C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÇOMAK - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:225/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
10 EKĐM 2006  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 225/02 bavuru no’lu davanın nedeni, Türk  
vatandaı Đlhan Çomak’ın (Bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 20  
Kasım 2001 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözlemesi’nin (AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından S.  
Ballıkaya ve Çelik tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1973 doğumlu bavuran Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuran 29 Ağustos 1994 tarihinde, üzerinde sahte kimlik ve bir tabanca  
bulundurmaktan dolayı yakalanmıtır. Bavuran Türk hukukunda yasadıı örgüt olan PKK  
mensubu olmakla suçlanmıtır.  
Bavuran, 13 Eylül 1994 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)  
Cumhuriyet Basavcısı tarafından dinlenmive aynı gün DGM yedek hakimi önüne  
çıkarıltır.  
Cumhuriyet Basavcılığı, 20 Ekim 1994 tarihli iddianameyle bavuranı Türk Ceza  
Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca, özellikle bölücü faaliyetlerde bulunmak ve Đstanbul  
bölgesinde orman yangınlarına neden olmakla itham etmitir. Bavuranın davası 1 Kasım  
1994 tarihinde bir askeri ve iki hukuk hakiminden oluan DGM önünde balamıtır.  
DGM, 15 Aralık 1994 ve 9 ubat 1995 tarihli durumalarda bavuranın savunmasını  
dinlemitir.  
DGM, 4 Nisan ve 26 Eylül 1995 tarihleri arasında yapılan durumalarda bavuranı,  
diğer sanık ve tanıkları dinlemitir. DGM, olay tespitine ilikin video kayıtlarının kendisine  
sunulmasını da istemitir. Ayrıca DGM, olay yeri tespit tutanakları hazırlayıp imzalayan polis  
memurlarının da mahkemeye çıkarılmasını istemitir.  
DGM, 26 Eylül 1995 tarihli durumada istenilen video kayıtları mahkemeye  
sunulduğunu tespit etmitir.  
DGM, 5 Mart, 29 Ağustos, 12 Kasım 1996 ve 21 Ocak 1997 tarihli durumalarda  
tanıkları ve sözkonusu tutanakları hazırlayan polisleri dinlemitir.  
DGM, 21 Ocak, 18 Mart ve 15 Mayıs 1997 tarihlerinde dinlenmek üzere iki tanığın  
mahkemeye çağrılması kararı vermitir.  
DGM, 10 Temmuz 1997 tarihinde tanıklardan birini dinlemive bu tanık bavuranın  
dava konusu örgüte mensup olduğunu onaylamıtır.  
Cumhuriyet Basavcılığı, 5 Mart 1998 tarihinde bavuran aleyhinde TCK’nın 125.  
maddesinin uygulanmasını istemitir.  
DGM, 29 Haziran 1999 tarihli durumadan 31 Ekim 2000 tarihine kadar üç hukuk  
hakiminden oluan bir heyet olarak toplanmıtır. Ancak dosyada bu dönemdeki DGM’nin adli  
usul ilemleri konusunda çok az unsur bulunmaktadır.  
2
DGM, 31 Ekim 2000 tarihinde bavuranı TCK’nın 125. maddesi uyarınca bölücü  
faaliyetlerde bulunmaktan suçlu bulmuve ömür boyu hapis cezasına çarptırmıtır. Ayrıca  
DGM, orman yangınlarına sebep olması hususunda delil yetersizliğinden bavuranın beraatine  
karar vermitir.  
Yargıtay 21 Mayıs 2001 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6§1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, usul ilemlerinin bir kısmı boyunca kendisini mahkum eden DGM  
bünyesinde askeri hakimin bulunması nedeniyle davasının tarafsız ve bağımsız bir mahkeme  
tarafından görülmediğini iddia etmektedir. Bavuran AĐHS’nin 6§1 maddesini ileri  
sürmektedir.  
Hükümet, DGM’nin tarafsız ve bağımsız olmamasına ilikin ikayet konusunda  
verilen ulusal nihai kararın aynı mahkeme tarafından verilen karar olduğunu ileri sürmektedir.  
Bu bağlamda Yargıtay’ın bu ikayet konusunda karar vermeye hiçbir ekilde yetkili  
olmadığını ve dolayısıyla temyizin durumun düzeltilmesi amacıyla etkili iç hukuk yolu  
olmadığını savunmaktadır. Hükümet buradan bavuranın ilk derece mahkemesi kararının  
verildiği 31 Ekim 2000 tarihinden itibaren hesaplanmak üzere altı ay içinde bavurusunu  
yapmak zorunda olduğu sonucunu çıkarmaktadır.  
