COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
D.B. – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 33526/08)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Temmuz 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 33526/08 no’lu davanın nedeni, Đran vatandaı  
D.B.’nin (“bavuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 17 Temmuz 2008 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleme’nin (“AĐHS”) 34.  
maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Ankara Barosu  
avukatlarından BarıYıldız tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
1984 doğumlu olan bavuran, bavurunun yapıldığı tarihte Edirne Yabancı Kabul ve  
Barındırma Merkezi’nde tutulmaktaydı.  
A. Bavuranın Türkiye’ye gelmesi ve geçici sığınma talebine ilikin prosedür  
Bavuran, Đran Đꢀçi-Komünist Partisi ile Đran’daki Eitlik ve Özgürlük Arayan Öğrenci  
Hareketi’nin aktif bir üyesiydi. Bavuran, ayrıca, bilinen bir öğrenci gazetesinin editör  
kurulunda yer almaktaydı.  
Bavuranın ifadesine göre, 2007 yılındaki Öğrenci Günü’nde (Đran’daki üniversite  
öğrencileri tarafından her yıl düzenlenmektedir) elliden fazla öğrenci yakalanarak  
Tahran’daki Evin Cezaevi’nde hücre hapsine alınmıtır. Bavuranın mensup olduğu öğrenci  
gazetesi editör kurulunun diğer üyeleri de yakalananlar arasında bulunmaktadır. Söz konusu  
olayın akabinde daha fazla öğrenci yakalanarak cezaevine konmutur.  
2008 yılının balarında, bavuran, yasadıı yollardan Türkiye’ye giriyapmıtır.  
5 Nisan 2008 tarihinde, bavuran, yasadıı yollardan Türkiye’den ayrılmak isterken  
Türk güvenlik güçleri tarafından yakalanmıve Edirne Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezi’ne yerletirilmitir.  
Bavuran, 22 Nisan 2008 tarihinde, Đçileri Bakanlığı’na bavurarak geçici sığınma  
talebinde bulunmutur.  
24 Temmuz 2008 tarihinde, bavuranın talebi reddedilmitir. Đçileri Bakanlığı  
Müstear Yardımcılığı tarafından Edirne Valiliği’ne gönderilen yazıya göre, bavuran, ulusal  
güvenlik için tehlike oluturduğu gerekçesiyle 22 Ağustos 2007 tarihinde Đran’a sınır dıı  
edilen P.P. isimli ahıs ile aynı eylemlerde yer aldığını ifade etmitir. Đçileri Bakanlığı  
Müstear Yardımcısı, bavuranın talebinin aynı gerekçeyle reddedildiğini ve genel olarak  
böyle kiilere geçici sığınma izninin verilmemesi gerektiğini ileri sürmütür. Đçileri Bakanlığı  
Müstear Yardımcısı, ayrıca, BirlemiMilletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin  
(“BMMYK”) söz konusu olaylardan haberdar edilmemesini talep etmive ulusal güvenliğin  
zarar görmemesi nedeniyle BMMYK’nin söz konusu bilgiye eriimin kısıtlanması gerektiğini  
belirtmitir. Müstear Yardımcısı, Edirne Valiliği’nden, bavuran hakkında verilen kararın  
2
kendisine tebliğ edilmesini ve söz konusu kararla ilgili olarak iki gün içinde itirazda  
bulunabileceğinin bildirilmesini talep etmitir.  
Aynı gün, geçici sığınma talebinin reddedildiğine dair karar bavurana tebliğ edilmiꢀ  
ve iki gün içerisinde itirazda bulunmaması halinde kendi ülkesine sınır dıı edileceği  
belirtilmitir.  
Bavuran, 25 Temmuz 2008 tarihinde bir dilekçe ile Edirne Valiliği’ne bavurarak  
geçici sığınma talebinin reddedilmesine hükmeden karara itiraz etmitir.  
Aynı gün, bavuran, bir çevirmen eliğinde iki polis memuruna ifade vermitir.  
