, ilk olarak, baꢀvuranın altı ay kuralına uymadığının iddia etmiꢀtir.
Hükümet’e göre, altı aylık süre baꢀvuranın polise ifade verdiği 9 Ekim 2001 tarihinde
baꢀlamalıdır. Hükümet, esasa iliꢀkin olarak, 12 Ekim 2001 tarihinde sorgu hakimi tarafından
yapılan sorgulama ve daha sonraki ceza kovuꢀturması sırasında baꢀvurana avukat yardımı
sağlandığını ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, yargılamanın adil olup olmadığı değerlendirilirken, yargılamanın tamamının
göz önünde bulundurulması gerektiğini hatırlatır (John Murray / Birleꢀik Krallık, Hüküm ve
Karar Raporları 1996-I). Söz konusu davada, baꢀvuran, AĐHS’nin 35/1 maddesine uygun
olarak, Yargıtay’ın nihai kararını verdiği 10 Ekim 2003 tarihinden itibaren altı ay içerisinde
AĐHM’ye baꢀvuruda bulunmuꢀtur. Sonuç olarak, Hükümet’in itirazı savunulamaz niteliktedir.
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca baꢀvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, baꢀvuranın Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki alanına giren bir suçla
itham edilmesi nedeniyle, 3842 No.lu Kanun’un 31. maddesi uyarınca, baꢀvuranın gözaltı
sırasında avukat yardımı alma hakkının kısıtlandığını gözlemlemektedir. Bunun sonucunda,
baꢀvuran, polis ve Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulandığı sırada avukat yardımından
faydalanamamıꢀtır. Ayrıca, AĐHM, baꢀvuranın polis sorgusu sırasında aleyhindeki
suçlamaları kabul ettiğini ve bu ifadenin sonradan mahkumiyeti sırasında mahkeme tarafından
kullanıldığını gözlemlemektedir. AĐHM, baꢀvuranın sorgu hakimi tarafından sorgulanması
sırasında avukat yardımı aldığını kaydeder. Ancak, söz konusu davada, baꢀvuran polise ifade
verirken yanında avukatının olmamasından etkilenmiꢀtir; çünkü baꢀvuran polise vermiꢀ
olduğu ifadeyi sürekli olarak inkar etmesine rağmen, Devlet Güvenlik Mahkemesi söz konusu
ifadeyi temel kanıt olarak kullanmıꢀtır. AĐHM, ayrıca, N.S.’nin polise verdiği ifadenin,
yargılama sırasında geri alınmasına rağmen, baꢀvuranın polis ifadesini doğrulamak için
kullanılmasını kayda değer bulmaktadır.
Yukarıda anlatılanları göz önünde bulunduran AĐHM, ne sorgu hakimi tarafından
yapılan sorgulama sırasında sağlanan avukat yardımının ne de sonradan yapılan ceza
kovuꢀturmasının çekiꢀmeli niteliğinin baꢀvuranın polis tarafından sorgulanması esnasında
yapılan hataları düzeltebileceği kanaatindedir.
Bu nedenle, AĐHM, baꢀvuranın sorgu hakimi tarafından yapılan sorgulama sırasında
avukat yardımından faydalanabilmesine rağmen polis sorgusu sırasında söz konusu haktan
faydalanamamasının, polis ifadesinin mahkumiyeti için kullanılması nedeniyle, baꢀvuranın
3