COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
DBOUBA – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 15916/09)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Temmuz 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 15916/09 no’lu davanın nedeni, Tunus vatandaı  
Saafi Ben Fraj Dbouba’nın (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 24 Mart 2009  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleme’nin (“AĐHS”)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Paris’teki bir sivil  
toplum örgütünün (Collectif de la Communauté Tunisienne en Europe) bakanı olan M. Sfar  
tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1967 doğumludur ve halen Kırklareli’nde bulunan Gaziosmanpaa Yabancı  
Kabul ve Barındırma Merkezi’nde tutulmaktadır.  
A. Bavuranın Türkiye’ye gelii ve bavuran aleyhindeki cezai yargılama  
Bavuran, 1986 yılında Tunus’taki yasadıı bir örgüt olan Đslami Eğilim Hareketi’nin  
sempatizanı olmutur. Bavuran, birkaç kez polis tarafından yakalanmıve sorgulanmıtır.  
Tunus güvenlik güçleri tarafından ikenceye maruz bırakılması üzerine, bavuran, 1990  
yılında Tunus’tan ayrılarak Libya ve Mısır üzerinden Suriye’ye ulatır. Bavuran, 1992  
yılında Đtalya’ya gitmi, 1994 yılında ise Suriye’ye geri dönmütür.  
Bavuran, 1996 yılında pasaportunu yeniletmek üzere am’daki Tunus  
Konsolosluğu’na gittiğinde oradaki Tunuslu yetkililerce alıkonmuve sorgulanmıtır. Daha  
sonra, Suriye’den ayrılmıve Türkiye’ye gelmitir.  
Bavuran, 1996-2007 yılları arasında ikamet izni olmaksızın anlıurfa’da kalmıtır.  
Bavuran, 19 Haziran 2007 tarihinde, El-Kaide’ye karı düzenlenen bir operasyon  
sırasında, anlıurfa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi’ne bağlı polis memurları  
tarafından yakalanmıtır. Bavuran, 20 Haziran 2007 tarihinde, Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne  
gönderilmitir. 22 Haziran 2007 tarihinde, Bursa Sulh Hukuk Mahkemesi bavuranın tutuklu  
yargılanmasına karar vermitir.  
9 Ağustos 2007 tarihinde, Đstanbul Cumhuriyet Savcısı, El-Kaide üyesi oldukları  
iddiasıyla bavuran ile diğer yirmi iki kii hakkında Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne  
iddianame vermitir. Cumhuriyet Savcısı, bavuranla ilgili olarak, Bursa civarından sorumlu  
bir diğer üpheli tarafından korunduğunu ve El-Kaide üyelerine Arapça dersi verdiğini  
kaydetmitir.  
Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Ocak 2008 tarihinde, davanın esasına ilikin ilk  
durumasını yapmıtır. Bavuran, duruma sırasında, sığınma talebinin 1996 yılı sonunda  
reddedildiğini ve on yılı akın süredir Türkiye’de yaadığını ifade etmitir. Bavuran, ayrıca,  
El-Kaide eylemleriyle ilgisi olmadığını ve kötü muamele ve ölüm cezası riski bulunması  
nedeniyle ülkesine dönemediğini iddia etmitir. Duruma sonunda, mahkeme, bavuranın  
2
serbest bırakılmasına hükmetmitir. Ancak, mahkeme, bavuranın ülkeden ayrılmasını  
yasaklamıtır.  
Dava dosyasındaki bilgiye göre, bavuran aleyhindeki cezai yargılama ilk derece  
mahkemesi önünde halen derdesttir.  
B. Sınırdıı ilemleri  
Belirtilmeyen bir tarihte, bavuran yeniden BirlemiMilletler Mülteciler Yüksek  
Komiserliği’ne (BMMYK) bavurmuve mültecilik statüsü talebinde bulunmutur.  
Bavuran, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasının ardından, yabancı kabul  
ve barındırma merkezine yerletirilmesinin öncesinde, 25 Ocak 2008 tarihinde, Kocaeli  
Emniyet Müdürlüğü Yabancılar ubesi’ne bağlı ili polis memuru tarafından sorgulanmıtır.  
