CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
DÖRDÜNCÜ DAİRE  
DEMİREL VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 75512/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
24 Temmuz 2007  
İşbu karar AİHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup  
bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 75512/01 no’lu davanın nedeni T.C vatandaşları  
Hünkar Demirel, Evrim Alataş, Laleş Arslan, Mehmet Burtakuçin, Zeynel Akgül,  
Abdulvahap Taş, Azad Özkeskin, Bozkur Mevlüt, Ragıp Zarakolu ve Hıdır Ateş’in  
(“başvuranlar”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM”) 30 Ağustos 2001 tarihinde  
Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin (“AİHS”) 34.  
maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.  
Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından Özcan Kılıç ve Arzu Üstün tarafından temsil  
edilmektedirler.  
OLAYLAR  
1. DAVANIN KOŞULLARI  
Başvuranlar Demirel, Zarakolu ve Mevlüt sırasıyla Yedinci Gündem Gazetesi’nin sorumlu  
yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni ve yasal temsilcisidir. Ateş ise bu gazetenin  
yayımlanması ve dağıtımından sorumlu şirket olan Delil ltd.’nin yasal temsilcisidir. Diğer  
başvuranlar ise sözkonusu gazetede muhabir olarak görev yapmaktadırlar.  
Yedinci Gündem Gazetesi 23 Haziran 2001 tarihinde yayın hayatına başlamıştır.  
Olağanüstü Hal Bölge Valiliği 27 Haziran 2001 tarihinde, 2935 sayılı Kanunun 11/e maddesi  
uyarınca sözkonusu gazetenin ilgili bölgeye sokularak dağıtımının ve satışının süresiz  
yasaklanmasına karar vermiştir.  
Bu karar, aynı tarihte, gazetenin Diyarbakır temsilcisi Bozkur’a, gazetenin İstanbul’daki  
merkezinde satış sorumlusu olan Kemaloğlu’na ve Delil ltd. şirketiyle birlikte gazetenin  
dağıtımından sorumlu Biryay şirketine posta yoluyla tebliğ edilmiştir.  
HUKUK  
I. KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN  
Hükümet, mevcut davada yalnızca Demirel, Zarakolu, Mevlüt ve Ateş’in mağdur sıfatını haiz  
olduklarını; diğer başvuranların ise Yedinci Gündem Gazetesinin idari kadrosunda yer  
almayan muhabir ya da temsilciler olduğunu savunmaktadır.  
AİHM, müdahaleyi teşkil ettiği iddia edilen olaylardan doğrudan etkilenen bir kimsenin,  
AİHS ile güvence altına alınan haklarının kullanılmasına yönelik bir müdahaleden dolayı  
‘mağduriyet’ iddiasında bulunabileceğini anımsatır (bkz., bu hususta, Tanrıkulu, Çetin, Kaya  
ve diğerleri – Türkiye, no: 40150/98, 40153/98, 40160/98, 6 Kasım 2001).  
Bu konuda AİHM, sözkonusu gazetenin yayımlanmasından sorumlu şirketin, sorumlu yazı  
işleri müdürü, genel yayın yönetmeni ve gazetenin yasal temsilcisinin mağdur sıfatı taşıdıkları  
noktasında bir ihtilaf olmadığını tespit etmektedir. Diğer başvuranlara ilişkin olarak ise  
AİHM, muhabir olan başvuranların haber verme görevlerinin dava konusu müdahaleden  
doğrudan etkilenmiş olması dolayısıyla bunların her birinin AİHS’nin 10. maddesiyle  
güvence altına alınan haklarını kullanma noktasında mağdur olduklarının  
değerlendirilebileceği kanaatine varmaktadır (Mehmet Emin Yıldız ve diğerleri – Türkiye, no:  
60608/00, 26 Nisan 2005).  
Bu itibarla AİHM, Hükümetin ön itirazını reddeder. AİHS’nin 35. maddesinde belirtilen  
herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit eden AİHM başvuruyu  
kabuledilebilir ilan eder.  
