kullanmadıklarını ve AİHM’ye yapılan başvurunun 6 Nisan 1999 tarihli Yargıtay kararının
ardından altı ay içinde gerçekleştirilmediğini savunmaktadır.
Başvuranlar, bu sava karşı çıkmıştır.
AİHM, başvuranların teoride Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca tek bir başvuru yolu
bulunduğu yönündeki şikayetleri kabul etmekte, bununla birlikte, sözü edilen başvuru
yolunun etkisiz bir sonuca götürmesi nedeniyle bu doğrultuda yapılan başvuruyu
reddetmektedir (Bkz. sözü edilen Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37).
AİHM, mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihatları (Bkz. özellikle Akkuş kararı) ve sunulan
unsurların bütünü ışığında, bu şikayetin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir.
Şikayetin bu bölümünün kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe tespit edilmemiştir.
B. Esas hakkında
AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1 no’lu
Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. sözü edilen Akkuş
kararı, s. 1317, §§ 30-31, ve Aka kararı, s. 2682, §§ 50-51).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme, yerel merciler tarafından ek istimlak
bedelinin geç ödenmesi hususunun mülkiyet sahibinin gelir kaybına neden olan idareye
yükleneceği tespitini yapmaktadır. Bu gecikme sözkonusu sürecin etkinliğini daha da
artırmıştır ki bu durumda AİHM, kamu yararının zarureti ve mülkiyet haklarının korunması
arasındaki dengeyi bozacak şekilde başvuranların gereğinden fazla yük altında kaldığı
görüşündedir.
Sonuç olarak Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA
Başvuranlar, 1993 tarihinde tapu siciline kaydedilmesi ile başlayan ve Haziran 2000 tarihinde
ek bedelin ödenmesi ile sona eren kamulaştırma sürecinin uzunluğundan şikayetçi olmakta ve
AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
Hükümet bu bağlamda, ulusal yargı makamları nezdinde davanın AİHS’nin 6 § 1.
maddesinde yer alan esaslara uygun olarak yürütüldüğünün altını çizmektedir.
Başvuranlar bu sava karşı çıkmaktadırlar.
AİHM, bu şikayetin 35. madde uyarınca kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe
olmamasına karşın, Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç ışığında
AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca ayrıca incelenmesini gerekli görmemektedir.
3