Bavuranın ifadesinin yer aldığı belgeye göre, bavuranın sınırdıı ilemlerinin balatıldığı  
kendisine bildirilmitir. Daha sonra, BMMYK’ye yaptığı bavuruyla ilgili ifade vermesi  
istenmitir. Bavuran, avukatının kendisi adına BMMYK ile iletiime geçtiğini ve 18 Ocak  
2008 tarihinde BMMYK’nin kendisiyle görüğünü ileri sürmütür. Bavuran, ayrıca,  
ülkesinde ölüm cezası ve kötü muamele tehlikesiyle karı karıya olduğu için Tunus’a geri  
gönderilmek istemediğini belirtmitir.  
5 Mart 2008 tarihinde, Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut Đltica Dairesi  
Bakanı, Kocaeli Valiliği’nden bavuranın Türkiye’den gönderilmesini talep etmitir. Ancak,  
Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin bavuranın Türkiye’den çıkıını yasaklayan kararı  
uyarınca bavuranın sınırdıı edilmesi mümkün değildi.  
17 Ekim 2008 tarihinde, Kocaeli Emniyet Müdür Yardımcısı, Đstanbul Ağır Ceza  
Mahkemesi’nden bavuranın ülkeden çıkıını yasaklayan kararının iptalini talep etmitir.  
Kocaeli Emniyet Müdür Yardımcısı, bavuranın yabancı kabul merkezinde kalanları provoke  
ettiğini ve verilen yemekleri almayarak protesto balattığını ifade etmitir. Emniyet Müdür  
Yardımcısı, ayrıca, 5683 No.lu Kanun’un 19. maddesi uyarınca bavuranın sınırdıı edilmesi  
gerektiğini kaydetmitir.  
Bavuran, 3 Aralık 2008 tarihinde, BMMYK tarafından mülteci olarak tanınmıtır.  
23 Aralık 2008 tarihinde, bavuran, Đçileri Bakanlığı’na resmi olarak bavurarak  
geçici sığınma talebinde bulunmutur. Talebiyle ilgili olarak 9-12 Kasım 2009 tarihleri  
arasında Đçileri Bakanlığı yetkilileri bavuranla görüme yapmı, ancak söz konusu  
görümenin sonucu hakkında bavuran bilgilendirilmemitir.  
22 Ocak 2009 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 24 Ocak 2008 tarihli kararını  
bozmutur.  
Hükümet’in ifadesine göre, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22 Ocak 2009 tarihli  
kararının ardından bavuranın sınırdıı ilemleri yeniden balatılmıtır. Ancak, AĐHM  
Đçtüzüğü’nün 39. maddesinin uygulanması sonucu sınırdıı ilemleri ertelenmitir. Hükümet,  
bavuranın sığınma talebinde bulunmadan Türkiye’de yaadığını ileri sürmütür. Bavuran,  
ancak Türkiye’den gönderilmesine karar verildikten sonra sığınma talebinde bulunmutur.  
Bavuranın El-Kaide üyesi olduğu üphesi ve dolayısıyla Türkiye’de bulunmasının ulusal  
güvenliği ve kamu düzenini tehdit etmesi nedeniyle geçici sığınma talebi reddedilmitir.  
3
Ennahda’nın kurucularından ve aynı zamanda bakanı olan Rashid Ghannouchi, 14  
Eylül 2009 tarihli mektubunda, Tunus Ennahda Partisi’nin üyesi olan bavuranın ülkesine geri  
dönmesi halinde, söz konusu örgütle olan ilikisi nedeniyle hapis cezası ve ikence riskiyle  
karı karıya kalacağını kaydetmitir.  
C. Bavuranın Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ne ve Kırklareli Yabancı Kabul ve  
Barındırma Merkezi’ne yerletirilmesi  
Bavuran, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24 Ocak 2008 tarihli kararının ardından  
Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi’ne yerletirilmitir.  
11 Mart 2008 tarihinde, bavuran, halen kalmakta olduğu Kırklareli Yabancı Kabul ve  
Barındırma Merkezi’ne gönderilmitir.  