Bavuran, Đran Đꢀçi-Komünist Partisi ile Đran’daki Eitlik ve Özgürlük Arayan Öğrenci  
Hareketi’nin aktif bir üyesi olduğunu ifade etmitir. Bavuran, söz konusu örgütlerce  
düzenlenen çok sayıda gösteriye katıldığını ve elinde bu gösterilere ait dijital fotoğrafların  
bulunduğunu kaydetmitir. Bavuran, söz konusu örgütler adına düzenlenen etkinliklerde yer  
alan arkadalarının yakalanarak cezaevine konmasının ardından Đran’dan ayrıldığını ifade  
etmitir. Bavuran, Türk makamlarından, Đran’daki eylemlerine ilikin belge ve ayrıntılı bilgi  
edinilmesi amacıyla BMMYK, avukatı ve bir sivil toplum kuruluu olan Helsinki  
Vatandaları Meclisi ile iletiime geçmelerini talep etmitir.  
9 Eylül 2008 tarihinde, bavuranın talebi Đçileri Bakanlığı tarafından reddedilmitir.  
Resmi belgelere göre, Đçileri Bakanlığı, militan geçmiini göz önünde bulundurarak,  
bavuranın ABD’ye götürülüp orada askeri eğitim alacağı ve Đran’ı hedef alan askeri  
operasyonların bir parçası olacağına dair bir tehlikenin bulunduğu kanaatine varmıtır.  
4 Kasım 2008 tarihinde, BMMYK Ankara Ofisi görevlileri, Türk makamları  
tarafından tutulduğu sırada bavuran ile görüme yapmıtır. 20 Mart 2009 tarihinde, BMMYK  
tarafından bavurana mülteci statüsü tanınmıtır.  
B.  
Bavuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ne  
Yerletirilmesi ve ilgili ilemler  
1. Bavuranın ifadesi  
Bavuran, 9 - 21 Temmuz 2008 tarihleri arasında Edirne Yabancı Kabul ve  
Barındırma Merkezi’ne yerletirilmesinin ardından, tutukluluğunu ve geçici sığınma talebinin  
makamlarca reddedilmesini protesto etmek amacıyla açlık grevine balamıtır. Bavuran,  
ayrıca, Edirne Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nde hücre hapsinde tutulduğunu ve  
intihara teebbüs ettiğini iddia etmitir.  
25 Temmuz 2008 tarihinde, bavuran Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezi’ne gönderilmitir. Bavuran söz konusu merkezde de hücre hapsinin devam ettiğini  
iddia etmitir.  
21 Ekim 2008 tarihinde, Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ni  
ziyaretinin ve bavuranla bulumasının ardından, BarıYıldız, bavuranın tek baına bir  
hücrede tutulduğunu iddia ettiğini kaydetmitir. Avukat, daha sonra bavuranın tutulduğu  
hücrenin koullarıyla ilgili olarak polis memurlarından birinden bilgi istemitir. Polis  
memuru, hücre içerisinde bir tuvalet ve dubulunduğunu belirtmitir. Bavuran, avukata,  
3
kendisine kötü muamelede bulunulmadığını ve psikolog veya psikiyatriste görünmesine gerek  
olmadığını söylemitir.  
3 Eylül 2008 tarihinde, Mazlum-Der, yaam koullarını gözlemlemek üzere Kırklareli  
Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ne ziyarette bulunmutur. Mazlum-Der’in raporuna  
göre, yönetim tarafından dernek üyelerinin yabancı uyruklu kiilerin tutulduğu yere  
girmelerine ve bavuranla görüme yapmalarına izin verilmemitir. Görevliler, dernek  
üyelerine, bavurana eriimin kısıtlanması yönünde Bakanlığın yazılı talimatının bulunduğunu  
söylemilerdir. Ancak, görevliler, söz konusu belgeyi dernek üyelerine göstermek  
istememilerdir. Mazlum-Der, merkezde kalan diğer kiilerin bavuranın uzun bir süreden  
beri merkezde tutulduğunu bilmediklerini kaydetmitir. Daha sonra, söz konusu ahıslar,  
bavuranın kendilerinden ayrı bir yerde tutulduğunu öğrenmilerdir. Rapora göre, yönetim,  
ruhsal sorunlar yaayan bavuranın diğer hiçbir tutukluyla konumasına izin vermemitir.  
Ayrıca, bavuranın BMMYK temsilcileri ile görümesine de izin verilmemitir.  
