C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
DEĞERLĐ VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 18242/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
5 ubat 2008  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 18242/02 bavuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaları Ali Değerli, Erdal Yıldız, Yaar Yağan ve Nurettin Iık’ın (bavuranlar) Avrupa  
Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 26 Aralık 2001 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve  
Özgürlüklerini güvence altına Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi  
uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul barosu  
avukatlarından M.A. Kırdök ve M. Kırdök tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
25 Aralık 2000 tarihinde Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi, Ümraniye E tipi cezaevinde  
bulunan mahkumların balattığı isyana katılmakla suçlanan ve aralarında bavuranların da yer  
aldığı birçok kii hakkında tutuklama kararı almıtır.  
Bavuranların avukatı 3 Ocak 2001 tarihinde bu karara itirazda bulunarak müvekkillerinin  
tahliyesini talep etmitir. Aynı gün, Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyasının durumu, suçların  
niteliği ve bütün delil unsurlarının bir araya getirilmediği gerekçesiyle bu talebi reddetmitir.  
19 Ocak 2001 tarihinde bavuranlar Kandıra Cumhuriyet Savcısı tarafından kendilerine isnat  
edilen suçlar hakkında sorgulanmılardır.  
23 Mart 2001 tarihinde Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı Ağır Ceza Mahkemesi önünde  
bavuranları cinayet, bilerek kamu mallarına zarar vermek ve cezaevi idaresine karı silahlı  
ayaklanmaya katılmakla itham etmitir.  
Ağır Ceza Mahkemesi ratione materia bakımından Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi  
(DGM) yetkili olduğuna karar vermitir. DGM 30 Nisan 2001 tarihinde bavuranların serbest  
bırakılma taleplerini reddettikten sonra bu davada yetkisiz olduğu kararını vermitir. Yetki  
konusunda ihtilaf bulunan dosya Yargıtay’a gönderilmitir. Yargıtay bu davada Ağır Ceza  
Mahkemesi’nin yetkili olduğuna karar vermitir.  
Bavuranların avukatı 28 Haziran 2001 tarihinde ilgililerin tahliye talebini yinelemitir.  
Ağır Ceza Mahkemesi 3 Temmuz 2001 tarihli bir karar ile bu talebi yerinde bulmuve  
bavuranların tahliyelerine karar vermitir. Aynı gün saat 17.10’da tahliye kararı  
düzenlenerek Üsküdar Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmitir. Saat 17.50’de karar  
bavuranların tutuklu bulunduğu cezaevinden sorumlu ilgili savcılığa faks yoluyla iletilmitir.  
4 Temmuz 2001 tarihinde saat 15.00 sularında A. Değerli ve Y. Yağan Kandıra Cezaevinden  
tahliye edilerek jandarma karakoluna götürülmülerdir. Bu iki bavuran ancak saat 16.45’e  
doğru serbest kalmıtır.  
Yine Kandıra Cezaevinde tutuklu bulunan E. Yıldız ve N. Iık 4 Temmuz 2001’de sırasıyla  
öğlen ve saat 16.30’da doğrudan serbest bırakılmılardır.  
Hükümet bavuranların dile getirdiği tahliye saatlerine itiraz etmemektedir. Buna karın, dört  
bavuranın cezaevinden çıkma saatlerinin cezaevi personeli tarafından kaydının yapılmadığı  
anlaılmaktadır.  
2
HUKUK  
Bavuranlar Ağır Ceza Mahkemesi’nin almıolduğu tahliye kararının savcılığa intikal ettiği 3  
Temmuz 2001 saat 17.10’dan balayarak on sekiz saat ve elli dakika ve yirmi üç saat ve otuz  
bedakika arasında değien sürelerde yasadıı ve keyfi olarak tutuklu kaldıklarından ikayetçi  
olmaktadır. Bavuranlar bu doğrultuda AĐHS’nin 5/1 maddesini öne sürmektedir.  