Bavuran, Kocaeli ve Kırklareli’nde bulunan yabancı kabul merkezlerinin koullarıyla  
ilgili olarak, Đzmit’te içinde 0.75 x 0.90 m büyüklüğünde iki bank bulunan 9 m2’lik bir  
hücrede tutulduğunu belirtmitir. Bavuran, tuvalete gitmek istediğinde gardiyanları çağırmak  
zorunda olduğunu ifade etmitir. Günde bir kez yemek verildiğini, hücreden ayrılmasına izin  
verilmediğini ve Đzmit’te tutulduğu sırada ailesiyle veya avukatıyla görütürülmediğini ifade  
etmitir. Bu nedenle, bavuran açlık grevine balamı, böylelikle üç kez avukatını görmesine  
izin verilmitir.  
Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi ile ilgili olarak, bavuran, diğer üç  
kiiyle birlikte 16 m2’lik bir odada kaldığını ileri sürmütür. Bavuran, günde üç kez yemek  
verildiğini, ancak yemeğin kalitesinin çok düük olduğunu belirtmitir. Đçme suyunun  
bulunmadığını, bu nedenle ie suyu almak zorunda kaldığını ileri sürmütür. Bavuran,  
ayrıca, merkezde kalan kiilere hijyen veya temizlik ürünlerinin tedarik edilmediğini ve  
gardiyanların agresif tavırlar sergilediklerini kaydetmitir.  
Hükümet, bavuranın Kocaeli Emniyet Müdürlüğü ve Kırklareli Yabancı Kabul ve  
Barındırma Merkezi’nde tatmin edici koullarda tutulduğunu ileri sürmütür.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 3. VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca, Ennahda ile olan bağlantısı nedeniyle  
Tunus’a iadesi sonucunda ciddi bir ikence ve kötü muamele riskiyle karı karıya kalacağı  
konusunda ikayetçi olmutur. Bavuran, ayrıca, AĐHS’nin herhangi bir maddesini öne  
sürmeden, Kasım 2009’a kadar sığınma talebiyle ilgili olarak herhangi bir yetkili makamın  
kendisiyle görümediğini ve görüme sonucuyla ilgili olarak kendisine bilgi verilmediğini  
ileri sürmütür. Bavuran, ayrıca, hakkında verilen sınırdıı emrinden haberdar olmadığı için  
sınırdıı kararına itiraz edemediğini ifade etmitir.  
AĐHM, bavuranın ikinci ikayetinin AĐHS’nin 13. maddesi bağlamında incelenmesi  
gerektiği kanaatindedir.  
A. Kabuledilebilirlik  
4
Hükümet, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca bavuranın mevcut iç hukuk yollarını  
tüketmediğini ileri sürmütür. Hükümet, bu bağlamda, Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca  
bavuranın idare mahkemelerine bavurarak sınırdıı kararı ile yerel makamların geçici  
ğınma izni verilmemesine yönelik kararlarının bozulmasını talep edebileceğini ileri  
sürmütür.  
Bavuran, kendisine tebliğ edilmeyen kararlara itiraz edemediğini ileri sürmütür.  
AĐHM, Abdolkhani ve Karimnia davasında Savunmacı Hükümet tarafından yapılan  
aynı itirazı inceleyip reddettiğini hatırlatır. AĐHM, söz konusu davada içtihadından  
ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koul bulunmadığı kanaatindedir. Bu nedenle,  
AĐHM, Hükümet’in itirazını reddeder.  
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bavurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet, bavuranın sığınma talebinin yetkili makamlarca incelenerek reddedildiğini  
belirtmitir. Hükümet, bu bağlamda, bavuranın uzun yollar boyunca sığınma talebinde  
bulunmadığını kaydetmitir. Hükümet, bavuranın 1995 ve 1996 yılları içerisinde yirmi dokuz  
kez Tunus’a gittiğini ifade etmitir. Hükümet, söz konusu iddialarını desteklemek üzere  
bavuranın Hatay yoluyla Türkiye’den ayrıldığını gösteren bir belge sunmutur. Hükümet,  
ayrıca, bavuranın El-Kaide üyesi olmakla suçlandığını, bu nedenle de Türkiye’deki ulusal  
güvenlik ve kamu düzeni için tehlike oluturduğunu ileri sürmütür. Hükümet, bavuranın  
Tunus’a iadesinin herhangi bir risk doğurmayacağı kanaatine varmıtır.  