2.  
Hükümet’in ifadesi  
Hükümet, bavuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nde  
tutulduğunu ve söz konusu merkezin bir cezaevi olmadığını ileri sürmütür. Bu nedenle,  
Hükümet, bavuranın hücre cezasını çekebileceği herhangi bir hücre veya bölmenin  
bulunmadığını, ayrıca bu yönde herhangi bir talimat verilmediği belirtmitir.  
3.  
Đdari yargılama  
23 Nisan 2009 tarihinde, bavuranın avukatı, Kırklareli Emniyet Müdürlüğü ile  
Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar ve Hudut Đltica Daire Bakanlığı’na dilekçe yazmıtır.  
Bavuranın avukatı, dilekçesinde, Đsveç Hükümeti’nin bavuranı Đsveç mülteci kotası  
kapsamında kabul ettiğini ve 27 Mayıs 2009 tarihi için Đsveç’e uçak biletinin ayırtıldığını  
kaydetmitir. Avukat, idari makamlardan, Türkiye’den ayrılmasının kolaylatırılması  
amacıyla bavuranın serbest bırakılmasının sağlanmasını talep etmitir.  
Belirtilmeyen bir tarihte, bavuranın avukatı, bavuranın serbest bırakılması talebiyle  
Ankara Đdare Mahkemesi’ne dava açmıtır.  
6 Mayıs 2009 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, bavuranın avukatının daha önce  
idari makamlara bavurduğunu ancak taleplerinin reddedildiğini gösteren belgeleri  
dilekçesiyle birlikte göndermediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermitir. Mahkeme,  
bavuranın avukatından, söz konusu kararın içeriğine uygun olarak 30 gün içerisinde talebini  
yenilemesini istemitir.  
24 Haziran 2009 tarihinde, Ankara Bölge Đdare Mahkemesi, 6 Mayıs 2009 tarihli  
kararı onamıtır.  
26 Haziran 2009 tarihinde, bavuranın avukatı, Ankara Đdare Mahkemesi’ne yeniden  
bavurmutur.  
21 Ağustos 2009 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, BMMYK’den bavuranla ilgili  
bilgi talep edilmesine karar vermitir. BMMYK ofisinden, özellikle, Đsveç Hükümeti’nin  
bavurana mülteci statüsü verilmesine dair kararını gösteren belgeler, AĐHM’nin ihtiyati  
tedbir kararına ilikin belgeler ve dava dosyasının bir kopyası talep edilmitir.  
4
19 Kasım 2009 tarihinde, Ankara Đdare Mahkemesi, bavuranın Kırklareli Yabancı  
Kabul ve Barındırma Merkezi’nden serbest bırakılmasına hükmetmitir. Mahkeme, kararında,  
BMMYK tarafından bavurana mülteci statüsü tanınmasını ve Đsveç Hükümeti’nin bavuranı  
mülteci kotası kapsamında kabul etmesini göz önünde bulundurmutur. Dolayısıyla,  
mahkeme, Đsveç’e gönderilmesi amacıyla bavuranın serbest bırakılmasına hükmetmitir.  
Hükümet, 23 Aralık 2009 tarihli yazı ile bavuranın 24 Kasım 2009 tarihinde kaçtığını  
AĐHM’ye bildirmitir. Hükümet, bavuranın banka havalesi alması için götürüldüğü  
Kırklareli Emniyet Müdürlüğü’nden kaçtığını ifade etmitir. Hükümet, bavuranın kaçmasının  
ardından Kırklareli polisi tarafından çıkarılan yakalama emrine rağmen, bavuranın  
yakalanmadığını ileri sürmütür.  
Bavuranın avukatı, Ankara Đdare Mahkemesi’nin 19 Kasım 2009 tarihli kararı  
uyarınca, kendisinin ve BMMYK’nin talebi üzerine, bavuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve  
Barındırma Merkezi’nden serbest bırakılmak için polise teslim olduğunu 12 Ocak 2010 tarihli  
yazıyla AĐHM’ye bildirmitir.  