AĐHM, Özdemir-Türkiye davasında (no: 59659/00) benzer bir itirazı daha önce  
reddettiğini hatırlatmaktadır. AĐHM farklı bir sonuca varmak için hiçbir gerekçe görmemekte  
ve dolayısıyla Hükümet’in itirazını reddetmektedir. Bundan dolayı bu ikayet AĐHS’nin 35§3  
maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun değildir. Bu ikayet baka hiçbir  
kabuledilemezlik gerekçesine ters değildir. Dolayısıyla ikayeti kabuledilebilir ilan etmek  
uygun olacaktır.  
Hükümet AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edilmediğini savunmaktadır.  
AĐHM, Öcalan-Türkiye davasında (no: 46221/99), sadece bir kısmı için bile olsa, bir  
sivilin askeri hakimden oluan bir mahkemeye çıkarılması durumuna özel ihtimam  
gösterdiğini ve demokratik toplumda böylesi bir durumun mahkemelerin vermesi gereken  
güven duygusunu ciddi bir ekilde zedelediğine kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır. Daha  
sonra AĐHM, itiraz edilen mahkemenin usul ilemlerinin soruturma, yargılama ve karar  
aamalarının her birinde yasama ve yürütme güçlerinden bağımsız olması gerektiğini  
vurgulayarak, ilgili ceza davasında daha sonra da geçerli kalan yargılama ilem yada  
ilemlerinde askeri hakimin rol alması durumunda, mahkemedeki daha sonraki yargılamanın  
meydana gelebilecek üpheleri yok ettiği ortaya konulmadığı sürece, sanığın, yargılamanın  
tümünün uygun bir ekilde yapılıp yapılmadığı konusunda üphe duyabileceği sonucuna  
varmıtır. Daha da açık olmak gerekirse, bir sivil aleyhindeki davada, davanın ayrılmaz  
parçasını oluturan yargılama ilemine askeri hakimin katılması, yargılamanın tümünün  
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yürütüldüğü izlenimini ortadan kaldırmaktadır.  
AĐHM bu davada, iki hukuk ve bir askeri hakimden oluan DGM önünde bavuran  
aleyhinde 20 Ekim 1994 tarihinde bir ceza davasının balatıldığını tespit etmektedir. Askeri  
hakimin, kovuturmaların baladığı tarihten yaklaık beyıl sonra 29 Haziran 1999 tarihinde  
3
bir hukuk hakimi ile değitirilmesinden önce, tanıkların dinlenmesi ve bavuranın  
beyanlarının alınmasına ayrılan esas hakkındaki birçok duruma gerçeklemive çok sayıda  
adli muamele yapılmıtır. Daha sonra yenilenmeyen bu muameleler, askeri hakimin yerine  
gelen hakim tarafından geçerli kılınmıtır.  
Bu koullarda mevcut dava, sözüedilen Öcalan davasından farklı değildir ve AĐHM,  
askeri hakimin yargılama sona ermeden sivil hakimle değitirilmesinin, bavuranın kendisini  
yargılamıolan mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmamasına ilikin makul üphelerini  
ortadan kaldırdığını kabul edemez.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 6§1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, maddi ve manevi tazminat olarak sırasıyla 191.160 YTL [100.600 Euro] ve  
50.000 Euro istemektedir. Ayrıca bavuran, sadece yeniden yargılanmanın yeterli adil tazmini  
oluturacağına kanaat getirmektedir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, dava koullarında ihlal tespitinin yeterli adil tazmin oluturduğuna kanaat  
getirmektedir (Bkz. mutatis mutandis Çiraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar). Aynı  
ekilde AĐHM için, bu davada olduğu gibi bir kimse AĐHS’nin gerekli kıldığı tarafsız ve  
bağımsız olma koullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından cezaya mahkum  
edildiğinde, ilgilinin isteği üzerine yeni bir dava yada yargılamanın yeniden balatılması,  
tespit edilen ihlalin düzeltilmesi için en uygun yolu tekil edecektir (Bkz. Öcalan).  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 5.000 Euro istemektedir.  
Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.  
AĐHM, elinde bulunan unsurları ve konuya ilikin içtihadını gözönünde bulundurarak,  
AĐHM önündeki yargılama masrafı için 1.000 Euro’nun bavurana ödenmesinin makul  
olduğuna kanaat getirmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4
3. Bavuranın uğradığı manevi zarar için mevcut kararın tek baına yeterli adil tazmin  
oluturduğuna;  
4. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından  
bavurana masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro’nun miktara yansıtılabilecek her  
türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3.  
maddesine uygun olarak 10 Ekim 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir  
5