DGM, 31 Ekim 2000 tarihinde baꢀvuranı TCK’nın 125. maddesi uyarınca bölücü
faaliyetlerde bulunmaktan suçlu bulmuꢀ ve ömür boyu hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Ayrıca
DGM, orman yangınlarına sebep olması hususunda delil yetersizliğinden baꢀvuranın beraatine
karar vermiꢀtir.
Yargıtay 21 Mayıs 2001 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını onamıꢀtır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6§1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, usul iꢀlemlerinin bir kısmı boyunca kendisini mahkum eden DGM
bünyesinde askeri hakimin bulunması nedeniyle davasının tarafsız ve bağımsız bir mahkeme
tarafından görülmediğini iddia etmektedir. Baꢀvuran AĐHS’nin 6§1 maddesini ileri
sürmektedir.
Hükümet, DGM’nin tarafsız ve bağımsız olmamasına iliꢀkin ꢀikayet konusunda
verilen ulusal nihai kararın aynı mahkeme tarafından verilen karar olduğunu ileri sürmektedir.
Bu bağlamda Yargıtay’ın bu ꢀikayet konusunda karar vermeye hiçbir ꢀekilde yetkili
olmadığını ve dolayısıyla temyizin durumun düzeltilmesi amacıyla etkili iç hukuk yolu
olmadığını savunmaktadır. Hükümet buradan baꢀvuranın ilk derece mahkemesi kararının
verildiği 31 Ekim 2000 tarihinden itibaren hesaplanmak üzere altı ay içinde baꢀvurusunu
yapmak zorunda olduğu sonucunu çıkarmaktadır.
AĐHM, Özdemir-Türkiye davasında (no: 59659/00) benzer bir itirazı daha önce
reddettiğini hatırlatmaktadır. AĐHM farklı bir sonuca varmak için hiçbir gerekçe görmemekte
ve dolayısıyla Hükümet’in itirazını reddetmektedir. Bundan dolayı bu ꢀikayet AĐHS’nin 35§3
maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun değildir. Bu ꢀikayet baꢀka hiçbir
kabuledilemezlik gerekçesine ters değildir. Dolayısıyla ꢀikayeti kabuledilebilir ilan etmek
uygun olacaktır.
Hükümet AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edilmediğini savunmaktadır.
AĐHM, Öcalan-Türkiye davasında (no: 46221/99), sadece bir kısmı için bile olsa, bir
sivilin askeri hakimden oluꢀan bir mahkemeye çıkarılması durumuna özel ihtimam
gösterdiğini ve demokratik toplumda böylesi bir durumun mahkemelerin vermesi gereken
güven duygusunu ciddi bir ꢀekilde zedelediğine kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır. Daha
sonra AĐHM, itiraz edilen mahkemenin usul iꢀlemlerinin soruꢀturma, yargılama ve karar
aꢀamalarının her birinde yasama ve yürütme güçlerinden bağımsız olması gerektiğini
vurgulayarak, ilgili ceza davasında daha sonra da geçerli kalan yargılama iꢀlem yada
iꢀlemlerinde askeri hakimin rol alması durumunda, mahkemedeki daha sonraki yargılamanın
meydana gelebilecek ꢀüpheleri yok ettiği ortaya konulmadığı sürece, sanığın, yargılamanın
tümünün uygun bir ꢀekilde yapılıp yapılmadığı konusunda ꢀüphe duyabileceği sonucuna
varmıꢀtır. Daha da açık olmak gerekirse, bir sivil aleyhindeki davada, davanın ayrılmaz
parçasını oluꢀturan yargılama iꢀlemine askeri hakimin katılması, yargılamanın tümünün
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yürütüldüğü izlenimini ortadan kaldırmaktadır.
AĐHM bu davada, iki hukuk ve bir askeri hakimden oluꢀan DGM önünde baꢀvuran
aleyhinde 20 Ekim 1994 tarihinde bir ceza davasının baꢀlatıldığını tespit etmektedir. Askeri
hakimin, kovuꢀturmaların baꢀladığı tarihten yaklaꢀık beꢀ yıl sonra 29 Haziran 1999 tarihinde
3