3 ubat 2009 tarihinde, Hükümet ile bavuranın avukatı, bavuranın 26 Ocak 2010  
tarihinde Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nden serbest bırakıldığını  
AĐHM’ye bildirmitir. Hükümet, ayrıca, bavurana, Đsveç’e gidene kadar beay süreyle  
oturma izni verildiğini kaydetmitir. Bavuranın avukatı, bavuran için 4 Mart 2010 tarihine  
Đsveç’e uçak bileti ayırtıldığını kaydetmitir.  
9 ve 15 Mart 2010 tarihlerinde, bavuranın avukatı ile Hükümet, bavuranın 4 Mart  
2010 tarihinde Türkiye’den ayrılarak kendisine mülteci statüsü tanıyan Đsveç’e gittiğini  
AĐHM’ye bildirmitir.  
HUKUK  
I.  
BAVURANIN SINIRDIIYLA TEHDĐT EDĐLMESĐNE ĐLĐꢁKĐN  
OLARAK AĐHS’NĐN 2., 3. VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, Đran'a sınır dıı edilmesi halinde kötü muamele veya ölüm tehlikesiyle karı  
karıya kalacağı gerekçesiyle AĐHS’nin 2. ve 3. maddelerinin ihlal edildiği konusunda  
ikayetçi olmutur. Bavuran, ayrıca, Đran'a sınır dıı edilmesi ile ilgili karara itiraz  
edebileceği etkili bir iç hukuk yolunun bulunmadığı ve sığınma talebinde bulunamadığı  
gerekçesiyle AĐHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmütür.  
Hükümet, bavuranın iddialarına itiraz etmitir.  
AĐHM, bavurunun bu kısmının, bavuranın Türkiye’den Đran’a sınır dıı edilmesi  
ihtimaliyle ilikili olduğunu gözlemlemektedir. AĐHM, ayrıca, Türk Hükümeti’nin,  
bavuranın Đran’a gönderilmesiyle ilgili olarak AĐHM tarafından verilen ihtiyati tedbir  
kararına uyduğunu ve sınır dıı ilemlerini durdurduğunu gözlemlemektedir. Ayrıca, bavuran  
serbest bırakılmıve kendisine Đsveç’e gidene kadar beay süreyle oturma izni verilmitir.  
Son olarak, 4 Mart 2010 tarihinde, bavuran Türkiye’den ayrılarak Đsveç’e gitmitir. Bu  
koullar altında, AĐHM, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca, bavuranın AĐHS’nin 2., 3. ve 13.  
maddelerinin ihlallerinden mağdur olduğunu iddia edemeyeceği kanaatindedir (mutatis  
5
mutandis, Mohammedi / Türkiye, no. 3373/06; Ayashi / Türkiye, no. 3083/07; Ranjbar ve  
Diğerleri / Türkiye, no. 37040/07).  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca tamamen asılsız olduğu  
gerekçesiyle bavurunun bu kısmı kabuledilemez niteliktedir.  
II.  
AĐHS’NĐN 3. VE 5. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, Edirne ve Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezlerinde  
tutulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edildiğini ileri  
sürmütür. Bavuran, aynı madde uyarınca, özgürlüğünden mahrum bırakılmasının yasallığını  
sorgulayabileceği herhangi bir hukuk yolu bulunmadığı konusunda ikayetçi olmutur.  
Bavuran, son olarak, hem Edirne hem de Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezlerinde hücre hapsinde tutulduğu konusunda ikayetçi olmutur. Bavuran, söz konusu  
ikayetini AĐHS’nin 3. maddesine dayandırmıtır.  
A. AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edildiği iddiası  
1. Kabuledilebilirlik  
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bavurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
2. Esas  
(a) AĐHS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiği iddiası  
Hükümet, bavuranın Edirne ve Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezlerinde tutuklu bulundurulmadığını, 5683 No.lu Kanun’un 17. maddesi ile 1994 Đltica  
Yönetmeliği’nin 5(d) maddesi uyarınca söz konusu merkezlerde barındırıldığını ileri  
sürmütür. Bavuranın adı geçen merkezlere yerletirilme nedeni, geçici sığınma taleplerinin  
değerlendirilmesi yapılana kadar yabancıların makamlar tarafından gözetim altında tutulmak  
istenmesidir.  