Hükümet, ayrıca, Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca bavuranın idare mahkemelerine  
bavurarak hakkında alınan kararın bozulmasını talep edebileceğini hatırlatmıtır. Hükümet,  
iddiasını desteklemek üzere, dört sığınmacı hakkında verilen sınırdıı kararlarının  
bozulmasına hükmeden ilk derece mahkemesi kararlarını onaylayan Danıtay kararlarının  
kopyalarını sunmutur.  
Bavuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmitir. Bavuran, terör örgütünün değil  
Ennahda’nın üyesi olduğu konusunda ısrar etmitir. Bavuran, ayrıca, 1997 yılında mülteci  
olarak tanınmak için BMMYK’ye bavurduğunu belirtmitir. Bavuran, ayrıca, 1995 ve 1996  
yıllarında Tunus’a gitmediğini, Türkiye’den Suriye’ye tekstil ürünleri ihraç ettiği için  
Suriye’ye gittiğini kaydetmitir. Bavuran, BMMYK tarafından mülteci olarak tanınmasının  
hemen ardından Türk makamlarına bavurduğunu ifade etmitir. Bavuran, bu bağlamda,  
Hükümet’in geçici sığınma talebinin reddedildiği yönünde ifadelerde bulunmasına rağmen, 9-  
12 Kasım 2009 tarihleri arasında geçici sığınma talebiyle ilgili olarak Đçileri Bakanlığı  
yetkililerinin kendisiyle görüğünü kaydetmitir. Ancak, söz konusu görümenin sonucuyla  
ilgili olarak kendisine bilgi verilmemitir. Bavuran, son olarak, sınırdıı kararı ile sığınma  
talebinin reddedildiği yönündeki kararın kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle söz konusu  
kararlara itiraz edemediğini ifade etmitir.  
Bavuranın AĐHS’nin 3. maddesi bağlamındaki iddialarıyla ilgili olarak, AĐHM,  
bavuranın Ennahda üyesi olduğunu iddia ettiğini ve Ennahda bakanının bavuranın Tunus  
Ennahda Partisi’nin üyesi olduğunu ve Tunus’a dönmesi halinde hapis cezası ve ikence  
5
riskiyle karı karıya kalacağını ifade ettiği bir belge sunduğunu gözlemlemektedir. AĐHM,  
ayrıca, Hükümet’in bu iddiaların doğru olup olmadığını incelemediğini gözlemlemektedir. Bu  
nedenle, AĐHM, bavuranın Tunus’taki Ennahda’nın üyesi olduğuna dair herhangi bir üphe  
bulunmadığı kanaatine varır.  
Bu bağlamda, AĐHM, yukarıda adı geçen Saadi kararında, Uluslararası Af Örgütü ile  
Đnsan Hakları Đzleme Örgütü raporlarında Tunus’ta rahatsız edici bir durumun mevcut  
olduğunun belirtildiğini gözlemlemitir. AĐHM, söz konusu raporlarda, terörle suçlanan  
kiilere ikence edildiği ve kötü muamelede bulunulduğuna dair çok sayıda vaka  
bulunduğundan bahsedildiğini kaydetmitir (Saadi). AĐHM, bu davada, Saadi kararında  
yapmıolduğu tespitlerden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir gerekçe bulunmadığı  
kanaatindedir.  
AĐHM, ayrıca, bavuranın 24 Ocak 2008 tarihinde Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi  
önünde, 25 Ocak 2008 tarihinde polise verdiği ifadesi sırasında, Tunus’ta kötü muameleye  
maruz kalacağı riski taıması nedeniyle oraya geri dönmek istemediğini belirttiğini  
gözlemlemektedir. Bavuran, polise verdiği ifadesinde, ayrıca, BMMYK’ye yeniden  
bavurduğunu kaydetmitir. Bununla birlikte, 5 Mart ve 17 Ekim 2008 tarihli belgelere göre,  
ulusal makamlar, bavuranın iddialarını incelemeden sınırdıı edilmesini planlamılardır.  
