hüküm giymiş olan kişilerdir. Bu maddenin amacı, terörist faaliyetlerle ilgili olarak
yürütülmekte olan soruşturmalar çerçevesinde bu kişilerin bilgisinden yararlanmaktır.
Hükümet, bu kişilerin cezaevinden, hakim kararıyla çıkarıldığını eklemektedir.
Başvuranlar Hükümet’in savına itiraz etmektedirler.
AİHM, 6 Şubat 2003 tarihli kabuledilebilirlik kararında, bu itirazın başvuranların
şikayetleri ile ortaya konanlarla yakından bağlantılı soruları gündeme getirdiğini belirtmiş
olduğunu hatırlatmaktadır. Dolayısıyla AİHM bunu esasa bağlamaya karar vermiştir.
II. AİHS’NİN 5. MADDESİNİN 1. FIKRASININ C) BENDİ İLE 3. VE 4.
FIKRALARININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar Jandarma Tugay Komutanlığı’nda tutulmalarının, AİHS’nin 5.
maddesinin ihlal edilmesine neden olduğunu iddia etmektedirler.
A. AİHS’nin 5§1 c) maddesi
Başvuranlar tutuklu yargılanmak üzere Diyarbakır Cezaevi’ne konulduktan sonra, 430
sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca sorgulanmak üzere tekrar Jandarma Tugay
Komutanlığı’na götürülmüşlerdir. Başvuranlar Jandarma Komutanlığı’nda hücre hapsinde
tutulduklarını ve tamamen kendilerini sorgulamakla görevli jandarmaların insafına terk
edildiklerini belirtmektedirler.
Hükümet başvuranların Jandarma Komutanlığı’nda tutulmaları yürürlükteki ulusal
mevzuata uygun olduğunu ve “bu durum[un], başvuranlar aleyhinde yürütülen soruşturma
çerçevesinde yer alan bir soruşturma olmadığı[nı]” savunmaktadır.
AİHM öncelikle, başvuranlar hakkında tutuklu yargılama kararı verildikten sonra ilgili
kişilerin Jandarma Komutanlığı’na götürülüp burada tutulmaları konusunda taraflar arasında
bir anlaşmazlık olmadığını kaydetmektedir.
AİHM, bir tutuklu bulundurma işleminin “usule uygunluğu”- ki buna “yasal yollara”
uyulması da dahildir- konusunda AİHS’nin, her özgürlükten yoksun bırakmanın, 5. maddede
öngörülen amaca uygun düşmesini şart koştuğunu hatırlatır: bireyin keyfiliğe karşı korunması
(bkz., Wassink-Hollanda, 27 Eylül 1990, seri A no: 185, s. 11, § 24). AİHM, terör suçları
hakkındaki soruşturmaların, yetkili mercileri özel sorunlarla karşı karşıya bıraktığını kabul
etmiş olduğunu daha önceden de bir çok kez ifade etmiştir (bkz., Brogan ve diğerleri-Birleşik
Krallık, 29 Eylül 1988, seri A no 145-B, s. 33, § 61, Murray -Birleşik Krallık, 28 Ekim 1994,
seri A no 300, s. 27, § 58, Aksoy-Türkiye, 18 Aralık 1996, Derleme Kararlar ve Hükümler
1996-VI, s. 2282, § 78, Sakik ve diğerleri -Türkiye, 26 Kasım 1997, Derleme 1997-VII,
s. 2623, § 44, ve Demir ve diğerleri-Türkiye, 23 Eylül 1998, Derleme 1998-VI, s. 2653, § 41).
Yine de bu durum, yetkili mercilerin ortada bir terör suçu olduğunu düşündükleri her anda,
şüphelileri yakalamak ve gözaltına almak için, öncelikle ulusal mahkemeler, son kertede ise
AİHS denetim organları tarafından yürütülecek etkili bir denetimin dışında, tam yetkiye sahip
oldukları anlamına gelmez (bkz., diğerleri arasında, Demir ve diğerleri kararı).
AİHM başvuranın ilk olarak 11 Kasım 2001 tarihinde gözaltına alındığını ve 15 Kasım
2001 tarihinde kadar gözaltında tutulduğunu tespit etmiştir. Başvuran bu tarihte Cumhuriyet
Savcısı ve hakim karşısına çıkarılmış ve hakkında tutuklu yargılama kararı verilmiştir.
6