Bavuran, gerçekten alıkonduğunu ve tutukluluğunun iç hukukta herhangi bir yasal  
dayanağının bulunmadığını ileri sürmütür.  
AĐHM, aynı ikayeti Abdolkhani ve Karimnia davasında incelediğini hatırlatır. AĐHM,  
Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’ne yerletirilmeleri sonucu bavuranların  
özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları kanaatine varmıtır. AĐHM, sınır dıı amacıyla  
tutukluluk kararı verme ve tutukluluk süresini uzatma ve böyle bir tutukluluk için süre  
koymaya ilikin usulü belirleyen açık yasal hükümlerin yokluğunda, bavuranların maruz  
kaldığı özgürlükten yoksun bırakmanın, AĐHS’nin 5. maddesi uyarınca “yasaya uygun”  
olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıtır.  
AĐHM, söz konusu dava koullarının adı geçen Abdolkhani ve Karimnia davasındaki  
koullarla neredeyse aynı olduğunu gözlemlemektedir. Ayrıca, AĐHM’ye göre, Hükümet,  
bavuranın Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nden kaçtığını bildirdiğinde,  
dolaylı olarak bavuranın özgürlüğünden mahrum bırakıldığını kabul etmitir. Bu nedenle,  
6
AĐHM, söz konusu davada, Abdolkhani ve Karimnia kararında yapmıolduğu tespitlerden  
ayrılmasını gerektirecek herhangi bir koul bulunmadığı sonucuna varır. Dolayısıyla,  
AĐHS’nin 5/1 maddesi ihlal edilmitir.  
(b)  
AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği iddiası  
Hükümet, kiilerin yabancı kabul ve barındırma merkezlerine yerletirilmesine dair  
verilen kararlara karı idare mahkemelerine bavurmanın, AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca  
etkili bir hukuk yolu olduğunu ileri sürmütür.  
Bavuran, ilk olarak, geçerli kimlik belgeleri olmadan avukat tutamadığı için idare  
mahkemelerine bavuramağını ileri sürmütür. Bavuran, sonraki ifadelerinde, noter onaylı  
bir vekaletname ile avukatına yetki verdiğini ifade etmitir. Böylece, bavuranın avukatı  
Ankara Đdare Mahkemesi’ne bavurarak bavuranın serbest bırakılmasını talep etmitir.  
Bavuran, Eylül 2009’da verdiği ifadesinde, söz konusu yargılamanın yeterince hızlı  
yürütülmediğini ileri sürmütür.  
AĐHM, bavuranın avukatının 26 Haziran 2009 tarihinde Ankara Đdare Mahkemesi’ne  
bavurarak, Đçileri Bakanlığı’nın müvekkilinin serbest bırakılmamasına hükmeden kararının  
iptalini ve yargılama sonlandırılıncaya kadar söz konusu kararla ilgili olarak yürütmenin  
durdurulmasını talep ettiğini gözlemlemektedir. Đlk derece mahkemesi, 21 Ağustos 2009  
tarihinde, bavuranın talebinin değerlendirilebilmesi amacıyla BMMYK’den bilgi talebinde  
bulunmutur. Đlk derece mahkemesi, 19 Kasım 2009 tarihinde, bavuru tarihinden yaklaık  
beay sonra, bavuranın serbest bırakılmasına hükmetmitir.  
AĐHM, AĐHS’nin 5/1 maddesi uyarınca, Türkiye’de sınır dıı edilene kadar tutuklu  
bulundurma prosedürünü düzenleyen yasal hükümler bulunmadığına dair tespitlerine atıfta  
bulunmaktadır. Söz konusu yargılamada herhangi bir karmaık sorun ortaya konmamıtır.  
AĐHM, bavuranın tutukluluğu için yeterli yasal dayanak bulunmadığını gözlemlemek  
açısından Ankara Đdare Mahkemesi’nin AĐHM’ye göre daha iyi bir konumda olduğu  
kanaatindedir. Ancak, Ankara Đdare Mahkemesi, söz konusu sorunu incelememitir. 26  
Haziran 2009 ile 19 Kasım 2009 tarihleri arasında geçen süreyi göz önünde bulunduran  
AĐHM, söz konusu davadaki yargısal denetimin, bavuranın dilekçesi için “ivedi” bir cevap  
olarak görülemeyeceği sonucuna varmıtır (Khudyakova / Rusya, no. 13476/04; Kadem /  
Malta, no. 55263/00).  