Ayrıca, Hükümet, bavuranın Kasım 2009’dan önce geçici sığınma talebiyle ilgili olarak  
kendisiyle görüülmediği iddiasına cevap vermemive söz konusu incelemeye ilikin  
herhangi bir belge sunmamıtır. Hükümet, yalnızca, bavuranın El-Kaide üyesi olmakla  
suçlanğı, bu nedenle de Türkiye’deki ulusal güvenlik ve kamu düzeni için tehlike  
oluturduğu gerekçesiyle geçici sığınma talebinin reddedildiğini belirtmitir. AĐHM,  
AĐHS’nin 3. maddesinin mutlak niteliğini hatırlatır: bir devletin sorumluluğunun 3. madde  
kapsamına girip girmediği değerlendirilirken, - sözkonusu muamele baka bir devlet  
tarafından uygulanmıolsa dahi -kötü muamele görme riski ile sınırdıı etme nedenlerini  
karılatırmak mümkün değildir. Đlgili kiinin eylemleri, her ne kadar hokarılanmasa veya  
tehlike arz etse de, göz önüne alınamaz (Chahal / Birleik Krallık, 15 Kasım 1996; Hüküm ve  
Karar Raporları 1996-V; Saadi; Abdolkhani ve Karimnia).  
Bu koullar altında, AĐHM, ulusal makamların bavuranın iddialarını inceleyip  
AĐHS’nin 3. maddesinin gereklerini göz önünde bulundurdukları konusunda ikna olmamıtır.  
ğınma talebinin nedenleri konusunda bavuranla görümek ve siyasi görüleri nedeniyle  
karı karıya kalabileceği riski değerlendirmek BMMYK’ye dütür.  
AĐHM, bavuranın Tunus’a iadesi halinde karılaabileceği risklerle ilgili olarak  
BMMYK’nin vardığı sonucu göz önünde bulundurmalıdır (Jabari / Türkiye, no. 40035/98;  
N.A. / Birleik Krallık, no. 25904/07; Abdolkhani ve Karimnia). AĐHM, bu bağlamda,  
BMMYK bavuran ile görüğünde, bavuranın korkularının inanılırlığını ve ülkesindeki  
koullara dair verdiği ifadenin doğru olup olmadığını test etme fırsatına sahip olduğunu  
gözlemlemektedir. Söz konusu görümenin ardından, BMMYK, bavuranın kendi ülkesinde  
zulüm görme tehlikesi bulunduğunu tespit etmitir.  
BMMYK’nin değerlendirmesi ıığında, AĐHM, bavuranın ülkesine iade edilmesi  
halinde 3. madde kapsamındaki haklarının ihlal edileceğine inanmak için esaslı gerekçelerin  
mevcut olduğu kanaatine varmıtır.  
Bavuranın AĐHS’nin 13. maddesi kapsamındaki ikayetiyle ilgili olarak, AĐHM,  
bavuranın Tunus’ta kötü muamele ve ölüm riskiyle karı karıya kalacağı yönündeki  
6
iddialarının ulusal makamlarca anlamlı bir incelemesinin yapılmadığı sonucuna vardığını  
kaydeder. Ayrıca, Hükümet, sığınma talebinin reddedildiğine dair verilen karar ile sınırdıı  
kararının bavurana tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge göstermemitir. Hükümet’in  
sınırdıı kararının bavurana tebliğ edildiğini gösteren herhangi bir belge sunmaması  
nedeniyle, AĐHM, bavuranın 25 Ocak 2008 tarihinde sınırdıı ilemlerinden haberdar  
edildiği yönünde Hükümet’in yapmıolduğu açıklamaya itibar edemez. Ayrıca, 22 Ocak 2009  
tarihinde sınırdıı ilemlerinin yeniden balatılmasının ardından, makamlar yine bavuranı  
haberdar etmemilerdir. Ayrıca, geçici sığınma talebinin reddedildiğine yönelik karar da  
bavurana tebliğ edilmemitir. Bu koullar altında, AĐHM, bavuranın Tunus’ta kötü muamele  
ve ölüm riskiyle karı karıya kalacağı yönündeki iddialarına ilikin etkili ve eriilebilir bir  
hukuk yoluna sahip olmadığı sonucuna varır. Son olarak, bavuranın idare mahkemelerine  
bavurabileceği iddiasıyla ilgili olarak, AĐHM, verilen bir sınırdıı kararının iptali için yapılan  
bavurunun otomatik olarak durdurucu bir etkisinin olmaması nedeniyle, Türkiye’deki  
sınırdıı davalarının adli denetiminin etkili bir hukuk yolu olarak görülemeyeceğini hatırlatır  
(Abdolkhani ve Karimnia).  