II. ESASA İLİŞKİN  
A. Tarafların argümanları  
Başvuranlar, 27 Haziran 2001 tarihinde Yedinci Gündem Gazetesinin olağanüstü halin devam  
ettiği bölgede dağıtımının yasaklanmasının haber ve fikir iletme özgürlüklerine yönelik  
hukuki gerekçeden yoksun bir müdahale olarak değerlendirilmesi gerektiğini  
savunmaktadırlar. Başvuranlar ayrıca Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan karara  
itiraz etmek için iç hukukta başvuru yolu bulunmamasından şikayetçi olmaktadırlar.  
Bu hususlarda başvuranlar AİHS’nin 1, 6, 7, 9, 10, 13, 14, 17 ve 18. maddelerine ve 1 No’lu  
Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.  
Hükümet bu savlara itiraz etmektedir. Hükümet, sözkonusu gazetenin dağıtımının, yalnızca,  
terörist faaliyetler nedeniyle son derece hassas bir ortamın hakim olduğu belirli bir bölgede  
yasaklandığına dikkat çekmektedir. Hükümet, sözkonusu gazetede yayınlanan yazıların halkı  
kışkırtmayı veya bölgedeki kamu düzeni üzerinde ciddi biçimde etki edebilecek terör  
eylemlerini haklı göstermeyi amaçladığını belirtmektedir.  
B. AİHM’nin takdiri  
1. Başlangıç değerlendirmeleri  
Şikayetlerin ve şikayete konu olan olayların tamamını göz önünde bulunduran AİHM,  
AİHS’nin 10. maddesi yönünden yapılan şikayetin, ister 13. maddeyle birlikte isterse tek  
başına ele alınsın, öncelikle incelenmesi gerektiği kanaatindedir.  
2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında  
AİHM, OHAL Valisi tarafından 2935 sayılı Kanunun 11/e maddesi uyarınca Yedinci  
Gündem Gazetesi’nin olağanüstü halin devam ettiği bölgeye sokulması ve dağıtımının  
yasaklanması kararı verilmesinin başvuranların AİHS’nin 10/1 maddesiyle güvence altına  
alınan ifade özgürlüğü haklarına yönelik bir müdahale teşkil ettiği hususunda taraflar arasında  
bir ihtilaf bulunmadığını not eder.  
Ayrıca bu müdahalenin yasayla öngörülmüş olduğu ve AİHS’nin 10/2 maddesi anlamında  
toprak bütünlüğünün ve kamu düzeninin korunması gibi meşru bir hedefi izlediği hususunda  
da bir ihtilaf mevcut değildir (bkz. Çetin ve diğerleri, adıgeçen). AİHM bu hususta taraflarla  
hemfikirdir. Ancak yine de ihtilaf konusu tedbirin sözkonusu hedeflere ulaşılması bakımından  
‘demokratik bir toplumda zorunlu’ olup olmadığını belirlemek gerekir.  
AİHM, buna benzer sorunları gündeme getiren davaları daha evvel de incelemiş ve bu  
davalarda AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmuştu (bkz., bilhassa, Çetin  
ve diğerleri, adıgeçen, Güneri ve diğerleri – Türkiye, no: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12  
Temmuz 2005, ve Yeşilgöz – Türkiye, no: 45454/99, 20 Eylül 2005).  
AİHM, 2935 sayılı OHAL Kanununun 11. maddesinin e) bendinin valiye, bölge halkının  
kafasını karıştırarak kamu düzeninin ciddi biçimde bozulmasına aracılık eden ya da bölgede  
etkinlik gösteren güvenlik güçlerinin faaliyetlerini yanlış yansıtan yorumlara yer veren her  
türlü yazılı metnin bölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklama yetkisi tanıdığını  
kaydetmiştir. Son derece genel ifadelerle kaleme alınmış olan bu kanun hükümleri, yayınların  
dağıtımı ve bölgeye sokulmasının idari olarak yasaklanması konusunda OHAL Valisi’ne  
geniş takdir yetkisi tanımaktadır.  
Bu tür ön kısıtlamalar a priori AİHS’ye aykırı değildir. Ancak, yasaklamanın sınırlarının  
çizilmesi ve muhtemel istismarlara karşı adli kontrolün etkin şekilde yerine getirilmesi için  
katı bir yasal çerçevesi bulunmalıdır. (Çetin ve diğerleri, adıgeçen, prg. 61 ve 66).  