Dolayısıyla, AĐHM, AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca, Türk hukuk sisteminin,  
bavuranın tutukluluğunun yasaya uygunluğu konusunda ivedi olarak yargısal denetime  
bavurabilmesini sağlayacak bir hukuk yolu sunmadığı sonucuna varmıtır (S.D. / Yunanistan,  
no. 53541/07; Abdolkhani ve Karimnia).  
Buna göre, AĐHS’nin 5/4 maddesi ihlal edilmitir.  
B. AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği iddiası  
Hükümet, Edirne veya Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezlerinde  
bavuranın tek baına tutulabileceği herhangi bir hücre veya bölme bulunmadığını ileri  
sürerek, bavuranın hücre hapsinde tutulduğu iddiasına itiraz etmitir. Hükümet, ayrıca,  
bavuranın bu iddia ile ulusal makamlara bavurabileceğini ve de bavurması gerektiğini ileri  
7
sürmütür. Bu nedenle, Hükümet, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca, bavuranın iç hukuk  
yollarını tüketmediğini belirtmitir.  
AĐHM, ilk olarak, bavuranın tek baına ayrı bir yerde tutulduğu iddiasının taraflar  
arasında ihtilaflı olduğunu kaydeder. AĐHM, bu bağlamda, bavuranın Mazlum-Der  
aracılığıyla bir rapor sunduğunu ve bu rapora göre Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezi’nde tutulan diğer kiilerin bavuranın ayrı bir yerde kaldığına tanık olduklarını  
gözlemlemektedir. Ancak, bavuran, ayrı bir odada tutulduğu iddiasının inanılırlığının AĐHM  
tarafından değerlendirilebilmesi için fiziksel koullarla ilgili olarak ayrıntılı bilgi vermemitir.  
Bavuran, ayrıca, 21 Ekim 2008 tarihli görümelerinde avukatı BarıYıldız’a psikolog veya  
psikiyatriste görünmesine gerek olmadığını söylemi, dolayısıyla hücre hapsinin ruhsal  
durumu üzerindeki olumsuz etkisiyle ilgili olarak iddialarını desteklememitir.  
AĐHM, bavuranın bu balık altındaki iddialarıyla ilgili olarak, Hükümet’in de anlamlı  
ifadelerde bulunmadığını tespit etmitir. Hükümet, bavuranın iç hukuk yollarını  
tüketmediğini iddia etmi, ancak mevcut iç hukuk yollarından ve bavuranın ikayetine ilikin  
ne gibi bir çözüm sunulacağından bahsetmemitir. Hükümet, ikayetin esasıyla ilgili olarak,  
yalnızca, yabancı kabul ve barındırma merkezlerinin cezaevi olmadıklarını ve hücre  
odalarının bulunmadığını ileri sürmütür. Hükümet, bavuranın alıkonma ekliyle ilgili  
olarak herhangi bir ayrıntı vermemitir.  
Bununla birlikte, AĐHS’nin 5/1 maddesi uyarınca bavuranın söz konusu merkezlerde  
alıkonmasının kanuna aykırı olduğu yönündeki tespitini göz önünde bulunduran AĐHM,  
AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca hücre hapsi konusunu etkili bir biçimde incelemesini  
sağlayacak detaylara yer verilmemesine rağmen, söz konusu tutuklulukla ilgili temel hukuki  
sorunun belirlendiği kanaatindedir. Dolayısıyla, AĐHM, Hükümet’in ön itirazının  
incelenmesine veya bavuranın söz konusu merkezlerde gerçekten hücre hapsinde tutulup  
tutulmağının belirlenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.  
AĐHM, bavurunun bu kısmının kabuledilebilir olduğu kanaatindedir. Bununla  
birlikte, yukarıda anlatılanları göz önünde bulunduran AĐHM, bavuranın bu balık altındaki  
iddialarıyla ilgili olarak ayrıca karar vermesine gerek olmadığı sonucuna varır.  