Sonuç olarak, AĐHM, bavuranın Tunus’a iade edilmesi halinde AĐHS’nin 3.  
maddesinin ihlal edileceği sonucuna varır. AĐHM, ayrıca, AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal  
edildiğini tespit eder.  
II. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin 5. maddesi uyarınca, alıkonmasının kanuna aykırı olduğu  
konusunda ikayetçi olmutur. Bavuran, ayrıca, AĐHS’nin 5/2 maddesi uyarınca, 25 Ocak  
2008 tarihinden itibaren alıkonmasının gerekçelerinin kendisine bildirilmediği konusunda  
ikayetçi olmutur. Bavuran, ayrıca, AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca, tutukluluğunun  
meruluğuna itiraz edemediğini ileri sürmütür. Bavuran, son olarak, AĐHS’nin 5/5 maddesi  
uyarınca, bahsi geçen 5. madde ihlalleri karılığında tazminat talep edemediğini ileri  
sürmütür.  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bavurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
1. Tarafların ifadeleri  
Hükümet, bavuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nde kaldığını  
ileri sürmütür. Bavuranın bu merkeze yerletirilmesinin nedeni, sınırdıı ilemleri  
tamamlanıncaya kadar bavuranın makamların gözetiminde bulunması gerekliliğidir.  
Hükümet, söz konusu uygulamanın 5683 No.lu Kanun’un 23. maddesi ile 5682 No.lu  
kanun’un 4. maddesine dayandığını belirtmitir. Hükümet, ayrıca, bavuranın tutuksuz  
yargılanmak üzere serbest bırakılmasının ardından polis tarafından sorgulandığı 25 Ocak  
2008 tarihinde söz konusu durumdan haberdar edildiğini ileri sürmütür. Bavuranın  
AĐHS’nin 5/4 ve 5/5 maddeleri bağlamındaki ikayetleriyle ilgili olarak, Hükümet, bavuranın  
idare mahkemelerine bavurabileceğini ifade etmitir.  
7
Bavuran, alıkonduğunu ve bunun iç hukukta yeterli bir yasal dayanağının  
bulunmadığını ileri sürmütür. Bavuran, ayrıca, 25 Ocak 2008 tarihinde polise verdiği  
ifadeleri içeren belgelerde sonraki alıkonmasına herhangi bir atıfta bulunulmaması nedeniyle,  
bu belgelerin alıkonmasının gerekçelerini kendisine bildirdiğinin düünülemeyeceğini ileri  
sürmütür. Bavuran, tutukluluğunun meruluğuna itiraz edemediğini ve AĐHS’nin 5.  
maddesinin 1., 2. ve 4. paragrafları tarafından güvence altına alınan haklarının ihlali  
karılığında ulusal mahkemeler önünde tazminat talep edemediğini yinelemitir.  
2. AĐHM’nin değerlendirmesi  
a. AĐHS’nin 5/1 maddesi  
AĐHM, aynı ikayeti Abdolkhani ve Karimnia davasında incelediğini hatırlatır. AĐHM,  
adı geçen davada, bavuranların Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ne  
yerletirilmeleri sonucu özgürlüklerinden mahrum bırakıldıklarını tespit etmive sınırdıı  
amacıyla tutukluluk kararı verme ve tutukluluk süresini uzatma ve böyle bir tutukluluk için  
süre koymaya ilikin usulü belirleyen açık yasal hükümlerin yokluğunda, bavuranların maruz  
kaldığı özgürlükten yoksun bırakmanın AĐHS’nin 5. maddesi açısından “yasaya uygun”  
olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıtır.  