Ancak AİHM, gerek bu kanunun uygulanmasının gerek OHAL Valisi’ni yetkilendiren  
maddelerinin her türlü yargısal denetimin dışında kaldığını gözlemlemektedir. Yayınların  
idare tarafından yasaklanması konusunda yargı denetiminin olmaması, başvuranları, olası  
suiistimallere karşı korunmaları bakımından gerekli güvencelerden yoksun bırakmaktadır.  
AİHM, incelemesine sunulan vakanın meydana geldiği koşulları ve bilhassa da terörle  
mücadeleye bağlı zorlukları dikkate almaktadır. AİHM’ye göre olayların meydana geldiği  
dönemde terör eylemleri nedeniyle sözkonusu bölgede hakim olan siyasi gerilimin ciddi bir  
etkisi vardır. Bununla birlikte yasaklama kararının gerekçeden yoksun olduğunu tespit etmek  
gerekir (Çetin ve diğerleri, adıgeçen, prg. 63). Üstelik Hükümet, sözkonusu gazetenin şiddete  
teşvik eden ve demokrasiyi reddeder nitelikte olduğunu ya da yasaklanmasını haklı kılacak  
olumsuz bir etki yapma potansiyelinin olduğunu gösteren herhangi bir kanıt sunmamaktadır  
(bkz, mutatis mutandis, Güneri ve diğerleri, prg. 79).  
Yukarıda yapılan değerlendirmelerin ışığında AİHM, ihtilaflı yasaklama kararının  
‘demokratik bir toplumda gerekli’ olarak mütalaa edilemeyeceği sonucuna varmıştır.  
Bu itibarla AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.  
3. AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında  
13. madde, AİHS’de yer alan hak ve özgürlüklerden iç hukukta da faydalanmaya imkan  
tanıyan bir başvuru yolunun bulunmasını teminat altına alır.  
Bu hüküm, netice olarak, iç hukukta, AİHS’ye dayanan ‘savunulabilir bir şikayetin’  
muhtevasını incelemeye imkan tanıyan bir başvuru yolunun bulunmasını ve gerektiğinde  
uygun bir telafi sunulmasını gerekli kılar (bkz., diğerleri arasında, Kudla – Polonya, no:  
30210/96, prg. 157).  
13. maddeden kaynaklanan yükümlülüğün kapsamı şikayetin niteliğine bağlı olarak  
değişkenlik gösterir. Ancak 13. maddede öngörülen başvuru hem hukuken hem uygulamada  
‘etkili’ olmalıdır (bkz., sözgelimi, İlhan – Türkiye, no: 22277/93, prg. 97).  
AİHM’nin yukarıda gözlemlediği üzere, mevcut davada başvuranlar yargısal denetimin  
olmaması nedeniyle AİHS’nin 13. maddesi bakımından da gerekli güvencelerden yoksun  
kalmışlardır.  
Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan karara itiraz edilebilmesi için iç hukukta bir  
başvuru yolu bulunmaması sebebiyle AİHS’nin 13. maddesi de ihlal edilmiştir.  
4. Şikayetlerin geriye kalanı hakkında  
AİHS’nin 10. ve 13. maddeleri yönünden yaptığı tespitleri göz önünde bulunduran AİHM,  
mevcut başvuruda gündeme getirilen hukuki meseleleri incelediği kanaatindedir (Aksoy  
(Eroğlu) – Türkiye, no: 59741/00, prg. 35, 31 Ekim 2006, ve Sadak ve diğerleri – Türkiye, no:  
29900/96, 29901/96, 29902/96, prg. 73). Dava olaylarının ve tarafların argümanlarının  
tamamını dikkate alan AİHM, AİHS’nin 1, 6, 7, 9, 14, 17, 18. maddeleri ve 1 No’lu Ek  
Protokol’ün 1. maddesi yönünden yapılan diğer şikayetler hakkında bir hükme varmasının  
gerekli olmadığını değerlendirmektedir.  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHM önünde adil tatmin başlığı altında herhangi bir talepte bulunulmadığından bu yönde bir  
tazminata hükmedilmesine gerek yoktur.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Başvuranların diğer şikayetlerinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
Karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 24 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.