IV. AĐHS’NĐN 34. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Türkiye’nin AĐHS’nin 34. maddesinde öngörülen yükümlülüğünü yerine getirip  
getirmediği sorusunu ortaya koyan AĐHM, bavurunun Savunmacı Hükümet’e bildirildiği 8  
Ekim 2008 tarihinde bu sorunun taraflara sunulduğunu belirtir.  
A. Tarafların ifadeleri  
Bavuran, AĐHM Đçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca Daire Bakanı tarafından verilen  
ihtiyati tedbir kararına rağmen, Edirne ve Kırklareli Yabancı Kabul ve Barındırma  
Merkezlerinde tutulduğu sırada avukatla görümesine izin verilmediğini ileri sürmütür.  
Bavuran, kiisel bavuru hakkının kısıtlandığını iddia etmitir.  
Hükümet, 16 Ekim 2008 tarihinde, Đçileri Bakanlığı’nın Kırklareli Valiliği’nden  
bavuranın avukatı ile görümesine izin verilmesini talep ettiğini ileri sürmütür. Hükümet,  
ayrıca, 4 Kasım 2008 tarihinde, BMMYK ofisinin bavuran ile görümesine izin verildiğini  
kaydetmitir. Hükümet, yabancı kabul ve barındırma merkezlerinde tutulan kiilerin kendi  
8
avukatlarıyla veya baro tarafından görevlendirilen avukatlarla görümelerini engelleyen  
herhangi bir kısıtlama bulunmadığını belirtmitir.  
B.  
AĐHM’nin değerlendirmesi  
AĐHM, ilk olarak, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca bavuranın AĐHM’ye eriim  
hakkının hiçbir ekilde engellenmemesi ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 39. maddesinde değinilen  
ihtiyati tedbir kararına uyulmamasının sonuçları ile ilgili olarak daha önce yapmıolduğu  
tespitleri hatırlatır (Mamatkulov ve Askarov / Türkiye, no. 46827/99; Shamayev ve Diğerleri /  
Gürcistan ve Rusya, no. 36378/02; Paladi / Moldova, no. 39806/05; Grori / Arnavutluk, no.  
25336/04; Cebotari / Moldova, no. 35615/06). AĐHM, yukarıda bahsi geçen içtihadı uyarınca,  
Savunmacı Hükümet’in 34. madde bağlamındaki yükümlülüklerini yerine getirip  
getirmediğini inceleyecektir.  
AĐHM, bavuranın avukatının, Edirne ve Kırklareli Barolarından iki avukata, AĐHM  
tarafından talep edilen vekaletnameyi almaları için bavuranla görümeleri talimatını  
verdiğini ve bu avukatların 21 Temmuz ve 5 Eylül 2008 tarihlerinde Edirne ve Kırklareli  
Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezlerinde bavuranı görmek istediklerini, ancak yönetim  
tarafından kendilerine izin verilmediğini gözlemlemektedir. AĐHM, ayrıca, AĐHM  
Đçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının verilmesinin ardından, ikinci bir  
giriimde bulunulduğunu gözlemlemektedir. Hükümet, AĐHM’nin belirlediği sürenin  
bitiminden on üç gün sonra, bavuranın avukatıyla görümesine izin vermeleri için yetkili  
makamlara talimat verildiğini AĐHM’ye bildirmitir. 21 Ekim 2008 tarihinde, süre bitiminden  
on sekiz gün sonra, bavuran avukatıyla görüebilmive avukatına AĐHM önündeki  
yargılama sırasında kendisini temsil etme yetkisi veren belgeyi imzalayabilmitir. AĐHM,  
Hükümet’in, AĐHM Đçtüzüğü’nün 39. maddesinde öngörülen ihtiyati tedbir kararına uymadığı  
sonucuna varır.  