AĐHM, söz konusu davayı incelemive bu davada belirtilen içtihadından ayrılmasını  
gerektirecek herhangi bir özel koul bulunmadığı sonucuna varmıtır. Dolayısıyla, AĐHS’nin  
5/1 maddesi ihlal edilmitir.  
b. AĐHS’nin 5/2, 5/4 ve 5/5 maddesi  
AĐHM, Hükümet’in atıfta bulunduğu 25 Ocak 2008 tarihli belgeye göre, BMMYK’ye  
yapılan bavuruyla ilgili olarak iki polis memurunun bavuranı sorguladığını  
gözlemlemektedir. Bavurana El-Kaide üyeliği suçuyla ilgili olarak serbest bırakıldığı ve bu  
bağlamda sınırdıı ilemlerinin balatıldığı bildirilmitir. Söz konusu belgede, bavuranın  
hangi gerekçeyle Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’nde alıkonduğuna dair herhangi bir bilgi  
bulunmamaktadır. Tutukluluğunun gerekçelerinin bavurana resmi olarak tebliğ edildiğine  
dair dava dosyasında baka herhangi bir belge bulunmaması nedeniyle, AĐHM, 25 Ocak 2008  
tarihinden itibaren alıkonmasının gerekçelerinin ulusal makamlar tarafından bavurana tebliğ  
edilmediği sonucuna varır (Abdolkhani ve Karimnia).  
AĐHM, ayrıca, bavuranın tutukluluğunun meruluğunun bir mahkeme tarafından  
incelenebileceği ve AĐHS’nin 5/1, 5/2 ve 5/4 maddeleri tarafından güvence altına alınan  
haklarının ihlali karılığında tazminat talep edebileceği herhangi bir usulün varlığının  
Hükümet tarafından kanıtlanmadığını gözlemlemektedir. Hükümet, yalnızca, Anayasa’nın  
125. maddesi uyarınca Türkiye’de bulunan yabancıların idare mahkemelerine dava  
açabileceklerini kaydetmitir. Hükümet, ayrıca, kanuna aykırı olarak tutuklandığı gerekçesiyle  
bir sığınmacı tarafından açılan davanın idare mahkemeleri tarafından ivedilikle incelenerek  
ğınmacının serbest bırakılmasına ve tazminata hükmedildiğini gösteren herhangi bir örnek  
sunmatır.  
AĐHM, 25 Ocak 2008 tarihinden itibaren özgürlüğünden mahrum bırakılmasının  
gerekçelerinin bavurana tebliğ edilmediğini tespit etmitir. AĐHM, söz konusu tespitin,  
bavuranın tutukluluğuna itiraz hakkının etkili dayanaklardan yoksun olduğu anlamına geldiği  
kanaatindedir (Abdolkhani ve Karimnia; Shamayev ve Diğerleri / Gürcistan ve Rusya, no.  
8
36738/02). Dolayısıyla, AĐHM, AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca, Türk hukuk sisteminin  
bavuranın tutukluluğunun meruluğunun adli denetimden geçmesini sağlayacak bir hukuk  
yolu sunmadığı sonucuna varır (S.D. / Yunanistan, no. 53541/07).  
Yukarıda anlatılanlar ıığında, AĐHM, AĐHS’nin 5/2, 5/4 ve 5/5 maddelerinin ihlal  
edildiği sonucuna varır.  
III.  
BAVURANIN TUTUKLULUĞU BAĞLAMINDA AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN  
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin herhangi bir maddesini öne sürmeden Kocaeli Emniyet  
Müdürğü ile Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nde kötü koullarda  
alıkonduğu konusunda ikayetçi olmutur.  
AĐHM, bavurunun bu kısmının AĐHS’nin 3. Maddesi bağlamında incelenmesi  
gerektiği kanaatindedir.  
Hükümet, bavuranın iddiasına itiraz etmitir.  
Bavuranın Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ndeki tutukluluk koullarıyla ilgili  
ikayetiyle ilgili olarak, AĐHM, bavuranın 11 Mart 2008 tarihinde Kırklareli’ndeki merkeze  
gönderildiğini, ancak 24 Mart 2009 tarihinde AĐHM’ye bavuruda bulunulduğunu  
gözlemlemektedir. Dolayısıyla, AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları  
uyarınca makul süreyi ağı gerekçesiyle bavurunun bu kısmının reddedilmesine karar verir.  