I. HÜKÜMETĐN ÖN ĐTĐRAZI HAKKINDA  
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümete göre  
bavuranlar Anayasa’nın 125. ve 2577 sayılı Đdari Yargılama Usulü hakkındaki Kanun’un 13.  
maddesine uygun olarak idari mahkemeler önünde tazminat elde edebilecekleri bavuru  
yolunu kullanmamılardır.  
Bavuranlar Hükümetin sözünü ettiği bavuru yolunun mevcut koullarda etkili olarak  
nitelendirilemeyeceği karılığını vermektedir.  
AĐHM «yasalara uygun olan» durumlar hariç tutulu bulundurulmama hakkının, tutukluluk  
nedeniyle tazminat alma hakkından farklı olduğunu hatırlatır. AĐHS’nin 5. maddesinin 1.  
paragrafı sözü edilen ilk hakka, 5. maddenin 5. paragrafı ikinci hakka dairdir (Bkz. Öcalan-  
Türkiye kararı, no: 46221/99, 12 Mart 2003 ve Yağcı ve Sargın-Türkiye kararı, 8 Haziran  
1995). Hükümet tarafından ileri sürülen tazminat yolu konusunda, AĐHM, mahkemenin  
sözkonusu olayların vuku bulmasından sonra tutukluluğun yasallığı konusunda karar vermesi  
gerektiğinden ve bu çerçevede de 5/4’ün zorunlu kıldığı ekilde yasadıı tutukluluk  
hallerinde tahliyeye karar verme yetkisi olmadığından, bu yöntemin AĐHS’nin 5/4.  
maddesinde belirtilen artları karılayan tatmin edici bir bavuru olarak sayılamayacağına  
itibar etmektedir.  
Sonuç olarak AĐHM, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını reddetmektedir.  
II. AĐHS’NĐN 5/1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Hükümet, Ağır Ceza Mahkemesi’nin aralarında bavuranların da yer aldığı Kandıra  
Cezaevinde bulunan kırk tutuklunun serbest bırakılması kararını cezaevi yetkililerinin 3  
Temmuz 2001 tarihinde saat 17.50 sularında mesai saatleri dıında aldıklarını savunmaktadır.  
Cezaevi nöbetçi memurları hemen gerekli ilemlerin yerine getirilmesi için harekete  
geçmitir. Bununla birlikte, bu tutuklular baka cezaevlerinde meydana gelen olaylara da  
karıeski hükümlüler olduklarından, aralarında bu kiiler hakkında baka tevkif  
müzekkeresi olup olmadığı gibi baka birçok hususun aratırılması gerekmiolup, bunlar belli  
bir süre almıtır. Bavuranların tahliyelerindeki gecikme cezaevi yetkililerinin ihmalinden  
veya eksikliğinden değil, sözü edilen olayların koullarında yerine getirilmesi gereken idari  
formalitelerin cinsinden ve sayıca fazla olmasından ileri gelmektedir.  
Bavuranlar Hükümetin savına karı çıkmaktadır.  
AĐHM, 5/1. maddede yer alan özgürlük hakkına yönelik istisnai durumların eksiksiz bir liste  
olduğunu ve yalnızca dar yorumun bu hükmün, kimsenin keyfi olarak özgürlüğünden mahrum  
bırakılmamasının sağlanması olan amacına uygun olacağını hatırlatır. (Bkz. özellikle Giulia  
Manzoni-Đtalya kararı, 1 Temmuz 1997).  