Ayrıca, Hükümet’in öngörülen süre içerisinde ihtiyati tedbir kararına uymasını  
engelleyici nedenlerin bulunup bulunmadığı hususunun AĐHM tarafından belirlenmesi  
gerekir. Bu bağlamda, AĐHM, uygulamada bavuranın avukatıyla görümesini engelleyen  
herhangi bir kısıtlama olmadığı ve 5 Eylül 2008 tarihinde BarıYıldız’la görüme için yapılan  
ikinci giriimin, BarıYıldız’ın bavuranın avukatı olduğunu kanıtlayan noter onaylı  
vekaletnameyi ibraz etmemesi nedeniyle gerçekleemediği yönünde Hükümet’in yapmıꢀ  
olduğu ifadeleri kaydeder. AĐHM, avukatın bavuranla görümesi için gerekli vekaletnameye  
sahip olmaması nedeniyle bavuranın AĐHM tarafından talep edilen vekaletname için  
avukatıyla görüemediğini, dolayısıyla Hükümet tarafından ortaya konan iddiayı kabul  
edemeyeceğini belirtir. AĐHM, bavuranın vekaletnameyi imzalayamamasına ve Đran’da karı  
karıya kalacağı tehlikelerle ilgili olarak ayrıntılı bilgi verememesine sebep olan balangıçtaki  
idari engel nedeniyle bavurunun riske atıldığı kanaatindedir. Dolayısıyla, AĐHM, bavuranın  
AĐHM önünde etkili bir ekilde temsil edilmesinin ciddi biçimde engellendiği sonucuna varır.  
AĐHM’ye göre, bavuranın sonradan avukatıyla görümesi, vekaletnameyi imzalaması ve  
Đran’daki durumuyla ilgili bilgi vermesi, makamların belirtilen süre içerisinde harekete  
geçmemeleri nedeniyle Savunmacı Hükümet’in AĐHS’nin 34. maddesi bağlamındaki  
yükümlülüklerini yerine getirmediği gerçeğini değitirmez.  
Buna göre, AĐHS’nin 34. Maddesi ihlal edilmitir.  
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
9
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun  
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, 3,200 Euro maddi tazminat, 20,000 Euro manevi tazminat talebinde  
bulunmutur.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
Tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı  
bulunmadığını kaydeden AĐHM, söz konusu talebi reddeder. Bununla birlikte, AĐHM,  
bavuranın tek baına tespit edilen ihlalle telafi edilemeyecek düzeyde manevi zarar görmüꢀ  
olabileceği kanaatindedir. Tespit edilen ihlallerin ağırlığını göz önünde bulunduran AĐHM,  
adil temellere dayanarak, bavurana 11,000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar verir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, ayrıca, AĐHM önündeki yargılama masraf ve giderleri karılığında 3,500  
Euro talep etmitir. Bavuran, Đstanbul Barolar Birliği’nin ücret cetveline atıfta bulunarak  
avukatlık ücreti karılığında 3,000 Euro talep etmitir. Bavuran, ayrıca, çeviri, ulaım,  
telefon ve faks ücretleri karılığında 600 Euro talep etmitir. Bavuran, ayrıca, avukatının söz  
konusu dava için kırk saat çalığını ileri sürmütür. Bavuran, taleplerini desteklemek üzere,  
avukatının Erdem Ersaçmı’a 300 TL (158 Euro) ödediğini gösteren bir posta havalesi  
sunmutur.  
Hükümet, yalnızca gerçekliği kanıtlanan yargı giderlerinin elde edilebileceğini  
kaydederek bu talebe itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, bir bavuranın gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Söz konusu davada ilgili belgelerin  
sunulmağını ve yukarıdaki ölçütleri göz bulunduran AĐHM, bavurana bu balık altında 158  
Euro ödenmesine karar verir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun AĐHS’nin 3. (tutukluluk koulları), 5/1, 5/4 ve 34. maddeleriyle ilgili  
kısımlarının kabuledilebilir olduğuna;  
2. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
3. AĐHS’nin 5/1 ve 5/4 maddelerinin ihlal edildiğine;  
10  
4. AĐHS’nin 34. maddesinin ihlal edildiğine;  
5. Bavuranın tutukluluğuyla ilgili olarak AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca yaptığı  
ikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
6. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet  
tarafından, bavurana, manevi tazminat olarak 11,000 Euro (on bir bin Euro),  
yargılama masraf ve giderleri için 158 Euro (yüz elli sekiz Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin  
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal  
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
7. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 13 Temmuz 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
11