Baꢀvuranın, ayrıca, kanun dıꢀı yakalanan veya tutuklanan kiꢀilere tazminat verilmesine iliꢀkin
466 sayılı Kanun’a uygun olarak tazminat talep edebileceğini ileri sürmüꢀtür.
21. AĐHM, benzer davalarda, Hükümet’in ön itirazlarını incelemiꢀ olduğunu ve
bunları reddettiğini yineler ( bkz., özellikle, Öcalan – Türkiye [BD], no. 46221/99, §§ 66-71,
AĐHM 2005-…). AĐHM, bu davada, yukarıda belirtilen baꢀvuruda verdiği hükümlerden farklı
bir hüküm vermesini gerektirecek özel bir durum görmemektedir.
22. Yukarıda belirtilenlerin karꢀısında, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder.
23. AĐHM, baꢀvurunun, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde, temelsiz
olmadığını kaydeder. AĐHM, ayrıca, ꢀikayetin herhangi bir diğer nedenle de kabuledilmez
olmadığını kaydeder. Dolayısıyla, kabuledilebilir ilan edilmelidir.
B. Esaslar
24. Hükümet, olayların geçtiği zamanda, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yargı
yetkisi dahilindeki suçlar için polis nezaretindeki tutukluluk süresinin dört günle sınırlı
olduğunu, ancak, savcının talebi üzerine ve yargıcın onayı ile bu sürenin yedi güne kadar
uzatılabileceğini kaydetmiꢀtir. Baꢀvuranın tutukluluk süresinin, 23 Mayıs 2001 tarihinde saat
18.00’de baꢀladığını ve 25 Mayıs 2001 tarihine kadar devam ettiğini iddia etmiꢀtir. Baꢀvuran,
daha sonra, 14.30 sıralarında, Đzmir Emniyet Müdürlüğü polis memurlarına teslim edilmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranın, dört gün ve on dokuz saatlik bir süre için tutulu bulundurulduğunu ve
baꢀvuranın Đzmir’e naklinin gerekli ve kaçınılmaz olduğunu iddia etmiꢀtir. Hükümet,
baꢀvuran hakkındaki ciddi iddiaları gözönünde tutarak iki günlük bir uzatmanın mantıksız
olmadığını belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın tutukluluğunun 28 Mayıs 2001 tarihinde öğleden sonra
sona erdiğini belirtmiꢀtir. Hükümet, AĐHM içtihadına, özellikle Karakurt – Türkiye kararına
((karar), no. 45718/99, 29 Ocak 2002), atıfta bulunmuꢀtur.
25. Baꢀvuran, 23 Mayıs 2001 tarihinde saat 15.00’te yakalanmıꢀ olduğunu iddia
etmiꢀtir. Hakkındaki suçlamaların, 1993 ve 1995 yılları arasında yer alan olaylara iliꢀkin
olduğunu ve kendi ifadeleri dıꢀında hakkındaki davanın zaten tamamlanmıꢀ olduğunu ileri
sürmüꢀtür. Ayrıca, 28 Mayıs 2003 tarihinde değil, 27 Mayıs 2003 tarihinde, diğer ꢀüphelileri
teꢀhis etmesinden önce, sorgulandığını ileri sürmüꢀtür. Üç günden fazla polis nezaretinde
tutulmasına gerek olmamıꢀ olduğunu iddia etmiꢀtir. Son olarak, baꢀvuran, nakiller ve
yolculuk için harcanan sürenin tutukluluk süresinin bir parçası olarak sayılmadığını ifade
etmiꢀ ve bir yargıç önüne çıkarılmadan beꢀ gün tutuklu bulundurulduğunu yinelemiꢀtir.
26.AĐHM, terör suçları ꢀüphesiyle dört gün altı günden fazla bir süreye kadar polis
gözaltında tutulan kiꢀilerle ilgili olarak 5 § 3. maddenin ihlal edildiğini tespit ettiğini not eder
(bkz. örneğin, Brogan ve Diğerleri – Đngiltere, 29 Kasım 1988 kararı, Seri A, no. 145-B,
ss.31-32, §§ 55-62; Dikme – Türkiye, no. 20869/92, §§ 60-67, AĐHM-VIII).
27.Bu davada, baꢀvuran, yaklaꢀık dört gün yirmi saat boyunca hakim huzuruna
çıkarılmadan tutulu bulundurulmuꢀtur (23 Mayıs 2001’de yaklaꢀık saat 3 veya 6’dan, 28
Mayıs 2001’de yaklaꢀık 2’ye kadar). AĐHM, bu davada, polis tarafından alınan – baꢀvuranın
ifadesini almak, kendisini Đzmir’e göndermek ve kendisine fotoğraflar göstererek baꢀka
ꢀüphelileri belirlemek gibi - sınırlı tedbirlerin, baꢀvuranı daha erken tarihte bir hakim
huzuruna çıkarmamayı haklı gösterecek bir gerekçe tespit etmemiꢀtir.
4