3
Tahliye kararının ifası için belirli bir sürenin genellikle kaçınılmaz olduğunun hakkını veren  
AĐHM, bu sürenin minimum düzeye indirgenmesi gerektiğini belirtmektedir (Bkz. sözü edilen  
Giulia Manzoni kararı). Tahliyeyle ilgili idari ilemlerin birkaç saatten daha uzun sürmesi  
kabul edilemez. (Bkz. Nikolov-Bulgaristan kararı no: 38884/97, 30 Ocak 2003). AĐHM,  
özellikle tahliye kararının uygulanmasındaki gecikmelere ilikin ikayetleri titizlikle  
inceleyecektir. (Bkz. Bojinov-Bulgaristan kararı no: 47799/99, 28 Ekim 2004). Bu bağlamda  
konuyla ilgili olayların ayrıntılı dökümünü yapmak yükümlülüğü Hükümete aittir. (sözü  
edilen Nikolov kararı).  
AĐHM mevcut bavuruda tahliye kararının 3 Temmuz 2001 tarihinde verildiğini ve aynı gün  
saat 17.50’de bavuranların bulunduğu cezaevi kurumuna iletildiğini not etmektedir. Oysa adı  
geçenler ertesi gün on sekiz saat elli dakika ila yirmi üç saat otuz bedakika sonra tahliye  
edilmilerdir. AĐHM cezaevi yetkililerinin yerine getirdikleri formalitelerin ve ilerin saat  
bazında dökümü olmadığı takdirde, Hükümetin bavuranların tahliyelerinde hiçbir gecikme  
olmadığı tezi kabul edilemez (Bkz. sözü edilen Nikolov ve Bojinov kararları).  
AĐHM, ayrıca, tahliye edilecek mahkum sayısının çokluğunun bu gecikmeyi haklı  
gösteremeyeceğine itibar etmektedir. Sözlemeci Devletler kendi yargılarına tabii kiilerin  
özgürlük hakkına saygı gösterilmesini sağlamak üzere, çok sayıda tutuklunun tahliyesini  
sözkonusu olduğu durumlar da dahil, cezaevi ve tevkif evleri personelinin tahliye  
tezkerelerinin gereklerini vakit kaybetmeden yerine getirmelerine imkan sağlamak için gerekli  
tedbirleri almalıdırlar.  
Bu gerekçeler çerçevesinde AĐHM, bavuranların tahliye tezkeresini takip eden saatlerde  
tutukluluklarının devamının, 5/1’de izin verilen amaçlardan birine dayanmadığından,  
AĐHS’nin 5. maddesinde yer alan esaslara aykırı olduğu sonucuna varmaktadır.  
Bu nedenle bu hüküm ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranların her biri uzun tutukluluk süresine maruz kalmaları nedeniyle 5.000 Euro manevi  
tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarları aırı olduğunu söylemektedir.  
AĐHM’ye göre tutukluluk süresinin uzaması nedeniyle bavuranların bazı sıkıntılar yaadığına  
üphe yoktur. AĐHM bu nedenle bavuranlara manevi tazminat ödenmesine itibar ederek, 41.  
madde uyarınca hakkaniyete uygun ekilde bavuranların her birine 1.000 Euro ödenmesini  
kararlatırmıtır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
4
Bavuranlar yargı giderleri için 260 YTL (yaklaık 145 Euro) ve avukatlık masrafı için  
12.200 YTL. (yaklaık 7.094 Euro) talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarların aırı ve kanıtlayıcı belgelere dayanmadığı itirazını yapmaktadır.  
Bavuranlar A. Değerli ve Y. Yağan’ın geçerli bir belge sunmamılardır. AĐHM sonuç olarak  
bu talepleri reddetmektedir (Bkz. mutatis mutandis Pressos Compania Naviera S.A. vd.-  
Belçika kararı, 3 Temmuz 1997).  
E.Yıldız ve N. Iık’ın sunmuoldukları kanıtlayıcı belgeler dikkate alındığında, AĐHM makul  
olarak bavuranlara ortak 1.500 Euro ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 / 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin:  
i) bavuranların her birine 1.000 (bin) Euro manevi tazminat ödemesine,  
ii) bavuranlar Erdal Yıldız ve Nurettin Iık’a yargılama masraf ve giderleri için ortak 1.500  
(bin beyüz) Euro ödemesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 5 ubat 2008 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5