Bavuranın halen tutulmakta olduğu Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezi’ndeki koullara ilikin iddialarıyla ilgili olarak, AĐHM, neredeyse aynı ikayetleri  
incelediğini ve söz konusu merkezin fiziki koullarının AĐHS’nin 3. maddesi kapsamına  
girecek derecede ciddi olmadığını tespit ettiğini kaydeder (Z.N.S. / Türkiye, no. 21896/08).  
Tarafların ifadelerini inceleyen AĐHM, bavuranın söz konusu davada farklı bir  
sonuca varmasını sağlayacak nitelikte yeni bir iddia ortaya koymadığı kanaatindedir. AĐHM,  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca bavurunun bu kısmının açıkça  
dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğine karar verir.  
IV.  
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun  
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, tutuklu kaldığı süre boyunca uğradığı gelir kaybı karılığında maddi  
tazminat olarak 12,500 Euro talep etmitir. Bavuran, ayrıca, AĐHS’nin 3. ve 5. maddelerinin  
ihlali sonucu gördüğü manevi zarar karılığında toplam 235,000 Euro manevi tazminat talep  
etmitir.  
9
Hükümet, aırı miktarda ve dayanaktan yoksun oldukları gerekçesiyle söz konusu  
taleplere itiraz etmitir.  
Tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı  
bulunmadığını kaydeden AĐHM, söz konusu talebin reddedilmesine karar verir. Bununla  
birlikte, AĐHM, bavuranın tek baına tespit edilen ihlalle telafi edilemeyecek düzeyde  
manevi zarar görmüolabileceği kanaatindedir. AĐHM, ihlallerin ciddiyetini göz önünde  
bulundurarak ve hakkaniyete uygun olarak, bavurana 11,000 Euro manevi tazminat  
ödenmesine karar verir.  
Davanın özel koullarını, AĐHS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine dair tespitini ve  
söz konusu ihlale acilen son verilmesi gerektiğini göz önünde bulunduran AĐHM, Savunmacı  
Hükümet’in bavuranın en yakın tarihte serbest bırakılmasını temin etmesi gerektiği  
kanaatindedir (Assanidze / Gürcistan, no. 71503/01).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, Türkiye’deki temsilcisinin avukatlık ücreti için toplam 6,000 Euro, AĐHM  
önündeki yargılama sırasında ödediği avukatlık ücreti için 5,250 Euro ve telefon, faks ve  
posta ücretleri için 262 Euro talep etmitir. Bavuran, taleplerini desteklemek üzere,  
avukatları tarafından hazırlanan iki adet masraf cetveli sunmutur.  
Hükümet, yalnızca gerçekliği kanıtlanan yargı giderlerinin elde edilebileceğini  
kaydederek bavuranın taleplerine itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, bir bavuran gerçekliğini ve gerekliliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM, söz konusu davada, elindeki belgelere ve  
yukarıdaki kriterlere dayanarak, yerel mahkemeler önündeki yargılama masraf ve giderleri  
için 1,000 Euro, AĐHM önündeki yargılama giderleri için ise 3,000 Euro ödenmesine karar  
verir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Sınırdıı ilemleriyle ilgili olarak AĐHS’nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca yapılan  
ikayetler ile AĐHS’nin 5/1, 5/2, 5/4 ve 5/5 maddeleri uyarınca yapılan ikayetlerin  
kabuledilebilir, bavurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. Bavuranın Tunus’a sınırdıı edilmesinin AĐHS’nin 3. maddesini ihlal edeceğine;  
3. Bavuranın AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca yaptığı ikayetle bağlantılı olarak  
AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AĐHS’nin 5/1, 5/2, 5/4 ve 5/5 maddelerinin ihlal edildiğine;  
10  
5. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet  
tarafından, bavurana, manevi tazminat olarak 11,000 Euro (on bir bin Euro),  
yargılama masraf ve giderleri için toplam 4000 Euro (dört bin Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin  
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal  
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 13 Temmuz 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
11